Ana Sayfa Blog Sayfa 65

Antalya’da 25 Kasım: PSAKD Kadın Platformu sokaklarda güç birliği yaptı!

Antalya, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla kadınların sokağa çıkacağı bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy, Antalya Kadın Platformu bileşenleriyle birlikte 25 Kasım saat 18.00’de Kapalı Yol Halk Bankası önünde toplanarak Attalos Meydanı’na yürüyeceklerini ve burada basın açıklaması yaparak taleplerini dile getireceklerini açıkladı.

Aksoy, 25 Kasım’ın, 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel Kardeşler’in katledilmesine karşı verilen mücadelenin ardından, kadın örgütlerinin çabasıyla 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” olarak kabul edildiğini hatırlattı. Bu önemli günde, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların hakları için seslerini yükseltmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Etkinlikler kapsamında PSAKD Antalya Şubesi olarak düzenledikleri etkinliklerde kadın üyeler ve kadın meclisi ile birlikte “Bu Kalabalığa Bak” adlı belgesel filmi izlediklerini belirten Aksoy, filmin özellikle 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi hakkında bilgi verdiğini ifade etti. Aksoy, bu etkinliklerin katılımcılar açısından son derece keyifli geçtiğini sözlerine ekledi.

Demir, Antalya Kadın Platformu çerçevesinde tüm kadınları dayanışmaya davet ederek, 25 Kasım Salı günü yapılacak yürüyüşe katılım çağrısında bulundu. Kadınların birlik ve beraberlik içinde taleplerini haykırmasının önemine dikkat çekti.

Humus’ta Alevi, Hristiyan ve Ermenilere Yönelik Saldırılar Sistematik!

Suriye İnsan Hakları Ağı, 23 Kasım 2025 tarihinde Humus’ta Alevi, Hristiyan ve Ermenilere yönelik düzenlenen saldırıların planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini açıkladı. Saldırıların, Beni Halid aşiretine mensup kişiler tarafından gerçekleştirildiği belirtilirken, özellikle Alevilerin yoğun olarak yaşadığı El Muhacirin semtinin hedef alındığı ifade edildi.

Açıklamada, ağır silahlı saldırganların, savunmasız Aleviler, Hristiyanlar ve Ermenilere karşı kundaklama, vandalizm ve ayrım gözetmeksizin ateş açma gibi eylemler gerçekleştirdiği vurgulandı. Saldırganların, Alevilerin yaşadığı mahallelere odaklanmasının yanı sıra, Alevi, Hristiyan ve Ermenilerin karışık olarak yaşadığı El-Firduss ve Bab el-Dreyb mahallelerini de hedef aldığı kaydedildi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin raporuna göre, saldırılarda birçok kişi yaralanırken, Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi en az iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Gözlemevi, saldırganların evler, araçlar ve dükkanlar üzerinde yoğunlaşarak ayrım gözetmeksizin ateş açtığını da aktardı.

İnsan hakları ağı, bu saldırıların Alevileri ve diğer azınlık topluluklarını yerinden etmeyi, mallarına el koymayı ve ürünlerini yakmayı amaçlayan daha geniş bir şiddet ortamının parçası olduğunu belirtti. Saldırıların, Mart 2025’te kıyı bölgesinde binlerce Alevi’nin ölümüne yol açan soykırım faaliyetleri bağlamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı, saldırıları kınarken, bu eylemlerin sorumlusunun mevcut rejim olduğunu vurguladı. Ayrıca, Birleşmiş Milletler’den bağımsız bir araştırma heyeti göndermesini, saldırıların detaylı bir raporla ortaya konulmasını ve sivillerin korunması için gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.

Seyit Rıza’nın ailesi: Nihai Barış’a destek veriyoruz!

Seyit Rıza’nın ailesi, barış sürecine dair önemli bir açıklama yaparak, nihai barışın inşası için geçmişle yüzleşmenin şart olduğunu vurguladı. Aile, “Gelecek, ancak hakikate sadakat ile inşa edilir. Evet, barış olsun! Ama onurlu, adil ve hakikate yaslanan bir barış olsun istiyoruz” dedi.

