Ana Sayfa Blog Sayfa 6374

PSAKD üyelerinden Ankara’da eylem

PSAKD üyeleri AKP hükümetine, asimilasyon politikasından vaz geç çağrısı yaptı.

Ankara’da açıklamaya yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) üyeleri, AKP hükümetini asimilasyon politikalarından vazgeçmeye çağırdı.

PSAKD üyeleri AKP hükümeti tarafından eğitim alanında uygulanan asimilasyon politikalarına ilişkin, Ankara’da Yüksel caddesinde basın açıklaması yaptı. HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in de katıldığı açıklamaya, kimi demokratik kitle örgütleri ve dernek üyeleri de destek verdi. “Zorunlu din dersi kaldırılsın” pankartı açan dernek üyeleri adına PSAKD Mamak İlçe Başkanı Mustafa Demirtaş, açıklama yaptı.

AKP hükümetin son günlerde Alevi halkının taleplerine yönelik yaptığı açıklamalara tepki gösteren Demirtaş, cemevlerinin ibadethane olarak yasallaştırılması, Madımak otelinin utanç müzesi olması, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın Alevi inanç kurumlarına verilmesinin Alevi halkının temel talepleri olduğunu belirtti.

Demirtaş, çağdaş eğitim sistemlerinde olduğu gibi din, dil ve ırk ayrımı yapılmadan bilimsel eğitimin verilmesi gerektiği belirterek, AİHM’in “zorunlu din derslerinin kaldırılması” yönünde vermiş olduğu kararın uygulanması gerektiğini söyledi. Demirtaş, “İnsan haklarına aykırı olan ‘zorunlu din dersi’ uygulamasına son verilmelidir” dedi. Konuşmaların ardından, caddede bulunan İnsanlık Anıtı önünde semah dönülmesi sonrası dernek üyeleri anıt önünden ayrıldı.

Türkiye’nin en büyük ‘cemevi’

Türkiye’nin kompleks anlamında ‘en büyük cemevi’, Adana’da ibadete açıldı. Temeli 9 yıl önce atılan ve 4 milyon TL’lik bir yatırımla 14.5 dönümlük bir alanda hayata geçirilen Cemevi’nin açılışında 12 kurban kesildi, 12 ayrı dev kazanda aşure pişirildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Alevilerin Osmanlı’dan bu yana kendilerini ifade edemediğini vurgulayıp, “Alevilerin çok büyük bir pozitif ayrımcılığa ihtiyacı var” dedi.

Türkiye’nin ‘en büyük cemevi’, tam 9 yıl sonra Adana’da ibadete açıldı. 14.5 dönümlük bir alanda 4 milyon TL’lik bir yatırımla inşa edilen Cemevi’nin açılışı kapsamında 12 kurban kesildi, 12 dev kazanda da aşure pişirildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Cemevleri’nin ibadet merkezi olarak kabul edilmesini istedi, Aleviler’e pozitif ayrımcılık yapılması çağrısında bulundu.

9 YILDA 4 MİLYON TL

Adana’nın merkez ilçesi Çukurova’ya bağlı 100. Yıl Mahallesi’nde yapımına 1995 yılında başlanan, ancak bir türlü tamamlanamayan Cemevi, 9 yıl aradan sonra tamamlandı. Kompleks anlamında ‘Türkiye’nin en büyük cemevi’ olarak öne çıkan ve 14.5 dönümlük bir arazi üzerine kurulan ve 6 bin 880 metrekarelik bir kapalı alana sahip olan Cemevi’nin açılışına yoğun ilgi gösterildi.

12 KURBAN KESİLDİ

Açılış kapsamında ‘Muharrem Ayı’ nedeniyle 12 dev kazanda pişirilen aşureler katılımcılara dağıtıldı. Cemevi’nin yapımının tamamlanmasında katkı sunan CHP’li Çukurova Belediyesi’nce yine açılış için 12 ayrı kurban alındı. Söz konusu kurbanlık koyunlarının ayaklarının bağlanış ve kesiliş şekli ise tepki topladı. Kurbanların, küçük çocukların gözü önünde kesilmesi de dikkatlerden kaçmadı.

