Ana Sayfa Blog Sayfa 75

Seyit Rıza ve Yol Arkadaşları Gustavburg’da Anma Töreniyle Yaşatılacak

Rhein Main Dernekler Birliği Alevitische Gemeinde und Cem Evi e.V., Dersim İsyanı önderi Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişlerinin 88. yıl dönümünü anmak için bir panel düzenleyecek. Etkinlik, 16 Kasım 2025 Pazar günü saat 17.00’de Gustavsburg’taki cem evi binasında gerçekleştirilecek.

“Xo Vira Meke!” (Kendini Savun!) başlığıyla yapılacak olan anma panelinde, Seyit Rıza’nın şahsında tüm canların anısına saygı duruşunda bulunulacak. Etkinlikte, Dersim direnişinin tarihi, adalet ve hakikat mücadelesi konuları ele alınacak. Konuşmacılar arasında Hüseyin Çatal (Dersim İnşa Kongresi), Kadir Karagöz (Halk Ozanı), Haydar Beltan (Dersim Kültür Derneği Mainz – Yazar) ve Hüseyin Çelik (Groß-Gerau Cem Evi İnanç Kurulu) yer alacak.

Organizatörler, anma etkinliğinin sadece bir tarih hatırlatması olmadığını, aynı zamanda Alevi kimliğinin direniş geleneğini yaşatma çağrısı olduğunu belirtti. Açıklamada, “İdam edilişlerinin 88. yılında, Seyit Rıza şahsında yitirdiğimiz tüm canlarımızı anıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Etkinlik, Alevi toplumu için önemli bir anı temsil ederken, Dersim hafızası ve direniş kültürü üzerinde de durulacak. Bu tür anmalar, tarihsel bağların korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük bir önem taşıyor.

Etkinlik detayları ise şu şekildedir: Alevitische Gemeinde und Cem Evi e.V., Lange Streng 12, 65462 Gustavsburg, 16 Kasım 2025, Saat: 17.00.

Seyit Rıza ve Yol Arkadaşları Mannheim’da Anılıyor

Mannheim’da, Dersim İnşa Kongresi, Alevi Dernekler Federasyonu (ADEF) ve FEDA tarafından düzenlenecek anma etkinliğinde, Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edilişlerinin 88. yılında anılacak. Etkinlik, 16 Kasım 2025 Pazar günü saat 13.00’te Mezopotamya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Etkinlik, Seyit Rıza’nın “Adu yalan ile bizi mağdur etmeyiniz” sözü etrafında şekillenecek. Bu ifade, adalet arayışını ve Alevi halkının direniş geleneğini simgeliyor. Anma programında, yazar Mehmet Bayrak konuşmacı olarak yer alacak. Moderatörlüğünü Hasan Hayri Ateş’in üstleneceği panelde, ADEF Genel Başkanı Muharrem Erdoğan da katılımcılar arasında bulunacak.

Etkinlikte, Dersim’de yaşanan tarihsel kırımlar, Seyit Rıza’nın mücadelesi ve Alevi toplumu açısından direnişin mirası ele alınacak. Organizatörler, anmanın Alevi kimliğinin ve direniş hafızasının yaşatılması için önemli bir buluşma olduğunu vurguladı. “İdam edilişlerinin 88. yılında, Seyit Rıza şahsında yitirdiğimiz tüm canlarımızı anıyoruz” ifadesiyle bu anlam vurgulandı.

Etkinlik, Dersim’in direniş hafızasını yaşatmak ve toplumsal hafızayı tazelemek amacıyla düzenleniyor. Katılımcılara açık olan bu anma etkinliği, Alevi inancının ve kültürünün önemli bir parçası olan Seyit Rıza’nın hatırasını yaşatmayı hedefliyor.

Dersim 1937/38 Soykırımı Anması: Seyit Rıza ve Arkadaşları Yaşatıldı

İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Dersim 1937/38 soykırımında katledilen canları anmak amacıyla bir anma programı düzenliyor. Etkinlik, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idam edilişinin 88. yılı vesilesiyle 22 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 17.00’de Londra’da gerçekleştirilecek.

Anma programında, Dersim’in tarihsel hafızası ve Alevi kimliğinin direniş boyutu ele alınacak. Etkinlik, sinevizyon gösterimi ile başlayacak ve ardından panel ile devam edecek. Panelin konuşmacıları arasında gazeteci Ali Güler ve yazar Hüseyin Çatal yer alacak. Ayrıca, programda Dersim ağıtları da seslendirilecek.

