Ana Sayfa Blog Sayfa 6359

Diyarbakir Türkmen Alevileri HDP dedi

PSAKD Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’den sonra, Pirsultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır şube başkanı Cafer Koluman, Halkların Demokratik Partisi’nden Diyarbakır Milletvekili aday adaylığı için başvurdu.

Koluman yaptığı yazılı açıklamada, HDP’den niye aday olduğunu belirtti. Koluman; „Neden HDP; Alevilerin bu ülkede geçmişten beri yok sayıldığı, inkar edildiği, inancının yasaklandığı ve bu da yetmezmiş gibi katliamlara maruz kaldığını yaşayan ve anlayan biriyim. Bu nedenle Alevi halkıyla Kürt Halkı arasında bir kader ortaklığı olduğunu gören ve analiz eden biriyim. Mevcut siyasi iktidardan ve Alevilerin kanını emen sistem partilerinden Alevi halkına bir fayda gelmeyeceğini iyice öngörmekteyim. Tam da bu nokta bütün halkları, inançları, ezilenleri, yok sayılanları, ötekileştirilenleri, kadınları, gençleri, emekçileri, işçileri ve tüm farklılıkları kucaklayarak, bütün kimlikleri kendi özgünlüğüyle ifade etme olanağı sağlayan HDP’nin Aleviler için 3. bir yol, bir umut ve kurtuluş olduğunu düşünmekteyim. Bu nedenle 15 yıla yakın Alevi örgütlerinde edinmiş olduğum tecrübe, bilgi ve becerimi bu sürece aktararak Aleviler ile Kürtler arasında bir köprü rolü üstlenmek istiyorum. Ayrıca bir Amed’li, bir Kürdistan’lı Türkmen Alevi olarak, bugüne kadar siyasi arenada temsiliyet sağlayamamış Alevi canları temsil etmek istiyorum. Alevi canların da böyle bir istemi vardır. Bozatlı Xızır yardımcımız olsun.“ Dedi.

HDP şahsında Aleviler

Türkiye’nin seçim sürecine girmiş olması tüm kesimlerin kendilerini ifade etme isteğini tetiklemiş, özellikle HDP’nin performansı gözle görülür bir hal almıştır. Halklar, inançlar, ötekileştirilmiş tüm kesimler kendilerini HDP şahsında temsile kavuşturma çalışmalarını başlatmışlardır. Bu kesimlerin en önemlilerinden bir tanesi Alevilerdir.

Alevi kurumlarının hemen hemen tümü HDP ile görüş alışverişinde bulunarak ve kendi aralarında toplantılar organize ederek, HDP projesi içerisinde nasıl yer alacaklarını tartışmaktadırlar. Klasik sorunlara yaklaşım biçimi Aleviler arasında artık itibar görmemekte, ancak ve ancak HDP’nin de içine dahil edildiği söylemlerle var olabileceklerini ve varlıklarını devam ettirebileceklerini düşünmektedirler.

Aleviler, HDP’siz bir çözümün artık kendileri için mümkün olmadığını dile getirmektedirler. Alevi kurumlarının genel merkezleri başta olmak üzere, yerel örgütlenmeler HDP’nin seçime dair plan ve programını heyecanla beklemektedirler. Şimdiye kadar ki HDP şahsında Alevilere yönelik dile getirilen yaklaşımların hayat bulacağı inancını güçlü bir şekilde hissederek seçimi karşılayacakları görülmektedir. Dünyanın dört bir yanına dağılmış olan Aleviler, bulundukları her alanda seçimi desteklemek için oluşumlara gitmektedirler.

Bu durum HDP’ye ciddi bir yük ve sorumluluk getirmektedir. Şimdiye kadar siyaset düzlemlerinde kendisini kendi varlığı ile ifade etme imkanı bulamamış olan Alevilerin HDP’de nasıl temsil edileceği konusu tüm Alevilerin sorusu olarak gündemdedir. Gönüllerini HDP’de siyaset yapmak üzere şekillendirmiş Alevilerin beklentisi HDP’nin açıklamalarının gereğini hızla yapması biçimindedir.

Bu anlamda; HDP’nin Alevilere yönelik politikanın netleşmesi, muhataplarına deklare edilerek, Alevi temsiliyetinin doğru bir zeminde  sağlaması hayati bir önemdedir. Bunda da tüm sorumluluk HDP’dedir. Aleviler siyasetin, iktidarın ve devlet geleneğinin dışında kendini var etmeye çalışan bir toplumsal yapıdır. Örgütlenmeleri, bu toplumsal yapıya denk gelecek biçimde siyaset yönteminden uzaktır. Tecrübesiz ve düzdür. Onun için köklü bir geleneğe sahip olan Kürt özgürlük hareketinin deneyimleri ışığında HDP sorumlulukların muhatabıdır. Doğrunun ve yanlışın örgütlendiği yerdir. Bilginin ve yönetmin belirlendiği yerdir. Sorumluluğu bu anlamda belirleyicidir. Alevilerin bekletisini doğru örgütlemek zorundadır.