‘İBADET’ SORUNU VARDI

Burada konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Adana’daki Alevilerin kendi inanç ve ibadetlerini yerine getirmekte sıkıntı yaşadıklarına dikkat çekerek, bu sorunun da artık çözüme kavuştuğunu anlattı. Geçmez, “Bizim yolumuz hak Muhammed-Ali yoludur. Siz bunu nereye koyarsanız koyun, hiç umurumuzda değil” dedi. Geçmez, Türkiye’de Alevilerin kendi inançlarından dolayı bir sorun olmadığını söyledi ve ekledi:

SORUN ANAYASA SORUNU

“Alevilerin Türkiye’de sorunu, kendi inancından kaynaklanan bir sorun değildir. Bu sorun, Anayasa’dan kaynaklanan bir sorundur. Bu sorun, Alevileri Alevi olarak görmemek, Sunileştirmek, asimile etmek, Alevi-Sünni kavgası üzerinden kendisine rant çıkarmak isteyenlerin sürekli kaşıdığı bir sorundur. Türkiye’nin bütün yurttaşları bizim kardeşimizdir. Biz kardeşliği din değil, insan kardeşliği üzerinden algılıyoruz. Herkesin inancı kendine.”

TÜRKİYE TARİHİ İLE YÜZLEŞMELİ

Geçmez, “Dersim’de ciddi bir yaramız vardır. Kim ne derse desin, 10 bin insanımız öldürülmüştür. Biz vicdanımızı yoklarız. Elbette ki, herkes kendisiyle yüzleşmelidir. Türkiye, kendi tarihi ile yüzleşmelidir. Ama bu kin ve nefret üzerinden yapmamalı. Modern insan ve devletlerin ulaşacağı seviyeye göre yapılmalı. Roboski ile, Maraş, Gazi ve Gezi ile de yüzleşmeli. Bu topraklarda birinin kanı akıyorsa hepimizin kanı aktığını düşüneceğiz” dedi.

POZİTİF AYRICILIK TALEBİ

Aleviliği ‘politika malzemesi’, ‘siyasi bir argüman’a dönüştürülmesine asla izin vermeyeceklerinin altını çizen Gerçek, “Asla Aleviliği siyasete bulaştırmayacağız” yorumunu yaptı. Alevilerin Osmanlı’dan bu yana kendini ifade edemediğini savunan Gerçek, bugün Türkiye’de Alevilerin büyük bir ‘pozitif ayrımcılık’a ihtiyacı olduğunu vurguladı, ardından da cemevlerinin ‘ibadet merkezi’ olarak kabul edilmesini istedi.

TANRIKULU-AĞBABA YAN YANA

Konuşmaların ardından Cemevi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılış törenine de; CHP Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağababa ve Yakup Akkaya ile birlikte CHP Adana Milletvekili Ali Demirçalı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin de katıldı. ‘Dersim Katliamı’ konusunda birbirine ters düşen Tanrıkulu ve Ağbaba ilk kez bir araya gelirken, samimi davranışları dikkat çekti.

SONER KAN/ ADANA /AKŞAM GAZETESi

AK-EL’den Kobanêlilere 800 adet petek yardımı

AK-EL Vakfı, Suruç’ta Kobanêlilerin yaşadığı çadır kentlere bir TIR dolusu yardım gönderdi. AK-EL Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Han Tüzel ile kadın komisyonu üyelerinden oluşan heyet toplanan yardımları Suruç Belediye Eşbaşkanı Zuhal Ekmez’e teslim etti.

Suruç’a Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanından yardımlar gelmeye devam ediyor. Kışın gelmesi ve soğukların kendini hissettirmesiyle birlikte çadır kentlerde ısınma ihtiyacı da öne çıktı. Vakıf bu yöndeki talep üzerine 800 adet yağlı petekli radyatör, 30 koli giyim eşyası ve oyuncak getirdi.

