Ana Sayfa Blog Sayfa 790

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 23 ayı aşkındır haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvurdu

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Faik Özgür Erol,  İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 23 ayı aşkındır kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.

Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvurdu.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından görüşme başvurusu

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

Kaynak: MA

#Abdullah #Öcalanın #avukatlarından #görüşme #başvurusu

Sakine Kültür’ün faili ‘Özel Harekattanım’ diyerek sıyrılmaya çalışıyor

Sakine Kültür’ü ilgili Özel Harekat Ocakları Şırnak İl Başkanı Barkın, takım elbise giydiği mahkemede, ‘Ben Özel Harekat İl başkanıyım’ savunması yaptı

Şirnex’in Silopya ilçesinde, 13 Mayıs 2022 tarihinde Sakine Kültür’ün işkenceyle öldürülmesiyle ilgili Özel Harekat Ocakları Şırnak İl Başkanı İbrahim Barkın hakkında “tasarlayarak ve eziyet çektirerek öldürme” suçundan açılan davanın 2’inci duruşması Cizre 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Kimlik tespitiyle başlayan duruşmaya Şirnex Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz, Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi ve ÖHD avukatlarından Öykü Çakmak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı ile Şırnak Barosu’ndan avukatlar, HDP Cizîr ve Silopiya ilçe yöneticileri katıldı. Fail İbrahim Barkın da tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

‘Pişman’ olduğunu iddia etti

Duruşma tanıkların dinlenmesiyle başladı. Tanıklardan M.M.M, fail Barkın’ın kendi hesabına gönderilen paraya ilişkin, “Bana dedi ki, ‘Benim param var, senin hesabına yatıracağım’ dedi ve banka hesabının olmadığını söyledi. Ama para Sakine Kültür hesabından bana gönderilmişti. Daha sonda bana dedi, ‘bankaya gidip parayı çek.’ Gittiğim banka bana, ‘Pazartesi günü gel’ dedi. Pazartesi günü gidip 130 bin çekip elden ona teslim ettim” ifadelerini kullandı.

Tanıkların dinlenmesi ardından savunma yapan fail Barkın ise ‘pişman’ olduğunu iddia etti. Başkasına gönderdiği paraya ilişkin de Barkın, şu iddialarda bulundu: “Sakine o parayı kendi telefonundan bana gönderdi ve üstünü tamamlayıp ev alacaktık. Daha sonra Sakine ve çocuklarıyla birlikte ev bakmaya gittik. Bizim görevimiz şehit ailelerine ve çocuklarına gıda ve elbise yardımında bulunmaktı. Aynı zamanda uyuşturucuya bulaşmış çocuklara destekte bulunuyoruz.”

Suçtan kurtulmak için ‘gücünü’ kullanıyor

Duruşmada savunma yapan Rojhat Dilsiz, sanığın yasadışı işlerini ve suçunu kamufle etmek için böyle bir savunmaya başvurduğunu belirterek, “Sanığın kendisi korkunç bir cinayet işledi. Önce bıçaklayarak sonradan yakan ve toplumda infial yaratan bir cinayet işledi. Ve cinayeti bu şekilde işlediğini kabul etti. Sanığın savunması suçtan kurtulmaya yöneliktir. Gönül ilişkimiz vardı, beni tehdit etti, bilmem ne diyor. Biz bir kadını canavarca öldüren bir kişinin bu beyanlarını kabul edebilir miyiz? Şu anda karşımızda takım elbise ile dururken iyi hal indiriminden yararlanmaya çalışıyor. ‘Ben Özel Harekat İl başkanıyım’ diyerek bu gücünü kullanarak suçtan sıyrılmak istiyor” dedi.

Savunmaların ardından iddia makamı, kuvvetli suç ve kaçma şüphesi nedeniyle sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan maktulün kesin ölümü ile ilgili ayrıntılı raporun alınması için sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 30 Mayıs’a erteledi.

