Ana Sayfa Blog Sayfa 6368

Yargıtay’dan cemevi kararı!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerine yönelik kararının ardından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkındaki kapatma davasını reddeden yerel mahkeme kararı onandı. Yargıtay, cemevilerinin ibadethane olup olmadığının yargı kararıyla belirlenemeyeceğine karar vererek, cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine hükmetti. Karar, oy çokluğu ile alındı. Cemevlerinin açılması konusunda dernek kurulup kurulamayacağına yönelik nihai kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu verdi. Yargıtay’ın Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’nin kapatılmasıyla ilgili kararına direnen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi. Hukuk Genel Kurulu, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkındaki kapatma davasını reddeden yerel mahkeme kararı onandı. Yargıtay, cemevilerinin ibadethane olup olmadığının yargı kararıyla belirlenemeyeceğine karar vererek, cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine hükmetti. Ankara Valiliği İl Dernekleri Müdürlüğü’nün ihbar yazısı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında kapatma davası açıldı.Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı, “Cemevleri yüzyıllardır Alevilerin ibadet yeri olarak toplumca bilinmiş ve kabul görmüştür. Derneğin tüzüğünde yazılı bulunan ‘Cemevleri ibadethanedir’ hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırılık taşımadığı gibi kanunlarla da yasaklanmamıştır” gerekçesiyle reddetti.Savcılığın temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 7’nci Hukuk Dairesi’ne geldi. Daire, yerel mahkemenin kararını yerinde bulmayarak, cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bozdu.

CEMEVİ İBADETHANE DEĞİL

Daire oy çokluğuyla aldığı kararında; Anayasa ile diğer mevzuat hükümlerini hatırlattıktan sonra İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulduğunu anımsattı. Daire kararında, kanunda yer alan, cami ve mescitlerin başkanlığın izni ile ibadete açılacağı ve yönetileceği, hakiki ve hükmü şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetiminin 3 ay içinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredileceğinin altını çizdi. Kararda, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’nin tüzüğünde, “Alevi inançlı yurttaşların inanç ve ibadetlerini yerine getirme merkezleri olan cemevlerini yapmak ve yaptırmaktır” ve “Alevi yurttaşların yaşadığı yerlerde cemevi inşa etmek üzere girişimlerde bulunmak” gibi ifadelerin bulunduğu hatırlatıldı. Yargıtay 7’nci Hukuk Dairesi, bu ifadelerin ya düzeltilmesi ya da tüzükten çıkarılmasının istendiğini, ancak derneğin söz konusu maddeleri aynen koruduğunu kaydetti. Yasa ve düzenlemeler karşısında cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen kararda şöyle denildi: “Davalı derneğin tüzüğünde kanuna aykırılık teşkil eden maddelerindeki değişiklikleri yapmaması nedeniyle tüzüğün kanuna aykırı hale geldiği dikkate alınarak davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına gününde oyçokluğu ile karar verildi.” Bozma kararı yerel mahkemeye gönderildi.

CEMEVLERİNİN KURULMASI VE FAALİYETLERİ ENGELLENEMEZ

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, cami ve mescit dışındaki yerlerin ibadethane olmadığı şeklindeki Diyanet’in görüşü doğrultusunda, tüzüğünde “cemevlerini ibadethane” olarak niteleyen Çankaya cemevi Yaptırma Derneği’nin kapatılmasına hükmeden Yargıtay’ın kararına direndi. Hâkim Yaşar Eren, direnme kararının gerekçesinde, uyuşmazlıklarda uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınacağını düzenleyen anayasanın 90. maddesini hatırlattı. AİHS’nin 9. maddesine göre, herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu, bu hakkın din veya inanç değiştirme suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerdiği, bu özgürlüğün ancak kamu güvenliği, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için yasa ile sınırlanabileceğine dikkat çekildi. Anayasa’nın 2. maddesinde devletin laik olduğu, başlangıcında ise, “Laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağının” belirtildiği bildirilen kararda, din ve mezheplere eşit davranmanın, ancak kanunlarda herhangi bir dine, mezhebe atıfta bulunmamakla gerçekleştirilebileceği vurgulandı.