‘Elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz’

IŞİD saldırıları karşısında ve Kobanê konusunda Türkiye’de önemli bir duyarlılığın ortaya çıktığını belirten AK-EL Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Han Tüzel, “İnsanlar bizim de beklentilerimizi aşan bir şekilde kampanyamıza katıldı. Kobanê’de insanlar sadece kendi topraklarını savunmuyor. Katil sürüsüne karşı insanlığın bütün ilerici değerlerini savunan, çok onurlu bir mücadele veriyorlar. Biz de batıda bu mücadeleye destek olmak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Anlamlı destek

Suruç Belediye Eşbaşkanı Zuhal Ekmez de, “Belediyemizin olanakları sınırlı. Ölümden, savaştan kaçarak buraya sığınan Kobanêlilerin ihtiyaçlarını dayanışma ve yardımlarla sağlamaya çalışıyoruz. Birçok gönüllü canını dişine takarak çabalıyor. Bu nedenle sizin bu desteğiniz de bizim için çok anlamlı” dedi.

FEDA; Dersim Kerbeladır, Seyit Rıza Çağdaş Hüseyin’dir

“Evladi Kervelayme, be gunayime, Ayvo, Zulumo, Cinayeto.”
( Evlad-i Kerbelayız, günahsızız, ayıptır, zulümdür, cinayettir.) Seyit Rıza

Bugün Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 77. yıl dönümü. Türkiye, Seyit Rızaların idamından Dersim katliamına, 12 Eylül vahşetinden faili meçhullere, Roboski katliamına ve en son olarak Kobane’de yok edilmek istenen Kürt halkının katillerine verilen desteğe varıncaya kadar, bu karanlık tarihle yüzleşmeyi başarabilmelidir; çözümü ve toplumsal barışı ancak bu şekilde sağlayabilir.

15 Kasım 1937 ‘de İdamı gerçekleştirenlerin amacı; Kürt halkını tarih sahnesinden silmek, Kürt halkının büyük isyanını, büyük direnişini kırmak ve engellemektir. Biz Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) olarak, Dersim direnişinin önder ismi Seyit Rıza ve arkadaşlarını idamlarının 77’inci yıldönümünde saygıyla ve şükranla anıyoruz.

1937’de Seyit Rızaları asanların umdukları olmadı. Kürt halkı asimilasyonla, inkarla, katliam politikalarıyla yok edilemedi. Çünkü Kürt halkının yiğit evlatları Seyit Rızaların tarihsel direnişine sahip çıktı, isyanını büyüttü, onurlu bir mücadele ortaya koydu.

Seyit Rızaların torunlarının 30 yıl önce başlattığı özgürlük yürüyüşü bugün Rojava Kantonu  Kobane  başta olmak üzere, Kürdistanın tüm parçalarında Kürt halkının bulunduğu bütün parçalarda Kürt halkının statü elde etme ve özgür demokratik geleceğini inşa etme sürecine evrilmiştir.

Aradan geçen 77 yıla rağmen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri hala belli değil. Kızılbaş Aleviler  bu mezarların bir an evvel bulunup, halka teslim edilmesini istiyor. Dersim gerçeğini kabul ettik demekle sorun çözülmüyor. Dersim katliamından dolayı özür dilemek ancak o katliamın mağdurlarına karşı yapılan haksızlıkları kabul etmekle ve gereğini yapmakla anlam kazanır.

MHP lideri Bahçeli, Başbakan Davutoğlu’nun  4. Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü’nde ‘Dersim Kerbela’ydı’ ifadelerine ‘Unutulmasın ki, Dersim isyanı bir Kerbela vakası değil, bir ‘kin belası’, bir ‘kan deryası’ olup, hedefinde Türkiye’nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır. Dersim’deki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela’da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan’ın Kerbela’daki masumları Dersim’deki alçaklarla yan yana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır” diyerek Kürt halkına ve Alevilere olan kinini kusmaktadır.

