Ana Sayfa Blog Sayfa 6359

Alevilerin ‘yol’u HDP’ye vardı

Gelişmeler, 7 Haziran Genel Seçimleri’nin Türkiye’nin geleceğine önemli etkide bulunacağını gösteriyor. 90 yıllık cumhuriyet, yeni bir sürece evrilmek üzeredir. Haziran 2015 seçimleri; toplum karşıtı klasik devletçi, iktidarcı, tekçi Türkçü ve İslamcı siyasetle, bütün toplumsal farklılıkların kendini özgürce ifade edebileceği, laik, emekten yana, eşitlikçi ve ekolojik toplumcu siyaset tercihleri arasında geçecek bir seçim olacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan’ın sultanlık ihtirasları üzerinden yürüyen Başkanlık Sistemi tartışmaları, AKP iktidarının tüm toplumsal renkliliği Sünni-İslamcı ve Türkçü zihniyetle tektipleştirme gayretleri, her türlü hak talebinin devletin zor aygıtlarıyla bastırılması ve bu yönlü yasalarla toplumun nefes alamaz hale getirilmesi, gidişatın hiç de iyi yönde olmadığını gösteriyor.

AKP, Alevi inanç kimliğini reddeden tutumunu da sürdürmektedir. Alevilerin eşit yurttaşlık talebi reddedilmekte, cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemekte ve tekçi zihniyetle sosyal yaşamın her alanı Sünni İslam’ın egemenlikçi eril kodlarına göre şekillendirilerek Aleviler katmerleştirilmiş asimilasyoncu bir siyasal ve sosyal baskıyla yüz yüze bırakılmaktadır.
Türkiye halklarının AKP iktidarından kurtulması gerektiği açıktır. Bunun için de Türkiye’de inanç anlamında dışlanan Alevi, Hıristiyan ve Êzîdî topluluklar ile etnik olarak Kürtler, Ermeniler, Çerkesler, Lazlar ve dışlanan diğer tüm toplulukların güçlerini Haziran 2015 seçimleri için bir demokrasi cephesinde buluşturmaları elzemdir. Özellikle inançları yasaklanan, kendi öz toplumsal değerleriyle yaşamaları baskı ve katliamlarla engellenen Alevi toplulukların tercihlerini böylesi bir demokrasi cephesinde buluşturması, demokratik laik bir gelecek için önemli bir adım olacaktır.

Demokratik bir Türkiye’nin klasik devletçi partilerin siyasetleriyle gerçekleşmeyeceği artık herkesin farkında olduğu bir gerçekliktir. Bugüne kadar kendini sol, demokrat ve laik kesimlerin temsilcisi gibi sunmaya çalışan ancak son seçimlerdeki aday profilleri, Türkiye’nin acil sorunları karşısındaki aciz, tavırsız duruşu ve tamamen milliyetçi sağcı politikaya çakılıp kalmasıyla CHP’nin artık hiçbir umut vermeyen aşılmış bir siyasetin temsilcisi olduğu da demokrasi güçlerinin farkında olduğu bir durumdur. Bu duruşu ve siyasetiyle CHP, artık Aleviler için bir seçenek olmaktan çıkmıştır.

Türkiye’deki genel siyasi tabloya bakıldığında Halkların Demokratik Partisi (HDP), çürümüş 90 yıllık tekçi rejime karşı siyaseti toplumsal iradenin ortaya çıkarılması üzerinden geliştiren ve halkların sahip olduğu her tür renkliliğin tartışmasız özgürlüğünü savunan duruşuyla tek demokratik alternatif, seçenektir.

HDP’yi demokratik tek seçenek haline getiren güç, Kürt Özgürlük Hareketi’nin kadın esaslı yürüttüğü ve tüm Ortadoğu halklarını etkileyen toplumsal eşitlikçi, halkçı ve özgürlükçü pratiği, Kobanê ve Şengal’de DAİŞ barbarlığına karşı insanlığa umut veren Kürt kadınının destansı direnişi, emekçilerin hak gaspına karşı yükselen sesi, Alevilerin asimilasyona karşı duruşu, köylülerin HES’lere karşı doğayı korumaya yönelik direnişleri ve Gezi’de başlayıp Türkiye geneline yayılan toplumsal direnişin çığlığıdır. Ve bu güç, bugün Aleviler ve demokratik bir Türkiye isteyen herkes için büyük bir umut haline gelmiş durumdadır.

Her etnisiteden Aleviler, Türkiye’nin yeni bir siyasi sürece girdiğinin farkında olarak Haziran seçimlerinde kendilerini yalnızca katliam, baskı ve asimilasyon politikalarının kurbanı haline getiren CHP ve diğer düzen partileriyle tüm köprüleri yıkıp eşitlikçi, laik ve demokratik bir Türkiye için HDP’nin alternatif toplumcu siyasetine güç katacaklar. Alevilerin HDP’ye yönelik bu güçlü eğilimi, Alevi kurumlarına da tavırlarını netleştirmeyi dayatıyor.