CEMEVİ YAPTIRMAK İÇİN DERNEK KURULABİLECEK

Yerel Mahkemenin direnme kararıyla dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi. 3 haftadır kurulun gündeminde olan davanın ilk incelemesinde, yerel mahkemenin kararını bozan Daire’nin üyeleri bulunmadığı gerekçesiyle dosya geri çekildi. Dosyanın ikinci hafta incelemesinde ise nitelikli çoğunluk sağlanamadığı gerekçesiyle karar çıkmadı. Dosyayı bugün yeniden incelemeye alan Kurul, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkındaki kapatma davasını reddeden yerel mahkeme kararı onandı. Yargıtay, cemevilerinin ibadethane olup olmadığının yargı kararıyla belirlenemeyeceğine karar vererek, cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine hükmetti. Kurulda, AİHM’in cemevleriyle ilgili dünkü kararının gündeme geldiği ve cemevi yaptırılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmadığı sonucuna varıldığı öğrenildi.

İBADETHANEYİ KİŞİ KENDİ BELİRLER

Kurul’da “Bir yerine yerin ibadethane olup olmadığı konusunda yargı kararlarının olmaması gerektiği” görüşü savunuldu. Kurul’da, bir yerin yargı kararıyla ibadethane olup olmadığı konusunu işinin kendinin belirleyeceği değerlendirmesinde bulunulduğu öğrenildi. Kurul, cemevlerinin ibadethane olup olmadığına yönelik bir karar almazken, cemevi yaptırmak için dernek kurulabileceğine hükmetti. Derneğin kurulma aşamasında tüzüğünde yer alan maddelerin, 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerinkapatılmasına yönelik kanunaaykırı olsa bile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve milletlerarası sözleşmelerine aykırı olmadığı görüşü benimsendi. Kurul, cemevilerinin ibadethane olup olmadığının yargı kararıyla belirlenemeyeceğine karar vererek, cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine hükmetti. Karar, oy çokluğu ile alındı.

mynet

Alevi Federasyonlarından Ortak Açıklama Açıklaması

Alevi- Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Alevi Vakıflar Federasyonunca  gercekleşen ortak açıklamada,  Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Alevi toplumunun sorunlarına yönelik açıklamalarının titizlikle izlendiği, Alevi inancının ve eşit yurttaşlık taleplerinin çözüme kavuşturulması taraftarı ve sorunun muhatabı olunduğu açıklandı .

Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Fevzi Gümüş, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Rıza Eroğlu ve Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut’un ortak imzasıyla gercekleşen yazılı açıklamada, memlekette  hak, adalet ve toplumsal barış sorunlarının devam ettiği açıklandı .

Alevi toplumunun inancı Aleviliğin inkar edildiği, yasal haklardan yoksun bırakıldığı ve zorla asimile edilmeye çalışıldığı ileri sürülen açıklamada, “Hükümetler, özellikle 12 senelik AKP- AK Parti iktidarı, Alevi inancımızı kendilerine göre dizayn etmeye çabalıyorlar. Sorunun çözümü için Alevi toplumu ve temsil kurumları ile müzakere yapılmıyor, çözüm teklifleri geliştirilmiyor. Avrupa insan haklarının verdiği kararlar uygulanmaya konulmuyor” görüşü savunuldu.

Alevileri tedirgin eden durumunun kamusal alanlara yönelik uygulamalara ağırlık verildiği öne sürülen  açıklamada, şunlar kaydedildi:

” AKP- AK Parti iktidarı döneminde yapılan  7 Alevi çalıştayı sonucunda, Alevi sorununu çözmek için hiçbir çözüm üretilemedi. Sorunlar, müzakereler ve sorunun muhatapları ile çözülür. Hükümet bunun tersini yapmakda . Alevi toplumunu ve temsili kurum ve kuruluşlarını muhatap almıyor. Aleviler olmadan Alevilik olumsuzlukları çözülemez. Alevi toplumu ve temsilci üç federasyonumuz Alevi-Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Alevi Vakıflar Federasyonu olarak hükümetin ve özellikle Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Alevi toplumunun sorunlarına yönelik açıklamalarını titizlikle izlemekteyiz. Alevi inancımızın ve eşit yurttaşlık taleplerimizin çözüme kavuşması taraftarıyız, sorunun muhatabıyız. Bu gücü ve ikrarı toplumumuzdan, inancımızdan ve temsiliyetimizden alıyoruz.”