FEDA olarak,  Bahçeli’nin bu ayırımcı, kin ve nefret kokan,  tekçi faşist zihniyetini  ortaya seren söylemlerini nefretle kınıyoruz. Dersim elbette Kerbela’dır, tıpkı MHP faşistlerinin Maraş’ta yaptığı insanlık düşmanı katliamın, Kerbela’da Hüseyine yapılan katliamla aynı olduğu gibi. Dersim Kerbela’dır, Maraş Kerbela’dır, Şengal Kerbela’dır ve bugün Kobani Kerbeladır.  Burada cellatlara, ortaçağ barbarlarına karşı savaşanlar ise Hüseyin’dir.  Daiş çeteleri ve onların tüm destekçileri de Muaviye ve Yezit düzeni savunucularıdır. Bahçeli hiç merak etmesin kendisi gibi tüm Yezitlerin Hüseyine sahip çıkma oyunlarını da bozacağız.

Seyit Rıza, Dersim Otuz sekiz’in bir simgesidir. Biz Kızılbaşların öfkesi, Dersim’in simgesi olan Seyit Rıza’ya yapılan hukuk dışı haksızlıktan kaynaklanıyor.  Kürt kızılbaşlarına ve bir bütün Kürt halkına uygulanan kanlı soykırımlardan ileri geliyor.  Bugün Seyit Rıza’nın şahsında dersimde yitirdiğimiz tüm Kürt kızılbaşlarını bir kez daha anıyor ve katillerden hesap sormaya devam edeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

FEDA olarak, bir kez daha Pir Seyit Rıza ve birlikte idam edilen yoldaşları oğlu Resik Hüseyin, Şexanlı Aşiret Reisi Seyd Hüsen,Yusufan Aşiretinin Reisi Kamer’in oğlu Fındık, Demanan Aşiretinin Reisi Cebrail’in oğlu Hasan, Kureyşan Aşiretinden Ulkiye oğlu Hasan, Mirza Ali’nin oğlu Ali’nin anıları önünde saygı ile eğiliyoruz.

Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin, nasıl yorumlarsa yorumlasın Seyit Rıza’nın yaşamı onurlu ve yüce bir yaşamdır. Yakın tarihimize damgasını vuran bu kişilik, tarihte hak ettiği yerini bulacaktır ve bulmuştur.

HDP’den Seyit Rıza mesajı

HDP Merkez Yürütme Kurulu, Seyit Rıza’nın ölümünün 77’nci yıldönümü nedeni ile bir mesaj yayımladı.

HDP Merkez Yürütme Kurulu “Dersim katliamını” gerçekleştirenlerin, Alevi toplumuna karşı bu insanlık suçunu işleyenlerin, Kürt halkına asla unutmayacağı bu trajediyi yaşatanların tarihin lanetli sayfasında yer aldıklarını belirterek, “Dersim katliamını gerçekleştirenler, Alevi toplumuna karşı bu insanlık suçunu işleyenler, Kürt halkına asla unutmayacağı bu trajediyi yaşatanlar tarihin lanetli sayfasında yer aldılar” açıklaması yaptı.

HDP Merkez Yürütme Kurulu açıklamasında “Seyit Rıza ve arkadaşlarını, idamlarının 77’inci yıldönümünde saygıyla anıyoruz. Seyit Rıza ve arkadaşları 15 Kasım 1937’de, tarihin en büyük soykırımlarından biri olan Dersim katliamını yürütenler tarafından idam edildiler” denilirken Seyit Rıza ve arkadaşlarının Dersim halkının, Kürt halkının onurlu direnişine öncülük ettikleri için hedef alındıkları iddia edildi. Bu idamla halkın meşru isyanı, büyük direnişinin kırılmak istendiğini kaydeden HDP “O dönemin yönetimi, 75 yaşındaki Seyit Rıza’yı idam edebilmek için yaşını küçülttü, oğlunu ise yaşını büyüterek idam etti. Son arzusunun aksine, Seyit Rıza’nın gözü önünde oğlunu idam ederek, O’na çok büyük bir acı yaşattı” dedi. Açıklama şöyle devam etti:

“Aradan geçen 77 yıla rağmen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yeri belli değildir. Bu mezarların bir an önce bulunması, o mücadeleyi sahiplenenlerin en doğal hakkıdır.