ŞIRNAX

#Sakine #Kültürün #faili #Özel #Harekattanım #diyerek #sıyrılmaya #çalışıyor

Akademisyenler: Geç gelmiş adalete seviniyoruz

“Barış Bildirisi” imzacısı akademisyenlerin üniversitedeki işlerine geri dönmeleriyle ilgili yapılan açıklamada, ‘Geç kalmış adaletin adalet olmayacağını bilmemize rağmen bu sevinci yaşıyoruz’ denildi

2016 yılında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Ankara Üniversitesi’nde görevli “Barış Bildirisi” imzacısı akademisyenler Funda Şenol Cantek, Tezcan Durna, Nail Dertli ve Can Irmak Özinanır ihraç edildi. OHAL Komisyonu’na yaptıkları başvuruları reddedilen 4 akademisyen hakkında Ankara 21’inci İdare Mahkemesi ihlal kararı verdi. Böylece akademisyenlerin üniversitedeki işlerine geri dönmelerinin yolu açıldı.

Öte yandan Anadolu Üniversitesi’nden 686 nolu KHK ile ihraç edilen barış akademisyenleri Zafer Güzey, Gülcan Ergün ve Akademisyen Nihan Aksakallı, Akademisyen Ahsen Deniz Morva’nın işe iade kararını dijital medya hesaplarından duyurulmuştu.

Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Ankara 5 Nolu Şube, akademisyenlerin görevlerine iade edilmelerine ilişkin Mülkiyeliler Birliği Merkezi’nde toplantısı düzenledi.

Toplantıya, çok sayıda akademisyenin yanı sıra CHP Milletvekili Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu da katıldı. Toplantıda ilk olarak Mülkiyeliler Birliği Genel Sekreteri İlker Akcasoy konuştu.

Kurum kanaati siyasi sadakattir

Akcasoy, kararla ilgili geç kalmış adaletin adalet olmayacağını bilmemize, hala mahkemelerden ret kararlarının geldiğini görmemize rağmen bu sevinci yaşadıklarını söyledi.

Anayasa Mahkemesi’nin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini “Düşünce ve ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendiren kararını hatırlatarak, imzacı akademisyenler hakkında verilen beraat kararlarına değinen Akcasoy, “OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun ‘kurum kanaati’ gibi hukuken hiçbir geçerliliği olmayan gerekçelerle verdiği ret kararlarının ardında siyasi iktidara sadakat ve itaat olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

Üniversite yönetimi keyfi yaklaşıyor

Akademisyenlerin ellerinden alınan her bir hak için büyük uğraşlar vermek zorunda bırakıldığını söyleyen Akcasoy, “Hocalarımız, bugün de yargı kararlarının üniversite yönetimleri tarafından uygulanması için aynı çabayı sergilemeye zorlanıyor. Mülkiyeliler Birliği eski Genel Başkanı Dinçer Demirkent’in 30 gün içerisinde göreve başlatılmaması, ilk defa atanacakmış gibi hakkında arşiv soruşturması yapılacağının kendisine iletilmesi bunun en açık örneğidir.  Evet, kendisi dün itibariyle göreve başlama yazısını tebellüğ etmiştir. Ancak bunun üniversite yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunmasından sonra apar topar yapılması keyfi ve hukuksuz uygulamaların boyutlarını gözler önüne sermiştir” ifadelerini kullandı.

Telafi mekanizmaları oluşturmalı

Haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm akademisyenlerin görevlerine iade edilmesi gerektiğinin altını çizen Akcasoy, göreve iade edilen akademisyenlerin Ankara Üniversitesi yönetimi tarafından hızla görevlerine başlatılmasını istedi.

Görevlerine dönen tüm akademisyenler için telafi mekanizmaları oluşturulmasını isteyen Akcasoy, “Akademik atama ve yükseltme kriterlerinin yeni bir cezalandırma aracı olması engellenmelidir. Unutulmamalıdır ki bizler, Türkiye’nin en köklü kurumlarına, fakültelerine, bilime ve akademik özgürlüğe ağır darbeler indiren, eleştirel aklı tasfiye etmeyi hedefleyen bu hukuksuzluğun son bulması için tüm gücümüzle mücadele etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Bize yapılan unutulmayacak

Son olarak akademisyenlerden Dinçer Demirkent konuştu. Maruz kaldıkları haksızlığından üzerinden 6 yıl geçtiğini anımsatan Demirkent, “Bu 6 yılın nasıl geçtiği bizim için unutulmayacak. Bize ‘imzanızı geri çekin’ diyen akademisyenler, barış imzacısı akademisyenleri üniversiteden atmak için toplu liste veren hukuk müşavirleri, rektörler bunlara ortak olan dekanlar unutulmayacak.”