Bilinmeli ki binlerce yıl direnmiş ve cumhuriyetle birlikte en ağır darbeleri yemiş olan Aleviler ve Alevi hareketi bugün HDP’ye büyük umutlar beslemektedir. Bu beklentiler siyaset kurumunu da aşan bir yürek bağı sağlamıştır. Şengal bu dönüşümün, sahiplenişin miladı olmuştur. Nasıl ki Êzidîler kolları ve kanatları kırık Kürt Özgürlük Hareketinin vicdanından yeniden var olmuşlarsa, Aleviler bugün aynı hissiyatla onun varlığına kast eden kesimlere karşı Kürt Özgürlük Hareketi’nin vicdanında var olacaklarını bilmektedirler. Ortadoğu’daki saldırılar karşısında halkların yegane kurtuluş projesi olan fedakar evlatların bir boyun borcuyla, bir ikrar borcuyla darda durmaktadırlar. Bu darın kaldırılması, özgürlükçü bir Türkiyenin yaratılması manasında artık varlıklarını kendileri olarak ortaya koymak arzusuyla temsiliyetlerini, örgütlenmesini, örgütlenenlerin öz savunmalarını yapmasını beklemektedirler.

Aleviler, eski Alevi değiller. Aleviler, sırtlarında taşıdıkları kamburlar üzerinden okunacak durumda değiller. Onun için Alevilere samimi yaklaşmak, samimiyeti örgütlemek ve temsiliyete kavuşturmak, kaçınılmaz bir görev olarak önümüzde durmaktadır.

Kerkük’ten, Horasan’dan, Dersim’e, İzmir’e, Edirne’ye, Bulgaristan, Yunanistan’dan Makedonya’ya kadar uzanan bir gönül bağının, bir itikatın varlık yokluk kavgasının umutla taçlandığı şu günlerde daha sorumlu olmak, daha çok fedakarlıkta bulunmak, bizim için kaçınılmazdır.

HDP şahsında Alevilerin bu yürüyüşünü selamlıyoruz. Aşk ile…

Alevi kurumları birlik için bir araya geldi

“Ortak aklı ve ortak enerjiyi birlikte açığa çıkaralım”

ALEVİ KURUM TEMSİLCİLERİ GARİP DEDE DERGAHINDA TOPLANDI.

ALEVİ TOPLUMUNUN VE HAREKETİNİN BİRLİK SORUNUNU TARTIŞMAK, ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE YAPILACAK EYLEM PROGRAMINI OLUŞTURMAK VE ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİNİ SEÇİM SÜRECİNDE DAHA ETKİLİ KILARAK İZLENMESİ GEREKEN TAVRI BELİRLEMEK İÇİN YAPILAN TOPLANTIYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU, ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU, ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ, DEMOKRATİK ALEVİ DERNEĞİ VE HUBYAR SULTAN DERNEĞİ YÖNETİCİLERİ KATILDI.

Gün boyu süren toplantıda, Alevilerin hem Türkiye sınırları içinde hem de Ortadoğu da önemli bir demokratik dinamik olduğu vurgusu yapıldı. 8 Şubat’a yapılan dayanışma ve birlik mitingi ile 13 şubat’a Laik, Bilimsel ve Anadilde eğitim sloganıyla yapılan okul boykotu eylemlerinin Aleviler arası birliği pekiştirdiği gibi, herkese ciddiye alınması gereken bir güç olduğunu da gösterdi değerlendirmelerinde bulunuldu.

Toplantıda Alevi örgütlerinin gerek seçim sürecinde ve gerekse seçim sonrasında alevi toplumunun temel taleplerini gündeme taşıyıp çözüm üretebilmesinin ve Türkiye siyasetinde etkili olabilmesinin en önemli araçlarından birinin örgütlü birliktelik olduğu dile geldi.

Fikir ayrılıkları olsa da Aleviler arası bu tür toplantıların önemli olduğu, ancak bu ve benzeri toplantılarla yol alınabileceği dile gelirken önümüzdeki günlerde bu tür toplantıların devam edeceği de vurgulandı.

Şükrü Yıldız “milletvekili adayı değilim”

Basına ve Alevi kamuoyuna;

Bildiğimiz gibi Türkiye yeni bir seçim sürecine girmiş bulunuyor. Tüm kesimler gibi Alevi kamuoyuda bu seçimlerde nasıl bir tutum takınacağını tartışıyor. Alevilerin sorunlarını gündeme alacak seçim programlarının ortaya çıkması için çaba harcıyor, seçimlerde kendilerini ifade edecek adaylarında lsitelerde yer almasını da istiyor.

Alevi kurumlarının bu çalışmasını ömesiyor ve destekliyorum. Alevilerin her yerde ve alanda kendilerini kendileri olarak temsil etmesi gerektiğini düşünüyor ve bu mücadelenin bir parçası olarak kendimi görüyorum. Alevi temsiliyeti üzerinden farklı yerlerden aday olan çok sayıda arkadaşımız var. Bunların Alevilerin sorunlarını meclise taşıyacağından hiç şüphe duymuyorum. Bu arkadaşlara desteğmiz sürecektir.

Bize yönelikte değişik yerlerden adaylık önerileri geldi. Bu öneriler elbeteki çok kıymetli ancak şu anda içinde bulunduğum kurumda olmanın Aleviler açısından çok daha yararlı olacağını düşündüğümden, şahsım olarak hiç bir yerden, hiç bir siyasi partiden aday değilim. Bulunduğumuz kurumlardaki çabamızın Aleviler için daha yararlı olacağını biliyorum. Alevilerin bizden beklentisininde bu olduğunu düşüyorum.