Başbakan Davutoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Alevi temsilcileriyle gün içerisinde  bir görüşme yapacağının yeni öğrenildiği bildirilen açıklamada, “Biz, Alevi temsilcileri olan 3 federasyonun bu mevzuda bir haberi yoktur. Hangi Alevi temsilcileri ile görüşüldüğünü biz de merak ediyoruz. Çözümün adresi bellidir, biz muhataplar olarak hazırız. Problem , Alevi toplumu ve kurumları muhatap alınarak tüm siyasal partileri ve dinamikleri ortaklaştırarak, güvene dayalı, şeffaf ve politik çıkarlar gözetilmeden yapılmalıdır. Biz buna hazırız” ifadesine yer verildi.

Cemevlerinde su ve elektrik faturaları ödenmeyecek

Cemevlerinin elektrik ve su faturaları artık ödenmeyecek.
AİHM, zorunlu din derslerine dair daha önce verdiği mahkumiyet kararının ardından bu kez de diğer ibadethanelerden alınmayan elektrik, su bedelini cemevlerinden tahsis eden Türkiyeyi, ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle mahkum etti. Cami, kilise ve sinagoglar elektrik faturasından muaf tutulurken, cemevleri bunun dışında tutuluyordu.

AİHM KARARI ALEVİLERİ HAREKETE GEÇİRDİ
Doğan: Hükümet cemevlerini statüye kavuşturmalı
AİHM’nin cemevlerine ilişkin kararı Alevileri harekete geçirdi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Müslüm Doğan, hükümetin AİHM kararını uygulamasını beklemeden şubelerine genelge göndererek bundan sonra su ve elektrik faturalarını ödemeyeceklerini açıkladı.
AİHM kararı ile birlikte cemevilerinin artık bir statüye ulaştığını ve cami, kilise ve sinagoglar gibi yasal bir ibadethane anlamında bir karşılık bulduğunu dile getiren Doğan, Türk hükümetinin yapacağı tek şeyin cemevlerini, iç hukukta bir statüye kavuşturmak olduğun ifade etti.
AİHM KARARI ALEVİLERİ HAREKETE GEÇİRDİ
Geçmez: Karar aslında tüm inançları kapsıyor
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de cemevlerinin ibadethane olduğu yönünde yılladır söylediklerinin AİHM tarafından verilen kararla tekrarlandığını belirtti.
Geçmez, kararın özünde sadece cemevleri ile ilgili olmadığını, inanç özgürlüğü konusunda Türkiye’nin uyarıldığı ve mahkum edilmesi anlamına geldiğini de vurguladı. Kararın yine sadece Alevileri değil, diğer bütün inançları kapsadığına işaret eden Geçmez, AKP hükümetinden zorunlu din derslerinin kaldırılması yönünde verilen kararda olduğu gibi topu taca atmamasını ve kararı uygulamasını beklediklerini söyledi. Geçmez, mahkemenin verdiği 6 aylık süre zarfında taraflar olarak hükümetin kendileriyle görüşmemesi halinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını kaydetti.

Hatay Alevilerinden Kobanê’li ailelere destek

Hatay Alevi Kültür Derneği’nin de aralarında bulunduğu kitle örgütleri Kobani’deki IŞİD saldırısından dolayı Hatay’a yerleşmek zorunda kalan Kobanili ailelere dayanışma ziyaretinde bulundu.

Kırıkhan ilçesine bağlı Yalankoz köyüne yerleşen aileler için toplanan yardımları Hatay’daki demokratik kitle örgütlerinden, HDP, Amanos Öğrenci Derneği ve hatay Alevi Kültür Derneği ulaştırdı. Hataylılar, ailelere gıda ve giyecek yardımında bulundu.
Yaklaşık 10 çadırda yaşayan ve çoğunluğu çocuk ve yaşlılardan oluşan 70 kişinin ihtiyaç duyduğu yardımlar ailelere dağıtıldı.
Daha sonra ailelerle sohbet eden kurum temsilcileri acil ihtiyaçlarının ne olduğunu tespit ettikten sonra çadır kentten ayrıldı.

Sivas’ta Aleviler göçe zorlanıyor

 

Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Alevi köyü olan Kaman’da maden suyu kaynakları, İl Özel İdaresi’ne ait bir şirkete 30 yıllığına kiralandı. Maden suyunun çıktığı 12 dönümlük arazinin yanında yer alan köy topraklarının yüzde 95’ini kapsayan 800 hektarlık alanın kiralandığını ve tapulara şerh konulduğunu belirten köylüler, göçe zorlandıklarını söyledi. Köylüler dava açmaya hazırlanıyor.

