Ana Sayfa Blog Sayfa 759

1992 Newrozu’nda katledilenler anıldı

Nisêbîn’de 1992 Newrozu’nda katledilenler Pire Şehida üzerinden Çağ Çağ Deresi’ne bırakılan karanfillerle anıldı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 1992 Newrozu kutlamalarının ardından katledilenler anıldı. Barış Anneleri Meclisi, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mêrdîn il ve ilçe örgütleri tarafından Pira Şehida (Şehitler Köprüsü) üzerinde gerçekleştirilen anmaya çok sayda kişi katıldı. Kitlesel olarak gelinen köprü üzerinde Çağ Çağ Deresi’ne karanfiller bırakıldı. Karanfiller bırakılırken, Barış Anneleri, “Uğurlar olsun sizlere Kurdîstan’ın şehitleri” diye seslendi.

Programın ardından kitle Nisêbîn’de yarın 8 Mart Mahallesi Cegerxwin Parkı’nın karşısında bulunan eski Newroz alanında gerçekleştirilecek Newroz kutlaması için çağrıda bulundu. İlçeye bağlı mahalleler, pazar yerleri ve çarşı merkezinde bildiri dağıtımı yapan kitle, halkın Newrozu’nu kutlayarak, yarın gerçekleştirilecek kutlamalara katılım çağrısında bulunularak, bildiriler attı.

MÊRDÎN

#Newrozunda #katledilenler #anıldı

Cîzir’de Newroz hazırlıkları tamamlandı

Cîzir’de yarın gerçekleştirilecek olan Newroz kutlaması için hazırlıklar tamamlandı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde yarın saat 10.00’da Newroz alanında “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla gerçekleştirilecek olan Cîzir Newrozu için hazırlıklar tamamlandı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Cîzir İlçe Örgütü tarafından milletvekili Nuran İmir’in de katılımıyla esnaf ziyareti gerçekleştirildi. Zılgıtlar eşliğinde “Newroz piroz be” ve “Her der Newroz, her dem azadî” sloganı atan kitle, Newroz bildirileri dağıttı.

Newroz çağrısı yapan heyet, yarın Cizîr Newroz Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan kutlamada Botan’ın ruhunu yansıtma çağrısında bulundu.

ŞIRNEX

#Cîzirde #Newroz #hazırlıkları #tamamlandı

Sincan 2 No’lu Cezaevi’nde tutuklular: Can güvenliğimiz yok

Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde hücrede tutulan tutuklu Cem Yağcı can güvenliklerinin olmadığını  gönderdiği mektupla aktardı

Hak ihlallerinin eksik olmadığı cezaevlerinde keyfi uygulamaları ardı arkası kesilmiyor. Ankara Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde hücrede tutulan tutuklu Cem Yağcı, yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin Mezopotamya ajansına yazdığı mektup da “can güvenliğimiz yok” dedi. Yağcı yazdığı mektup da , Adalet Bakanlığı genelgesinde olmayan yasaklamaların uygulandığını belirterek, “Burada ağırlaştırılmış müebbet ceza almamıza rağmen tekli hücrelerde hukuksuz bir şekilde tutulmaktayız. Günde sadece iki saat havalandırma ve bir saat sohbet ve spor dışında hiçbir sosyal faaliyetimiz bulunmamaktadır. Diğer suç gruplarına verilen kursalar siyasi tutsaklara verilmemektedir. Bunun da siyasi kimliğimizle alakalı olduğunu düşünüyorum. Burada diğer suç gruplarıyla (adliler-cemaatler) alt alta ve üst üste olacak şekilde tutulmaktayız. Bu insanların kim olduğunu bilmiyoruz. Bazen koridorda karşılaştığımızda bize karşı ön yargılı, milliyetçi tavırlarına maruz kalıyoruz. Bunun için can güvenliğimizin olmadığını belirtmek istiyorum ve buradaki amacın bizleri karşı karşıya getirmek için böylesi bir uygulamaya başvurulmuştur. Bu yapılanlar hiçbir yasa ve yönetmelikte yok” diye belirtti.