Adaylık konusunda teveccüde bulunan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Saygılarımla

Şükrü Yıldız

Almanya’da HDP için seçim komisyonları kuruldu

Almanya’da Genel Seçimlerde HDP’yi desteklemek amacıyla başlatılan çalışmalar hızlanıyor. Frankfurt, Ludwigshafen ve Leverkusen kentlerinde oluşturulan seçim komisyonları yürütecekleri çalışmalara ilişkin toplantılar düzenledi.
FRANKFURT
Almanya’nın Frankfurt kentinde Türkiye ve Kürdistan’da 7 Haziran’da yapılacak Genel Seçimler için HDP adına çalışma yürütecek 40 kişilik bir komisyon oluşturuldu.
Demokratik Kürt Toplum Merkezinde bir araya gelinerek oluşturulan ve Frankfurt Demokratik Güç Birliği’nin de içinde yer aldığı Komisyon HDP için çalışmalarına başladı. 10 bin oy hedefi belirleyen Komisyon, ev ev dolaşarak kayıt işlemleri ve toplu oy kullanılması için planlama yapacak. Ayrıca kentin 6 alana bölünmesiyle yürütülecek çalışmalar kapsamında Bilgi İşlem Merkezi kuruldu.
Seçim Komisyonu, Frankfurt ve çevresinde bulunan pek çok kurum ve kuruluşla diyalog kurarak HDP’nin desteklenmesini isteyecek.
LUDWİGSHAFEN
Almanya’nın Ludwigshafen kentindeki Kürt Toplum Merkezinde düzenlenen toplantıda Genel Seçimler için 45 kişilik bir çalışma ekibi oluşturuldu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan NCK Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Cano Yıldız, şunları ifade etti: “Belirlenen hedefe ulaşabilmemiz için çok çalışmalı ve barajı AKP’nin üzerine yıkmalıyız. Türkiye ve Kürdistan’da artık özgürlük bloğunu oluşturmalıyız. Yaptığımız toplantılarda sosyalist, demokrat, devrimci, Alevi, Ezidi kesimler, bölgede bulunan Amedspor Kulübü, Mizgefta Kurda gibi değişik halklar, kesimler, kurumlar HDP’yi destekleyeceğini açıkladı. Dost kurumlarla temaslarımız devam edecek. Pratikler için adımlarımızı hızlandıracağız. AGİD, ATİK, ADHK, DİDF ve değişik şahsiyetlerle toplantılar yaptık. Bundan sonra Komisyon haftada bir bir araya gelip durum değerlendirmesi yapacak.”
Toplantıda belirlenen 11 kişilik Seçim Komisyonu, halkla bir araya gelerek bilgilendirme çalışmaları yürütecek.
LEVERKUSEN
HDP’yi destekleyeceğini açıklayan 42 kurumdan Avrupa Maraş Girişimi, Leverkusen’de bulunan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Genel Merkezi’nde bir toplantı düzenledi. Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’nde (NRW) yaşayan Maraşlılar’ın katıldığı toplantıya Alevi inanç önderleri de destek verdi.
Genel bilgilendirmenin yapıldığı toplantıda Maraş’a yönelik seçim stratejileri tartışıldı. Toplantıda söz alan Pir Mehmet Yüksel, Maraşlıların topraklarını sahipsiz bırakmamaları gerektiğini belirterek, bu seçimlerin kendilerine ‘ruhen orada olduklarını ispatlama imkanı’ verdiğini belirtti.
Maraş Girişimi Üyesi Deniz Osoy ise Maraş Katliamı’na dikkat çekerek, seçimlerde HDP’yi destekleyerek Maraş’a sahip çıkılabileceğini söyledi.
Toplantı sonunda seçime yönelik merkezi kentlerde seçim destek geceleri ile paneller yapılması ve kurulan seçim komisyonlarının yanında , mahalle mahalle çalışma yapılması kararları alındı.
ANF

Alevi kurum başkanları HDP eş başkanlarıyla görüştü

Aleviler HDP’den beklentilerini dile getirdiler

ALEVİ KURUM TEMSİLCİLERİ BUGÜN HDP EŞ BAŞKANLARI SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE FİGEN YÜKSEKDAĞ İLE ANKARA’DA HDP GENEL MERKEZİNDE BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİ. GÖRÜŞMEDE, KURUM BAŞKANLARI ALEVİLERİN HDP’DEN BEKLENTİLERİNİ, SEÇİM SÜRECİNE NASIL YAKLAŞTIKLARINI DİLE GETİRDİLER. BU ARADA,  ÖDP EŞBAŞKANLARI ALPER TAŞ VE BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA, HDP EŞ GENEL BAŞKANLARI SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE FİGEN YÜKSEKDAĞ’LA GÖRÜŞTÜ.

HDP Genel Merkezi bugün Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan Genel Başkan Fevzi Gümüş ile Başkan Yardımcıları Baki Düzgün ve Ali Özcan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Müslüm Doğan, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir, Hacıbektaş Veli  Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Garip Dede Dergahı başkanı Celal Fırat, Demokratik Alevi Derneği adına eş başkanlar Murat Işık ile Sogül Çelik ve Hubyar Sultan Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu’nu konuk etti. Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut ise telekonferans yoluyla görüşlerini iletti.

HDP Eşgenel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüşen Alevi kurum başkanları 2015 genel seçimlerine ilişkin görüşlerini belirtirken, Alevilerin beklentilerini, seçim sürecine yaklaşımlarını ve nasıl temsil edileceklerine ilişkin görüş bildirdikleri öğrenildi.