KAYNAK/MA

#Akademisyenler #Geç #gelmiş #adalete #seviniyoruz

HDP seçimlere Yeşil Sol Parti ile giriyor

HDP’nin kapatılma ihtimaline karşı 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere Yeşil Sol Parti ile gireceği yönünde eğilimin güçlü olduğu öğrenildi

14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi partiler arası ittifak görüşmeleri sürerken, kapatılma davası süren Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) de olası kapatılmaya karşı alternatifler tartışılıyor.

Seçim gündemiyle 12 Mart’ta toplanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi toplantısında kapatma davasına karşı seçimlere Yeşil Sol Parti ile gireceği yönünde eğilim güçlendiği öğrenildi.

Cumhurbaşkanı adayı da yeniden görüşülecek

HDP’nin, yarın gerçekleştirilecek MYK toplantısında bu eğilimi kararlaştırılması bekleniyor. HDP MYK’nın bir diğer gündeminin de Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarma eğilimini de yeniden gözden geçirileceği ve 16 Mart’ta gerçekleştirilecek Emek ve Özgürlük İttifakı toplantısında ittifak partilerle birlikte son kararın verileceği belirtildi.

Öte yandan HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair ortak kararın yanı sıra genel seçimlere de Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında girme talebini toplantıya taşıyacağı öğrenildi.

Haber: Özgür Paksoy / MA

#HDP #seçimlere #Yeşil #Sol #Parti #ile #giriyor

İngiltereli ekip deprem bölgesinde araştırma yapıp rapor hazırlayacak

İngiltere’den deprem bölgerine giden ve incelemelerde bulunan EEFIT, araştırmaları ile ilgili rapor hazırlayacak

Türkiye’de 48 binden fazla kişinin hayatına mal olan 6 Şubat depremlerinde 11 ilde yüzbinlerce konut yıkıldı veya oturulamaz hale geldi. Şiddetli depremlerin yıkıcı etkisini araştırmak üzere İngiltere’den bir grup yapı ve inşaat mühendisi deprem bölgesine gitti.

Yapı Mühendisleri Enstitüsü’ne bağlı Deprem Mühendisliği Saha İnceleme Ekibi (EEFIT) tarafından yürütülen çalışmada, jeolojik ve sismolojik veriler toplayan ekip neden bu kadar çok sayıda binanın çöktüğünü araştırdı.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre, sektör uzmanları ve akademisyenlerden oluşan ekip, Türkiyeli meslektaşlarıyla birlikte yürüttükleri çalışmalarda betona karıştırılan ve betonun mukavemetini zayıflatan kötü inşaat örneklerini ortaya çıkardı.

Araştırma ekibinden Cambridge Üniversitesi Yapılı Çevrede Risk Merkezi Direktörü Profesör Emily So çalışmanın amacının depremden dersler çıkarmak ve binaları daha dayanıklı hale getirmek için inşaatları iyileştirmenin yollarını bulmak olduğunu belirtti.

EEFIT’in tam araştırma raporunun önümüzdeki haftalarda yayınlanması bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#İngiltereli #ekip #deprem #bölgesinde #araştırma #yapıp #rapor #hazırlayacak

Asrın Hukuk Bürosu’ndan Bozdağ’a mektup: İmralı, Bakanlığa bağlı değil mi?

Asrın Hukuk Bürosu, Adalet Bakanı Bozdağ’a açık mektup olarak yayınladığı açıklamada, Abdullah Öcalan’ın ‘hukuk sistemi’nin dışında tanımsız bir alanda ‘rehine statüsünde’ tutulduğuna vurgu yaptı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlığını üstlenen Asrın Hukuk Bürosu, “Adalet Bakanına Açık Mektubumuzdur” başlıklı bir açıklama yayınladı.

İmralı Cezaevi’nde tutulan müvekkilleri Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’tan 720 gündür hiçbir haber alamadıklarını belirten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının mektubu söyle;