‘Sağlığımız risk altında’

Yağcı mektubun da “Aynı koridorda kaldığımız arkadaşlarımızla fotoğraf çekmemize izin verilmeyerek yasak olduğunu söylüyorlar. Ayrıca avluya yiyecek götürmemizde bu yasakların içerisinde. Kurum kantininde satılan satranç takımını avluya götürüp iki kişi oynayamıyoruz. Adeta kendi kendinize oynayın diyorlar. Adalet Bakanlığı genelgesinde bulunan ve bu tip cezaevlerinde olan demir tabak ve bıçaklar verilmesine rağmen bize verilmiyor. Bize verilen tabak ve bıçaklar kullanılamaz durumda en küçük şey de hemen kırılıyorlar ve içindeki maddelerin yemeğe bulaştığı bir gerçektir. İdare bu kalitesiz ve sağlıksız malzemeleri satarak bizlerin sağlığını riske atmaktadır. Bunun dışında ailelerimizin getirdiği iç çamaşırı, terlik, havlu gibi malzemelerin kantinde var denilerek bizlere verilmiyor. Bizleri kantindeki kalitesiz ve pahalı malzemelere mahkum bırakıyorlar. Yine aynı Adalet Bakanlığının verdiği bir buçuk saat açık görüş hakkı ise bize bir saatlik veriliyor. Aynı koridorda olmamıza rağmen odalar arası alışveriş yapmamız bile yasaklanıyor bunun yanı sıra koridorda geçen arkadaşlarımıza selam vermemiz bile yasaklanıyor” diye belirtti.

‘İtaat etmemiz isteniyor’

Yapılan uygulamaların tamam keyfi ve gerekçesi olamayan uygulamalar olduğuna dikkati çeken Yağcı, mektubunu şöyle tamamladı: “Tecrit durumumuz yetmezmiş gibi korkuluk olan pencerelere tel örgüde çekilerek güneş ve hava alınamayacak halde kapatılmış. Tel örgülerle kapatılması tamamen keyfi ve gereksiz bir uygulamadır. Bu uygulama hiçbir cezaevinde görülmemiştir. Bulunduğumuz odadan havalandırmaya, revire vs. giderken gün içinde defalarca ayakkabılarımızı çıkartıyoruz. Bu uygulama hiçbir mantıklı gerekçesi olmayan bir uygulamadır. Bunların dışında üst üste arama yapılmaktadır hatta bazen iki günde bir arama yapılıyor ve bazen arama yapılmış gibi odalarımız memurlar tarafından dağıtılıyor. Bu uygulamalarla psikolojik baskı yaparak itaat etmemiz istenmektedir.

ANKARA 

#Sincan #Nolu #Cezaevinde #tutuklular #güvenliğimiz #yok

Amed Şehir Tiyatrosu Nisan programını açıkladı

Amed Şehir Tiyatrosu, Nisan ayında sahneleyeceği oyunların programını açıkladı

Amed’te kültür sanat faaliyeti yürüten Amed Şehir Tiyatrosu, Nisan ayın boyunca sergilenecek 8 tiyatro oyunun programını açıkladı. Oyunlar Amed Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Etkinlik programı şöyle:

*5 Nisan: Standan Up – Vık û Vala

*7 Nisan: Tartuffe

*8 Nisan:  Tartuffe

*9 Nisan: Bir İshaksın Bir Cemil

*13 Nisan: Toyo, Datdat ve Önceki Bazı Hayatları

*14 Nisan: Hema Hema Jin Elızabeth

*15 Nisan: Hema Hema Jin Elızabeth

*16 Nisan: Forsa Şerko

*26 Nisan: Standan Up – Vık û Vala

*28 Nisan: Wê  Hesap Neyê Dayin

*29 Nisan: Wê  Hesap Neyê Dayin

*30 Nisan: Penceşêr

AMED

#Amed #Şehir #Tiyatrosu #Nisan #programını #açıkladı

Hrant Dink’in hayatı film oluyor

İstanbul’da 2007’de katledilen gazeteci Hrant Dink’in hayatı yazar ve müzisyen Sina Koloğlu tarafından filme çekilecek

Yazar ve müzisyen Sina Koloğlu, 19 0cak 2007 tarihinde İstanbul’da katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in hayatını filme çekeceğin belirtti. Haberi sanal medya hesabı Twitter üzerinden duyuran Koloğlu, senaryoyu Barış Pirhasan’ın kaleme aldığını duyurdu. Buna göre filmin çekimlerine 2024 yılında başlanacak. Filmin yönetmenliğini Zeynep Günay’ın üsleneceği bilgisini aldığını aktaran Koloğlu’nun paylaşımı şöyle:

Hrant Dink kimdir?

