Ana Sayfa Blog Sayfa 774

Mülteci kadına tecavüz eden askerlerin davası ertelendi

Wan’da Afgan L.M.’ye tecavüz suçundan tutuklu yargılanan sözleşmeli erler Ahmet Can D. ve Oğuzhan K.’nin yargılandığı dava ertelendi

Wan’da 4 Ocak’ta Serava (Saray) ilçesi sınırında Afgan L.M’ye, İran’a deport işlemleri sırasında iki sözleşmeleri erin tecavüz davası görüldü. Failler Oğuzhan K. Ve Ahmet Can D.’nin tecavüz suçundan  tutuklu yargılandıkları davanın ilk duruşması dün Van 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada fail Oğuzhan K.  ve Ahmet Can D. hazır bulunurken, L.M.,  Adli Görüşme Odası’ndan (AGU) video konferans yöntemi ile duruşmaya bağlandı.

Kendilerini akladılar

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada söz alan L.M., faillerin kendisini darp ederek tecavüz ettiklerini anlattı.  Ardından faillerden Oğuzhan K. ve Ahmet Can D., ifadelerinde bilindik ifadelerle kendilerini aklamaya çalıştı.

 Baronun talebi kabul edilmedi

Duruşmada söz alan Van Baro Başkanı Sinan Özbasar, davaya müdahillik talebinde bulundu. Mahkeme heyeti ise, baronun müdahillik talebini “suçtan doğrudan zarar görmediği” gerekçesiyle reddetti.  Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, faillerin tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı 8 Haziran’a erteledi.

WAN

 

 

 

#Mülteci #kadına #tecavüz #eden #askerlerin #davası #ertelendi

Yargının takvimle imtihanı

Partimizin kapatılması için yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle ilk iddianame iade edilmiş, bunun üzerine hazırlanan ikinci iddianamenin verildiği tarih olarak ise 7 Haziran günü seçilmiştir. İktidar partisinin ilk kez hezimete uğradığı 7 Haziran 2015’in rövanşını almak için ilmek ilmek kumpaslar kurulduğu yeterince açık değil mi?

Meral Danış Beştaş*

Tarihe mal olmuş, ancak gün gelmiş yargılananların hakikate ve umuda hep göz kırptığı, yargılayanların ise mahkûm edildiği pek çok dava var. Bu davaların neye hizmet ettiği, neyi yok etmeye çalıştığı da bilinen gerçekler. Sokrates’ten bu yana, yargılananların değil, yargılayanların mahkûm edilmiş olması da bir tesadüf olmasa gerek.

Bin yıllardır hakikatin sihri dünyayı ışıtmasın diye karanlık zindanlar hep var oldu. Ama engizisyon mahkemelerinden Abdülhamit’in Yıldız Mahkemesi’ne, DGM’lerden özel yetkililere değin hakikati yargılayan mahkemelerin bizatihi kendisi tarih önünde mahkûm olurken demir parmaklıklar ardından özgürlüğün ateşi yükseldi ve yerküreyi ışıtmaya devam etti. Çünkü evet, hakikatin er geç ortaya çıkmak ve ortamı aydınlatmak gibi gizli bir sihri vardır. Bunu bir kenara yazalım.

İktidarların güç ve beka uğruna haklı olanı mahkûm etmeye dönük gayreti tarih boyunca mahkûm oldu ve olacak. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyılda bu türden davaların ileride değil, şimdi mahkûm olması zarureti vardır, geleceğe olan borcumuzdan mütevellit. Zira insanlığın adil ve hür bir yaşama içkin mücadelesi, haksızlıklara ayıracak, keyfiyete kurban edilebilecek tek bir anımızın dahi olmadığı gerçeğini bağırıyor.

