Ana Sayfa Blog Sayfa 652

Êlih’te ağır hasarlı bina tehlike saçıyor: Can kaybı yaşanmadan yıkılmalı

Êlih Belediyesi’nin karşısında bulunan ve otobüs durağına bitişik olan bina depremden sonra ağır hasarlı olduğu halde yıkılmayarak büyük tehlike oluşturuyor

Êlih’te (Batman), Mereş (Maraş) merkezli depremlerden kaynaklı ağır ve orta hasarlı tespit edilen 56 yapı için verilen yıkım kararı uygulanmıyor. Batman Belediyesi karşısında bulunan ve otobüs durağına bitişik bina araç bekleyen yolcular için büyük tehlike saçıyor.

‘Acil yıkılması gerekiyor’

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Vahdettin Tüzün, ağır ve orta hasarlı binaların acil bir şekilde yıkılması gerektiğini belirterek, olası tehlikelere dikkati çekti.

İnsan geçiş güzergahları üzerinde bulunan binaların biran önce yıkılması gerektiğini ifade eden Tüzün, “Halkın mağduriyetini gözeten bir şekilde binaların yıktırılması gerekiyor. Urfa, Hatay ve Diyarbakır’da ağır ve orta hasarlı binaların artçı depremlerde yıkıldığı ve tehlike arz ettiğini gördük. Batman’daki binaların önünde her gün binlerce insan geçiyor. Olası bir can kaybı yaşanmadan bu binalar yıktırılması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi belediyenin karşısında yer alan bina. Otobüs durağın hemen yanında. Çok sayıda insan burada otobüs bekliyor. Yaya yolu geçiyor. Durakta bekleyen insanların yaşamı tehlikeye atılmış oluyor. Biran önce yıkılması gerekiyor” diye konuştu.

Êlih’ın afet bölgesi olarak ilan edildiğini hatırlatan Tüzün, bu konuda net bir bilgi akışının olmadığını ve kamuoyunun aydınlatılması çağrısında bulundu.

ÊLİH

#Êlihte #ağır #hasarlı #bina #tehlike #saçıyor #kaybı #yaşanmadan #yıkılmalı

Emniyetteki intihara ilişkin rapor: Seslerin duyulmamış olması olağan akışa aykırı

Emniyette intihar ettiği iddia edilen Ahmet Bugrur’a ilişkin rapor hazırlayan Agirî Barosu ‘intihar girişimi esnasında seslerin duyulmamış olması olağan akışa aykırı’ açıklaması yaptı

Agirî Barosu İnsan Hakları Komisyonu, Doğubayazıt İlçe Emniyet Müdürlüğünde Ahmet Bugrur isimli yurttaşın intihar iddiasına dair rapor hazırladı. Rapor, komisyon üyelerinin Doğubayazıt ilçe emniyet müdür yardımcısı ve Bugrur’un ailesi ile yapılan görüşmeler sonucunda hazırlandı.

Raporda yer alan ifadeler

Raporda aile bireyleri ile yapılan görüşmelerde, Bugrur’un sağ kol dirseğinden başlayıp karın boşluğuna kadar morlukların, kıyafetlerinde çamur izlerinin, pantolonunda tekmelemeden kaynaklı ayakkabı izlerinin mevcut olduğu ve herhangi bir akli ve fiziki bir sağlık probleminin olmadığının belirtildiği kaydedildi.

Görüntü küçük denildi

Olayla ilgili soruşturmanın halen sürdüğüne yer verilen raporda, olay esnasında emniyette bulunan polislerin “Nezarethaneye ait kameralarımız çalışmaktaydı. Nezarethane ve nezarethane katındaki koridorlarda kamera adedine oranla grup amirliğinde bulunan kamera gösterim ekranının küçük ve yetersiz olması sebebiyle mevcut görüntüler ekrana sığması amacıyla küçük ebatlarda görünmektedir. Bu sebeple bahse konu kameralarda gerçekleşen herhangi bir olay görüntünün küçük olması ve iş yoğunluğu sebebiyle anında fark edilememektedir” şeklinde ifade verdikleri kaydedildi.