Seyit Rıza’nın torunlarından Süleyman Polat, barışın yalnızca bir suskunluk anlaşması olmaması gerektiğini belirtti. Polat, geçmişte yaşanan acıların ve yaraların üstünün örtülmesinin barışa katkı sağlamayacağını, aksine ortak yaraların birlikte iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Hakikat komisyonları kurulsun, yaşanan mağduriyetler şeffaf biçimde araştırılsın” çağrısında bulundu.

Aile, 10 yüzyıldır süren mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini, etnik farklılıkların tanınmadan ve önder şahsiyetlerin itibarı iade edilmeden kalıcı barışın mümkün olamayacağını vurguladı. “Bu ülkenin, ortak geleceğine güvenmek istiyoruz. Şimdiki nesillerin taşıdığı acının, sonraki kuşaklara taşınmamasını istiyoruz” şeklinde ifadelerde bulundular.

Seyit Rıza Ailesi, toplumsal sorumluluk ve insani bir hak olarak barış talebini yineleyerek, “Hakikatle kurulmadığı sürece hiçbir barış kalıcı olamaz” diyerek tüm aktörlere çağrıda bulundu. Bu süreçte herkesin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini belirttiler.

Humus’ta Alevi ve Hristiyan mahallelerine saldırı: 1 ölü, 10’dan fazla yaralı

Suriye’nin Humus kentinde, Şam yönetimine bağlı silahlı grupların Alevi ve Hristiyan mahallelerine düzenlediği saldırıda bir sivil hayatını kaybetti, en az 10 kişi yaralandı. Olay, sabah saatlerinde Alevi ve Hristiyan nüfusun yoğunlukta bulunduğu Muhacirin ve Alarman mahallelerinde gerçekleşti. Açılan ateşler sırasında Nofel El Ebas adlı bir sivilin yaşamını yitirdiği, çok sayıda ev ve aracın da zarar gördüğü bildirilmektedir.

Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi, saldırıları kınayarak, “Mahalle sakinlerine yönelik bu tür saldırılardan fiili hükümet sorumludur. Bu olaylar, uluslararası hukuk ilkelerini açık bir şekilde ihlal etmektedir” açıklamasında bulundu. Konsey, Alevi halkının Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu tür saldırıların sorumlulukları araştırılmadan gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti.

Bölgedeki gerginliğin devam ettiği ve yerel kaynakların saldırganların konut alanlarını yağmaladığını, çok sayıda aracı tahrip ettiğini bildirdiği öğrenildi. Kuzey ve Doğu Suriye’de saha çalışmaları yürüten gazeteci Doğan Cihan, olayların detaylarını aktararak, bölgeye gelişigüzel ateş açıldığını belirtti.

PSAKD Kadın Meclisi’nden 25 Kasım Çağrısı: “Kadınların Sesi Sınır Tanımaz!”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesinde yaptığı açıklamada, Suriye’de kaçırılan Alevi kadınlardan Türkiye’deki ekonomik krize ve gerici politikalara kadar geniş bir yelpazede kadınlara yönelik şiddetin sistematik hale geldiğine dikkat çekti. Meclis, “Kadınların çığlığı sınır tanımıyor” diyerek, kadınları 25 Kasım’da alanlarda buluşmaya davet etti.

Açıklamada, Suriye’de Alevi kadınların kaçırılması ve bölgede yaşanan ağır hak ihlalleri vurgulanarak, “Kaçırılan, alıkonulan, sessizleştirilen her kadının acısı yüreğimizdedir. Bu düzenin adı sömürü, adı emperyalizmdir; ezilen halklara ve kadınlara düşmanlık bu düzenin değişmeyen yasasıdır” denildi.

Türkiye’de kadınların yoksulluk, işsizlik ve ekonomik krizle mücadele ettiği, gerici politikalarla yaşamın her alanında şiddete maruz kaldıkları ifade edildi. PSAKD Kadın Meclisi, evde, işte, sokakta ve savaş koşullarında kadınların aynı şiddet düzenine tabi tutulduğunu belirtti.

Meclis, Alevi kadın öğretisinin ve dünya kadın direniş tarihinin öncü isimlerini anarak mücadele çağrısını güçlendirdi. “Biz Zeynep Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Fatma Ana’nın, Bacıyan-ı Rum’un mirasını taşıyan kadınlarız” ifadeleriyle geçmişteki direnişçilerin mirasına sahip çıktıklarını vurguladı.