HDP, emek ve umut

HDP insanlığın adil ve hür bir yaşama içkin mücadelesi için büyük bir umut ve inançla kuruldu. Bin yıllardır bu toprakların hasret kaldığı barış ikliminin yeşermesi, bir arada ve adil bir yaşamın örülmesi için alınterini inancımıza, emeği direncimize katıp öylece çıkmıştık yola. Ve direncimizin bentleri aşan debisi 7 Haziran 2015’te halkın gücünü göstermesi bakımından önemli idi ve örnekti! Halkın engelleri aşan barış çığlığının önüne yeni setler çekmek isteği ise tarihsel tüm yanılgıların bir kez daha tecrübe edileceğinin işaretini vermede gecikmedi.

Evet, Partimizin kapatma davasından söz ediyorum. Partimizin varoluşsal nedenleri ile birlikte bu “kapatma” sözcüğüne de odaklanmak istiyorum. Bir siyasi partinin “kapatılmanın” ötesinde bir anlamı var çünkü. Türkiye’nin neredeyse çeyrek yüzyılına hükmetmiş bir iktidarın kendi suçlarının üzerini kapatma, gerçeklerin gün ışığına çıkması gayretini kapatma, geçmişle hesaplaşma borcunu kapatma, yoksunluklarla bezeli bir coğrafyanın hakikatini kapatma, umudun penceresini kapatma gayreti ve bunun ete kemiğe büründürülmüş bir davası olarak görmek gerekiyor. Bu davanın yargısal uzamın haricinde toplumsal amacını da böylelikle anlamak mümkün olacaktır çünkü.

Başlangıç kumpas davası

Yargı erkinin yürütme erki içinde bir eriyiğe dönüşümünü anlatmak için mevcut siyasi konjonktürü irdelemek yahut sosyolojik çıkarsamalar yapmak bu yazının konusu olmasın şimdilik. Sadece tarihte kısa bir yolculuk, HDP kapatma davasının hangi saiklerle ortaya çıktığını, hangi amaca hizmet ettiğini, ediyor olduğunu izah için yeterli olacaktır zira. Yine yargının takvim bilimini yeni keşfetmişçesine belli bazı tarihlere nasıl da odaklandığı meselesini de amaç ve saiklerine dair verdiği ipuçları bakımından hatırlamakta ve unutmamakta fayda olacaktır.

Şüphesiz bir hukuksuzluğun başka hukuksuzlukları barındırmak gibi de bir geleneği vardır. HDP kapatma davasının işaret fişeğini yakan hadise, HDP’li siyasetçilerin de içinde olduğu 108 kişi hakkında açılan Kobanê Kumpas Davası’dır. Şimdilik Kobanê Kumpas Davası’nın başlangıcına ve silsile halinde devam eden diğer yargısal sürece girmeyeceğim ancak bileşik kaplar misali hiçbir hukuka aykırılığın diğerinden bağımsız olmadığının da altını çizmek isterim.

Delil üretme arayışı

HDP’li siyasetçilere dönük 2018 yılında ikinci kez başlatılan Kobanê Davası’nın bu kezki maksadı HDP’nin kapatılması için gerekçe teşkilinin sağlanması idi. Bunu, soruşturma dosyasında unutulan ve “soruşturmanın ne şekilde yürütülmesi gerektiği, bu soruşturmanın HDP’nin kapatılması için temel dayanak yapılabileceği” yazılı olan belgeden biliyoruz. Yani aynı suda ikinci kez yıkanılmaz diyen Heraklit’e inat, aynı hadiseden türev alınıp yeni bir Kobanê Davası açılması bir dayanağın gerekliliğinden kaynaklanıyordu. HDP’yi kapatmak için elde delil yoktu, ancak delil bulunmak zorunluluğu var idi. Delil üretmek ise bu iktidarın pek mahir olduğu konulardandı. Ne de olsa ismi, cismi, bir süre sonra sadece harflerden ibaret olacak “gizli tanık” bulmak işin en kolay kısmı idi iktidarın fıtratınca.

İçeride tüm bu hazırlıklar yürütülürken MHP başta olmak üzere BBP ve Vatan Partisi’nin kapatma korosunu oluşturup yüksek sesle dillendirdiği kampanya da son hızla devam ediyordu.