Pipisi olmayan erkekler…

BELDA GÜRSEL

Özgecan’ı tanımayan kaldı mı bu ülkede? Bundan 3 – 5 gün öncesine kadar kendi hayatında kendi ailesinde kendi işinde gücünde olan gencecik bir kadınken birden bire ülkedeki herkesin tanıdığı biri oluveriyorsun ve bunu hiçbir zaman öğrenemiyorsun. Çünkü birilerinin canı senin ırzına geçmek istemiş ve sen direnince bıçaklamış, ellerini bileklerinden kesmiş kafana bütün gücüyle levyeyi indirmiş sonra da seni yakıp kül etmiş. Bedenini alamayınca canını almış… Katil önce itiraf etmiş her şeyi, sonra kendi hayatının derdine düşmüş. İfade değiştirip suçun büyük bölümünü arkadaşının üzerine yıkmış, tecavüz niyetinin olmadığını söylemiş. Cinayet işlemeye ne kadar “mecbur!” kaldığını anlatmış. Özgecan’ın tırnak izleri daha yüzünden silinmemişken kendi vicdanında vahşiliğini aklayıp canavarlığını kılıflara geçirip çarpık adalet sisteminin önüne koymuş. Bu çabasının meyvelerini ne zaman toplar bilmiyorum ama çok uzak olmadığından eminim, ne acı…

Özgecan’ın toprağa emanet edildiği gündü. İyi okullarda okumuş, psikoloji alanında en sağlamından kariyer yapmış, ekonomik özgürlüğü olan bir arkadaşım Facebook’ta tanımadığı ama danışanlarından birinin babası olduğunu tahmin ettiği bir erkeğin bütün iletilerine gülümseme smille’i ile yorum yaptığını söyledi bana. O güne kadar bu davranıştan hiçbir rahatsızlık duymamıştı fakat o gün özel mesaj atarak arkadaşıma ünlü bir top modele benzediğini hiç de masumane olmayan bir dille ifade etmişti. Ben o kişiyi arkadaş listesinden çıkarıp engellemesini tavsiye ettiğimde “ya beni art niyetli olmakla suçlarsa ben öyle demek istemedim senin için fesat derse n’aparım?” diye sordu. Bir kadının kendini korumak isterken bile rahatlıkla yargılanıp suçlu çıkarılabileceğini düşünmesi, ya benim hakkımda farklı şeyler söylenirse diye kaygılanması size de tanıdık geldi mi? İyi okullarda okumak kariyer yapmak güçlü bir kadın olarak hayatını devam ettirmek vs. Bunların hiçbiri kadınların taciz karşısında suçlanabileceği endişesi taşımasını engelleyemiyor. Bu yüzden konuyu anlatırken sosyal durumu hakkında ön bilgi yazma ihtiyacı duydum.

Sosyal medyada #sendeanlat tag’ı ile binlerce taciz itirafı yapıldı. Hepimiz itiraf edilenlerin aynını ya da benzerlerini yaşamışız, susmuşuz, korkmuşuz, utanmışız. Dinimiz dilimiz sosyal statümüz, mesleğimiz farklıydı. Zengindik fakirdik, gençtik yaşlıydık, esmerdik sarışındık, güzeldik çirkindik, şişmandık zayıftık, türbanlıydık türbansızdık; yani nicesiydik, fakat bunca özellik arasında bizi buluşturan iki şey vardı sadece. Cinsiyetimiz ve hayatımızın bir bölümünde mutlaka denk geldiğimiz TACİZ olayları! Yüzlerce binlerce itiraf… Amcası, abisi, patronu, öğretmeni, doktoru, oyuncusu, mühendisi, polisi, hacısı, serserisi, işçisi, komşusu, yaşlısı, genci… yüzlerce binlerce tacizci… Böyle bir distopya içinde kadın olmak, çocuk olmak… Tacize ya da tecavüze uğradığın için yaftalanmak, suçlular yerine cezalandırılmak… Ne kadar aşinayız hepsine değil mi? Birileri mini etekten dekolteden dem vurarak erkeği aklamaya çalıştığında daha da büyüyen yalnızlık duygusu. Çaresizliğin benliğinde açtığı uçsuz bucaksız yaralar. Acaba suçlu gerçekten ben miyim diye düşünmeler. Tacizi itiraf ederken mini etek giymemiştim tecavüzü hak edecek bir şey yapmamıştım diyerek masumiyeti kanıtlama çabaları. Bu çabalar içinde, giyiminden veya yaşam şeklinden dolayı bazı kadınların tacizi/tecavüzü hak ettiğini ima etmek ve bunun farkında bile olmamak…

Düşmanımız kim peki? Bu şiddetten kimi sorumlu tutacağız, kimden hesap soracağız? Erkeklerden mi? Sadece erkeklerden oluşmayan fakat ayrıcalığı erkek cinsiyetine bahşeden, kadını köleleştirerek konforlu varlığını sürdürmek isteyen sistemi görmezden mi geleceğiz? Kadın cinsine boyun eğmesi gerektiğini öğütleyen, özgürlüğü erkeğe yakıştıran, kadın bedenini erkeğe sunulmuş bir armağan olarak gören, kadın şiddetini haklı çıkarmak için elinden geleni yapan, her cinayetin faturasını kadına kesen, kraldan çok kralcılık eden pipisiz erkekleri n’apıcaz? Kendi kimliğini erkek kimliğinin gölgesinde bırakıp ikinci sınıf sayılmayı normal kabul eden, kadınla erkeğin eşit olduğu bir dünyayı hayal edemeyen, kendi elleriyle üstünleştirdiği erkeklik kavramına kulluk etmek için yetiştirilmiş pipisi olmayan pembe cüzdanlı erkekleri tüm bu suçların dışında mı tutacağız?