Dersim katliamını gerçekleştirenler, Alevi toplumuna karşı bu insanlık suçunu işleyenler, Kürt halkına asla unutmayacağı bu trajediyi yaşatanlar tarihin lanetli sayfasında yer aldılar. Seyit Rıza ve arkadaşları ise büyük direnişleriyle tarihin onurlu sayfalarında, halkların vicdanında ve zihninde her zaman hatırlanıyor ve hatırlanacak.

Türkiye’nin farklı halkları ve inanç grupları, tüm ezilenleri Seyit Rıza ve arkadaşlarının tarihsel direnişine sahip çıktı, onur ve özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesini büyüttü. Bu özgürlük yürüyüşü bugün Rojava ve Kobanê başta olmak üzere, Kürt halkının bulunduğu her yerde eşit ve demokratik bir geleceği, yeni bir yaşamı inşa etme mücadelesinde sürüyor.

Türkiye toplumu, kendi tarihinin karanlık bölümleriyle, katliamlarla, yaşatılan zulümlerle mutlaka yüzleşmeli, bunlarla hesaplaşmayı başarabilmelidir. Hakikatlerin ortaya çıkması, adaletin sağlanması ancak böyle gerçekleşebilir.

Seyit Rıza’nın hayali bugün Kobanê direnişinde yaşıyor ve direnenler başarıya adım adım yürüyor. Bir kez daha Dersim katliamını, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamını lanetliyoruz. Onları ve direnişlerini saygıyla anıyoruz.”

Dedelere maaş verme, hocaların maaşını kes!

OZAN EMEKÇİ

Aşure dolayısıyla hükümet yeniden bir ‘Alevi açılımı’nı daha yüksek bir tonla dillendirmeye başladı. Bununla beraber bir kısım Alevi dedelerinin de ağzı sulandı. Maaş alacaklar! Alıp alamayacakları bir kenera bırakalım ama AKP Hükümeti’ne soralım: Laik devletlerde müslümanlar diğer inanç mensuplarını baskı altında tutar mı? Laik bir devlette camilerin ve diğer islami mekan ve personelin giderlerini devlet karşılar mı? Daha onlarca örnek verilebilir, ancak bilinmesi gereken Türk devletinin müslümanlara inanmadığı ve güvenmediğidir.

”Herkes camisini kendisi yapmalıdır, caminin elektrik, su ve imam, hoca, müftü ve diğer giderlerini o camide ibaadet edenler ödesin” derse, camilerin boş kalacağından korkuyor. Onun için müslüman olmayan diğer inanç mensuplarından topladığı vergilerle, sadece müslümanlığın sünni mezhebine dahil olanları finansa ediyor. Hükümet yanılıyor. Örnek verirsek; Koçgiri, Dêrsim, Maraş, Çorum ve Madımak’ta kelle kesip insanların başlarına yıkanlar, gebe kadınların karınlarını oyanlar, çocukları diri diri yakanlar, ‘Allahu Ekber‘ diyerek cinayet işleyenler. Êzîdî kadınlarını ve kız çocuklarını pazarlarda satanlar, para bulmakta zorlanmazlar.

Bu zevatlar, sadece camileri değil, cumhurbaşkanından başlayarak tüm devleti de finanse ederler. Kuşkunuz olmasın. Bundan dolayı Alevi dedelerine maaş vermek yerine imamlara, hocalarına maaş vermeyi kesin. Kesin ki müslümanların kendi dini giderlerini karşılayacak kadar Allah’a ve peygambere olan inançlarını ispat edebilsinler. Kesin ki maaş almak arzusu ile yanıp tutuşan bir kısım ‘Alevi dedesi‘ geçinen yalakalar kirli karekterleri ile baş başa kalsın!

Devletten maaş alan ‘dede’, dede olmaktan çıkar. (Aynen imamların, hocaların devlet memuru olması gibi.) Böylelerine Aleviler itibar etmez. Maaşı alan dede, hoca olur. Diyanetin borazanı olur, imamlaşır, insanlıktan çıkar. Sayın hükümet yetkilileri; yüzbinlerce sünni din adamına karşılık 5-10 dedeye maaş bağlamakla eşitlik olmaz. Eşitlik, dini mekana ve çalışanlarına maaş ödemekle değil, hiç birine kuruş vermemekle sağlanır. Var mısın bu eşitliğe?