MHP Genel Başkanı’nın her hafta yaptığı grup toplantılarının ana ekseninde partimizin kapatılması “gerekliliği” vurgulanırken, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inanıyorum ki gereğini yapacaktır” şeklindeki emir cümleleri yargının bağımsız bir kuvvet olmadığının, iktidarca öyle görülmediğinin izahı olarak hep akıllarda kalacaktır.

7 Haziran tarihi

Evet, bu temel noktaları bir kenara not edip adeta Da Vinci’nin şifresi gibi kamuoyuna mesajlar veren tarihlere de biraz göz atalım. Zira iktidarın halklara dayattığı despotizmin ayrıntıları bu tarihlerde gizli.

HDP hakkındaki kapatma davasına ilişkin ilk iddianamenin Anayasa Mahkemesi’ne sunulduğu 17 Mart 2021 günü, Kocaeli Milletvekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi bir tesadüf müydü? Hadi diyelim bu garip bir tesadüftü, peki bu manidar günün hemen ertesinde yani 18 Mart 2021 günü Milliyetçi Hareket Partisi’nin Büyük Kongresi’nin yapılacağı bilinmiyor muydu? Elbette biliniyordu ve iktidar küçük ortağına hem bir kapatma davası hem de kapatılmasını istediği partinin bir milletvekilinin düşürülmesini hediye etmişti.

Bu hediye hızlı hazırlandığından olsa gerek Partimizin kapatılması için yeterli kanıt olmadığı gerekçesiyle ilk iddianame iade edilmiş, bunun üzerine hazırlanan ikinci iddianamenin verildiği tarih olarak ise 7 Haziran günü seçilmiştir. İktidar partisinin ilk kez hezimete uğradığı 7 Haziran 2015’in rövanşını almak için ilmek ilmek kumpaslar kurulduğu yeterince açık değil mi? O halde, 7 Haziran 2021’de sunulan iddianamenin büyük eksiklikler barındırdığını, eksikliklerin ise 29 Haziran’da ancak tamamlandığını ekleyip devam edelim.

Bahçeli’nin savcısı

İlk iddianamenin iadesi üzerine 31 Mart 2021 günü Devlet Bahçeli “Beklentimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianameyi yeni baştan düzenleyip tekraren HDP’yi kapatma davasını açmasıdır. Süreç kesinlikle uzamamalı, yeni bir hukuk cinayetine fırsat verilmemelidir” demiş; ikinci kez iddianameyi AYM’ye sunan Yargıtay CBS Bekir Şahin, biz elimizden geleni yaptık diyerek gayretkeşliğini kamuoyuna ilan etmekte bir sakınca görmemiştir. Yalnız Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın iktidara biat ettiğini tüm kamuoyuna duyurma noktasında görmediği sakınca, mesleki kariyerine “sakıncalı” bir çentik atacak, tarih kendisini yargılayacak! Biz şimdiden hatırlatmış olalım.

Yine Bahçeli’nin 22 Kasım 2022 tarihinde “…Böylesi bir parti görünümlü örgütün siyaset hayatımızda bulunması haksızlıktır. Bu bölücü şebeke kapatılmasın da hazine yardımıyla teröristlere yardıma devam mı etsin? AYM’nin hâlâ neyi beklediğini sormayalım mı?..” şeklindeki sorusunun hemen ardından Yargıtay CBS yanıt vermekte yine gecikmemiş, Partimizin hazine yardımına bloke konulmasına dair ilk talebin reddedilmesine rağmen ikinci kez talepte bulunarak ve bu talebini de apar topar bulduğu bir gizli tanıkla gerekçelendirerek halkın vergilerinden oluşan ve eşit bir seçim yarışı için partilere dağıtılan hazine yardımını gasp görevini derhal ifa etmiştir.