Ses duymadık beyanı

Olayın yaşandığı gün farklı bir nezarethanede kaldığı ifade edilen S.K’nin, olay gün ve saatinde 3 nolu nezarethanede kaldığı, uykusunun çok hafif olduğu, nezarethane kapıları demirden olduğu için en ufak sallantıda ya da kapıları kapatmada takır takır ses yaptığını ancak o gün herhangi bir ses duymadığı şeklinde beyanda bulunduğu ifade edildi.

Raporda, şu tespitlere yer verildi:

“*Ahmet Bugrur mahalle imamıyla tartışması sonucu imamın şikayeti üzerine gözaltına alınmış olduğu tespit edilmiştir.

*Kamera izleme odası ile nezarethane arasının yürüyüş mesafesiyle yaklaşık 30 saniye sürdüğü belirlenmiştir. Ayrıca 3 ve 4 numaralı nezarethanelerin yan yana olduğu ve en ufak sesin bile duyulabileceği gözlemlenmiştir.

*Kamera izleme ekranının sonradan değiştirilip büyük ekran üzerinden izlendiği olaydan önce ve olay günü küçük bilgisayar ekranından küçük kutucuklar halinde kameraların izlendiği belirtilmiştir. Ayrıca olay tarih ve saatinde kamera izleme odasında kolluk görevlisi olup olmadığı hakkında bilgi alınmamıştır.

*Olayın 4 numaralı nezarethanede meydana gelmesi ve aynı gün ve saatte 3 numaralı nezarethanede bulunan S.K isimli şahsın beyanları ve kamera görüntülerinde şahsın 10 dakika boyunca intihar etmek için uğraştığı, suntaları beton bloktan ayırmak için zorladığı, birkaç defa demir parmaklıklara tırmandığı, suntaların elinden yere düştüğü, her ne kadar kamera tarafından ses kaydı alınamamış olması sebebiyle görüntüler sessiz kayda alınmışsa da, ağız hareketlerinden bağırdığı, sesler çıkardığı tespitleri karşısında yan tarafta bulunan S.K isimli şahsın ve yakın mesafede bulunan polis odalarından seslerin duyulmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespit edilmiştir.

*İfadesi alınan polis memurlarının beyanlarından da sabit olduğu üzere olay günü nezarethane kameralarının küçük bir bilgisayar ekranından izlenmesi sebebiyle fark edilememesi ve olaydan sonra daha büyük bir ekran ile izleme yapılması ve kamera izleme tutanağına göre şahsın 09.20.20’de hareketsiz kalmış olduğu polis memurlarının 09.38.35’de nezarethaneye geldikleri hususları karşısında kurumun gözlem ve önleme yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilmiştir.”

Kaynak: MA

 

#Emniyetteki #intihara #ilişkin #rapor #Seslerin #duyulmamış #olması #olağan #akışa #aykırı

Celal Fırat Kimdir?

0

İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat, 1975 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve ortaöğretimini Malatya, Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Gençlik yıllarında başlayarak Alevi inanç kurumları içinde yer aldı.

Garip Dede Dergâhı gençlik kollarında başladığı hizmetleri sonucu 2012 yılında Garip Dede Dergâhı Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. 2018 yılında Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlığı döneminde ADFE, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna üye oldu ve 2022 yılında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun kongresinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.

Alevilerin kendilerini basın yolu ile ifade etmeleri mücadelesinde yer aldı. TV 10’un kuruluş döneminden itibaren destekledi ve Dem-i Muhabbet adı ile haftalık programlar yaptı. Bu programlar TV10’un kapatılmasına kadar devam etti.

Alevi medyasına desteğine Can Tv’de yaptığı programlar ile devam etti.

Alevi kurumlarının yan yana gelmesinde aktif sorumluluk alan Celal Fırat, Alevilerin son yıllarda oluşturduğu ortak mücadele hattının yaratılmasında rol oynadı.

Yeşil Sol Parti’den aldığı teklif üzerine 14 Mayıs 2023 seçimlerinde aday olan Celal Fırat, İstanbul 3. Bölge 4. Sıra milletvekili adayı gösterildi.

Celal Fırat evli ve iki kız çocuğu babası.

 

Alevinet / İstanbul

Irak Parlementosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu Süleymaniye’de

Süleymaniye Havalimanı’na yapılan saldırılardan sonra Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu üyeleri, saldırıyı araştırmak üzere Süleymaniye’ye gitti

Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıyı araştırmak üzere Süleymaniye Valiliği’ne geçen Komisyon üyeleri, Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırının nedenlerinin araştırılması çalışmaları kapsamında görüşmeler gerçekleştiriyor.

Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na yönelik, 7 Nisan akşamı Demokratik Suriye Güçler (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdî’nin de aralarında olduğu Rojava heyetine suikast amacıyla düzenlenen saldırıdan birgün sonra Irak Parlamentosu Birinci Başkan Vekili Muhsin Mendelawi’nin başkanlık ettiği Irak Parlamentosu heyeti de Süleymaniye’yi ziyaret etmişti.

Saldırının Türkiye tarafından gerçekleştirildiği yönünde resmi bir açıklama yapılmasa da saldırıya karşı sert bir açıklama yapan Irak Cumhurbaşkanı Latif Reşid, saldırının Türkiye tarafından gerçekleştirildiğine işaret etmişti. Cumhurbaşkanı Reşid, Türkiye’yi Irak’tan ve Federe Kurdistan Bölgesi’nden özür dilemeye çağırmıştı.

DIŞ HABERLER

#Irak #Parlementosu #Güvenlik #Savunma #Komisyonu #Süleymaniyede

Cengiz Çandar hakkında 2 yıl hapis istendi

Yeşil Sol Parti Amed Milletvekilli adayı Cengiz Çandar hakkında 6 yıl önce yaptığı paylaşım nedeniyle hapis cezası istendi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Amed milletvekilli adayı gazeteci Cengiz Çandar’ın, kamuoyunda “Kırmızı fularlı Kız” olarak bilinen ve Rakka’da DAİŞ’e karşı savaşırken yaşamını yitiren Ayşe Deniz Karacagil ile ilgili 30 Mayıs 2017 tarihinde yaptığı sanal medya paylaşımı nedeniyle yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 30’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

11 Nisan’nda görülmesi planlanan duruşma, Çandar’ın avukatlarının talebinin kabul edilmesi üzerine bugüne alındı. Duruşmaya, Çandar, avukatları Veysel Ok ve Merve Kurhan katıldı.

Duruşmada yaşananlar

Kimlik tespitinin ardından savunma yapan Çandar, paylaşımın yapıldığı tarihte yurt dışında olduğunu ve övdüğü iddia edilen kişinin adını bile bilmediğini söyledi. Ayşe Deniz Karacagil’i Gezi Parkı eylemleri sırasında çekilmiş fotoğrafını görünce hatırladığını belirten Çandar, savunmasına şöyle devam etti: “Babasının sosyal medyada yaptığı paylaşımı görünce bir kız babası olarak duygusallaştım ve söz konusu paylaşımı yaptım. ‘Melek’ ve ‘göğe yükseldi’ ifadeleri aslında babasının yazdıklarıdır. Tamamen vicdani nedenlerle yaptığım bir paylaşımdır. Öldürülen kişi, Türkiye’nin de terör örgütü olarak kabul ettiği IŞİD denen örgüte karşı Rakka’da savaşırken yirmili yaşlarının başında ölüyor. O yaşlarda toprağa o şekilde düşmesinden ve babasının da ifadelerinden etkilenerek yazdım. Vicdani duygularla kendimi ifade ettim.”

Çandar, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmeyerek beraatini talep etti.

Ardında savunma yapan avukatı Veysel Ok da, “Suçu ve suçluyu övme” suçunun unsurlarının oluşabilmesi için Karacagil hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının olması gerektiğini belirterek, “Ayşe Deniz Karacagil hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararının olup olmadığı konusunda araştırılma yapılması gerekmektedir. Bu konuda bir araştırma yapılmasını talep ediyoruz. Esas hakkındaki mütalaa verildikten sonra da savunmamızı yapacağız” diye belirtti.

Ceza istendi

Mütalaasını mahkemeye sunan iddia makamı, 2017 yılında yapılan paylaşıma 2020 yılında açılan davada, “açık ve yakın tehlike” vurgusu yaparak ve paylaşımın yapıldığı tarihte Çandar’ın gazeteci olduğuna dikkat çekerek, cezalandırılmasını istedi. Savcı ayrıca avukat Ok’un talebinin reddine karar verilmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme, Çandar’ın avukatının esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlamak için süre talebini kabul ederek, duruşmayı 16 Mayıs’a ertelendi.