Organizatörler, anmanın geçmişi hatırlamanın ötesinde, Dersim’in tarihsel hakikatini ve toplumsal hafızasını canlı tutma amacını taşıdığını vurguladı. Etkinlik, “Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını anıyoruz!” şiarıyla düzenleniyor.

Etkinlik bilgileri: Tarih: 22 Kasım 2025 Cumartesi, Saat: 17.00, Yer: İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, 19 Clarendon Road, London, N8 0DD.

Kamilağaoğlu’ndan Erişim Engeline Tepki: “Susturma Politikaları Sürüyor”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği’nin Alevi Haber Ağı’nın X hesabına yönelik erişim engeli kararına sert tepki gösterdi. Kamilağaoğlu, bu kararın sadece teknik bir müdahale olmadığını, Alevi toplumunun sesini bastırmaya yönelik sistematik bir susturma politikası olduğunu vurguladı.

Alevi toplumunun ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu belirten Kamilağaoğlu, bu tür uygulamaların Alevi bireylerin ve kurumların haklarını ihlal ettiğini ifade etti. Alevi Haber Ağı’nın, inanç özgürlüğü bağlamında önemli bir platform olduğunu hatırlatan Kamilağaoğlu, toplumun haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.

Kamilağaoğlu, Alevi kurumları olarak basın özgürlüğüne sahip çıkacaklarını ve bu tür engellemelerin karşısında duracaklarını belirtti. Alevi toplumunun sesi olmaya devam edeceklerini ifade eden AABK Eşit Başkanı, dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Son olarak, Kamilağaoğlu, “Basın özgürlüğü hiçbir iktidarın keyfine göre sınırlandırılamaz” diyerek, Alevi toplumu adına sessiz kalmayacaklarını ve haklarını savunmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Feyzullah Çınar, İzmir’de Alevi geleneğinde anıldı

Büyük halk ozanı Feyzullah Çınar, Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında İzmir’de anıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde düzenlenen etkinliğe Çınar’ın kızı Hüsniye Çınar ve kardeşi Aziz Çınar’ın yanı sıra çok sayıda seveni katıldı. Anma etkinliği öncesinde Feyzullah Çınar’ın hayatına dair kısa bir gösterim yapıldı.

Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, anmada yaptığı konuşmada, Feyzullah Çınar’ın ozanlık geleneğinin muhalif kimliğine dikkat çekti. Çelik, “Feyzullah Çınar sadece bir saz ustası, bir türkü söyleyeni değildi. O, halkın vicdanını dile getiren, hakikatin yolundan yürüyen bir erdi. Sazını eline aldığında adalet, özgürlük ve eşitliği haykırıyordu. O, inancını saklamadan yaşayan bir Aleviydi” ifadelerini kullandı.

Çelik, Feyzullah Çınar’ın türkülerini sadece birer melodi değil, direniş çağrısı ve insanlık dersi olarak tanımlayarak, “Onun mirası bize bir yol bırakmıştır. O yol, hakikatin, adaletin, kardeşliğin yoludur. Bizler Bornova Cemevi olarak, bu yolun bugünkü yürüyenleriyiz” dedi.

Anma etkinliği, Mesut Akbaba, Hüseyin Koçak ve Ali Onur Geyik’in Feyzullah Çınar’dan eserler seslendirmesiyle sona erdi.

İlhan Erdost’dan Hakan Tosun’a: Bir Belleğin İzleri TÜRKAN DOĞAN

Bazı ölümler vardır; sadece bedeni alıp götürmez, bir halkın vicdanını da silip süpürür, kelimeleri eksiltir, düşünceleri yarım bırakır.

İlhan Erdost, Tokat’ın taşlı sokaklarında büyümüş, Anadolu’nun sert ama direngen toprağıyla yoğrulmuş bir aydındı.

Yayınevinin kapısındaki paslı zil hâlâ onun parmak izini taşır, ama o parmak artık yoktu; elleri, düşünceleri dövülerek susturulmuştu.

7 Kasım 1980’de, Ankara’da, işkencenin gölgesinde, bir insanın sesi kesildi; ama sessizlik onun adını silemedi.

Faşizmin karanlığı yalnızca İlhan’ı değil, bir halkın hatırlama ve direnme yetisini hedef almıştı.