1954 yılının Eylül ayında Malatya’da dünyaya gelen Hrant Dink, İstanbul’a taşınmalarının ardından iki kardeşi ile birlikte Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi’nde büyüdü.

Dink, bazı gazetelerde kitap eleştirileri ile yazı hayatına başladı. Basında çıkan yanlış haberlere gönderdiği düzeltmeler ile adı duyulmaya başladı.

İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ne, “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır” diyerek bu amaçla Türkçe ve Ermenice bir gazete çıkarmayı önerdi. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayınlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.

Agos dışında Zaman ve Birgün gazetelerinde yazdı.

Kaleme aldığı yazılar ve söylemleri nedeniyle hakkında davalar açılan ve hedef gösterilen Dink, 19 0cak 2007’de Ogün Samast tarafından öldürüldü.

HABER MERKEZİ

#Hrant #Dinkin #hayatı #film #oluyor

Depremlerde can kaybı 50 bin 96’ya yükseldi

Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 50 bin 96’ya yükseldi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerde ölü sayısı her geçen gün artıyor.  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 6 Şubat günü meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından can kaybının 50 bin 96’ya yükseldiğini açıkladı. Sezer yaralı sayısının ise 107 bin 204 olduğunu belirtti.

HABER MERKEZİ

 

#Depremlerde #kaybı #bin #96ya #yükseldi

Tutuklulardan Amed Newroz’una çağrı

Cezaevinde bulunan tutuklular 2023 Amed Newroz’una ilişkin yaptıkları açıklamada, ‘Tüm kesimleri yarınki Amed Newrozu’na katılarak seslerini Newroz direniş ruhuyla dile getirmelerini istiyoruz’ dedi

Cezaevindeki tutuklular yarın gerçekleşecek Amed Newroz’una ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Yapılan açıklamayı tutsaklar adına Deniz Kaya yaptı.

Kürt halkı ve tüm direnenlerin Newroz’unun kutlandığı açıklamada, “Kahramanlık abidesi olan Kurdistan şehitleri şahsında tüm dünya devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, 51 yıllık mücadelenin yaratmış olduğu hakikatle anılarını özgür Kurdistan ile taçlandıracağımızın sözünü yineliyoruz” denildi.

Newroz’un 6 Şubat’ta meydana gelen depremde yaşamını yitirenlere adandığının hatırlatıldığı açıklamada, “Bir kez daha yaşamını yitiren insanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

“51 yıllık Newroz 51 özgürlük yılı mücadelesi olmakta

Kadınlar, 51 yıl önce, Newroz’da umudun ışığını doğuran Önder Apo, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir halkın kurtuluş ve özgürleşme yolunun kadınların özgürlüğünden geçtiğini, kadınların toplumların özgürlük sorunlarında başat bir rol oynadığında dikkat çekmiştir. Kürt toplum gerçekliğinde de bu sorunu derinlikli ele alarak çözümlemeler geliştirerek kadın kurtuluş ideolojisini geliştirmiştir. Kadın kurtuluş ideolojisinin geliştirilmesi ile beraber öz hakikati ile mücadele gerçekliğiyle bütünleşen kadın, toplumun temel sorunlarının çözümünde öncülük rolünü alarak devrimsel süreçlerde tarihsel adımlar atılmasını beraberinde getirmiştir. Önder Apo’nun yoğun emek ve çabalarıyla insanlığın parlayan sadece Kurdıstan ve Ortadoğu kadınlar açısından değil yüreği özgürlük için çarpan tüm dünya kadınları için Newroz etkisi yaparak bir uyanış ve isyanın bayrağı olmuştur. 51 yıllık Önderlik mücadelesi 51 yıllık kadın özgürlük yılı mücadelesi, 51 yıllık Newroz özgürlük yılı mücadelesi olmaktadır.