Kimdir bu pipisi olmayan erkekler, hatırlayalım mı? Kadın, okumak yerine evinde oturup koca beklerse böyle şeyler yaşanmaz diyen anneannedir. Kocandır döver de sever de diyen annedir. Kesin bir şey yapmıştır beni niye öldürmüyorlar diyen abladır. Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek gelmez diyen komşu teyzedir. Diğer hemcinslerini karalayarak ne kadar ahlaklı olduğunu ıspat etme gayretine giren iş arkadaşıdır. Orospu, kezban, kaşar, amk (Küfürler burada sansürlendiği için kısalttım zaten o kadar çok kullanılıyor ki ne dediğimi anlamamanız mümkün değildir herhalde) vs. eril söylemleri kullanarak kendi hemcinsini aşağılamakta bir sakınca görmeyen okul arkaşıdır. Kadının elinden bütün hakların alıp savunmasız hale getirdikten sonra pembe otobüslere tıkıştırarak korumayı teklif eden Hilal’dir. Tacize uğradığınız için kendinizden utanıp gizlenmelisiniz diyen Sevda’dır. Tacize/tecavüze uğradıktan sonra kapatın çenenizi konuşmayın diyen Cemile’dir. Kadına kürtaj yaptıramazsın dayatmasında bulunan Fatma’dır. Münevver’in katilini pamuklara sarıp savunan Perihan’dır. Programına iki kadının katilini çıkarıp cinayetleri meşrulaştıran Seda’dır. “Yıllarca seksi iç çamaşırlar ve erotik kostümler giyen şarkıcılar lütfen çenenizi kapatın çünkü suçlusunuz milleti suça teşvik ediyorsunuz!” diyen Niran’dır. Bir erkek neden eşini öldürecek kadar canileşir? Neden şiddet uygulama ihtiyacı hisseder?’ sorusuna: “Kesinlikle kadınların dillerinin uzaması! Kadınlar çok para sahibi oldular ve o egoları çok yükseldi. Çok bilip çok konuşuyorlar ama kadına naif olmak kibar olmak yumuşak olmak yakışır. Bu dinimizde de böyledir.” cevabı veren Sibel’dir. Daha sayayım mı?

Ufak bir kağıt parçasına “Çok acı var” yazıp bu dünyadan ayrılmayı seçmişti Dicle Koğacıoğlu. O cümle yıllardır kulaklarımda yankılanır durur hiç tanımadığım Dicle’nin bir defa bile duymadığım sesiyle. Her gün daha çok anlıyorum o cümleyi, her gün daha çok hissediyorum. Ve biliyorum ki pipisi olan ya da olmayan erkeklerden oluşmuş o devasa bataklığı görmeyi başaramadığımız, kimliklere bırakıp sistemin yakasına yapışmadığımız sürece “Çok acı var” demeye devam edeceğiz.

Son olarak; canım Leyla Erbil’in Cüce’sinden, kısacık cümlelere sığmış upuzun bir özeti buraya bırakıyorum.

“Hatçablacığım dedim, dövüyor bu adam
seni, öldürecek bir gün dayaktan, bırak gel
açalım bir dava ona, kalırsın benimle ge-
çinir gideriz ha? Edemem onsuz! dedi, ben
onun sıcağına alışığım, sen bilmezsin!”

radikal blog

Arîmazın Nurhak Özgür Yaşam Platformu kuruldu

Maraş ve Malatyalı çok sayıda dernek ve inisiyatif, Arîmazın Nurhak Özgür Yaşam ve Demokrasi Platformu’nu kurdu. Platform tarafından yapılan açıklamada, toplumsal sorunlara karşı daha aktif mücadele edileceği vurgulandı.

Kürecikliler Derneği, Kistikliler Vakfı, Hasanaliler Derneği, Güç-Der, Elbistan Güçük Köyü Yardımlaşma Derneği, Sev-Der (Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği), Kaşanlılar, Elbistan Köşk Köyü Derneği, Uzunpınar Köyü Derneği, Uzunhasan Köy Derneği, Avrupa Kürecikliler Halk İnisiyatifi, Darıca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ortak faaliyetler yürütebilmek için Arîmazın Nurhak Özgür Yaşam ve Demokrasi Platformu’nu kurdu.

Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Bugün toplumumuz açısından ve yaşadığımız kurumlarımız açısından bir dönem noktasıdır, bir millattır. Bir tarihtir, dönemeçtir” denilerek, şu ifadeler kullanıldı:

‘SORUMLULUKLARIMIZ ARTMIŞTIR’

“Birlik içinde olmak, düşüncemizin bir parçası, inancımızın bir gereğidir. Dayanışma içinde olmak kültürümüzün, siyasi yapımızın bizden beklediği önemli bir olgudur. Bundan sonra gönül bağı ile bağlı birlikte hareket etmek için Platformumuzu kurduk. Tüm kurumlar bundan sonraki dönemde sorumluluklarına yeni bir sorumluluk eklendiğinin bilincindedirler. Sahip oldukları kültürel mirasın, inanç mirasının omuzlarına ne kadar ağır bir görev ve sorumluluk yüklediğinin farkındadırlar.