Gizli tanık üretimi

Bu mali blokaj meselesindeki tarihler ise iktidar ortağının taleplerinin nasıl da hemencecik karşılık bulduğunu göstermesi bakımından dikkate değerdir. 90’ların “Başbakan Çiller tak diye söyler ben şak diye yaparım” diyen paşalarına adeta selam çakan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 13 Aralık 2022’de Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe sunarak HDP’nin hazine yardımı bulunan hesapların bloke edilmesini talep etmiş; 29 Aralık 2022 günü Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan beş gün içinde somut gerekçelerini sunmasını istemiştir. Bu esnada tüm kurumların kapalı olduğu tatil günü olan 31 Aralık 2022 günü CV23TV4Y45UP78 adlı gizli tanık, derhal tutuklu gazeteciler dosyasına ifade vermek üzere mahkemede hazır bulunmuş ancak her nasılsa bu dosyadaki tanıklığı yerine HDP kapatma davasına dair tanıklık etmiştir. Bu tanıklığın hemen akabinde yani 2 Ocak 2023 günü mahkeme emniyetten belge istemiş, emniyet birimleri de aynı gün 100 sayfalık belgeyi tedarik ederek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş, Yargıtay CBS 3 Ocak günü ilgili belgeyi AYM’ye göndermiş ve belgeler aynı gün raportöre sunulmuştur. 5 Ocak 2023 günü de HDP’nin alacağı mali yardıma tedbir konulması kararı çıkmıştır.

Gizli tanığın ortaya çıkması, gizli tanığın garip şifreli ismi, ifade vermesi, ifade vermek için gittiği bir dosyada birdenbire her nasılsa tam da Yargıtay CBS’nin ihtiyacı olan tanıklığı gerçekleştirmesi, bu garip gizli tanığın işaret ettiği sayfalarca belgenin anında hazırlanıp toparlanarak AYM’ye gönderilmesi arasındaki süreç ve zamanlama takdire şayan! Evet, yargının takvimle imtihanı konusunda adeta bir delil üretme merkezi kurulmuş ve bu merkez harıl harıl çalışır durumda. Ne gerekiyorsa anında üretiliyor. CV23TV4Y45UP78 kimdir, bu bilgilere nasıl haizdir, tutuklu gazeteciler dosyası diye gidip de ilginç bir ilhamla HDP’nin kapatma davası için gerekli bilgileri nasıl hızlıca toparlayabilmiştir? Yargıtay başsavcısının Ankara’da cevr-ü cefa içinde acele delil beklediğini telepati yoluyla mı sezmiştir?

Seyirci mi kalınacak?

Çok önemli bir seçimin arifesinde milyonları temsil eden ve parlamentoda yoğun bir temsil gücü olan Partimizin kapatılması bu ülkenin on yıllarca aynı despotizme maruz kalması demek değil midir? Yargının kendi kendini sırf HDP kapansın diye imha ediyor oluşuna seyirci mi kalacağız? Bu açık darbeye dur demeliyiz

İlginçlikler silsilesi bu kadarla da bitmiyor ne yazık ki! Şimdi size birkaç tarihten daha söz etmek istiyorum. Bakınız, AYM partimizin alacağı mali yardıma dair kararını 6 Ocak günü açıklayacağını beyan etmiş ancak her nedense 5 Ocak’ta açıklamaya karar vermiştir. Bunun aynı gün 6’lı Masa’nın kritik toplantılarından birisini gerçekleştirecek olmasıyla ilintisini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Partimizin kapatma davasına dair kararın seçimlerden sonra verilmesine dair talebimizin reddedildiği gün olan 26 Ocak’ta 6’lı Masa’nın bir diğer kritik toplantısının gerçekleşmiş olduğu hususunu değerlendirmeyi de yine siz değerli okuyucuların takdirlerine sunuyorum. Daha sonra ise AYM hukuksuz bu kararı kaldırdı.

Yazının başında da ifade ettim, tarihe mal olan belli başlı davalar vardır, içindeki hukuksuzlukların er geç ortaya çıktığı. Ama bu haksızlıkların, insanlığa borcu büyük!

HDP’nin kapatılmasına dönük dava içinde binbir şifre barındırırken ve olası bir kapatılma halinin ülke halklarının en temel haklarına darbe olacağı açıkken ses çıkarmamanın vebali ağır olacaktır. Bu vebal ülkenin on yıllarına mal olacağı gibi, hukuka olan inancı temelinden sarsmak gibi bir neticesi de olacaktır. Hukuka olan inancın temelinden sarsılmasının ise inşaatın temelinin yıkılması anlamına geldiğini bilmemek en naif tabirle safdillik olacaktır.