Çandar hakkında “Suçu ve suçluyu övme” iddiasıyla hakkında 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İSTANBUL

#Cengiz #Çandar #hakkında #yıl #hapis #istendi

Maxmur halkı Türkiye’nin Süleymaniye’ye yönelik saldırısını protesto etti

Maxmur kampındaki öğrenciler ve kamp sakinleri Türkiye’nin Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırıyı basın açıklaması ile protesto etti

Maxmur kampındaki öğrenciler ve kamp sakinleri Türkiye’nin 7 Nisan’da Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıyı yaptıkları basın açıklamasıyla kınadı.

Yapılan basın açıklaması, Şehit Koçerin Lisesi Yönetim Üyesi Mustafa Ergen tarafından okundu.

Mustafa Ergen, 7 Nisan’da Süleymaniye Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen saldırıyı kınayarak başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Kürdistan’ın tüm parçalarında yapılan saldırılara baktığımız zaman insanlık için mücadele eden, bedel ödeyen ve canını feda eden Kürt öncülerin bu saldırılarda hedef alındığını görüyoruz. Yine Kürt halkının Rojava’daki öncülerinden biri YNK’li yetkililerle görüşme yaptıktan sonra hedef alındı. Faşist AKP-MHP rejimi ile Kürtlerin içindeki hainler, Kürtlerin sesini duyuran ve insanlık onurunu koruyan şahsiyetleri hedef alıyor. Bizler de tüm öğretmen, öğrenci ve kamp halkı olarak kamuoyunu insani görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.”

DIŞ HABERLER

#Maxmur #halkı #Türkiyenin #Süleymaniyeye #yönelik #saldırısını #protesto #etti

Şirnex’te kömür madeni genişletiliyor

Madenlerle kuşatılan Şirnex coğrafyası yerle bir edilmeye devam edilirken, onlarca kömür madeninin olduğu ilde bir kömür maden alanı genişletiliyor. Diğer Türkiye coğrafyasında ise termik santral sayısı giderek artıyor

Şirnex’in (Şırnak) Girkê Emo (Silopi) Belikan (Ballıkaya) köyü mevkiinde bir şirket tarafından işletilen kömür ocağında alan ve üretimde kapasite artışına gidileceği duyuruldu. 11 hektarlık alanın yaklaşık 14 hektar daha arttırılarak yaklaşık 25 hektara çıkarılacağı belirtildi. Maden alanında kademeli açık ocak işletme metodu ile üretim yapılacak. Proje kapsamında ocaktan yıllık 390.000 ton (pasa + cevher) üretim yapılacağı açıklanırken, çıkan kömür termik santrallere gönderilecek.

Şirnex zehirleniyor

Şirnex’te termik santraller; 405MW Ciner Gurubu, 270MW Galata Enerji, 182 MW Karadeniz enerji. Bu şirketlerin toplam enerji üretim gücü 860 MW ve bu enerjiyi üretebilmek için günlük yaklaşık 25.000 ton asfaltit adı verilen karbon kayaların ve kömürün yakılması gerekiyor. Asfaltitin kül oranı yüzde 35 ve bir günde yaklaşık 10 bin ton kül ile 9.000 ton kanserojen gazlar atmosfere salınıyor. Külün içeriğinde silisyum, alüminyum, demir oksitler yanı sıra toprağa, suya ve çevreye yayılabilecek kadmiyum, civa, kurşun, arsenik gibi ağır metaller, uranyum ve havaya dağılan radon gazı bulunuyor.

Enerji ve maden işgali

Şirketler Türkiye’nin her bölgesinde yaptığını Kürdistan coğrafyasında misliyle gerçekleştiriyor. Geçmiş yıllarda köyleri zorla boşaltılıp, binlerce insanın göçe zorlandığı Şirnex bugün de benzer baskılarla yüz yüze. Bugün yine dayatılan şey doğal alanların sermaye birikimine eklemlenerek bölgenin insansızlaştırılması süreci işletiliyor. Orman yangınları ve ağaç kesimleri ile köyler her yıl tehdit altına alınarak boşaltılmaya çalışılıyor. Öte yandan termik santraller, HES’ler ve maden işletmeleri her geçen gün genişlerken, sadece Qilaban’ın (Uludere) yüzölçümünün yaklaşık yüzde 75’i tek seferde yapılan ihaleyle sermayenin hizmetine koşulması dikkat çekiyor.