Düşkünler okulu

HÜSEYİN ALİ

Bir vakıf ya da kurum devletle işbirliği içinde Alevilik eğitiminin verileceği okul açacakmış. Özerk olacağı söylense de daha baştan devletle göbek bağı içinde bir asimilasyon okulu olacağı anlaşılmıştır. Nasıl ki şimdi devlet imamını yetiştiriyorsa artık dedesini ve Alevi’sini de bu okulda yetiştirecektir. Alevilik Hızır paşayı temsil eden devletle kaynaştırılıp sistem içileştirilecektir. Böylece devlete ve iktidara bulaşmış inançlarda olduğu gibi bazı sözde inanç temsilcileri kişilikler devletten nemalanacaklar ve Aleviliği sömürü, baskı ve zulmün temsilcisi devletin yedeğine düşürecekler. Alevilik, toplumu devlete karşı korurken, şimdi devletin sömürü ve baskısını meşrulaştıran karaktere sokulacaktır. Hıristiyanlığın, İslamiyet’in ve başka inançların başına getirilenler Aleviliğin de başına getirilecektir.

Böyle bir okul Aleviliğe karşı açılmış bir savaştır. Alevilik, Alevilik adına konuşanlar tarafından bitirilecektir. Bu okul ve benzer kurumlar Aleviliğin içine sokulmuş beşinci koldurlar; Truva Atıdırlar. Kendilerine ne derlerse desinler, böyle bir okulun kurulmasına alet olanlar Alevi düşmanlarıdırlar. “Sözde Alevilikleri” yapılan hainliği gizlemek içindir. Nasıl ki sözde Kürtler hainlikte en ön sırada yer alıyorsa, şimdi de bu illeti Alevi toplumunun içine sokmaktadırlar. Bu okul, Alevilere arkadan vurulmuş bir hançerdir. Aleviliğe yönelik en tehlikeli saldırıdır. Bunlar önceki katliamlardan daha tehlikelidirler. Öncekiler parça parça katlederken, bunlar toplu bir imhayı hedeflemektedirler. Asimilasyon ve başkalaşım toplu soykırımdır. Şu anda Alevilik böyle bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Kuşkusuz bunu başarmaları kolay değildir; ancak böyle uğursuz bir plan, hedef ve saldırı yapılmış bulunmaktadır.

Aleviler tarih içinde neden güzelliklerini korumuştur? Alevilik neden güzel inançtır? Neden bugün Alevilik demokratik, özgürlükçü, insancıl bir inançtır diyoruz? Neden Aleviliğin güzelliklerini sıralıyoruz? Aleviliğin saf, temiz ve kirlenmemiş bir inanç olduğu doğrudur. Özellikle yakın zamana kadar böyle olduğu doğrudur. Hatta tarih verirsek, 12 Eylül faşist askeri darbesi öncesinde Alevilik kirlenmemiş, pırıl pırıl parlayan bir inanç durumundadır. Çünkü o güne kadar devlet dışı bir toplum olarak yaşamını sürdürmüştür. 12 Eylül İslam’ı nasıl ki bir iktidar ve sömürü aracı olarak kullandıysa, bu yönlü Aleviliğe de el atmıştır. Özellikle Aleviliğin sömürüye ve baskıya karşı olma durumu dikkate alınarak Aleviliği bu özelliğinden çıkartıp iğdiş etmek hedeflenmiştir.

Ancak Kürt Özgürlük Hareketi’nin direnişi birçok alanda 12 Eylül rejiminin planlarını ve hesaplarını bozduğu gibi, Alevilikle ilgili plan ve hesaplarının da tümden başarılı olmasına engel olmuştur. Aleviliğin kendilik olma, asimilasyona karşı çıkma, hak ve adaletten yana olma karakteri ortadan kaldırılamamıştır. Hatta Kürt özgürlük mücadelesinin büyük direnişi, yarattığı örgütlenme ve direniş kültürü Alevilerin de örgütlenmesinin önünü açmıştır. Öte yandan devlet, Alevilerin özgürlük mücadelesine yakınlaşmasından da korkarak Alevilerle ilgili bazı konularda belli bir yumuşama içine girmek zorunda kalmıştır. Kürt sorunu konusunda çok deşifre olduğu dil ve kültür konularında yumuşama içine girmesi gibi!

Aslında son okul girişimi de 12 Eylül’ün Alevilikle ilgili planlarını pratikleştirme yollarından biridir. 12 Eylül, tüm toplumsal muhalefeti sindirip sisteme teslim olmasını hedeflemiştir.

Aleviler, tüm güzelliklerini devlet dışı kaldıkları için korumuşlardır ve bugüne taşımışlardır. Güzel dediğimiz değerler devlet dışı kalması sonucu bugüne gelmişlerdir. Büyük acılar çekilerek korunan değerler tam da demokrasi çağında anlamlı hale gelecekken, çekilen acıların ödülü alınacakken Aleviliği devletle buluşturup bu güzelliklerini yitirtmek tabii ki Aleviliğe en büyük ihanet olarak görülmelidir. Bu, öyle bazılarının her muhalifine hain demesine benzer bir yakıştırma değildir; tam da kavramın içeriğine uygun bir tanımlamadır.

Devlet ve demokrasi bağdaşmaz. Ne kadar az devlet o kadar çok demokrasi, ne kadar çok devlet o kadar az demokrasi! Demokrasi, toplumun kendi kendini yönetmesidir; devlet ise egemenlerin toplumu yönetmesidir. Demokrasi, hep devletle mücadele içinde devleti gerileterek gelişmiştir. Bazı uzlaşmalar olsa da bu da devleti geriletme biçiminde yaşanmıştır. Devlet toplum karşıtı olduğu için Alevilik de devlete bulaşmamıştır. Devlete uzak durarak kendi komünal demokratik yaşamını ve tüm güzelliklerini yakın zamana kadar sürdürmüşlerdir. Şimdi keklik soylular tarafından Alevilik öz kimliğinden boşaltılıp başkalaşıma uğratılmak istenmektedir. Cami-Cemevi projesi gibi devlet kucağında kurulacak okul projesi de bunun içindir.