Çok, çok önemli bir seçimin arifesinde Türkiye’de milyonları temsil eden ve parlamentoda yoğun bir temsil gücü olan Partimizin kapatılması bu ülkenin on yıllarca aynı despotizme maruz kalması demek değil midir? Yargının kendi kendini sırf HDP kapansın diye imha ediyor oluşuna seyirci mi kalacağız? Bu seyir halinin parça parça ülkenin her bir yanında yeni depremler yaratacağını görmüyor muyuz? Bu vakte kadar görmemiş isek de son düzlükte görmeli ve bu açık darbeye dur demeliyiz, hâlâ çok geç değil!

*HDP Grup Başkanvekili

#Yargının #takvimle #imtihanı

Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyareti ertelendi

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye yapacağı ziyaret ertelendi

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP Genel Merkez’e yapacağı ziyaret ertelendi.

HDP’den, “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partimize ziyareti program yoğunluğundan dolayı ileri bir tarihe ertelenmiştir” açıklaması yapıldı.

Kılıçdaroğlu, 18 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te HDP Genel Merkezi’nde Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile görüşecekti.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlunun #HDP #ziyareti #ertelendi

Ipsos: Bilim kadınlarının yarısı tacize maruz kalıyor

Ipsos’un yaptığı ankete göre bilimle uğraşan kadınarın yarısı iş yerlerinde tacize maruz kalıyor

Ipsos anket kuruluşu tarafından L’Oréal Vakfı için yapılan uluslararası bir araştırmaya göre bilim ile uğraşan her iki kadından biri kariyeri sırasında işyerinde cinsel tacize maruz kaldı. 117 ülkede 5 bine yakın kadın ve erkek araştırmacıyla yapılan anket, 50 kamusal ve özel kurum nezdinde sosyal bilimler dışındaki teknoloji, mühendislik ve matematik bilim dallarında yürütüldü.

Yarısı en az bir kez tacize uğradı

Ankete göre kadınların yüzde 49’u “kariyerleri boyunca kişisel olarak en az bir kezcinsel taciz durumuyla karşı karşıya kaldıklarını” söyledi. Bunların yaklaşık yarısının 2017’de #MeToo hareketinin ortaya çıkışından sonra gündeme getirildiği belirtildi. Kadın araştırmacıların yüzde 65’ine göre, beş kıtada yaşanan bu durumlar kariyerleri üzerinde negatif etkide bulundu. Ancak her beş mağdurdan sadece biri kendi kurumu nezdinde şikayette bulundu.

Kariyer üzerinde olumsuz etki yaratıyor

Ankete göre kadınların yüzde 25’i, insanların kendilerine “uygunsuz ve tekrarlanan şekilde”, takma adlarla (“oyuncak bebek”, “bebek”, “kedicik”, “(argoda) genç kız”…) veya hakaretlerle hitap ettiğine tanıklık ederken, yüzde 24’ü özel veya cinsel yaşamlarıyla ilgili “kendilerini rahatsız eden davetsiz ve tekrarlanan sorularla” karşılaştıklarını belirtti. Bu olayların çoğu kadın araştırmacıların kariyerlerinin başında yaşandı. Tüm bunlar kadınların bilimsel kariyerleri üzerinde olumsuz bir etki yaratırken, mağdurların 52’si “bazı personel üyelerinden kaçındıklarını”, yüzde 25’i “işyerlerinde tehlikede” hissettiklerini söylüyor.

Tetbirler yetersiz

Kadın ve erkek bilim insanlarının yüzde 64’ü ise işyerinde cinsel tacize karşı mücadelede yetersiz tedbirlerden yakınıyor. Dünya genelinde bilim alanındaki araştırmacıların sadece yüzde 33’ü kadınlardan oluşurken, sadece yüzde 4’ü Nobel ödülü elde etti.