Meclis önünde soykırım protestosu

Seyid Rıza ve arkadaşlarının idamının yıldönümünde açıklama yapan Dersim kurumları, Dersim önderlerinin mezar yerlerinin açıklanmasını, Türk devletinin soykırım suçuyla uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istedi.

Ankara Dersimliler Derneği, Seyid Rıza ve arkadaşlarının idamının yıldönümü nedeniyle Meclis Dikmen kapısı önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme Dersim 37-38 Ortak Belek Platformu, Dersim Mağdurları Platformu, Pülümür Kaymaztepe Köy Derneği gibi kuruluşlar da destek verdi.
Katliamı sembolize eden kefenler giyen eylemciler Seyid Rıza ve arkadaşlarının isimlerinin yer aldığı dövizler ve karanfiller taşıdı.
Basın açıklamasında konuşan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, Dersim’e dönük katliam politikalarının devam ettiğini kaydederek, “Barajlar, HES’ler, siyanürlü maden işletmeciliği politikaları ile yok edilmek istenen coğrafyamız, tutuklanarak zindanlarda çürütülmek istenen gençlerimiz, kadınlarımız 38 zihniyetinin bugün daha da katmerli bir şekilde devam ediyor” dedi.

FEDA: Mezar yerleri açıklansın
Yıldönümü dolayısıyla Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti, Dersim Soykırım Karşıtı Derneği ve Demokratik Alevi Federasyonu da yazılı açıklama yayınladı.

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin hala belli olmadığını hatırlattı.
FEDA açıklamasında devamla şunlar belirtildi: “Kızılbaş Aleviler bu mezarların bir an evvel bulunup, halka teslim edilmesini istiyor. Dersim gerçeğini kabul ettik demekle sorun çözülmüyor. Dersim katliamından dolayı özür dilemek ancak o katliamın mağdurlarına karşı yapılan haksızlıkları kabul etmekle ve gereğini yapmakla anlam kazanır.”

BM’ye taşınacak
Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti ve Dersim Soykırım Karşıtı Derneği de yaptıkları ortak açıklamada, “Katilin özürü mağduru rehabilite edemez. Olsa olsa onun acısıyla alay olur ve eski başbakan ve bugünün Cumhurbaşkanın da yaptığı budur” dedi. Kurumlar, Dersim Soykırımı’nı BM İnsan Hakları Komitesi’ne taşımak için çalışmalarda bulunduklarını da ekledi.

Ruhê Seyîd Riza li Kobanê ye!

Serokê berxwedana Dêrsimê (1937-38) Seyîd Riza 77 sal berê li Bazara Genim a Elezîzê bi lawê xwe Resik Hûsên re hat bi dardekirin. Bi wan re pênc pêşengên din ên berxwedanê Ûsenê Seyîd, Hesenê Ûlkiye, Alî Mîrz, Findiq Axa û Hesenê Cevraîl jî li darê canê xwe ji dest dan. Tê gotin ku Seyîd Riza wexta bi komployekî tê hêsîrgirtin ji rayedarên dewletê re dibêje; “min nekanî li hember derew û fendên we ber xwe bidim, ew ji min re bû ders; lê li ber we min qet çok dananî erdê, bera ev jî ji we re bibe ders!..”

Ev tê wê maneyê, ku beriya bedena wî ya nazik a bi dehan salan di nava berxwedanên li hember zilma dewletê de westiyayî di wê şeva sar a 15’e Mijdara 1937’an de li Bazara Genim hat hejandin, tu gumana wî ya derbarê wê encamê tune bû. Wî feraset û zordestiya serdestên Tirk rind nas dikir û jixwe tevahiya emrê wî bi berxwedana li hember wê zordestiyê derbas bûbû. Nûnerê dewletê yê wê çaxê Îhsan Sabrî Çaglayangîl kêlîka dardekirinê wiha vedibêje; “Seyîd Riza derket meydanê. Hewa sar bû û li derdorê tu kes tune bû. Wekî ku meydan tijî însan e, ber bi valahiyê û bêdengiyê ve qêriya: ‘Ewladê Kerbelayê ne, bê guneh in, şerm e, zilm e!..’ Ez li hember van gotinan lerizîm. Ev peyayê kal çû sêdarê, celad kaş kir. Ben li stûyê xwe xist û înfaza xwe bi xwe pêk anî…”