Özgürlük mücadelesi evrensel hakikate dönüştü

Önder APO’nun Ankara Çubuk Barajı’nda 1973 Newrozu’nda dile getirdiği hakikatle başlattığı özgürlük mücadelesi, Kürt ve Kurdistan gerçekliği sınırlarını da aşarak evrensel bir hakikate dönüşmüştür. Evrenselleşen PKK gerçeği, evrenselleşen kadın özgürlük mücadelesi, evrenselleşen Newroz direnişi tüm insanlığa mal olmuş ve adım adım sömürgeci, emperyalist güçlerden hesap sormaktadır. Bayram havasında kutlanan Newroz, bu anlamıyla her türlü ezilmişliğe, kaderciliğe, boyun eğmeciliğe, haksızlığa karşı direniş ve özgürlük meşalesidir. Newroz Kürt halkı başta olmak üzere, özgürlüğü için direnen bölge ve dünya halkları için bir var oluş ve özgür kimliğin sembolü olmaktadır. Newroz gerçekliğinin bir bütünen karanlığa gömüldüğü bir çağda Önder Apo 51 yıl önce Kurdistan özgürlük mücadelesinin adımlarını attı.

Özgürlük bayramını tüm insanlığa armağan edeceğiz’

Newroz ve Kahramanlık Haftası’nı aynı anda kutladığımız bu süreçte, alanlardan yükselen özgürlük çığlığı ile faşist AKP-MHP rejimini yenip, özgürlük bayramını direnen tüm insanlığa armağan edeceğiz. Kahramanlık Haftası ve Newroz vesilesi ile bir kez daha kahraman özgürlük mücadelesi şehitleri şahsında tüm dünya devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz, anıları daima yolumuzu Newroz gibi ışık tutacaktır.”

HABER MERKEZİ

#Tutuklulardan #Amed #Newrozuna #çağrı

24 kurumdan çağrı: İstanbul Sözleşmesi’ne dönüşü sağlayın

Türkiye’de faaliyette bulunan 24 kurum, siyasi partilere, 6284’ü koruma ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanmasını sağlama çağrısı yaptı

Türkiye’de çalışmalarda bulunan ulusal ve uluslararası 24 kurum ortak açıklama yayımlayarak tüm siyasi partilere, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ne dönmesini sağlayın ve 6284 sayılı kanundan vazgeçmeyin!” çağrısında bulundu.

‘Eşitliği güçlendirin’ başlığı taşıyan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Sözleşmeden çıkılmasından iki yıl sonra İstanbul Sözleşmesi’nden hala vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Tüm siyasi partileri sözleşmeye geri dönülmesini sağlamaya çağırıyoruz.

20 Mart 2021 tarihinde gece yarısı Resmî Gazete’de yayınlanan karar ile apar topar İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının üzerinden 2 yıl geçmeden 6284 sayılı kanunun kaldırılması, Yeniden Refah ve Hüda-Par ile AK Parti arasındaki seçim ittifakı pazarlıklılarına konu edildi.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararında olduğu gibi, 6284 sayılı kanunun tartışılmaya açılması kadınların ve LGBTİ+’ların başta yaşam hakkı olmak üzere temel insan haklarını riske atar, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı derinleştir.

Milyonlarca kadını, kız çocuğu ve LGBTİ+’ları çok daha büyük bir risk altına sokan, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadelenin hukuki temellerini zayıflatan, şiddet faillerine ceza almaksızın şiddet uygulayabileceklerine yönelik korkunç bir mesaj ileten İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararından daha da geç olmadan derhal geri dönülmelidir.

Aileyi koruma kisvesi altında toplumsal cinsiyet temelli şiddetin cezasız kalması taleplerine karşı durulmalı ve derhal toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeye yönelik adımlar atılmalıdır!

Tüm siyasi partileri kadın hakları mücadelesinin yanında durarak hem 6284’ü korumaya hem de İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanmasını desteklemeye davet ediyoruz.

İstanbul Sözleşmesi neden önemli?

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi), doğrudan kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin engellenmesini amaçlayan ilk uluslararası sözleşmedir.

2012 yılında Türkiye İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ilk ülkeydi. Türkiye’nin sözleşmeyi onaylaması, Mart 2012’de Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı kanun) hazırlanması ve onaylanması gibi birçok yasal değişikliğe kapı açmıştı.

2020 yılında, birtakım üst düzey devlet yetkilileri ve siyasetçilerin LGBTİ+’ları giderek sertleşen bir şekilde hedef aldığı bir ortamda, İstanbul Sözleşmesi de LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı kampanyaların bir parçası olarak tartışmaya açıldı. 20 Mart 2021 tarihinde Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye dair Cumhurbaşkanı Kararı Resmî Gazete’de yayınlandı.