HABER MERKEZİ

#Ipsos #Bilim #kadınlarının #yarısı #tacize #maruz #kalıyor

Gazetemiz çalışanı Bayram gözaltına alındı

MA ve JINNEWS muhabiri 11 kişiyle birlikte hakkında açılan soruşturma kapsamında yakalama kararı olan gazetemiz çalışanı Hamdullah Bayram gözaltına alındı

Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabiri 11 kişiyle birlikte hakkında soruşturma yürütülen ve yakalama kararı bulunan gazetemiz çalışanı çalışanı Hamdullah Bayram akşam saatlerinde Mersin kent merkezinde gözaltına alındı.

Gözaltına alınan Bayram Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

HABER MERKEZİ

#Gazetemiz #çalışanı #Bayram #gözaltına #alındı

Amnesty: İran rejimi çocuklara işkence yapıyor

Amnesty yayınladığı raporda, İran rejiminin işkencesine maruz kalanların arasında çocukların da bulunduğunu açıkladı

Uluslararası Af Örgütü Amnesty, İran rejiminin işlediği işkence suçlarına ilişkin bir rapor yayınladı. Yayınlanan raporda, “Göstericiler yaklaşık altı ay önce protestoların başlamasından bu yana istihbarat ve güvenlik servisleri tarafından dayak, kırbaç, elektrik şoku, tecavüz ve diğer cinsel şiddet türlerine maruz kalıyor” ifadeleri yer aldı.

İran’da protesto gösterilerini engellemek için gençlere karşı şiddet kullandığı belirtilen raporda, çok sayıda tutuklu ve yakınlarının ifadelerine yer verilerek, işkence görenler arasında 12 yaşında çocukların olduğu kaydedildi.

Amnesty Almanya Şubesi’nden Uzman Dieter Karg, rapora ilişkin yaptığı açıklamada , “Yetkililerin güçlerini savunmasız ve korkmuş çocuklar üzerinde bu şekilde kötüye kullanmaları, onlara ve ailelerine şiddetli acı ve korkunun yanı sıra ciddi fiziksel ve psikolojik zarar vermeleri alçakçadır” dedi.

HABER MERKEZİ

#Amnesty #İran #rejimi #çocuklara #işkence #yapıyor

Bolu’da eğitime bir gün ara

Bolu’da deprem nedeniyle eğitim öğretime bir gün ara verildi

Bolu Valiliği, meydana gelen 4,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle yarın için eğitim öğretime ara verildiğini bildirdi.

Valilikten yapılan açıklamada, yaşanan deprem nedeniyle il genelinde kamuda çalışan engelli ve hamile personelin idari izinli sayılacağı kaydedildi.

HABER MERKEZİ

#Boluda #eğitime #bir #gün #ara

HDP Çatalca binasına saldıranlar hakkında dava

HDP Çatalca İlçe Örgütü’ne saldırıda bulunan ve parti tabelasını sökmeye çalışan 2 kişi hakkında dava açıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çatalca İlçe Örgütü’ne 6 Şubat’ta Muhammed Altun ve Yusuf Toptaş tarafından ırkçı saldırı düzenlendi. Saldırganların, yüzlerini kapatarak, ilçe örgütünün tabelasını sökme anları kamera görüntülerine yansıdı.Kamera kayıtlarında iki kişinin ilçe örgütünün önüne geldiği ve tabelaya bir süre baktıktan sonra ayrıldığı ve bu esnada ise telefon ile uğraştığı görüldü. Daha sonra aynı kişilerin tekrardan geldiği ancak bu sefer ise başların ve yüzlerini kapatacak şekilde kar maskesi taktığı görüldü. Bunun üzerine partililer, yüzünü kapatarak, tabelayı sökenler hakkında şikayetçi olurken, İlçe Emniyet Müdürlüğü her iki saldırganı tespit ederek, gözaltına aldı.