İlhan’ın yokluğunda onun sesini duyan, kelimelerini taşıyan yoldaşları oldu.
Her kitap sayfasında, her sözcükte İlhan’ın nefesini hissetti; her satırda faşizmin ürkek ve zalim gölgesine karşı duruşu öğrendi.

Toplumun vicdanı, onun gözlerinde parlayan kararlılıkta, ellerinde yazıya dönüşen öfkede yeniden dirildi.

Çünkü bazen bir insan öldürülür, ama yoldaşları, onun yokluğunda direnişi sürdürür; onun sözcükleriyle yeniden hayat bulur.

Faşizmin hedefi yalnızca bedenler değildir; düşünceyi, sözü, direnişi ve hafızayı da susturmaktır.

Ama bilmediler ki vicdan, tıpkı bir kelime gibi, öldürülemez.

12 Eylül’de teslim olmayan, direnişi mayalayanların önemi büyüktü. Onların varlığı, karanlık günlerde yüreğimize serpilmiş bir su gibi ferahlık verdi; direnmeyi öğretti. Bu gelenek, yalnızca geçmişi anlatmakla kalmadı; ardı ardına sorulan hesaplar, yüreğimize su serpti, umut ve cesaret verdi. Direnme geleneği fedakarlığa dönüştü; sessizliğe karşı yükselen bir davet, söze ve eyleme dönüşen kararlılıkla her yeni kuşağa ışık tuttu.

Yıllar sonra, Hakan Tosun’un adı karşımıza çıktı.

Yine aynı mevsimde, Ekim’in son günlerinde, başka bir köşede, başka bir faşist refleksin kurbanı olarak susturuldu.

Ama Hakan’ın susturuluşu, İlhan’ın susturuluşuyla aynı tarihin farklı sayfalarında yazılıydı; aynı düşünceye vurulan darbeler, aynı toplumsal korkunun yankılarıydı.

Faşizm, insanın insana körleşmesidir; düşüncenin susturulması, kelimenin öldürülmesidir.
Ama bilmediler ki, karanlığın en derin gölgesinde bile vicdanın ışığı yanar.

Hakan, benzer bir sessizlikle karşılaştığında, yoldaşları hâlâ açıktı; kalem, kelime ve düşünce, hiçbir zaman zincirlenemezdi.

Faşizm yalnızca öldürmekle kalmaz; mahalleleri, sokakları, evlerin duvarlarını, insanların yüzlerindeki ifadeyi bile kirletir.

Bir ülkede korku dolaşmaya başladığında, sessizlik bulaşıcı olur.

Komşular birbirini gözetler, öğrenciler öğretmenlerine, işçiler ustalarına susar; kimsenin kimseye bakmadığı, herkesin yalnızlaştığı bir toplumsal çoraklık yaratır.

Ama bu karanlığa rağmen, bir yerlerde bir kalem düşer, yoldaşları bir başka yoldaşın adını fısıldar — ve tarih yeniden yazılmaya başlar.

Bugün biz, İlhan’dan Hakan’a uzanan bu hatıraya bakarken, yalnızca iki insan değil, bir halkın direnişini görüyoruz. Direnme geleneği, feda ile yoğrulmuş bir ışık gibi nesilden nesile aktarıldı; karanlığa rağmen söze ve eyleme dönüştü. Devrimciler, bu ülkede temel hak ve özgürlükleri savunan insanlar olarak her zaman bir taraf olmuşlardır; vicdanı ve cesaretiyle tarih boyunca sessizliği delmiş, baskıya karşı durmuştur. Her adım, her yazı, her hatırlama, direnişin ve fedakarlığın izini taşır; yaşamın kendisi, geçmişin acısını geleceğe dönüştüren bir direniş manifestosudur.

İşte bu, ölümün susturamadığı bir yankıdır;bu, yaşamanın, hatırlamanın ve yazmanın direnişidir. Her Kasım’da, her yeni yas gününde, bir kitap sayfası çevrildiğinde, bir insan başını kaldırıp düşünür:

“Bir halk hâlâ direniyor, hâlâ yazıyor, hâlâ hatırlıyor; ve öldürülenlerin adları hâlâ bizi yaşatıyor, hâlâ bize yol gösteriyor, hâlâ geleceğe köprü oluyor.”

Mannheim Cemevi’nde Nefes ve Müzik: Her Nefes Bir İz Bırakır

Mannheim Cemevi, 9 Kasım Pazar günü müzik dolu bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. Rhein-Neckar Bölgesi Cemevi ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan buluşmada, Deniz Bakır yönetimindeki Mannheim Cemevi Halk Korosu, müzikolog Ulaş Özdemir ve sanatçı Ali Tutay ile birlikte sahne alacak.