Kaman köylülerince yapılan açıklamada, Maden suyu kaynaklarının 12 dönümlük arazisi olduğu, ancak 800 hektar arazinin ruhsatlandırıldığı belirtildi.
Köylüler, “Dolaylı yoldan Kaman köyü satışa çıkarılmıştır. Buradaki amaç maden suyu alanını büyük tutarak köylünün ihaleye girmesini engellemek, boşalan köyleri parselleyerek ranta çevirmek ve Alevi köylerini göçe zorlamaktır.
Yapılan bu hukuksuzlukla ilgili gerek kurumlar nezdinde gerekse bu düzenlemede sorumluluğu olanlar hakkında maddi ve manevi hukuki işlemler başlatılmıştır.” Diye konuştu.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Şube Başkanı Hidayet Yıldırım ise hükümetin bir taraftan alevi açılımı yaptığını diğer taraftan alevi köylerine hizmet vermediğini belirtti. Yıldırım, “Bu ihaleyle amaç bu insanları toprağından koparmak, göçe zorlamaktır. Hem Alevi köylerini hizmetten mahrum bırakarak göçe zorlayacaksınız öteki taraftan da Kaman gibi köyleri satarak, kiraya vererek göç baskısı yapacaksın. Adalet bunun neresinde?” diye konuştu.

Elvan ailesi: 533 gündür ne iddianame var ne de dava açıldı

 

Gezi Direnişi döneminde polisin attığı gaz bombası sonucu hayatını kaybeden Berkin Elvan dosyasında 533 gündür ilerleme yok.
Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz bombası nedeniyle 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ailesi isyan etti. Soruşturma dosyasında halen bir ilerleme olmadığına işaret eden Elvan Ailesi, aradan geçen 533 günde dava bile açılmamasına tepki gösterdi.
Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan ve dayısı Kenan Düzen, yaptıkları açıklamada, “Berkin Elvan’ın dosyası nerede?” diye sordu. Berkin’in vurulmasının üzerinden 533 gün geçtiği ancak ne iddianame, ne de dava açıldığını belirten aile, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını belirtti.
Elvan Ailesi’nin yaptığı açıklamada şu ayrıntılara da yer verildi:
“Dosyaya bazı birliklerin fotoğrafları gönderilmiştir. Ancak 9. ve 5. birlikte görev aldığı halde daha sonra ilişkisi kesildiği iddiasıyla bazı polislerin fotoğrafları gönderilmemiştir. İlişkinin kesilmesi fotoğrafların gönderilmesi önünde engel değildir. Fotoğrafı istenen polislerin ilgili birlikte fotoğraflarının bulunmamasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Fotoğrafların şüphelileri korumak için gönderilmedikleri kanısındayız.”
Elvan ailesi, “Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin dava ne zaman görülecek?” Berkin Elvan’ın vurulmasına ilişkin soruşturma evrakları kimlerin onayından, izninden, sansüründen geçiyor?” diye sordu.

HDP’den Alevilerin talepleri için kanun teklifi

HDP Milletvekili Demir Çelik, Alevilerin sorunları hakkında Kanun Teklifi vererek; zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmasını istedi.

ÇElik, Türkiye’de Alevilerin hayatın her alanında ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kaldığını ifade ederken, çeşitli bahanelerle işe giriş ve terfilerinin engellendiğini, işten çıkartıldıklarını söyledi.

Toplumun din hizmetlerini karşılamak için devlet tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sadece Sünni İslam inancıyla ilgili hizmetler yürüttüğü eleştirisini yapan Çelik, Alevilerin inanç ve ibadetlerini yaşamalarına ilişkin mevcut sorunlarının uluslararası kuruluşların gündemine alınarak tartışıldığını, Avrupa Birliği (AB) ilerleme Raporlarında ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında bu sorunların Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelerle korunan “Din ve inanç hürriyeti hakkının” ihlali olarak görüldüğünü hatırlattı.