Yargı Paketi’nde yer alan düzenlemelerin kadın haklarını gasp etmeye yönelik olduğu belirtilirken, boşanma süreçlerinde “arabuluculuk” uygulamasının kadınları yeniden şiddet döngüsüne mahkûm edeceği ifade edildi. Ayrıca, Diyanet’in kadın mirası ve ekonomik özgürlüğüne yönelik açıklamaları eleştirildi. Kadın Meclisi, “Kadınlar savaş, yoksulluk ve gericilik istemiyor. Kadınlar eşit, özgür ve onurlu bir yaşam istiyor” diyerek taleplerini yineledi.

25 Kasım’da alanlarda buluşma çağrısında bulunan PSAKD Kadın Meclisi, kadın özgürlük mücadelesinin sınırları aşan bir dayanışma yarattığını belirterek, “Kadın, Yaşam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla sonlandırdı.

Alanya’da Kaygusuz Abdal Cemevi Açıldı: PSAKD’den Emeğe Şükran

Alanya’da, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şubesi tarafından inşa edilen “Kaygusuz Abdal Cemevi” yoğun bir katılımla açıldı. Açılışta konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, cemevinin yapım sürecinde emeği geçen tüm canlara teşekkür etti. Erçe, “Hak hizmetlerinizi kabul etsin” diyerek, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

Erçe, cemevinin inşasının başından itibaren örgütlü bir dayanışma ile gerçekleştirildiğini belirtti. “Kaygusuz Abdal Cemevimizi yoğun bir katılım ve güçlü bir kolektif emek ile açılışını yaptık. Her bir aşamada emek veren, katkı sunan tüm canlara aşk olsun,” ifadelerini kullandı.

Açılışta Alanya Şubesi’nin çalışmalarına da dikkat çekerek, başta Meral Altun olmak üzere tüm yönetim kuruluna teşekkür etti. Erçe, bu tür etkinliklerin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık anlayışını güçlendirdiğini dile getirdi.

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu’ndan dayanışma ve birlik çağrısı!

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu, kadınların dayanışma ve paylaşma kültürünü güçlendirmek amacıyla bir panel düzenledi. Etkinlikte, kadın emeğinin önemi ve bir araya gelmenin getirdiği güç bir kez daha vurgulandı. Eğitimci Aysel Demir Kılavuz’un moderatörlüğünde gerçekleşen panel, katılımcılara hem ilham verdi hem de toplumsal bilinci artırdı.

Etkinlikte konuşan Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu Başkanı Gülistan Güreş, kadınların bir araya gelmesinin dünya üzerindeki olumlu değişimlerin temelini oluşturduğunu belirtti. Güreş, birlikteliğin sağladığı güç ile daha aydınlık bir geleceğe adım atacaklarını ifade etti.

Kadıncık Ana nefesi ve muhabbet ceminin birleştirici gücünün hissedildiği panelde katılımcılar, dayanışmanın ve birlikteliğin önemini bir kez daha deneyimlediler. Etkinliğin sonunda, “Yolumuz aydınlık, muhabbetimiz daim olsun” mesajı ile katılımcılara teşekkür edildi.

Kadın Meclisi: Savaşa ve sömürüye karşı 25 Kasım’da sokaklardayız!

PSAKD Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınları savaş, şiddet ve sömürüye karşı alanlara çağırdı. Açıklamada, tarih boyunca direnç gösteren kadınların mirasına atıfta bulunarak, “Biz Zeynep Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Fatma Ana’nın, Bacıyan-ı Rum’un, Zarife’nin, Taybet Ana’nın, Clara Zetkin’in, Rosa Lüksemburg’un, Mirabel Kardeşlerin yüzyılların direnişini sırtında taşıyan göğün yarısı kadınlarıyız!” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Suriye’de kaçırılan Alevi kadınların durumuna da dikkat çekildi. “Kaçırılan, alıkonulan, sessizleştirilen her kadının acısı yüreğimizdedir!” denildi. Kadınların, savaş, yoksulluk ve ekonomik kriz gibi çok sayıda sorunla karşı karşıya olduğu vurgulanarak, “Evde, işte, sokakta, savaşta her yerde aynı sistemin şiddetine maruz kalıyoruz. Ama biz kadınlar susmuyoruz!” ifadesi kullanıldı.