6284 sayılı kanun nedir?

6284 sayılı kanun, İstanbul Sözleşmesi sonrasında yapılan yasal değişikliklerdendir. 6284, şiddete ve ev içi şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesindeki kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve şiddeti önlemek için alınacak tedbirleri düzenler. Ayrıca 6284 sayılı kanun, evli olmayan bireyleri de koruması, şiddet uygulayan kişinin ve şiddetin kendisinin tanımının genişletilmesi ve önleyici ve koruyucu tedbirleri içermesi gibi birçok iyileştirmeyi içerir. 6284 sayılı kanun temelini İstanbul Sözleşmesi’nden alır ve gerekçesinde İstanbul Sözleşmesi’ne atıf içerir.”

Metinde imzası bulunan kurumlar şöyle:

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Civil Rights Defenders

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

İnsan Hakları Gündemi Derneği

Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği

KAOS GL

Lambda İstanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği

LİSTAG

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)

Özgürlük için Hukukçular Derneği

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Research Institute on Turkey

Romani Godi- Roman Hafıza Çalışmaları Derneği

Rosa Kadın derneği

Sivil Alan Araştırmaları

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)

Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV)

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (Turkey Human Rights Litigation Support Project)

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)

Uluslararası Af Örgütü Türkiye

ÜniKuir Derneği

Yaşam Bellek Özgürlük Derneği

HABER MERKEZİ

#kurumdan #çağrı #İstanbul #Sözleşmesine #dönüşü #sağlayın

Kızılay’ın tüccarlıkları bitmiyor!

Depremzedeler çadır beklerken depolarında çadırları parayla satan Kızılay’ın bir skandalı daha ortaya çıktı. Kızılay daha önce de Diyanet Vakfı’na çadır satmış, yöneticiler ‘siparişlere yetişemiyoruz’ demiş

Mereş (Maraş) merkezli depremlerde depremzedeler sokakta çadır beklerken tüccarlığa soyunup çadır satan Kızılay’ın skandalları bitmiyor. Kızılay’ın başkan koltuğunda oturan Kerem Kınık ise kendisine yönelen tepki ve istifa çağrılarını umursamıyor.

BirGün’den İsmail Arı‘nın haberine göre, Kızılay, 20 Ağustos 2019 yılında Kızılay Çadır ve Tekstil Anonim Şirketi adıyla bir şirket kurdu. Ankara Etimesgut’taki çadır fabrikası da bu şirkete devredildi. Ardından Kızılay bu şirket aracılığıyla çadır satmaya başladı. Kızılay Başkanı Kerem Kınık, “Çadırı biz değil, iştirakimiz sattı” ifadelerini kullanıp bir dernek yapısı olan Kızılay’ın değil şirketinin çadır satışı yaptığı belirterek üzerindeki sorumluluğu atmaya çalıştı. Fakat Kızılay’ın şirketleşmeden önce çadır sattığına dair itiraf niteliğinde ifadelerin yer aldığı yeni belgedeler ortaya çıktı.

Satışlar olumsuz etkileniyormuş

Kızılay’ın 20 Temmuz 2018 tarihli, ıslak imzalı ve mühürlü yönetim kurulu tutanaklarda, Kızılay’ın çadır satışı için verilen siparişlere yetişmekte güçlü çektiği ifade edilerek, “Kızılay’ın zaman zaman müşterilerine karşı zor durumda kaldığı’’ ifade edildi.

Tutanaklarda, Türkiye Diyanet Vakfı’na bin adet, Uluslararası Göç Örgütü’ne 2 bin 977 adet ve Goal Global isimli bir kuruluşa 400 adet çadır sattığı belirtildi. Tutanaklardan çadır üretiminde sipariş hızına yetişilemediği ve satışların olumsuz etkilendiği vurgulandı. Kurum bu nedenle stoklarda bulunan 3 bin adet çadırın satılmasına karar verdi. Bu satıştan tahmini 6 milyon 900 bin TL gelir elde edileceği belirtildi.