Şirnex sermaye ablukasında

Şirnex’ın Qilaban (Uludere) coğrafyasında 54 bin 009,77 hektar yani 540 bin 097,7 dönüm doğal alan, 250 bin ton kapasiteli kurşun ve çinko ile 2 milyon 400 bin ton bakır için şirketlere ihale yoluyla peşkeş çekildi. Qilaban’ın yüzölçümünün 73 bin 100 hektar olması ve 54 bin hektar alanın Qilaban coğrafyasının yüzde 75’inin maden sahası olarak işgal edilme adımları bölgeye dair birçok ipucu barındırmakta. Diğer yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Şirnex’in merkez, Cizîra Botan (Cizre), Qilaban (Uludere), Hezex (İdil), Gundi Melayê Batê (Beytüşşebap) ve Girkê Emo (Silopi) ilçelerindeki 22 ayrı bölgede ÇED raporuna gerek görmeden maden arama izni vermiş olması bölgede açık bir yağma yaşandığının göstergesi.

Türkiye kömürde ilk üçte

Türkiye, yaklaşık 11 bin MW’lık kömürlü termik santral proje stoku ile dünyada en fazla kömür santrali projesi olan Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü ülke konumunda. Global Energy Monitor tarafından her yıl kömürlü termik santrallerin bir değerlendirmesini sunan ‘‘Yükseliş ve Çöküş 2023: Kömürlü Termik Santrallerin Küresel Takibi’’ raporunun dokuzuncusu dün yayınlandı. Türkiye özelinde bir incelemenin de sunulduğu raporda, finansman bulunamaması ve yasal sıkıntılara rağmen Türkiye’nin tüm dünyada planlanan kömürlü termik santral kapasitesi bakımından, Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada yer aldığı belirtiliyor.

11 bin MW’lık proje var

2022 itibarıyla, Türkiye’nin proje stokunda yaklaşık 11 GW’lık kömürlü termik santral projesinin yer aldığı belirtilen raporda, bu projelerin tamamının finansman bulmakta zorlandığına ya da bir dizi yasal aksaklıkla karşılaştığına dikkat çekildi. Bu durumu kanıtlayan gelişmelerden biri de proje stokundaki 11 GW kömürlü termik santral kapasitesine karşılık Enerji Bakanlığı’nın Ulusal Enerji Planı’nda 2035 yılına kadar 3,2 GW’lık yeni kömürlü termik santral kapasitesi öngörmesi.

2022’de bir santral devreye alındı

Paris Anlaşması’nı onaylayan Türkiye’de 2022 yılında açılışı yapılan tek santral, 1,3 GW’lık kapasiteye sahip Adana’nın Yumurtalık ilçesi Sugözü sahilinde faaliyete geçen Çin finansmanlı Emba Hunutlu Kömür Santrali oldu.

Uludere’nin yüzde 75’i

Şirnex coğrafyası kömür ve asfaltit madenleri dışında her türden maden için abluka altına alınmış durumda. Uludere’nin yüzölçümü 73 bin 100 hektar ve bunun 54 bin hektar alanında Uludere coğrafyasının yüzde 75’inin maden sahası olarak ihale edildi. Diğer yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Şırnak’ın merkez, Cizre, Uludere, İdil, Beytüşşebap ve Silopi ilçelerindeki 22 ayrı bölgede ÇED raporuna gerek görmeden maden arama izni vermiş olması bölgede açık bir yağma yaşandığını ortaya koymakta.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Şirnexte #kömür #madeni #genişletiliyor

Listede yer verilmeyen ve cinayetlerle anılan AKP’li 4 vekil yargılancak mı?

Cinayetlerle ismi anılan AKP’li 4 vekil yeni dönem için aday gösterilmedi. Vekillerin dokunulmazlık zırhı kalktıktan sonra yargılanıp yargılanmayacağı merak konusu 

14 Mayıs seçimlerinin hazırlıkları sürerken, siyasi partiler, aday listelerini dün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu.

AKP’de Riha’nın Pirsus ilçesinde Şenyaşar ailesinden 3 kişinin ölümüne karışan İbrahim Halil Yıldız, Giresun’da Rabia Naz Vatan’ın ölüm olayına karışan Nurettin Canikli, Nadira Kadirova’nın evinde şüpheli olarak ölü bulunduğu Şirin Ünal ve Yeldana Kaharman’yı cinsel saldırı sonrasında öldürdüğü belirtilen Tolga Ağar, aday listesinde yer almadı.