11. yargı paketinin kadınların kazanılmış haklarını tehdit ettiği belirtilerek, “Bu ülkenin kadınları, savaşın değil, adaletin tarafındadır!” denildi. Açıklamada, iktidarın, kadınları boşanma süreçlerinde şiddet döngüsüne mahkûm etmek için arabuluculuğu devreye sokmaya çalıştığı ifade edildi. Ayrıca, Diyanet’in kadın mirasına ve ekonomik özgürlüğüne saldırdığına dikkat çekildi.

PSAKD Kadın Meclisi, 25 Kasım’da kadınların alanlarda buluşacağını belirterek, “Kadınlar savaş istemiyor! Kadınlar yoksulluk istemiyor! Kadınlar gericiliğe boyun eğmiyor!” ifadesini kullandı. Kadın dayanışmasının önemine vurgu yaparak, bu topraklarda adaletin, barışın ve özgürlüğün sağlanmasının, kadınların mücadele ve örgütlenmesinden geçtiği belirtildi.

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu’ndan Dayanışma ve Birlik Paneli!

Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu, bugün düzenlediği panelde dayanışmanın ve kadın emeğinin önemini bir kez daha vurguladı. Etkinlikte bir araya gelen kadınlar, aynı lokmada buluşmanın huzurunu yaşarken, birlik ve beraberliğin güçlendirildiği bir atmosfer oluşturdu. Panel, eğitimci Aysel Demir Kılavuz’un anlatımıyla gerçekleştirildi ve Kılavuz’un sözleri katılımcılara ilham verdi.

Etkinlikte konuşan Yamanlar Cemevi Kadın Komisyonu Başkanı Gülistan Güreş, kadınların bir araya gelmesinin dünyayı değiştiren bir güç olduğunu belirtti. Güreş, birlik olmanın kendilerine güç kattığını ifade ederek, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Kadıncık Ana nefesi ve muhabbet ceminin birleştirici gücünün etkinlikte derinden hissedildiği vurgulandı. Katılımcılar, etkinliğin sonunda “Yolumuz aydınlık, muhabbetimiz daim olsun” mesajıyla bir araya gelerek etkinliği sonlandırdı. Bu tür organizasyonlar, kadınların toplumsal hayattaki rollerini güçlendirme ve dayanışmayı artırma adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kürtler ve Aleviler: Büyük Barış’ın Kardeş Parçalarıdır

“Barış hepimize lazım: Süreç ve Arap Aleviler” panelinde, Alevi inanç önderleri, Kürtlerin adalet arayışı ile Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin barış sürecinde kesiştiğini vurguladı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Emek Partisi ve Sosyalist Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen panel, Hatay’ın Defne ilçesindeki Harbiye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde gerçekleşti. Konuşmacılar, Arap Alevi toplumunun kimlik mücadelesi ve barış sürecindeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Antakya Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral, Alevilerin tarih boyunca uğradığı ayrımcılıklara dikkat çekerek, toplumun yaşadığı sıkıntıların çözümünde adaletin sağlanması gerektiğini ifade etti. Yeral, barışın sadece silahların susması anlamına gelmediğini, insanların birbirini anlaması ve kabul etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, Alevi toplumunun devlet yönetiminde yeterince temsil edilmediğini ve bu durumun düzeltilmesi için eşit destek talep etti.

İmam Ali Kültür Derneği Başkanı İbrahim Kanatlı ise Kürt meselesinin insanlık, adalet ve eşit yurttaşlık sınavı olduğunu belirtti. Kanatlı, Alevi ve Kürt topluluklarının taleplerinin aynı büyük barış hikayesinin parçaları olduğunu ifade ederek, geçmişte yaşananların hafızalardan silinmemesi gerektiğini vurguladı. Barışın sağlanması için toplumsal hafızanın onarılmasına ihtiyaç olduğunu aktardı.

Gazeteci-yazar Musa Özuğurlu, bölgesel ve uluslararası dinamiklerin Türkiye’deki barış süreci üzerindeki etkilerini değerlendirerek, Alevi toplumunun stratejik bir perspektif geliştirmesi gerektiğini dile getirdi. Özuğurlu, Alevilerin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde daha güçlü bir şekilde örgütlenmesi gerektiğini vurguladı ve barışın sağlanması için güçlü toplumsal aktörlere ihtiyaç olduğunu belirtti.