Zaten okul açılışında konuşan bazı dedeler nasıl Müslüman olduklarını anlatmak için çırpınmışlardır. Bu bile başkalaşıma uğramanın dilidir. Aslında o okulda inanç mühendisliği yapılacaktır. Bu nedenle Aleviler daha baştan bu inanç mühendisliğine karşı çıkmalıdırlar. Alevilik 50-100 yıl önce nasıl bir inançtıysa öyle kalmalıdır. Şimdi 50 yıl, 100 yıl öncesi gibi olamayız demek asimilasyon ve başkalaşıma kendini yatırmaktır. Bugünün kapitalist modernist yaşamını Alevilikten daha ileri görmektir. O zaman nerede kaldı Aleviliğin ilerici, demokratik ve insancıl bir inanç olduğu iddiası?

Alevilik demokratik ve insancıl bir inançtır. Kapitalist modernite gericidir. Eğer güzel değerler aranacaksa Aleviliğin öz değerlerinde aranmalıdır. Aleviler devlete bulaşmadan toplum olarak kendilerini de inanç önderlerini de eğitebilirler. Alevi ocakları şimdiye kadar kendilerini nasıl eğitmişlerse şimdi yeni kuşakları da kendileri eğitebilirler. Devletin kucağına oturmuş kurumların Alevileri, inanç önderlerini eğitmesi diye bir şey kabul edilemez. Bu okul girişimi en başta da Aleviliği ve Alevi kurumlarını küçümsemektir.

Tüm Aleviler bu projeye karşı çıkmalıdır; bu proje içinde olanlar Alevilik içinden dışlanmalı, düşkün ilan edilip toplum içine sokulmamalıdır.

Tarihi buluşma

ALİ ÖZCAN

Orta doğunun Cadı kazanı gibi Kaynadığı bir dönemde geçiyoruz. Adeta bir Din yada İnac Savaş’ı yaşanıyor. Görülmemiş şekilde çoluk coçuk sokak ortasında boğazlanıyor, çocuk yaşta genç kadınlar pazarlarda pazarlanıyor, ve bunlar sözde Din adına Yapılıyor. Çok acıdırki bu katliamları yapanlar üzerinde yaşadığımız bu topraklarda ev sahipliği yapılıyor, tüm dünya bas bas bağırıyor AKP bu insanlıkta nasibini almamış güruh Topluluğa destek veriyor.

Bu kadar acı çirkin ve inanılmaz olumsuzluklar Arasında coğrafyamızda iyi şeylerde oluyor. Hepimizinde bildiği gibi Aleviler çok yakın zamanda örgütlenmeye başladı, bu örgütlülükte sürgündeki Aleviler çiti bir ayağını oluşturuyor. Alevi toplumu ilk kez bu kurumlarımızın çalışmalarıyla Alevi inanci tanındı ve okullarda ders olarak işlendi.

7 Haziran genel secimlerine çok zaman kalmadı, sadece Cunhuriyetin Kuruluşundan bu yana Aleviler düzen partilerine oy verdiler, Aleviler bazı partilerin arka bahçesi oldu. Devlet Değil Alevilerin Hakk’ını hukukunu tanısın, asimile etmek yok saymak katliamlarla sesini kısmaya çalıştı.

Tüm bunlara rağmen Aleviler yinede umudunu yitirmemeye çalıştı. 90 yıl geçti Alevilerin aldığı Hep aynı şeydi katliamlar en son Gazide ve Gezi Parkında yitirdiğimiz canlar oldu.

Evet 7 Haziran 2015 Aleviler içinde çok ama çok önemli bir Dönüm noktasıdır, bu seçimlerde Aleviler üzerine düşeni yapmalıdırlar, tüm renklere, dillere, inançlara, aynı acıda bakan ve içinde barındıran HDP çatısı Altın’da yerini almalıdır. Hepimizi sevindiren bu gün HDP nin yanında yer aldığını açıklayan AABK oldu. Avrupa’da bulunan tüm Alevi kurumlarının bir araya gelerek ortak karar almaları, ortak hareket etmeleri çok ama çok çiti bir karar olmakla birlikte Aleviler içinde gıptayla bakılacak bir karardır. Avrupa’da uzun süre Alevi kurumlar içinde çalıştım ve hala çalışıyorum, aynı zamanda ABF Yönetimi’nde yer alan biri olarak biz ülkede bulunan tüm Alevi Kurumların örnek alması gereken bir tavırdır.

Ülkede bulunan Alevi kurumları tek tek Açıklamalar yapmak yerine ortak hareket etmek ortak duruş sergilemek her şeyden önce biz Aleviler için önemli bir duruştur. Bir arada olarak ortak hareket ederek başarıya ulaşabiliriz. HDP şu anda bazı arkadaşlarımızı tatmin etmeyecek Farklılıklar taşıyor olabilir, önemli olan bir arada olmamız ve orda taleplerimizi ortak dillendirebilmektir. Yanlız biz Aleviler değil bu topraklarda yaşayan tüm ötekileştirilmiş Halkların bir arada olması gerekiyor.

Elbistan

„Elbistanın düzünde
Usanmadım tozundan
Bir zalimin yüzünden
Bu senede böyle oldu“
(Ozan Emekçi)

Alevi yerleşim yerlerinin dağıtılması ve Aleviler açısından bir merkezin oluşmaması için yürütülen politikalar binlerce yılla yayılmış bulunmaktadır. Türkiye sınırları içinde Dersim dışında merkezi bir Alevi yerleşim yeri kalmamışdır. Sivas, Maraş, Çorum, Tokat gibi illerdeki yerleşim yerleri ise idari olarak bölünmüş ve Alevilerin güç olmalarının önü alınmıştır.