Cemevlerinin bir ibadet yeri olarak tanınmamasının, Anayasanın 23. ve 90. maddelerine ve yine uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna değinen Çelik, Alevi sorununun Cem evlerinin yasal güvenceye kavuşturulması, zorunlu din dersinin kaldırılması kapsamında tartışılacak kadar dar bir sorun olmadığına da değindi:

“Alevi sorunu tarihsel, siyasal, sosyal, ekolojik ve demokratik yönüyle bütüncül bir toplumsallaşma sorunudur. Cumhuriyet tarihindeki tüm Alevi katliamları devletin öncülüğünde, denetiminde ve organizasyonunda olmuştur. Çünkü Alevilik, devletin tekçi, katı merkeziyetçi, dinleri çıkarlarına alet eden yapısına aykırıdır. Bu da devletin Aleviliğe neden bu kadar düşmanca bir tutum içerisinde olduğunu göstermektedir.”

11 MADDELİK KANUN TEKLİFİ

HDP’li Demir Çelik tarafından hazırlanan Kanun Teklifi şu şekilde:

“Amaç ve kapsam

MADDE 1- (1) Bu Kanunun amaç ve kapsamı, Alevi yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

Din ve Devlet İlişkileri

Madde 2- (1) Din ile Devlet, Din ile Siyaset ilişkisi yeniden düzenlenir. Din ibadeti ve inancı ile Dini hizmetlerin yürütülmesi özerktir, topluluklara ve cemaate devredilir.

Cem evlerinin hukuki statüsü

MADDE 3- (1) Cem evlerinin hukuki statüsü ibadethanedir. Mevzuat kapsamında diğer ibadethanelerin yararlandığı tüm haklardan yararlanırlar.

Zorunlu din derslerinin kaldırılması

MADDE 4- (1) Zorunlu din dersleri kaldırılmıştır. Tüm inançlar hakkında verilecek eğitimler seçimlik derslerle verilir.

Alevi dergâh ve türbelerinin iadesi

MADDE 5- (1) Geçmişte el konulan Alevi dergâh ve türbeleri iade edilir.

Alevi Öğretimi amaçlı çalışmalar

MADDE 6- (1) Üniversiteler bünyesinde Alevi akademileri kurulur.

Kutsal mekânların korunması

MADDE 7- (1) Kutsal mekânları olumsuz etkileyecek kamu altyapı projeleri yapılamaz.

Aşure günü

MADDE 8- (1) … Aşure günü Bayram günüdür ve resmi tatil ilan edilmiştir.

Barış Köprüsü

MADDE 9- (1) 3. Boğaz Köprüsü’nün adı Barış Köprüsü olarak değiştirilmiştir.

Yürürlük

MADDE 10- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 11- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.”

AİHM: “Türkiye’de Alevilere ayrımcılık yapılıyor”

AİHM, diğer ibadethanelerden alınmayan elektrik bedelini cemevlerinden tahsis eden Türkiyeyi ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle mahkum etti.
Mahkeme cemevlerinin de ibadethane olduğuna dikkat çekti. Bu kararla hükümet, ilk defa Alevilere ayrımcılıktan hüküm giydi.
AİHM, kararın tazminata ilişkin bölümünü ise ileri bir tarihe bıraktı. Bu karar temelinde mahkeme, Türk hükümetinden atacağı adımlar hakkında açıklamayı gelecek 6 ay içinde bekliyor.
AİHM’den önce Türkiye mahkemelerinde açılan davada, mahkeme Diyanet işlerinden görüş istemiş, Diyanet ise gönderdiği yazıda Cemevlerinin ibadet yeri olmadığı görüşüne yer vermişti. Mahkemede diyanetin görüşlerini dikkate alarak Cemevlerinin taleplerini reddetmişti.
Bunun üzerine Alevi kurumlarınca AİHM’e 2010 yılında başvuru yapılmış,yapılan başvuruda, diğer ibadet yerlerine her türlü hizmetin götürüldüğü ancak Cemevlerinin dışlandığı, bununda ayrımcılık olduğu gerekçe gösterilerek Türkiyenin mahkum edilmesi istenmişti.

O Dersim’in direnişçi annesi olarak tarihe geçti

ALİ GÜLER

Kürdistan ve Dersim tarihinin canlı tanıklarından ve PKK’nin kurucularından Ali Haydar Kaytan‘ın annesi Gülizar Kaytan devletin işkence ve baskılarına karşı 85 yıllık yaşamına direnişi sığdıran sembol isimlerden biriydi. Bu direnişiyle Dersim’in direnişçi annesi olarak tarihe geçerek, gelecek nesillere bir direniş mirası bıraktı.