Jina xwe Besê û hevalê wî Alîşêr ê ku piştî têkçûna berxwedana Koçgiriyê (1920-21) hatibû cem wî û li hinda wî mabû û jina Alîşêr Zarîfe jî beriya dardebûnê, di êrîşên meha Tîrmeh û Gelawêj a 1937’an de ji hêla leşkerên Tirk û hevkarên wan ve bi awayekî hovane hatibûn kuştin. Seyîd Riza, ji parastina Ermeniyên Dêrsimî ji zilma Osmaniyan û parastina Kurdên Koçgîriyê ji damezranerên dewleta Tirk a nû û heta berxwedana Dêrsimê; ne serî li hember dijmin tewand, ne dest ji têkoşînê û jiyana serbixwe a li çiyayên Dêrsimê berda. Ew rêber û pîrî Kurdan giştan bû û bi têkoşîn û helwesta xwe bû kesayetekî mînak bo Kurdên serbilind.

Li ser dardekirina Pîr Seyîd Riza re 77 sal derbas bûn. Dewleta Tirk hê jî bi zilm û zordestiya xwe dewam bike jî heta îro ne kanî hebûna Kurdan ji holê rake, ne jî ziman, kultur û nirxên Kurdî. Ne jî kanî Kurdan ji hêviya jiyaneke azad û serbixwe dûr bixe. Îro jî neviyên Seyîd Riza, bi keç û xort, li Kobanê, li Şengal û Kerkûkê û li ser her çiyayên Kurdistanê bi dersa ku ji helwesta wî girtine, bona parastina welat û nirxên tevahiya mirovahiyê li ber xwe didin. Ji Dêrsimê heta Kirmanşanê, ji Ûrmiyê heta Efrînê Kurd bi zaravên Kirmanckî, Kurmancî, Soranî û Goranî yên Kurdî stranên yekîtiyê û azadiyê diqîrin. Di tevahiya raporên ku dewleta Tirk bona qirkirin û tunekirina hebûn û nirxên Kurdan amadekirî de Kurd tim wek xelkekî ji însaniyetiyê û ji medeniyetê dûr, nezan û hov tên diyarkirin. Û zilma ku di salên 1937-38’an de tînin serî Kurdên Dêrsimî jî wek ‘medenîkirina Dêrsimê’ tê binavkirin. Ew her çiqas hewlbidin zordestiya xwe bi van gotinan veşêrin û dinya alemê pê bixapînin jî îro Kurd bi têkoşîna xwe dersa demokrasî, mirovperwerî, wekhevî, heq, hîqûq û wijdanê didin tevahiya mirovahiyê. Wijdanê mirovahiyê li hember qehremaniya keç û xortên Kurd fedî dike…Ruhê Seyîd Riza, Besê, Alîşêr û Zarîfeyê îro li Kobanê ye; çawa ku ew heta nefesa xwe ya dawî teslîm nebûn; warên xwe û nirxên kurdewarî parastin, îro keç û xortên Kurd li Kobanê, Şengal û Kerkûkê bi heman hiş, hest û hêviyê destana wan a nîvçemayî temam dikin. Di çaxa wan de haya Kurdan ji hev tune bû; lê îro dilê Kurdan giştan bi hev re diavêje. Çav û dilê Dêrsimiyan jî îro li Kobanê ye û Kobanê bi dersa ku ji helwesta Seyîd Rizayan girtî dibêje; “edî em Kurd li ber tu zordestan çokê xwe danaynin erdê!…

Hükümet’ten Alevi paketi: Seyit Rıza aranacak!

Hükümetin ‘Alevi açılımı’ ilgili paketinde Seyit Rıza’nın mezarının yerinin aranması, Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi gibi hedefler olduğu öne sürüldü.

Hükümetin ‘Alevi açılımı’ ilgili paketinin ilk önlemlerinin Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 23 Kasım’da Tunceli’ye yapılacak ziyarette açıklanması planlanıyor.