Osmanlı döneminde en önemli Alevi yerleşim bölgelerinden biride Elbistan’dır. Alevi geleneğinin köklü olarak yaşatıldığı ve günümüze kadar taşıyan bölge bugün bir Alevi merkezi olmaktan çıkarılması için idari olarak bölünmeye devam edilmektedir.

Alevilik tarihte iki ana kol üzerinden günümüze gelmiştir. Birinci kol devletle paralel ve onun temsilini günümüze yol almış, diğeri ise devlet ve iktidarla çatışarak varlığını günümüze taşımayı başarmıştır. İktidar ve egemenlerle çatışarak günümüze gelen damarın en etkin yerleşim bölgesi Elbistan olmuştur. 19. Yüzyıldan sonra tüm direnmesine rağmen, giderek bu özeliğinden uzaklaştırılarak teslim alınmaya almaya başlanmış olmasına rağmen, cumhuriyet döneminde de direnme merkezi olarak kendini korumasını bilmiştir. Bugün Devlet ve iktidar erkinin beslediği kesimin saldırıları karşısında zayıf düşmüş, görünen o ki son yıllarda da teslimiyet, biat olağan bir durum haline getirilmeye çalışılmaktadır. Buna karşı Alevi Ocakların dumanı yeniden Elbistan’da tütmeye başlamıştır. Dağın filozofu uyanmıştır. Devrişlere, sofistlere allah eyvallah derken, egemenlerin bakışını anlatan makalenin bir bölümü sizinle bu yazımda paylaşmak istiyorum. „Osmanlı Medeniyeti Dulkadiroğulları Beyliği“ makalesinde Elbistan;

„1522’den sonra; Elbistan Bölgesi Osmanlı hakimiyetine girdikten biraz sonra, isyan ve ihtilal yatağı haline geldi. Kalender Sultan isyanı bunlardan birisi olup, Vezir-i Azam Makbul İbrahim Paşa bizzat Elbistan’a gelerek isyanı bastırmıştır. Bundan sonra, isyan çıkmaması için tedbir alınarak özel kanunlar hazırlanmış, Dulkadirli Prenslerine Sipahilik verilerek vergi, tımar ve zeamet karşılığı alınmamış ve Alaüddevle zamanındaki kanunlar yürürlükte bırakılmıştır….
XVII. asır içinde Anadolu’da meydana gelen bütün askerî ihtilaller zamanında Elbistan Bölgesi bunlara sığınma ve direnme merkezi olmuştur.
1608’de bu ihtilalcilerin en büyük reisi olan Kalenderoğlu Mehmet Paşa ile arkadaşları bütün güçleri ile Elbistan’da toplanıp Göksun yaylasında Sadrazam Kuyucu Murat Paşa ile şiddetli bir savaş yaptılar…
Elbistan böyle ikide bir asilere ve ihtilallere karargâh ve sığınak olması neticesinde, sürekli harp mıntıkası olması, burada emniyet ve asayişin sağlanamamasına, tabiatın bütün imkanlarına sahip olduğu halde, refah ve memuriyete erişememesine sebep olmuş, son asra kadar az bilinen ve ihmal edilen bir bölge halinde kalmıştır.
XVI. asırdan XIX. asrın sonuna kadar yazılan Coğrafya eserlerinde Elbistan hakkında pek az bilgi vardır. Cihannüma’da (s.599) “Maraş’a bağlı müstakil bir kaza ve mâmur bir kasaba…” olduğundan başka bir bilgi yoktur. Evliyâ Çelebi bile Göksun’a kadar geldiği halde, Elbistan’a uğramamış, ancak 6-7 satırda, duyduğu, okuduğu basit bilgileri vermiştir.
Elbistan Bölgesi, Tanzimat’a kadar, büyük yollar üzerinde olmayan sarp bölgelerden biri halinde kaldığı için, Osmanlı devrinde asayişsizlik içinde kalmıştır.
Amik Ovası’nda kışlayan 7 Türkmen boyunun yaylağı olan Elbistan Ovası, yaz mevsiminde çok vakit bu aşiretlerin mücadele sahnesi oluyor, bu arada köyler hatta kasabalar bile yağmaya maruz kalıyordu.
Özellikle Elbistan eşrafından tayin edilen müsellim (idare için görevlendirilen)lerin bu boylardan biri ya da birkaçı ile birleşerek diğerleri üzerinde hakimiyet kurma mücadeleleri, Elbistan’a ve Elbistan adına büyük ölçüde zarar veriyordu. Bu yüzden Elbistanlı olan ve yetişen alimler, şairler diğer yerlerde kendilerini Maraşlı (Merâşî) olarak tanıtıyorlardı.
XIX. asrın başında Maraş valisi olan Çapan zâde (Çapanoğlu) Celal Paşa, Elbistan Bölgesindeki huysuz aşiret reislerini ve bazı ağaları öldürterek, sükûneti sağlama yoluna gitmiştir.
Bu ara Elbistan müsellimliğine atanan Karabekir zâde Hacı Ahmet Ağa (bugün Elbistan’da Karabekiroğulları ve Karagençler olarak bilinen geniş bir soy, bu Ağa’nın soyuna mensuptur) bütün Elbistan Bölgesindeki eşkıyayı kırıp geçirmiş ve yollarını bile güvenli hale getirmiştir.
1847’de müsellimlik kaldırılarak Müdürlük hâline konmuş, bilâhare müdürlerin unvanı Kaymakam’a çevrilmiştir.
Müdürlük ve Kaymakamlık zamanında Elbistan’da meydana gelen belli başlı olaylar, bazı senelerde Elbistan ile (o zaman) sınır olan Zeytin (Süleymanlı) ve havalisindeki Ermenilerin isyanlarıdır ki, bu isyanlar 5 kere olmuş ve hepsinde de Elbistan’dan giden gönüllülerin gayret ve fedakârlıkları ile bastırılmıştır. (Erminilerin toplam isyanı kırkın üzerindedir.)
…..
Elbistan ismi, İstanbul’da pek güzel karşılanmadığı için buradan giden müderris ve alimler kendilerini vilayetlerine izâfe ederek Maraşî olarak tanıtırlardı. „