Gülizar Kaytan, resmi kayıtlara göre 1 Ocak 1929 yılında Dersim‘de doğdu. Haydaran aşireti mensubu olan Kaytan, Dersim merkeze bağlı Hengirvan köyünde dünyaya geldi. Dönemin Dersim’inde ailesi ve aşireti devletin bütün dayatmalarını reddederek, Kürtlük, Alevi kimliğiyle yaşamayı tercih etti.

1937-1938 soykırımında Gülizar Kaytan’ın ailesinden onlarca kişi ve Haydaran aşiretinin binlerce üyesi katledildi. Gülizar Kaytan, o zamanlar daha 9 yaşındaydı. O ve ailesinin sağ kalanları da soykırımdan kurtulanların hepsine yapıldığı gibi sürgüne gönderildi. 9 yaşındaki Gülizar Kaytan sağ kalan aile bireyleriyle birlikte Kayseri‘ye gönderildi. Yaklaşık 10 yıl burada ailesiyle birlikte yaşayan Gülizar Kaytan, 1940’lı yılların sonunda tekrar Dersim’e geri dönerek Hengirvan köyüne yerleşti. Köye döndükten sonra Ali Kaytan ile evlendi. 1970’li yıllara kadar Dersim’de yaşayan Kaytan ailesinin 7 çocuğu oldu. Bu yıllardan sonra Deniz Gezmişlerin başlattığı mücadele ile birlikte aileye baskılar da arttı. Devlet, Kaytan ailesini rahat bırakmadı, sürekli baskı uyguladı.

HENGİRVAN’A APOCULARIN GELİŞİ

1975-1976 yıllarında Hengirvan’a farklı gençler gelip gitmeye başladı. Bu gençler başlangıçta ailenin büyük oğlu Ali Haydar Kaytan‘ın arkadaşları olarak tanınıyordu. Ancak zaman geçtikten sonra onların Kürdistanlı devrimciler olduğu anlaşıldı. Ali Haydar Kaytan da onların arasındaydı. Gülizar Kaytan, ilk günden itibaren bu gençlere destek çıktı.

O gençleri ilk gördüğünde, “Dersim’in intikamını bu gençler alacak” demesi, inancının da o zamandan başladığı anlamına geliyor. Gülizar ana, bunun için Apoculara kucak açarak, her türlü desteği vermeye başladı. Kürdistanlı genç devrimciler için ise Hengirvan artık bir merkezdir. Birçok toplantı, buluşma ve eğitim çalışmalarını burada yaparlar.

‘TÜRK DEVLETİNE HİZMET ETMEK İHANETTİR’

12 Eylül darbesiyle birlikte devletin “ya çocuklarınızı getirin, ya da buradan çıkıp gidin” baskısı sonucu Gülizar Kaytan’ın eşi Ali Kaytan’a Dersim’den çıkarılır. Kürdistan’da yaşaması da yasaklanan aile Afyon‘a sürülür. Bu kararla birlikte Gülizar Kaytan için kendi topraklarından ikinci kez zorunlu göç başlar. Afyon’da geçen süre Kaytan ailesi için zorlu ve zahmetli yıllardır. Sürgün, kendi topraklarından uzakta yaşamanın getirdiği zorunluluk, ailesini oldukça yıpratır. Ancak Kaytan ailesi burada da kendi mücadelesinden vazgeçmez. Çocuklarına, Kürtlük ve Alevi inancını ve Dersim soykırımını anlatır. Baba Ali Kaytan, çocuklarına, “Bu devlete asla hizmet etmeyeceksiniz. Memurluk ihanetle eş değerdir” diyerek devlete karşı olan tavrını ortaya koyar. Baba Kaytan sürgün hayatına daha fazla dayanamayarak, 1984 yılında yaşamını yitirir. Çocukları devrimci mücadele ile tanışmış, içerisinde yer almaya başlamışlardır. Anne Gülizar Kaytan Bursa‘ya taşınır.

Kaytan daha sonra çocuklarının hemen hemen hepsinin PKK’ye katılması için ön ayak olur, Kürt özgürlük mücadelesine katılmasını sağlar.