“Her türlü antidemokratik olaya, Alevilerin inanç sorununa, cemevi, zorunlu din dersi, antikapitalist Müslümanların ifade özgürlüğüne ve Kürtlerin, Ermenilerin, Rumların, Çerkeslerin temel hak ve özgürlükler sorununa kadar gelişen değişen her şey sorumluluklarımızı artırmıştır.”

‘GELİN YARINI İNŞA EDELİM’ ÇAĞRISI

Açıklamada, Platformun önümüzdeki dönemde gerek yörelerine gerekse metropolde yaşananlara karşı ilgisiz kalmayacağı, dost kurumlarla birlikte ve dayanışma içinde faaliyet yürüteceği belirtildi.

Açıklamada, sanatçı, aydın, yazar ve demokratik kurumlara da, “Gün dayanışma günü, gün birlik bütünlük günüdür. Gelin hep birlikte yarınımızı inşa edelim. Arımazın Nurhak Özgür Yaşam ve Demokrasi Platformu çatısında cem olalım” çağrısı yapıldı.

ANF

Ya Xizirê Kurdan zû were!..

Îro bi navê dînê mirovahî ketiye qirika hevdu. Hovîtiyeke ku mirovahî di dîrokê de zêde lê rast nehatiye, li dar e. Ji ber cihêrengiya baweriyan komkujî tên pêkanîn, însan têne serjêkirin û li ber çavên mirovahiyê bi zindî însan têne şewitandin. Bi taybetî li Rojhilata Navîn, li Pêş Asya û li Afrîkayê hêz, kom û malbatên desthilatdar û dewletên serdest ên Rojavayî hewldidin ku temenê desthilatdariyên xwe bi destê lîstikvanên hov û bi hovîtiyeke ku mirov li hemberî wê ji mirovbûna xwe fedî dike, dirêj bikin.

Çi dîn û çi etnîsîte; nasname gişt ji hêla serdestan ve mîna çekan tên bikaranîn. Civakên ku hejmara wan li hember nasnameyên serdest kêm e, bi tirsa rasthatina komkujiyan an xwe vedişêrin an jî war û welatên xwe diterîkînin. Mirovahî cirma siyasîbûna nasnameyan, bi tunekirina hemû nirxên mirovahiyê yên ku mirov bi wan dibe mirov, dikişîne.

Di esasê de bawerî û nasnameyên etnîkî gişt aştiyane ne û li ser hewcedarî û pêwîstiya jiyaneke aram pêk hatine û bi nirxên mirovî xemilîne; ta ku di destê desthilatdaran de bûne bîrdoz û siyaset…

Xwedîderketina xweza û xwezahiyê

Ez wer îdia dikim; ku di reseniya civakên Kurdî giştan de hişmendiya jiyanê û têkîliyên civakî mîna hevdu ye. Kengê bajarîbûn destpê dike û bi desthilatdaran re dikevin nava têkiliyê, Kurd reseniya xwe wenda dikin, baweriyên wan bi nirxên ku desthilatdar derdixin pêş ve têm xemilandin û asîmîle dibin. Di atmosfera îroyîn a ku însan jê ditirse ku baweriya xwe aşkere bike de, gereke em çavên xwe vegerînin nirxên xwe yên resen û xwezayî. Ji van nirxan yek jî Xizir, Xidir Êlyas, Xidirê Nebî, Xizirê Kal an jî Xizirê Siwarê Hespê Boz e…

Serê meha sibatê ji hêla Kurdên Elewî ve wek rojên Xizir tên pejirandin. Lê wexta mirov li civakên Kurdî yên li her çar parçeyên Kurdistanê mêzeke; dibîne ku Xizir ne tenê bo Elewiyan, bo Kurdên ji her baweriyan (Misilman -Sunnî û Şafî, Yarî, Êzîdî û hwd.) jî bi heman nirx û baweriyê tê watedarkirin. Mijar û wateyên hevbeş ên ku ev olan gişt li Xizir bar dikin; nemirtî, keskahî, av, masî, sebir, hêvî, parastina xwezayê û xwezahiyê, zanayî, alîkarî, piştgirî, parîhevkirin û rêzanî ye…

Nêrîneke balkêş jî heye ku pirr nêzî Yaresanî û Elewîtiyê ye yan jî nêzî dînê Mîtrayîzmê ye; ku wer tê bawerkirin; çar pêxember hene ku hêjî sax in. Du kesên ji wan; Îsa û Îdrîs li ezmên in û duduyên din Xizir û Êlyas jî li ser rûyê erdê ne. Yek ji wan di deryayê de yanî di nav avê de ye û yê din jî li ser bejahiyê ye!