Bu isimlerin dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra yargılanıp yargılanmayacağı ise merak konusu.

Rabia Naz’ın ölümü

Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz Vatan, 12 Nisan 2018’de şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Vatan’ın ölümünün intihar ya da yüksekten düşme olduğu öne sürülse de aile kızlarına siyah bir aracın çarptığını ve AKP Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin devreye girerek olayı kapattığını söyledi. Vatan’ın şüpheli ölümünün araştırıldığı dosyada, 16 Temmuz 2020’de takipsizlik kararı verildi. Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan ise yıllardır adalet mücadelesini sürdürüyor.

Nadira Kadirova’nın ölümü

Nadira Kadirova, 23 Eylül 2019’da AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Türkiye’de hastalara bakan yardımcı personel olarak çalışan Kadirova, şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmeden bir yıl önce Ünal’ın hasta eşine bakıyordu. Kadirova, Ünal’a ait tabanca ile hayatını kaybederken, Kadirova’nın intihar ettiği öne sürüldü.

Savcılık, şüpheli ölümün intihar olduğunu iddia ederek dosyayı kapattı. Ailenin avukatı ise konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Daha sonra Kadirova’nın intihar ettiği iddia edilen olay yeri tutanağında, Kadirova’nın cesediyle silah arasında 153 santimetre olduğu kayda geçti. Daha sonra bilgisayarda hazırlanan krokide ise bu mesafe 57 santimetre olarak ölçüldü. Davaya bakan avukat İlyas Doğan ise  “Olay sırasında bir kavga yaşanmış. Normal bir intihar olayının çok uzağında” diye konuştu.

Yeldana Kaharman

Xarpet’teki (Elazığ) evinde 2019 yılında ölü bulunan Yeldana Kaharman’ın da Kadirova gibi intihar ettiği öne sürüldü. Fakat olaydan 2 yıl sonra devlet bağlantılı organize suç örgütü lideri Sedat Peker, şüpheli ölüme ilişkin Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar’ı işaret etti. Peker, Ağar’ın Kaharman’a cinsel saldırıda bulunduğu ve şikayetçi olduktan sonra Kaharman’ın ölü bulunduğunu söyledi.

Peker, “Tolga Ağar’ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, ‘Tolga Ağar bana tecavüz etti’ diye. Kız şikâyet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor” diye konuştu.

Rapor durumu yalanladı

Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı, Kaharman’ın ölümüne ilişkin otopsi ve toksikoloji raporunu yayınladı. Kaharman’ın çok alkol aldıktan sonra intihar ettiği öne sürülse de rapor durumu yalanladı. Raporda, Kaharman’ın kanında alkol bulunamadı. Yine raporda Kaharman’ın vücudunda ölümden önce vücudunun bazı bölgelerinde morluklar bulunurken kendini astığı ifade edilmesine rağmen boyundaki yumuşak doku, kemik ve kıkırdaktaki herhangi bir morluk bulunmadı. Yani dışarıdan bakıldığında görülen telem izi açıldığında içeride herhangi bir kanama, doku zedelenmesi veya kıkırdak, kemik hasarı yok. Bu da Yeldana’nın öldürüldükten sonra asıldığı şüphelerini akla getiren bir durum.

Şenyaşar ailesi katliamı

Riha’nın Pirsus ilçesinde 2018 seçimlerinde önce AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız seçim gezinde Hacı Esvet Şenyaşar’ın dükkanına gitti. Yurtsever olduğu bilinen Şenyaşar ailesi ziyaret sırasında “Size verecek oyumuz yok” sözleri üzerine Yıldız’ın akrabalarından oluşan korumalar aileye ateş etti. Saldırıda, Mehmet Şah Yıldız yaşamını yitirirken, yaralanan Celal, Adil ve Esvet Şenyaşar ise kaldırıldıkları hastanede İbrahim Halil Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bir grup tarafından katledildi.