ONLARCA KEZ GÖZALTINA ALINDI

Gülizar Kaytan, 1990 yılından itibaren Dersim’e geri döner. Baskıların daha da arttığı bir ortamda, 1993 yılında gözaltına alınarak, tutuklanır. Erzurum cezaevinde 6 ay tutuklu kalır. Bir yıl dışarda kalan Gülizar Kaytan, 27 Kasım 1994 yılında yeniden tutuklanarak, Dersim, Elbistan ve Malatya cezaevlerinde tutulur. Bir süre sonra tekrar bırakılan Gülizar Kaytan, Bursa‘ya gelir. Burada işkence ve baskılar peşini bırakmaz. Dönemin Bursa Emniyet Müdürü tarafından gözaltına alınarak, bizzat işkenceye tabi tutulur. Bütün bu işkencelere rağmen Kaytan, direnerek, gözaltında konuşmaz. Bu direnişçi tavrıyla “Dersim’in 70’lik direnişçi annesi“ olarak çevrede tanınır. Birçok tutuklanan ve onlarca kez gözaltına alınan Gülizar Kaytan, devlete sürekli başkaldırmış, hiç boyun eğmemiştir.

GERİLLA ELBİSESİNİ GİYERKEN

Gülizar Kaytan, 1995 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yanına Suriye’ye gider. Hayran olduğu ve değer verdiği Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı göreceği için heyecanlıdır. Öcalan’ı gördüğü ilk an sanki bütün dünyalar onun olurcasına sevinir. Burada gerilla elbisesi giyen Gülizar Kaytan, ilk olarak duygularını şu sözlerle dile getirir: “Keşke biraz daha geç dünya ya gelseydim de bu kızlar gibi ben de elime silah alıp Kürdistan dağlarında savaşabilseydim.” 6 ay burada kalan Gülizar Kaytan, Öcalan‘ın isteği üzerine Avrupa’ya çıkar.

AVRUPA’DA 38’İ ANLATTI

Gülizar Kaytan için 1938 yılından bu yana üçüncü zorunlu göç yolculuğu başlar. Almanya’nın Essen kentine gelen Kaytan, burada da boş durmaz. Kürt Özgürlük Mücadelesi için çalışmalara katılır. Gülizar Kaytan, Avrupa’da çeşitli konferans ve toplantılara katılarak, 1938 Dersim soykırımın canlı tanığı olarak, o günleri anlatmaya başlar. Çünkü 38 onun için izleri giderilmesi imkansız anılarındandı.

ÖCALAN: KAYTAN VE ALTUN BU MÜCADELENİN EN BÜYÜK DEĞERİDİR

Gülizar Kaytan, yaşamın son anına kadar da Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin bir parçası oldu. Sürekli eylemlere katılıyor, mücadele ediyordu. Gülizar Kaytan’ın bu kişiliği ve mücadeleciliğinden dolayı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, cezaevindeyken bile sürekli ona selam yollar, avukatları aracılığıyla hediye gönderirdi. Çünkü Öcalan, Gülizar Kaytan, Hatice Altun gibi anaların Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin kahramanları olduğunu belirtiyor ve büyük değer veriyordu. Öcalan onlar için, “Bu anneler, bizim için değerdir. Bu değerlere sahip çıkmak ve bağlı kalmak gerekiyor” diyordu.

30.11.2014  ANF

Gülizar Ana (Kaytan) Dersim’de toprağa verildi

KCK Başkanlık Konseyi Üyesi Ali Haydar Kaytan’ın annesi Gülizar Kaytan için Dersim’de cenaze töreni düzenlendi.

DERSİM- KCK Başkanlık Konseyi Üyesi Ali Haydar Kaytan’ın annesi Gülizar Kaytan memleketi Dersim’de toprağa verildi.

Kaytan’ın cenazesinin getirildiği Dersim Cemevi önünde yüzlerce kişi toplandı. Törene Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun ile çok sayıda siyasi parti ve kitle örgütü temsilcisi de katıldı.

“Oxır vo dakila kowu (Uğurlar olsun dağların annesi)” yazılı pankart açılan cenaze töreninin ardından cenaze Asri Mezarlığa götürüldü.

Defin işleminin ardından konuşan Belediye Eş Başkanı Nurhayat Altun, “Gülizar Ana’yı özgür Dersim’de karşılamak isterdik. Ama sen rahat uyu senin yerin burası. O hepimizin annesi, bizim için asla ölmeyecek” dedi.

Konuşmaların ardından mezara kırmızı karanfiller bırakıldı, cemevinde yemek verildi

Etkin Haber Ajansı
01 Aralık 2014 Pazartesi