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan HDP’ye destek

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu HDP’yi ziyaret ederek 2015 genel seçimlerinde HDP’yi destekleyeceklerini açıkladı. Açıklamada, HDP ile stratejik iş birliği yapılması ve HDP’nin barajı geçmesi noktasında Alevilerin bütün gücüyle HDP’nin yanında olması gerektiğine karar verdik” denildi.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Turgut Öker ve beraberindekilerden oluşan heyet Halkaların Demokratik Partisi’ni (HDP) ziyaret etti.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşen Öker ve beraberindeki heyet görüşme sonrası yaptığı açıklamada “HDP ile stratejik iş birliği yapılması ve HDP’nin barajı geçmesi noktasında Alevilerin bütün gücüyle HDP’nin yanında olması gerektiğine karar verdik” dedi.

Öker tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“7 Haziran’da gerçekleşecek seçime dair Avrupa’da yaşayan Alevilerin ve onu temsil eden kurumumuzun sürece dair görüşlerini kendileriyle paylaştık. Tahminen bir buçuk milyon Alevi yaşıyor Avrupa’da ve ilk kez de genel seçimlerde Avrupa’da yaşayan Türkiyeli gömenler oy kullanacaklar.

“Dolayısıyla da 7 Haziran’da gerçekleşecek seçim bizim de gündemimizin bir parçası oldu, Avrupa’da yaşamamıza rağmen. Cumartesi günü Avrupa’da 265 şubemizin başkanlarını temsilcilerini Frankfurt’a bir toplantıya çağırdık.

“Tek gündemdi bu toplantıda Aleviler ve 7 Haziran seçimlerinde tavrımızın ne olduğuyla ilgili bir günlük toplantıda katılın delegelerimizin ve temsilcilerimizin yüzde 99.9’u seçimler sürecinde HDP ile stratejik iş birliği yapılması ve HDP’nin barajı geçmesi noktasında Alevilerin bütün gücüyle HDP’nin yanında olması gerektiği noktasında bir karar çıktı.

“Bu karar doğrultusunda da biz gerçekten ülkemizde Tayyip Erdoğan diktatörlüğünün ve onun amaçladığı sultanlığın, tek adam diktatörlüğün hayata geçmemesi için ve önümüzdeki sürecin de son 12 yılda olduğu gibi kapkara olmaması için, çocuklarımızın sokaklarda öldürülmemesi için HDP’nin barajı aşmasının ülkemiz açısından ve geleceğimiz açısında son derece önemli bir sınav olduğunu görüyoruz. Toplumumuzun özlem duyduğu bir adım olarak görüyoruz.”

Alevi kurumlarının seçim kararı: ‘HDP ile eylem birliği’

Turgut Öker: “Bu bir aritmetik seçim ittifakı değil, eylem birliğidir”Avrupa’da faaliyet gösteren Alevi örgütleri, 7 Haziran seçimlerinde kendilerine kontenjan öneren HDP ile görüşme kararı aldı.

Frankfurt’ta biraraya gelen Avrupa Alevi Birlikleri Konfedarasyonu (AABK) üyesi dernekler, Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) destekleyecek. Frankfurt Alevi Kültür Merkezi – Cemevi’nde seçim konusunu görüşen AABK üyeleri, Genel Başkan ve Turgut Öker heyetine görüşmeler için yetki verdi. 268 dernek temsilcisinin katıldığı toplantıda karar, bir ret oyu ve dört çekimsere karşı oy çoğunluğuyla alındı.Avrupa’nın dört bir yanından geldiler Frankfurt Cemevi’nde yapılan toplantıya İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Duran Mor, Fransa ABF Başkanı Erdal Kılıçkaya, İngiltere ABF Başkanı İsrafil Erbil, Almanya Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Nevin Kamiloğlu, AABK Genel Başkanı Turgut Öker ile Avusturya ABF Başkanı Mehmet Ali Çankaya ile AABK üyesi derneklerin 268 temsilcisi katıldı.