“Sayın Bozdağ,

İmralı Hapishanesinde tutulmakta olan müvekkillerimiz Sn. Abdullah Öcalan, Sn. Hamili Yıldırım, Sn. Ömer Hayri Konar ve Sn. Veysi Aktaş’tan tüm girişimlerimize, yaptığımız tüm başvurulara rağmen tam 720 gündür hiçbir haber alamamaktayız. İmralı’dan en son, 25 Mart 2021 tarihinde, bütün dünyayı kasıp kavuran pandemi koşullarında, oluşan kaygıları gidermek amacıyla müvekkillerimize aileleriyle yarım yamalak yaptırılan telefon görüşmeleri sayesinde haber alabilmiştik. Aynı zamanda 24 yıllık İmralı tutsaklığı sürecindeki ikinci telefon görüşmesi olan bu kısacık görüşmede Sn. Öcalan kardeşine, yasal hakkı olan avukatlarıyla görüşme hakkından yararlanmak istediğini özellikle ifade etmişti. Bizler de avukatları olarak bu hukuksuz ve insanlık dışı tecridi aşmak amacıyla gerek ulusal gerekse de uluslararası düzeyde başvurabileceğimiz adli ve idari tüm mercilere başvurular yaptık, yapmaya devam ediyoruz.

Hiçbir engel yok denilmişti

2019 yılında hapishanelerdeki açlık grevleri ve sonrasında evrildikleri ölüm oruçlarının kritik bir aşamaya geldiği, çok sayıda insanın tecrit siyasetini protesto amacıyla hayatına son verdiği bir dönemde selefiniz olan Adalet Bakanı bizzat kameraların karşısına geçerek İmralı’da avukat görüşü yapmanın önünde herhangi bir engel bulunmadığını söylemişti. 2019 yılında beş avukat görüşmesi gerçekleşmiş ve Sn. Öcalan devreye girip yüzlerce olası ölümün önüne geçmiş ve bir kez daha tüm topluma rahat bir nefes aldırmıştı. İmralı’daki son avukat görüşmesi 7 Ağustos 2019 tarihinde gerçekleşti. Ve dönemin Adalet Bakanının sözüne rağmen yaklaşık dört yıldır İmralı’ya avukat gidişi yeniden yasaklandı.

Hangi yasa?

Bizler avukatları ve aileleri, İmralı’dan 25 Mart 2021’den bu yana hiçbir bilgi, haber alamıyoruz. Orada neler olduğu, neler yaşandığı hakkında en ufak bir gözlemimiz, deneyimimiz, bilgimiz yok. Bir hapishaneyi ve o hapishanedeki dört Kürt siyasi tutsağı bu şartlarda tutma hakkını, onların dış dünya ile tüm iletişimlerini kesme hakkını hangi yasadan alıyorsunuz?

Sayın Bakan,

6 Şubat’ta ülkemizde büyük bir deprem felaketi gerçekleşti. Resmi rakamlara göre 48.000’den fazla yurttaşımız hayatını kaybetti, on binlercesi enkaz altında kaldı ve yaralandı. Yüzbinlerce insanımız evsiz yurtsuz kalıp göçmek zorunda kaldı. Bakanlığınıza bağlı olan hapishanelerde mahpuslara aileleriyle görüşüp haber alabilmeleri için ek telefon görüşmeleri yapma hakkı tanındı. Deprem koşullarında, insani saiklerle mahpuslara tanınan bu hak dahi İmralı’daki müvekkillerimize tanınmadı! Üstelik her dört müvekkilimizin ailelerinin de deprem bölgelerinde ikamet ettiği gerçeğine rağmen bu böyle oldu.

Sorumluluğunuzun farkında mısınız?

Bu durumda sormak isteriz; İmralı F tipi Kapalı Hapishanesi size bağlı bir hapishane değil midir? İmralı’da farklı bir hukuk rejimi ya da başka bir ülkenin hukuku mu uygulanmaktadır? Neden mesela Silivri hapishanesindeki bir mahpus deprem bölgesi olan Urfa’daki ailesini arayıp, yakınlarının, sevdiklerinin akıbetini öğrenebiliyorken İmralı’dakiler ailelerini telefonla bile bir kez arayamamaktadır? Ya da şöyle soralım; İmralı Hapishanesi dışında, kırk üç ay boyunca hiçbir avukat ya da insan hakları savunucusunun kapısından giremediği Bakanlığınıza bağlı başka bir hapishane var mıdır? Bakanlığınıza bağlı herhangi bir hapishanede, ailelerinin ve avukatlarının 717 gündür hiçbir şekilde tek bir haber dahi alamadığı herhangi bir mahpus var mıdır?