Xizirê Kurdên Elewî

Xizir bona Elewiyan siwarê hêviyê û kesekî pîroz e û mîna ‘Xizir Nebî’, ‘Xizirê kal’ an jî ‘Xizirê siwarê hespê boz’ tê binavkirin. Li her derê ye. Cihê ku lê digere aramî, azadî, rindî, xweşî û geşî pêk tê. Ava jiyanê vexwariye, kalekî rihspî ye. Jîn dide xwezayê û alîkariyê dide kesên di tengasiyê de. Rojên Xizir li dawiya meha çileyê dest pê dike û di nîvçeya meha sibatê de bi dawî dibe. Xanî û derdor tê pakkirin. Musahîp, kirîv, meriv û tirb tên ziyaretkirin. Piştî rojiya ku sewa kesekî feqîr, kesekî girtî û kesekî sêwî 3 roj tê girtin, niyaz û loqme tên belavkirin, bi rêbertiya pîran cem tên civandin û kesên sû yanî xeyîdî li hev tên. Gorî Elewîtiyê Xizir û Xidir Elyas du bira ne. Xizir jîn, evîn û zindiyê dide seranserê cîhanê û Xidir Elyas jî can dide derya û çeman…

Xizirê Kurdên Sunnî

Xizir li gel sunniyan peyxemberek e ku ava jiyanê vexwariye û murşidê pêxember Mûsa ye. Ew û Mûsa gelekî nêzî hev bûne. Pirr çîrokên wan ên bi hev re hene ku ew her tim rê nîşanî Mûsa dide, sebirê fêrî Mûsa dike. Herwiha tê gotin; ku ew hên jî sax e û ji cihanê koç nekiriye. Dibêjin; ew herwiha zarokê nemir ê pêxamber Adem e. Adem ji bo zindîmayîna wî heta roja qiyametê dua kiriye! Gorî baweriyê; ji ber ku li ser her cihê ku rûdinişt kesk dikir yan jî biçûya ku derê keskahî bi xwe re dibir, jê re Xizir ango keskbûyîn hatiye gotin. Li gor sunnî û şîeyan jî wî ava jiyanê ku di cihekî tarî de bûye vexwariye. Kal û pîrên Kurdên Sunnî heta ev demên dawiyê yên nêz, rojiya Xizir digirtine. Mijareke din jî eger di rojên zivistanê de bawerî bi wî/wê bê kirin ku tiştek şor çêkin û rakevin û ji ber Xizir wek xwedayê avê ye, bibîne ku em hêvî dikin, ew ê avê bide wan.

Xizirê Kurdên Yarî (Yaresan)

Gorî baweriyeke Kurdên Yarî (Yaresan) ruh namir e û ji bedenekî derbasî bedeneke din dibe. Dibêjin Şah Xoşbîn ku wek baweriyeke Yaresaniyan di sedeya Çaremîn de ji dayîkek bakîre hatiye dinê. Navê wê Mamma Celale yan jî Dada Celale bûye. Cihê jidayîkbûna wî Loristan e. Dibêjin ku ruhê wî derbasî Sultan Îshaq bûye. Sedema rojîgirtina Yariyan jî ew e ku ji ber Sultan Îshaq û rêhevalê wî sê şev û rojan di şikeftekî de dimînin. Navê şikeftê Merno ye ku di nav çiyayê Şender ê li Kirmanşanê de ye. Di bin dorpêça dijminan de bê av û nan dimîmin. Ku piştî wê serdikevin û azad dibin. Yaresan bo van sê rojên ku wan di şikeftê de tî û birçî derbas kirine, rojî digirin. Ev roj jî rojên zivistanê ne.

Xizirê Kurdên Êzîdî

Kurdên Êzîdî jî Cejna Xizir Êlyas û Xizir Nebî pîroz dikin. Ev wekî cejna dilsoziya bi xwezayê re tê nasîn. Di vê cejna ku destpêka biharê tê pîrozkirin de goşt nayê xwarin û tenê berhemên xwezayê têne xwarin. Piraniya Êzîdiyan vê cejnê di rojên pêncşem û înê ya hefteya yekemîn a meha sibatê de, hinek jî di rojên yekem ên pêncşem û înê yên piştî 14’ê sibatê de pîroz dikin.

Di Êzdayetiyê de Xizir Êlyas û Xizir Nebî wekî pêxember tên qebûlkirin û herdu birayên hev in. Gorên wan jî li Laleşê ye. Di destpêka meha sibatê de şeş cureyên tovên berhemên çandiniyê ku bi navê “Berê Cot” tên naskirin, tên komkirin. “Berê Cot” ji genim, ceh, nok, garis û hwd. pêk tê. Piştre tên qelandin û jê re “Qelandik” tê gotin. Piştî ku tê sarkirin bi destar tê hêrandin û di roja cejnê de jî tê xwarin.

Di rojên pêncşem û înê de “Bêxwîn” ango xwarina xwezayî ya bê goşt, tê amadekirin. “Bêxwîn” ji dendikan, dimsê şêrîn û avê pêk tê. Herwiha hevîrek tê amadekirin û li cîranan tê belavkirin. Di belavkirinê de wiha tê gotin: “Xêra xwe belav bike û li ol û mezheba wî nepirse. Kesê ku Xizir Êlyas û Xizir Nebî ne li mala wî/wê be, para wî/wê tê de nebe!” Êzîdî ji vê cejnê heta destpêka meha adarê goşt naxwin; ji ber ku ev dema zêdebûna ajalan e…

Ya Xizirê kal; tu hêz û hêviyê bide Kurdan û xelkên din ên bindest; ku yekbin, ji bindestiyê û ji hovîtiya ku îro li wan tê kirin, xwe rizgar bikin!..