Türkiye Maraş olur

AABK Genel Başkanı Turgut Öker, HDP içinde 8 Haziran’da AKP’nin 400 milletvekiline ulaşması durumunda Türkiye’nin Maraş’a dönüşeceğini ileri sürdü. Turgut Öker, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, “Bir buçuk milyon insanın örgütlü olduğu kuruma kontanjan verirseniz yok mu olursunuz? Ne yapmamız lazım? Önlerinde diz çöküp dans mı etmemiz lazım?. Ne yapmamız lazım ki bu kurumu adam yerine koysunlar?” diyerek sert çıkıştı.Bir tane mantar tabancanız var mı? “Kaybedersek bütün Türkiye Maraş olacak” öngörüsünde bulunan Turgut Öker konuşmasını şöyle sürdürdü: “Maraş’ta örgütsüz Aleviler cellatlarını bekledi. Maraş’ta Devrimciler, Kürtlert soykırımı önlemişti. Bir tane mantar tabancanız mı?. Bu saatten sonra gerilla güç mü oluşturacaksınız? Sizi bugün burun kıvırdığınız o gerilla savunacak. Nasıl Ezidilerin yokolmasını Kürtler önlediyse yarın sizler de onlara muhtaç olacaksınız. Bu bir aritmetik seçim ittifakı değil, eylem birliğidir. HDP ile Alevi sorununun çözümü için stratejik işbirliği yapıyoruz” dedi. Toplantı sonunda ‘Alevi hareketinin iradesini yansıtmak üzere görüşmeler yapılması’ bir karşı oy, ve dört çekimser oya karşı oy çoğunluğu ile kabul edildi.Enerjimizi kendimizi anlatmaya harcadık

Turgut Öker, toplantıda Alevi örgütlerinin muhatap alınma sürecinin kolay geçmediğini anlattı. Yıllar önce kendilerini BDP’ye karşı savunmak durumunda kaldıklarını kaydeden Öker, “İnanç özgürlüğü Alevilerin de haklarını almasıyla mümkündür” diyen, ‘Laik eğitim’ istemiyle bir günlük okul boykotu yapan sol, sosyalistlerin de yıllarca Alevi örgütlenmelerini ‘gerici’ olarak nitelendirdiklerini söyledi. Öker, “Yıllarca enerjimizinin önemli bir kısmını ‘Alevilik hak, Alevi örgütlenmesi haktır’ söylemine harcandık. Üç yıl önce Avrupa demokratik Güçbirliği Platformu oluşmasına öncülük ettik. Bize yönelik saldırıları püskürtmek amacıyla bu platformu önerdik. HDP modelinin anafikri Alevilerdir” dedi.Alevilerin mücadelesi sürecekToplantıyı yöneten Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat Alevilerin tarihiyle, gerçekliğiyle yüzleşmeden korkmaması gerektiğini söyledi. Farklı dil, kökenden insanların tek bir payda ile kaynaştıran hareketin çok güçlü olduğunu kaydeden Mat, hiç korkmadan, çekinmeden herşeyi tartışabileceklerini ve. Alevilerin kimliğini meclise taşınması konusunda görüşmelerin önemli olduğunu vurguladı. Toplantıda Alevilerin siyasete katılması yönünde görüşün ağırlık kazandığını belirten Mat, “Sonuç ne olursa olsun mücadelemiz devam edecek. AKP 400 milletvekili kazanırsa mücadelemiz daha sert olacak” dedi.Toplantıda 81 kişi söz aldı. HDP ile ittifak konusunda uyarılar da oldu, Alevilerin asıl hedefinin 8 Haziran sonrasında da sokaklara hakim olması gerektiği yönünde görüş belirtenler de. Karar ise büyük bir çoğunlukla alındı. Karar ayakta alkışlandı. İşte tgörüşlerden bazıları:Celal Tükengün- Danimarka: Hiçbir partiye üye olmadan tek ses, tek yumruk olarak görüşmeleri derinleştirmekten yanayız.

Halil Özdemir – Frankfurt: Siyasete geç müdahale ettik. 7 Haziran’da bir milletvekili gelmez. Turgut Öker’i Meclis’te görmek bizi çok sevindirir. Ciddi bir kurumuz. Herhangi bir partiye destek verilmesini doğru bulmuyorum.İsmail Demirtaş – AABK Disiplin Kurulu Başkanı: Almanya’da göçmenlerin en saygın, en gözde örgütüyüz. Bu saygınlığı yokedecek çalışmalarda bulunmuyalım. Siyasi bir örgüt değil, siyasetin ilgisini çekecek bir merkez olmamız gerekiyor. Almanya’da sorunlarımızın yüzde 95’ni çözdük. Türkiye’de Alevi olarak yaşamak giderek zorlaşıyor. 7 Haziran seçimlerinde tüm demokrasi güçleriyle geleceğimize sahip çıkmamız gerekiyor.İbrahim Solmaz (Worms) HDP’de iki eğilim var. Neye göre karar vereceğiz. Kurumumuzu ateşe atmayalım. Alevi örgütlenmesi ikinci yenilgiyi kaldırmazDeniz Güner: Alevileri Mecliste görmek istiyoruz. Alevilerin kendi siyasetini belirlemeleri için bir canın Mecliste olması şart.

Aylin Şimşek – Mannheim: Alevileri en iyi anlatan, sorunlarını çözebilecek yine bizleriz. AABK kararını destekliyoruz. Yalnız bırakmayacağımızı beyan ediyoruzAli Asker Kandemir: Alevilerin can güvenliğinin sağlanması için devrimci, demokratik hareketlerle daha fazla işbirliği şart.Duisburg: Alevi örgütüne zarar vermemesi koşuluyla sandık konusunda önemli bir Alevi örgütü olarak AABF’nin arkasında duracağız.

Naci Azmen – Metz: HDP de bir bileşendir. Konfedarasyon Başkanımıza kimsin, sen Alevisin demeyeceklerdir

Gazi Katliamı’nın 20. yılı: Katiller hâlâ aramızda

Gazi Mahallesinde Cemevi ve kahvehanelerin taranması ile başlayan ve 22 yurttalın ölümü ile sonuçlanan olayların üzerinden 20 yıl geçti. Katliamın sorumluları özgürce dolaşmaya devam ediyor…

Gazi Mahallesi’nde Alevi yurttaşları hedef alan kanlı saldırıların üzerinden tam 20 yıl geçti. Aradan geçen bu 20 yılda katiller korunurken katliama destek verenler hâlâ iktidarda bulunuyor.