Sayın Bakan,

Bu soruların hiçbirinin hukukla izah edilebilecek makul bir cevabının olmadığını bir hukukçu olarak aslında çok iyi bilmektesiniz. Yoksa konuya dair AİHM kararları da, İşkenceyi Önleme Komitesinin raporları da orta yerde durmaya devam ediyor. Ya da aynı şekilde İmralı’daki 24 yıllık tablonun AİHS’deki ayrımcılık yasağı veya işkence ve kötü muamele yasağı gibi temel ilkelerin ihlalinden ibaret olmadığını da bilmektesiniz. Asıl mesele, Hükümetinizin, demokratikleşmeden tutun ekonomiye kadar neredeyse tüm temel sorunlarının kaynağı olan Kürt meselesine ve bu meselenin çözümünde büyük rol oynayabilecek olan Sn. Öcalan’a yaklaşımıyla ilgilidir. Mesele müvekkillerimizin “hukuk sistemi”nin dışında belirsiz ve tanımsız bir alanda rehine statüsünde tutuluyor olmalarıdır. Görünüşte ya da kâğıt üstünde sizin sorumluluğunuzda olan bir F tipi hapishanesinde tutulmakta olan müvekkillerin bu rehinelik statüsüne son verilmesi için ne zaman harekete geçmeyi düşünmektesiniz? Belki de sorulması gereken asıl soru budur. Bir Adalet Bakanı olarak sorumluluğunuzun farkında mısınız?”

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #Bozdağa #mektup #İmralı #Bakanlığa #bağlı #değil

HDP’li vekil Güzel hakkında iddianame

HDP tutuklu milletvekili Semra Güzel hakkında 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar ceza istemiyle iddianame düzenlendi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) tutuklu milletvekili Semra Güzel hakkında, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Güzel hakkında Ankara 3’ncü Sulh Ceza Hakimliği’nin dosyaları kapsamında yakalama kararı bulunduğu hatırlatıldı.

Güzel’in milletvekilliğinin 22 Aralık 2022’de Meclis Genel Kurulu 43’üncü birleşiminde alınan kararla düşürüldüğünün anımsatıldığı iddianame, İstanbul 23’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

İddianameyi kabul eden İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, kovuşturma dosyasından Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkili olduğunu belirterek yetkisizlik kararı verdi ve dosyanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti.

İddianamenin kabul edilmesi halinde Güzel’in yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İSTANBUL

#HDPli #vekil #Güzel #hakkında #iddianame

Kapatılan Özgür Gündem’e para cezası

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan’a, gazetenin ‘Çocuk katilleri’ başlıklı haberi için düzeltme yayımlanmadığı gerekçesiyle 50 bin TL para cezası verildi

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan’ın, gazetenin 17 Haziran 2014 tarihli nüshasında “Çocuk katilleri” başlıklı haber gerekçe gösterilerek “düzeltme ve cevabın uygun yayımlanmaması” iddiasıyla yeniden yargılandığı davanın karar duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Çapan katılmazken, avukatı Özcan Kılıç hazır bulundu.

Avukatı Kılıç, Yargıtay’ın tekzip ile ilgili içtihadında yer alan hususları tekrarlayarak, müvekkilinin üzerine atılan suçun vasfının oluşturmadığını belirterek, beraat talebini yineledi.

Mahkeme, Çapa’a yaygın süreli yayınlarda düzeltme ve cevap yazısı yayımlamadığı gerekçesiyle 50 bin TL para cezası verdi.

İSTANBUL

#Kapatılan #Özgür #Gündeme #para #cezası

TTB’den 14 Mart Tıp Bayramı açıklaması: Bugün yastayız

14 Mart Tıp Bayramı haftası için açıklama yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Fincancı, ‘Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz’ diyerek depremde hayatını kaybedenler için yasta olduklarını söyledi

Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve merkez konseyi üyeleri Semsûr’da (Adıyaman) 14 Mart Tıp Bayramı haftası vesilesi ile yaptığı açıklamada epremlerde yaşamını yitiren sağlıkçıları andı.

Saat Kulesi önünde yapılan açıklamaya Merdîn, Amed, Manisa ve İzmir Tabip Odası yöneticilerinin yanı sıra Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası(SES) üyeleri de katıldı.

‘Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz’

Burada kısa bir konuşma yapan Fincancı, “Yıllardır söylediklerimiz salgınla herkesçe görünür oldu. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tüm dünyada uygulanan, özelleştirmeyi merkeze alan, bizleri yalnızlaştırıp güvencesizleştiren politikalar ve sonunda AKP’ye nasip olan Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle ‘olağan’ dönemlerde de birçok sorunla yüz yüze kalan hekimlerin, sağlığı üretenlerin, olağandışı durumlara hazırlıklı olması konusunda da kendi başlarına bırakıldığını bir kez daha gördük” dedi.