Lüks otelde defile düzenlemişler

Öte yandan Kızılay’ın yaklaşık 5 ay önce “Kutup Yıldızı Projesi” adı altında lüks bir otelde üç gün süren etkinlik düzenlediği de ortaya çıktı. Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın da katıldığı etkinlikte konserlerin düzenlediği ve mankenlere Kızılay logolu kıyafetler giydirilerek defile düzenlendiği açığa çıktı. Kızılay’ın paylaştığı videoda Kerem Kınık’ın da konuşması yer alıyor. “Kızılay şirketlerinin yöneticilerine” teşekkür eden Kınık’ın “Kızılay Yatırım Holding’in kıymeti artacak” ifadelerini kullandığı görülüyor.

HABER MERKEZİ

#Kızılayın #tüccarlıkları #bitmiyor

KNK’den Newroz mesajı: Ulusal birlik güçlendirilmeli

Newroz dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan KNK Yürütme Konseyi, ‘Kürtler içinde birlik sağlanmalı ve ulusal birlik güçlendirilmelidir. Ne olursa olsun bu yılı özgürlük yılı yapmalıyız’ dedi

Dört parça ve Avrupa’da Kürtler için direniş ve mücadele anlamına gelen Newroz için yazılı bir açıklama yapan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Yürütme Konseyi, “Kürtler içinde birlik sağlanmalı ve ulusal birlik güçlendirilmelidir. Ne olursa olsun bu yılı özgürlük yılı yapmalıyız” dedi.
Açıklamada, “Zulme karşı mücadele temelinde ortaya çıkan Newroz; baskıya, işgale ve her türlü köleliğe karşı kurtuluşun ve özgürlüğün simgesi oldu. Bugün Kürt halkı, yıllarca verdiği emek ve fedakarlıklarla Newroz’u büyük bir halk bayramı ve direniş günü haline getirmeyi başarmıştır” denildi.

Dört parçada ateş harlandı

Kürtlerin her yerde ve alanda özgürlük mücadelesi verdiği vurgulanan açıklamada, “Bugün Kürdistan genelinde Newroz ateşi harlanmıştır. Rojava’da Newroz resmi olarak kutlanıyor. Doğu ve Kuzey Kürdistan’da işgalcilerin baskı ve engellerine rağmen Newroz’u tarihi anlamı ile kutlamakta, kurtuluş ve özgürlük ateşi daha gür yükselmektedir” denildi.

Kurdistan’ı parçalamak istiyorlar

Yine Kürtlere yönelik saldırıların devam ettiği vurgulanan açıklamada şunlar dile getirildi: “Düşmanlarımız birçok taraftan saldırıyor. Özellikle Türk devleti, halkımızın kazanımlarını yok etmek için Kuzey’de, Güney’de ve Rojava’da büyük bir saldırı arayışındadır. İran hükümeti de halkımızı ve aktivistleri hedef alıyor. Güney Kürdistan’da resmi bir statü olmasına rağmen sorunlar devam ediyor. Düşmanlarımız bu statüyü zayıflatmak ve yok etmek için çalışmaktadır. Halkımızın Rojava’daki kazanımlarını yok etmek için Türk devletinin işgal saldırıları devam ediyor. Suriye rejimi ise fırsat kolluyor. Bu yıl aynı zamanda Lozan Antlaşması’nın da 100’üncü yılıdır. Düşmanlarımız bir yüz yıl daha Lozan Antlaşması’nın statüsünü bizlere dayatmak istiyor. Bizde, Lozan Antlaşması’nın bize dayattıklarını parçalamak istiyoruz. Düşmanların planlarına karşı birliğimizi güçlendirmeli, bu yılı birlik ve beraberlik yılı yapmalıyız.”

Ulusal birlik çağrısı

Açıklamada son olarak ulusal birlik ve talebi yinelenerek, “Tüm işgalcilere karşı önlemler alınmalı, savunma güçleri güçlendirilmeli, düşman saldırıları püskürtülmeli, mevcut kazanımlar korunmalı ve yeni kazanımlar elde edilmelidir. Bu çerçevede Kürtler içinde birlik sağlanmalı ve ulusal birlik güçlendirilmelidir. Ne olursa olsun bu yılı özgürlük yılı yapmalıyız” denildi.

HABER MERKEZİ

 

 

#KNKden #Newroz #mesajı #Ulusal #birlik #güçlendirilmeli