Anka’nın haberine göre pakette Seyit Rıza’nın mezarının yerinin aranması var. Mezarın yurtdışında olma ihtimali de değerlendiriliyor. Bulunması halinde Türkiye ’ye getirilecek. Hükümet ’in Alevi açılımı ile ilgili pakette Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi ilk hedefleri arasında.

Madımak Müzesi’nin yeniden organize edilmesi de pakette yer alıyor. Özel eşyaların da sergileneceği müze daha canlı hale getirilecek.

Cemevlerinin kültür merkezi olarak Kültür Bakanlığı bünyesinde olması da AKP ’nin hedefleri arasında.

Pakette Dersim olaylarının araştırılması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması da yer alıyor.

Hükümet atacağı adımlar konusunda Cemevleri ve derneklerle toplantılar düzenleyecek. Alevi federasyonlarıyla da temaslar gerçekleşecek.

Aleviler, 8 bin imzayı İngiltere başbakanlığına teslim etti

Ortadoğu’da Işid katliamlarını ve Batı ülkelerinin savaş politikalarını kınayan imza kampanyası sonucu toplanan 8 bin imza bugün İngiltere başbakanlığına teslim edildi. Londra nın Manor House bölgesinde çadır…

Ortadoğu’da Işid katliamlarını ve Batı ülkelerinin savaş politikalarını kınayan imza kampanyası sonucu toplanan 8 bin imza bugün İngiltere başbakanlığına teslim edildi. Londra nın Manor House bölgesinde çadır…

Ortadoğu’da Işid katliamlarını ve Batı ülkelerinin savaş politikalarını kınayan imza kampanyası sonucu toplanan 8 bin imza bugün İngiltere başbakanlığına teslim edildi.

Londra nın Manor House bölgesinde çadır eylemi ile başlatılan kampanya ya çok sayıda ingiliz ve diğer toplumların yanı sıra ingiltere de yaşayan Alevi toplumu tarafından dayanak verildi. Iki ay süren imza kampanyasında toplanan 8 bin imza bugün Londra da bulunan 10 Downing Street’teki Başbakanlık’a verildi. Dosyayı alan memur en geç 5 gün içinde resmi yanıtın Britanya Alevi Federasyonu’na verileceğini belirtti.

Daha sonra konuyla alakalı bir izah yapan BAF Başk. İsrafil Erbil ‘Ortadoğu halklarına demokrasi götüreceğiz iddiasında olan batı ülkeleri, ışid ve el kural gibi maşalar aracılığı ile kırım yapmaya devam ediyor. Üretilen silahlara Pazar yaratan emperyalistler Ortadoğuda kan dökerek halkları zayıflatmak ve petrol başta olmak üzere tüm yer altı yer üstü zenginliklerine el koymaktalar. Milyonlarca insanın ölümü, yaralanması ve hanesiz kalması ile sonuçlanan demokrasi ihracının kocaman bir yalan olduğu ortadadır.Tüm bunları kınadığımızı, farkında olduğumuzu ve durdurulması gerektiğini anlatan bir imza kampanyasında toplanan 8 bin imzayı bugün ingiltere başbakanlığına teslim ettik. Güvenlik nedeni gerekçe gösterilerek kalabalık bir kurul içeri almak talep etmeyen memurlar dosyayı kapıda teslim aldılar ve beş gün içinde yanıt verileceğini söylediler. İmza kampanyasına dayanak verem tüm canlara teşekkür ederiz’ diye konuştu.

Başbakanlığa gelen kurul içinde Türkiye de gelen Mehmet Yüksel Dede de bir izah yaptı. Mehmet Yüksel ‘Irak ve Suriye’de katliama uğrayan halk yanlız değildir. Avrupa da yaşayan canların duyarlılığı bizleri çok mutlu etmektedir. Avrupa ülkeleri ortadoğuda elini çeksin. Onların silahları barış değil savaş nedenidir. Kobani, Şengal, Lazkiye ve tüm mağdur halkların yanında olmaya devam edeceğiz. Hızır yoldaşımız olsun’ dedi.