‘Yalnız bırakıldığımıza şaşırmadık’

Fincancı deprem dolayısıyla yasta olduklarını belirterek, “Yas, afet ve olağandışı durumlarla bas¸ edebilmek kamusal bir görev iken, bu görev için hiçbir hazırlık olmaması yaşamdan yana sürdürdüğümüz çabaların sonuçsuz kalmasına, dayanışma içinde depremzede meslektaşlarımızı biraz olsun rahatlatabilmek için üstlendiğimiz sorumluluklarda da yalnız bırakıldığımıza şaşırmadık elbette. Yıllardır söylediklerimizi dikkate almayan Sağlık Bakanlığı’nın ve iktidarın ihmali nedeniyle, on binlerce insanımızı yitirdik. Bugün, bu 14 Mart’ta yastayız” diye konuştu.

Açıklamanın ardından sağlıkçılar hayatını kaybeden meslektaşları için Saat Kulesi’nin önüne karanfil bıraktı.

SEMSÛR

#TTBden #Mart #Tıp #Bayramı #açıklaması #Bugün #yastayız

Sancar: Bu iktidar giderayak halka borç yüklüyor

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, ‘Bu uyanık iktidar giderayak ‘afet yeniden imar fonu’ adı altında bir fonla giderleri yine emekçi yoksul halkın sırtına yükleme arayışında’ dedi

Güncel gelişmelere ilişkin partisinin grup toplantısında konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bu yıl ki Newroz’un önemine değinerek başladığı konuşmasında depremzedeler için toplanan paraların akıbetini sordu.

Newroz düzeni değiştirme günü olacak

Sancar, “Newroz’u ağır bir yıkımın gölgesinde karşılıyoruz. Newroz zalimlik, kötülük, adaletsizlik, yıkım üreten bu çürümüş düzeni değiştirme kararlığının günü olacaktır” dedi.

Depremde iktidarın bütün sorumluluğuna rağmen kimsenin istifa etmediğini vurgulayan Sancar, “En tepeden en aşağıya kadar tek bir yönetici istifa etmedi. Milyarlarca lira bağış toplandı ama bu paralar yaraların sarılması için kullanılmıyor. Kullanılsaydı insanlar, çadır, içme suyu, battaniye diye seslerini duyurmaya çalışırlar mıydı?” diye sordu.

‘Toplanan paralar nerede?’

Acil ihtiyaç sorunun devam ettiğini belirten Sancar, “Toplanan paralar nerede? Bunun hesabını iktidar verecektir. Hesabını sormak zorundayız. Bu bizim kaybettiğimiz canlara, acısı derin milyonlarca insanımıza ve tüm topluma karşı sorumluluğumuzdur” dedi.

Sancar’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

Bu ülkenin kaynakları bütün yaraları sarmaya ve yeni bir inşaya yeter ama bu kaynaklar halk için, insan için, kentlerin sağlam kurulması için, sağlıklı barınma ihtiyaçları için kullanılmıyor. Evsiz kalan, vicdansızca artırılan kiralar karşısında çaresiz bırakılan depremzedelerin bu sorunların sorumlusu elbette bu iktidarın kendisidir.

‘Hesap vermekten kaçamayacaksınız’

Bu uyanık iktidar giderayak afet yeniden imar fonu adı altında bir fonla giderleri yine emekçi yoksul halkın sırtına yükleme arayışında. 21 yıldır topladığınız 38 milyar doları bulan deprem vergisini nereye harcadınız? Hesap vermekten kaçamayacaksınız. Bu talanın üstünü örtemeyeceksiniz. İzin vermeyeceğiz.

Bu iktidarın önceliği yaşam ve insan değildir. Gece gündüz düşündükleri tek şey ihaleler, rant, talan. Rantı zaten yıkımın sebebi olan bu iktidar, rant düzenini burada felaketten istifade ederek büyütmeye çalışıyor. Buna kararlılıkla karşı çıkmak zorundayız. ”

Ayrıntılar geliyor…

 

 

 

#Sancar #iktidar #giderayak #halka #borç #yüklüyor