Saldırıda yararlanan Fadıl Şenyaşar ise tedavisi biter bitmez tutuklandı. Şenyaşar ailesinden Celal Şenyaşar’ı öldürmekten ve Adil Şenyaşar’ı yaralamak suçundan beş yıldır hakkında yakalama kararı bulunan İbrahim Yıldız tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Kamu görevlileri ve AKP’li yetkililer açıklamalarıyla Yıldız ailesine sahip çıkarken, olayla ilgili soruşturmanın da savsaklanması üzerine Emine Şenyaşar, 8 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti başlattı.

Haber: MA / Berivan Kutlu

 

#Listede #yer #verilmeyen #cinayetlerle #anılan #AKPli #vekil #yargılancak #mı

Haksızlığa susmadı, isyankardı…

Üveyş Öcalan, 30 yıl önce bu dünyaya veda etti. Bir kadının katledilmesiyle ilk başkaldırısını gerçekleştiren, isyankar kişiliğiyle bilinen Üveyş Öcalan’ın, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü paradigmasında önemli rolü var

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, Kürt kadının kölelik-özgürlük sorununda derin çözümlemeler yapmasında önemli rolü olan annesi Üveyş Öcalan’ın yaşamını yitirmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Üveyş Öcalan, 11 Nisan 1993’te hastalığı dolayısıyla tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 75 yaşında hayata veda eden Üveyş Öcalan, Kürt kadın özgürlük mücadelesine de ilham oldu.

Çocuk yaşta evlendirildi

Riha’nın (Urfa) Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde, 26 Kasım 1918’de dünyaya geldi Üveyş Öcalan. Kürt bir baba ve Türkmen bir annenin çocuğuydu. Çocuk yaşta komşu Türkmen köyünden biri ile evlendirilir. Daha evliliğinin birinci yılında, evli olduğu erkek bir kadını kaçırmaya çalışır ve kaçmayı kabul etmeyen kadın katledilir. Yaşananlara tanık olan Üveyş Öcalan, evli olduğu erkek aleyhine ifade vererek, feodaliteye ilk başkaldırısını gerçekleştirir…

Bir çocuğunu yitirdi

Yaşananların ardından Ömer Öcalan ile evlendirilir Üveyş Öcalan ve onun ilk evliliğinden olan kızı Gülsüme’ye de annelik eder. Kendisinin de bu evlilikten 3 kız, 4 erkek çocuğu olur. Ancak son çocuğu Ali, beyninde oluşan tümör nedeniyle henüz 12 yaşındayken yaşamını yitirir.

Anneye başka bir hediye

Tarih 4 Nisan 1949’u gösterdiğinde Üveyş Öcalan, Abdullah Öcalan’ı dünyaya getirir. Abdullah Öcalan, annesiyle ilgili değerlendirmelerinde şunlara yer verir: “Biraz para kazanmama rağmen anama şöyle bir hediye alayım diye düşünmedim. Belki o bunu yadırgamıştır ama bana göre evlatlık farklı olmalıydı. Ona layık bir evlat olma bana göre Kurdistan için savaşma, düşünme ve değer yaratmaydı. Bitip tükenmiş bir ana oğul veya aile ilişkisini bir ülke ilişkisine, yurtseverlik ve ana toprak ilişkisine götürmek en anlamlısı, en yücesi oldu.”

Kimseye boyun eğmezdi

Annesinin isyankar karakterine dair de şu belirlemeyi yapar Abdullah Öcalan: “Kavga etmeyi bana erken yaşta öğretti. Hâlâ etkilerini taşıyorum. Anam bana şöyle bir duygu kazandırdı; bana sığınarak, hep benden destek alarak, yardım görerek, öyle ağlayıp sızlayarak, özellikle böyle davranarak yaşayamazsın, mutlaka bir cevabın olacak. Annem tam bir isyan tufanıydı. Kimseye boyun eğmezdi. Kadın-erkek fark etmezdi, üstüne yürür, hesabını sorardı.”

Üzerimde somut etkisi var

Kendi kişiliğinde annesinin etkisine de işaret eden Abdullah Öcalan, “Anamın etkisi olmasaydı, ben kadınlara böyle yaklaşır mıydım? Bu ilişkilerin benim üzerimdeki dolaylı etkileri, kadınlara dikkat etmeme yol açmıştır. Ana gücü, ananın savaşçılığı, bunun benim üzerimdeki etkisi beni kadın sorununa dikkat etmeye götürdü. Böyle bir kadının, öyle kolay erkek egemenliğine girmek istemeyen bir kadının etkisi zaten çok somuttur” der.