Etkinlik, “Her söz bir nefes, her nefes bir iz bırakır” temasıyla saat 16.00’da başlayacak. Dinletinin ardından müzikolog Ulaş Özdemir’in katılımıyla bir imza günü de gerçekleştirilecek.

Mannheim Cemevi’nden yapılan açıklamada, bu anlamlı etkinliğe tüm canların davetli olduğu vurgulandı. “Birlik ve paylaşım duygusunun güçleneceği bu buluşmaya tüm canlarımızı bekliyoruz” denildi.

Etkinliğin detayları ise şöyle: Tarih: 9 Kasım 2025 Pazar, Saat: 16.00, Yer: Rhein-Neckar Bölgesi Cemevi ve Kültür Merkezi E.V., Adres: Innstrasse 24–26, 68199 Mannheim.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı’nı Ziyaret Etti

TEKİRDAĞ – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Sultanbeyli Şube Başkanı Erdal Aksoy, Çerkezköy Şube Başkanı Gönül Dündar ve dernek yönetim kurulu üyeleri, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’i makamında ziyaret etti.

Ziyarette, Pir Sultan Abdal’ın felsefesi doğrultusunda halkın birliği, eşitliği ve adaleti için sürdürülen mücadelenin önemi vurgulandı. Dernek temsilcileri, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık ilkeleri çerçevesinde, cemevlerinin kamusal statüsünün tanınması gerektiğini belirtti.

Heyet, ayrıca inanç hizmetlerinin özgürce yürütülmesi ve yerel yönetimlerle dayanışmanın artırılması konularındaki görüşlerini paylaştı. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin destekleyici rolü ve toplumda barış, kardeşlik anlayışının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, bu ziyaretiyle toplumda eşitlik ve adalet arayışını sürdürme kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Kiel Alevi Toplumu’ndan Panel: Kadınların Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesi

Kiel Alevi Toplumu Kadınlar Birliği, faşizme karşı kadınların özgürlük ve dayanışma mücadelesini konu alan “Faşizm ve Kadın” başlıklı bir panel düzenledi. Etkinlik, kadınların tarihsel direniş deneyimlerini, toplumsal eşitlik mücadelesini ve faşizme karşı örgütlü dayanışmanın önemini ele aldı.

Panelde, kadınların geçmişte ve günümüzde faşizme karşı verdikleri mücadele örnekleri üzerinde duruldu. Alevi inancında kadının eşitlik ve hakikat öğretisindeki yeri de vurgulandı. Kadınların, toplumsal adalet ve eşitlik mücadelesinin en ön saflarında yer aldığı ifade edildi.

Etkinlik sonunda yapılan açıklamada, “Faşizm ve Kadın” paneline katkı sunan herkese teşekkür edildi. Kadınların özgürlüğün temsilcisi olduğu ve bu mücadelenin kolektif bir güçle yükseldiği vurgulandı.

Katılımcıların yoğun ilgisiyle sona eren panel, kadınların güçlenmesi ve dayanışmasının önemini bir kez daha hatırlatmış oldu.

DEM Parti Mersin İl Örgütü’nden Mezitli Cemevi’ne Ziyaret

DEM Parti Mersin İl Örgütü, Barış ve Demokratik Toplum Süreci çerçevesinde Mezitli Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve barışın toplumsal temelleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Parti heyeti, Alevi toplumunun temsilcileri ile bir araya gelerek, toplumsal barışın sağlanması için atılması gereken adımları ele aldı.

DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Aleviliğin barış öğretisini içselleştiren bir inanç olduğuna dikkat çekti. Alevilerin bu süreçte özne olması gerektiğini vurguladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sultan Özcan ise, Meclis’in inisiyatif almasının önemine değinerek, ortak vatanda eşit yurttaşlık tanımının sağlanması için tarafların görüşmelerinin gerekliliğini ifade etti.

Milletvekili Ali Bozan, barışın tüm kesimler için bir ihtiyaç olduğunu belirtti. Çatışmalarda kayıpları olan ailelerin barış talebinin önemine vurgu yaparak, herkesin barışa destek vermesi gerektiğini söyledi. Buluşma, Mezitli Cemevi üyelerinin sürece dair önerilerini paylaşmasıyla sona erdi.