İşte Gazi’de 22 yurttaşın öldürüldüğü olayların gelişimi:

12 Mart 1995
Akşam saat 20.30’da Gazi Mahallesindeki Cemevi ve bazı kahvehaneler taksiden açılan ateşle taranır. Halil Kaya adlı mahallelinin ölümü ve bir çok kişinin yaralanması ile sonuçlanan bu olayın ardından, katiller taksi şoförünü de öldürüp aracı ateşe vererek kaçarlar. Olayın mahallede duyulması üzerine, Gazi Karakolu’na doğru yürüyüşe geçen kitlenin üzerine polisin açtığı ateş sonucu Cemevi önünde bekleyen Mehmet Gündüz başından vurularak öldürülür.

13 Mart 1995

Cemevi önünde öldürülen iki kişinin cenazesinin teslim edilmemesi üzerine binlerce kişi karakola doğru yürüyüşe geçer. Yine polisin kalabalığa açtığı ateş sonucu sabah 3, öğleden sonra 12 kişi öldürülür. İki günde öldürülenlerin sayısı 17’ye çıkmıştır.

14 Mart 1995
Gazi Mahallesinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen mahallelinin tepkisinin sürmesi üzerine bölgeye askeri birlikler sevk edilir.

15 Mart 1995
Gazi Mahallesinde Alevileri hedef aldığı açık olan saldırılara yine Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Ümraniye 1 Mayıs Mahallesinden de tepki gelir. 1 Mayıs Mahallesindeki protestolara yine polisin müdahale etmesi ile beş kişi yaşamını yitirir. Burada da sokağa çıkma yasağı ilan edilir.

Gazi katliamının ardından yapılan yargılamalarda sadece iki polis toplamda 4 yıl 32 ay ceza aldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuru sonucunda 2005’te Türkiye öldürülenlerin ailelerine tazminat ödemeye mahkum edildi.

Demirtaş, Hacı Bektaş Postnişini Ulusoy’u ziyaret etti

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nı ziyaret etti. Demirtaş, burada vakıf yöneticileri ve Hacı Bektaş Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy’la görüştü.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Vakıf Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye siyaseti ve Alevilerin sorunları üzerine bir görüşme yaptıklarını söyledi. Türkiye’nin geleceğine ilişkin kaygılarını birbirleriyle paylaştıklarını belirten Geçmez, görüşmenin olumlu geçtiğini ifade etti. Geçmez, Türkiye’nin gün geçtikçe daha antidemokratik bir ülke olduğu, 2015 seçimlerinden sonra da mevcut durumun devam etmesi halinde ülkenin hukuk devletinden uzaklaşacağı konusunda HDP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Postnişin Ulusoy’un hemfikir olduklarını ifade etti.

‘PİRİMİZİ DİNLEMEYE GELDİK’
Görüşme öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, Postnişin Veliyettin Ulusoy’un Hacı Bektaş inancına sahip, Alevilik-Kızılbaşlık inancına sahip ve ülkede ilerici, demokratik bir yönetim isteyen insanlar nezdinde önemli bir kişilik olduğunu söyledi. Hacı Bektaş’ın bu ülkenin geleceği için önemli işler yapmış bir dergah olduğunu dile getiren Demirtaş, “Pirimizden önümüzdeki siyasi gelişmelere ilişkin önerilerini dinlemek, hem de parti olarak ülkenin geleceğine dair çözüm önerilerimizi paylaşmak için buradayız” dedi.

‘ATEŞKES PKK İLE DEVLET ARASINDA, AKP İLE HDP ARASINDA DEĞİL’
Demirtaş, çözüm sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Öcalan’ın silah bırakma çağrısının PKK ve KCK’yi bağlayacağını, buna saygı ve memnuniyet duyacaklarını belirten Demirtaş, “Ancak PKK ve devlet arasında olabilecek ateşkes, geri çekilme veya silahsızlanma mevzusu, HDP ve AKP arasında siyasi bir ateşkes anlamına gelmez. AKP yaptığı her yanlışın hesabını vermek zorundadır. HDP de tüm bu yanlışların hesabını sormak üzere muhalefet yapıyor” dedi. İç Güvenlik Paketi’nin büyük bir hata olduğunu kaydeden Demirtaş, paketin halka sokakta kan kusturacak, inanılmaz derecede antidemokratik bir yasa olduğunu vurguladı. Demirtaş, “Silahsızlanma veya çözüm sürecinde bazı ilerlemeler oldu diye AKP’ye toleranslı davranacak değiliz. AKP’nin halkımız üzerinde kurmaya çalıştığı zulüm, tek adam, diktatoryal sisteme karşı HDP, gelişmeler nasıl olursa olsun karşı durmaya devam edecek” diye konuştu. (Ankara/EVRENSEL)

Remzi Akbulut: Aleviler HDP’ye sempatiyle bakıyor

Remzi Akbulut, Alevilerin HDP’ye sempatiyle baktığını söyledi. Akbulut, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’in, Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede ‘Alevilerin oyu HDP’ye kayıyor’ açıklamasını kabul etmediğini söyledi.

Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, ‘Kazanımlarımızı biraz daha rahat alırız.” diyerek Alevilerin HDP’ye sempatiyle baktığını söyledi. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’in,CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ya gerçekleştirdiği ziyareti de değerlendiren Alevi Vakıflar Başkanı Akbulut, “Doğan Demir’in gidip Aleviler adına orada konuşmasını kabul etmiyorum.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ile yaklaşan 7 Haziran’da yapılacak genel seçimler sürecinde Alevilerin taleplerine ilişkin görüş alışverişinde bulunmak üzere bir araya gerçekleştirdi. Doğan Demir’in, ziyarette Alevilerin talepleri hakkında Kılıçdaroğlu’na bilgi vermenin yanında Alevi oylarının HDP’ye kaydığını dile getirdiği iddia edildi.

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’in CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyareti ve bu ziyaret esnasında Dağan Demir’in Alevi oylarının HDP’ye kaydığını söylemesini Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut, Haber Kıta’ya değerlendirdi.

İşte Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut’un o açıklamaları;

“DOĞAN DEMİR ALEVİLERİ TEMSİL ETMİYOR”

Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na bir ziyaret gerçekleştirdi. Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu ile kimin görüştüğüne bakmak lazım. Sayın Kılıçdaroğlu, Alevileri temsilen biriyle görüşmemiştir. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ile görüşmüştür. Doğan Demir, bir federasyonumuzun bir bileşenimizin bir üyesidir. Herşeyden önce Doğan Demir alevileri temsil etmiyor. Federasyonumuz bunu dışlamış durumda. Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı olarak, Doğan Demir’in gidip aleviler adına orada konuşmasını kabul etmiyorum.

“HDP’YE SEMPATİ DUYAN İNSANLARIMIZ VAR”

– Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’in Kılıçdaroğlu’na Alevi oyları HDP’ye kayıyor dediği kamuoyuna yansıdı. Sayan Demir’in açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Alevi oyları HDP’ye mi kayıyor?

Evet oylar HDP’ye kayıyor. HDP’ye sempatiyle bakılıyor. Kazanımlarımızı biraz daha rahat alırız diye sempatiyle bakan insanlarımız var. Böyle bir olay da var. HDP’ye sıcak bakan bir kesimimiz var. Bunu da yansımamak lazım. Doğan Demir’in söylediği de yalan değil doğrudur. Ama Doğan Demir’in gidipte Aleviler HDP’ye kayıyor demesi Alevileri temsilen yetkili bir ağız değil.

SEÇİM BEYANNAMESİNDE BİZLERLE İLGİLİ KİM NEYİ KOYAR BUNA BAKIN OYUMUZU ONA GÖRE VERECEĞİZ

– Alevi vatandaşları olarak seçimlerden beklentileriniz nedir? Hangi partiyi destekleyeceksiniz?

Seçimlerde yaklaşık üç muhalefet partisine ve iktidar partisine bizler Türkiye’nin çatı kurumu olan Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Dernekler Federasyonu ki Doğan Demir’de bu bileşenlerimizin bir üyesidir. Meclis’te grubu bulunan partilere taleplerimizi içeren bir dosya verdik. Seçim beyannamesinde bizlerle ilgili kim neyi koyar buna bakarak sonra kime vereceğimizi oturup bakacağız.

HİÇ BİR PARTİDEN BİZİM MİLLETVEKİLİ ADAYIMIZ YOK

– Herhangi bir partiden milletvekili adayınız var mı?

Hayır. Bizim bir milletvekili adayımız ne HDP’den ne CHP’den ne MHP’den ne de AK Parti’den var. Bizim milletvekili adayımız olmaz. Biz siyaset üstü bir kurumuz. Aday olan arkadaşlarımız tabi ki vardır. Onların kurumlarımızdan ilişkisini kesmişizdir. Eğer aday olacaksanız bu kurumlardan ilişkinizi kesin gidip aday olun demişizdir. Biz siyaseti kurumlarımızın içine sokmamaya özen gösteriyoruz.

Cemevlerine Alevi dedesi yetiştirmek için okul açılıyor

Hükümet, Alevi acilimi kapsamında cemevlerine Alevi dedesi yetiştirmek için okul açılıyor. İmam hatip okullarına benzeyecek Hacı Bektaş Veli Lisesi’nde haftalık 17 saat Alevi öğretileri okutulacak.

İstanbul Halkalı’da Hacı Bektaş Veli adıyla açılacak lisenin temel atma töreni cumartesi günü Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla gerçekleşecek. Lise 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde eğitime başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Dost Eli Yardım Eğitim ve Kültür Vakfı işbirliğiyle açılan okul, özel statülü lise özelliğini taşıyacak. Temel dersler MEB’in belirlediği müfredata uygun olacak. Ancak haftalık ders saatlerinin ağırlığını Alevi-Bektaşi inancının temelleri, ibadetlerinin esasları ve uygulanması gibi konular oluşturacak. Haftada 17 saat olması planlanan dersler arasında Alevi inancının kökeni, Hacı Bektaş Veli’nin önemi ve etkileri, “Dört kapı kırk makam” olarak bilinen Alevi etiğinin temelleri, deyiş, saz ve semah alanlarında Alevi kültür değerleri, Alevi törenlerinin şekli ve formları, Hz. Ali ve On İki İmamlar üzerine anlatılar yer alacak.

Bakanlık tarafından tahsis edilen 16 dönümlük arazide kurulacak lisede yatılı okuma imkânı da sağlanacak. Balkanlar’dan, Orta Asya’dan, Ortadoğu’dan ve Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğrencinin yatılı olarak eğitim göreceği okul, toplamda 600 öğrenciyi kabul edecek.