Bizim hayrımız mücadeledir

PKK Lideri, annesi Üveyş Öcalan’ın yaşamını yitirmeden önceki son sözlerine dair ise şunları söyler: “Anam son nefesini verirken ‘adıma çok hayır yapın, çok dua edin’ demiş. Bizim hayrımız ve duamız mücadeledir. Kurdistan’ın kendisini bir ana gerçeği gibi düşünmeliyiz. Kurdistan’ı ana toprak, anayurt gibi görüp değerlendirerek ve özgürleştirerek anlam vermeliyiz.”

Amara’da toprağa verildi

Üveyş Öcalan, oğlu Abdullah Öcalan’ın tüm halklarda yarattığı özgürlük ve direniş tutkusunu yaşamına nakşetmeye çalışırken, şeker hastalığına yakalanır ve bir bacağı kesilir. Kısa zaman sonra Adana’da kaldırıldığı hastanede tedavi görmeye başlar. Ancak, tedavi gördüğü hastanede 11 Nisan 1993 tarihinde hayata gözlerini yumar. Cenazesi ise daha sonra doğup büyüdüğü Amara’da toprağa verilir.

‘Hepimizin annesi Üveyş Öcalan’

Kürt Yazar ve Gazeteci Musa Anter “Hatıralarım” kitabında 1991’de Halkın Emek Partisi’nin (HEP) Ankara’da gerçekleşen kongresine Üveyş Öcalan’ın da katıldığını aktararak, atmosferi şu sözlerle paylaşır: “Anons şeref misafirleri ile yapıldı. Benim için şu, şu, şu dedemiz Musa Anter ve hepimizin annesi Üveyş Öcalan da aramızda dendi. Kıyametler koptu. Binlerce insan elimizi öpmek için sıraya girdi. Bu ara güzel nükteler de oldu… Cidden bu kongre hayatımın en renkli sahifelerinden biri oldu.”

‘Her zaman direnmemizi istedi’

Annesi Üveyş Öcalan’ı kızı Fatma Öcalan ise verdiği bir röportajda şöyle ifade eder: “Biz dışarıda birileri ile kavga ettiğimiz zaman annem her zaman direnmemizi istiyordu. Direnmekle kazanılacağını öğretiyordu. Annem bizi büyütmenin yanında sürekli tarla işleri ile uğraşıyordu, ev işlerini de yapıyordu. Abim Abdullah’ı çok seviyordu. Hastalandığı zaman da sürekli onu soruyor, onu bir gün görme umuduyla yaşıyordu…”

Haber: Gülşen Koçuk/Jinnews

#Haksızlığa #susmadı #isyankardı

Dina cinayeti: 3 kez serbest bırakılan kişi 4’ncü kez gözaltında

Karabük’te Gabonlu öğrenci Dina’nın ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada, daha önce üç kez gözaltına alınıp serbest bırakılan şüpheli bir kez daha gözaltına alındı

Karabük’te, Filyos Çayı’nda cansız bedeni bulunan Gabon uyruklu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nun (17) ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, 3 kez gözaltına alınıp, savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ettiği ve mahkemenin 3 kez serbest bıraktığı D.A., 4’üncü kez gözaltına alındı.

Ibouanga’nun Filyos Çayı’nda 26 Mart’ta cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Dinabongho’nun ölümüyle ilgili bağlantısı olduğu düşünülen 3’ü yabancı, 8 kişi, farklı zamanlarda gözaltına alındı. Şüphelilerden 5’i savcılık ifadesinin ardından, 3’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Dina’nın ölümünden önce otomobiline bindiği D.A. da geçtiğimiz hafta içinde 3 kez gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği savcılık tarafından tutuklama talebiyle 3 kez mahkemeye sevk edilen D.A. mahkeme tarafından 3’ünde de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

D.A.’nın yeniden serbest kalmasına Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. D.A., itiraz üzerine savcılığın talimatıyla polis tarafından 4’üncü kez gözaltına alındı. Olayla ilgili yeni bir delil bulunduğu iddia edilirken D.A.’nın  emniyetteki işlemleri sürüyor.

KARABÜK

#Dina #cinayeti #kez #serbest #bırakılan #kişi #4ncü #kez #gözaltında