Gözaltına alınan saldırgan Altun, “HDP İlçe Örgütü” şeklinde yazılı tabeladan rahatsızlık duyduğunu ve bu nedenle yerinden söktüğünü itiraf etti. Saldırgan, kendini “ Vatansever, Türk genci” şeklinde savunarak, diğer partilerin “İlçe başkanlığı” veya “İlçe teşkilatı” şeklinde tabirlerle tabela astığını ancak HDP’nin “örgüt” olarak astığını ve bu nedenle rahatsızlık duyduğunu söyledi. Diğer bir saldırgan Toptaş da, Altun’un tabelayı söktüğünü belirtirken, Altun ile aynı şekilde ifade vermesi ise dikkat çekti.

Saldırganlar hakkında dava

Söz konusu saldırganlara ilişkin Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20 Şubat’ta ırkçı saldırı yerine “Siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar vermek” suçlamasıyla iddianame düzenlendi. İddianamede, aynı suç maddesi kapsamında her iki saldırganın cezalandırılması talep edildi. İddianame, 13 Mart’ta Çatalca 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, duruşmayı tarihi olarak 2 Mayıs olarak belirleyerek, saldırganların duruşmada hazır edilmesine dair de karar oluşturdu.

HABER MERKEZİ

#HDP #Çatalca #binasına #saldıranlar #hakkında #dava

İstanbul’da HDP’lilerin davası düşürüldü

HDP’liler hakkında süren davada mahkeme, daha önce aynı olay nedeniyle takipsizlik kararı verdiği dosya hakkında düşme kararı verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü’nün 21 Kasım 2021’de Tünel Meydanı’nda düzenlediği eylemde gözaltına alınan HDP MYK üyesi Elif Bulut’un da aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında “Toplantı ve gösteri kanuna muhalefet etmek” iddiasıyla açılan davanın 4’üncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 49’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Sincan 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Erdal Avcı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Yargılanan isimlerin Avukatları Emrah Baran, Keleş Öztürk ve Ümit Sisligün hazır bulundu.

Düşürme kararı

Söz alan Av. Öztürk, aynı olaya ilişkin iki soruşturma açıldığını ve birinin takipsizlikle sonuçlandığını birinin ise davaya dönüştüğünü paylaştı. Söz verilen iddia makamı, sözü edilen takipsizlik kararına dikkati çekerek, dosya hakkında düşme talebi yönünden mütalaa verdi. Ancak söz alan Av. Baran, görülen davaya dair iddianame düzenlendikten sonra bir başka savcı tarafından dosyaya takipsizlik kararı verildiğini ve bu nedenle düşme talebinin yersiz olduğunu, mağduriyetin ancak beraat kararı ile giderilebileceğine vurgu yaptı.

Kararını açıklayan mahkeme, takipsizlik kararına işaret ederek, dosya hakkında düşme kararı verdi.

HABER MERKEZİ

#İstanbulda #HDPlilerin #davası #düşürüldü

Wan’da gözaltına alınan 9 kadın serbest bırakıldı

Wan’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 9 kadın, ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı

Wan’da sabah saatlerinde birçok eve eş zamanlı baskın düzenlendi. Baskınlarda, Yeşil Sol Parti Wan Eşsözcüsü Gönül Uzunay, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) Wan Şubesi Eşbaşkanı Hanım Kaya, Barış Annesi Xecê Barıştıran, Serhat Göç İzleme Derneği (GÖÇDER) Eşbaşkanı Gülşen Kurt, Tutuklu ve Hükümlü Aileler ile Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER) Wan Şubesi Eşbaşkanı Edibe Babur, yerine kayyım atanan Saray Belediyesi Eşbaşkanı Caziye Duman ve HDP İpekyolu Belediye Meclis üyesi Özlem Tuci, TJA üyesi Zeynep Kaya ile Songül Işık gözaltına alındı.

“Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla gözaltına alınan kadınlar Van TEM Şube’de alınan ifadelerinin ardından Savcılığa sevk edildi. Savcılık tarafından muayene işlemleri için Van Bölge Araştırma Hastanesi’ne gönderilen kadınlar, muayene işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

WAN

#Wanda #gözaltına #alınan #kadın #serbest #bırakıldı