1. Ankara Demokratik Alevi Çalıştayı sonuçlandı

Ankara Demokratik Alevi Derneği’nin çağrısıyla toplanan 1. Ankara Demokratik Alevi Çalıştayında  İkrar, Kadın ve Alevilerin güncel sorunaına ilişkin tartışmalar yürütüldü.  Tartışmalar sonrasında sonuç bildiregesi yayınlandı. İşte sonuç bildiregesi;

1. ANKARA DEMOKRATİK ALEVİ ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

Basına ve Kamuoyuna;
Çalıştayımız 14/02/2015 tarihinde: ‘’ Me Îqrar Da Reya Heq ‘’ şiarıyla, Tüm-Bel- Sen toplantı salonunda 70 delege ve misafirlerin katılımıyla gerçekleşmiştir. Çalıştayımız Dersimden Kobanê’ye uzanan Şehitlere ve Kobanê zaferine adanmıştır. Ayrıca, Çalıştayımız, Kürt Halk Önderi sayın Abdullah ÖCALANA yönelik geliştirilen 15 şubat ulaslararası komplosunu lanetleyip kınamıştır. Bu komployu başta Kürt halkı olmak üzere tüm Ortadoğu halklarına karşı yapılmış bir komplo olarak değerlendirmiştir.

Çalıştayımızda üç temel başlık üzerinde tartışmalar yürütüldü. Bunlar;
1- Alevilikte ikrar meselesi
2- Alevilikte kadın
3- Aleviliğin güncel sorunları

Alevilikte ikrar meselesi başlığında öne çıkan belirlemeler şu şekildedir;
Osmanlıdan, Cumhuriyete Alevi inancı üzerinde yürütülen saldırı politikalarının, alevi inancını kendini yürütemez duruma getirdiğini, Bugün Alevileri ve alevi inancını devletçi egemen sisteme yedeklemeye çalışan, ezilen ve mağdur halklara devlet nazarında bakan anlayışların, ikrarlı bir anlayış olamayacağını, Kişinin verdiği ikrarla ocağına, eline, beline, diline bağlı kalacağına, eşine, aşına, işine sadık olacağına, asla kimseyi dininden, inancından ve ırkından dolayı hor görüp aşağılamayacağına, kısacası doğru bir yaşam süreceğine söz verdiğini. Son yıllarda alevi ikrarında bazı kesintilerin görüldüğü ve bu problemin giderilmesi için yapılması gerekenler konuşuldu, öneriler sunuldu.

Alevilikte kadın başlığında öne çıkan belirlemeler şu şekildedir;
Alevilerde kadın eşitliğinin biçimsel olmayıp, yaşamın her alanında erkekle eşit haklara sahip olduğu, ancak son yıllarda ikrarın zayıflaması, kuralların aşınması sonucu kadınların bazı haklardan yoksun kaldığı, Kürt Alevilerde geçmişte pirliğin cinsiyet içermediği ama günümüzde pirliğe eril bir anlam yüklendiğini, Sistemin dayatmalarına karşı, Alevi kadınların kendi örgütlerini oluşturması gerektiği,
Alevilikte büyük ölçüde bir eşitliğin olduğu, fakat toplumsal yaşamda kadının geri plana itildiği belirtildi ve öneriler sunuldu.

Aleviliğin güncel sorunları başlığında öne çıkan belirlemeler şu şekildedir;
Bugün Aleviler adına hareket eden bazı yapı ve örgütlerin, önemli bir demokrasi dinamiğine dönüşemediği ve Alevilerin taleplerini sadece cem evlerinin yasal statüye kavuşması, din dersinin kaldırılması, DİB (diyanet işleri başkanlığı) kaldırılması ve eşit vatandaşlık talebinin ötesine götüremediğini,Bazı kesimlerin; Alevi örgütlerini kullanarak, kendilerine iktidar alanı oluşturup, bir koltuğa ulaşmanın manivelası haline getirdiklerini, Aleviler için Statüsüzlüğün, yok edilme ve iradesizleştirilme olduğu bu nedenle, Alevilerin, Ortadoğu girdabında kendi toplumsal varlıklarını garanti altına alabilecekleri en ileri talebin ‘‘ Kültürel- İnançsal Özerklik’’ içeren statü talebi olduğu. İŞİD vahşetinin ve mevcut ulus devletlerin bulunduğu Ortadoğu coğrafyasında, hiçbir halkın ve inancın artık örgütsüz ve savunmasız yaşama şansının bulunmadığını, bu nedenle Halklar ve inançların var olan barbarlıktan kurtulmalarının ve varlıklarını korumalarının yolunun, örgütlü yaşamdan ve kendi öz savunmalarını oluşturacak bir toplumsallığa ulaşmalarından geçtiğini, Alevi Kürtlerin kendi özgün örgütlenmelerini, başta ocak sistemi olmak üzere işlevsel hale getirilmesi üzerinde duruldu, Alevilerin kendi alternatif eğitim kurumlarını oluşturması; bu kurumlarda inançsal, cinsiyet eşitlikçi ve ekoloji konularında eğitim verilmesi vurguları yapıldı.

Çalıştay; önümüzdeki süreçte benzer çalışmaların yapılması kararlaşmasıyla sona erdi.
Komeleya Elewiyan a Demokratîk a Enqereyê (KEDE)
Ankara Demokratik Alevi Derneği (ADAD)