Ana Sayfa Blog Sayfa 797

HDP ilçe örgütüne saldıranların Ülkü Ocakları’nda resmi çıktı

HDP Esenyurt İlçe Örgütü binasına saldıran sanıklar saldırı sonrası Ülkücü Ocakları’nda fotoğraf çektirip paylaşmış

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Esenyurt İlçe Örgütü’ne 17 Aralık 2016 tarihinde silahlı saldırı düzenleyen ve kamera kayıtlarından tespit edildikten sonra gözaltına alınan Taylan Çakal, Süleyman Yıldırım, Recep Korkmaz, Muhterem Bedir ve Serkan Bedir hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Davada yaşananlar

Saldırganların tutuksuz yargılandığı davanın duruşması, Büyükçekmece 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Saldırganlardan Serkan Bedir, Recep Korkmaz ve Muhterem Bedir, duruşmada hazır bulundu.

Fotoğraf çektirmişler

Avukatlar, ilk olarak söz verilen sanık Muhterem Bedir’in de içerisinde yer aldığı ve MHP’nin Ülkü Ocakları’nda çekilen fotoğrafı sordu. Sanal medya hesabından paylaştığı fotoğrafın saldırının 10 gün sonrasında çekildiğini aktaran Bedir, saldırıyla bir ilgisinin olmadığını iddia etti. Bedir, saldırı günü telefonun tamir etmek üzere Esenyurt’ta bulunduğunu ve saldırı sonrası oradan kaçtığını ileri sürdü. Bedir, daha sonra gözaltına alındığını ifade etti.

Eski MHP’liymiş

Bedir, avukatlar tarafından MHP ve Ülkü Ocakları ile herhangi bir ilişkisinin olup olmadığına dair soruya ise, “Eskiden beri MHP ile iletişimim vardı” yanıtı verdi.

Suçlamayı kabul etmediler

Tutuksuz yargılanan sanıklardan Taylan Çakal, suçlamaları kabul etmedi. Çakal, elinde atış artığı tespitine dair soruya, gözaltına alındıktan sonra karakola götürüldüğünü ve burada bir yerlere taşa dokunmuş olabileceğini iddia etti. Araç plakasının karıştırıldığını ileri süren Çakal, gözaltına alındığı günün aynı zamanda ilk defa Esenyurt’a gittiği gün olduğunu kaydetti.

Silah kullanılmadı

Ardından yeniden söz verilen Muhterem Bedir, diğer tutuksuz sanık Serkan Bedir ile Ülkü Ocakları’na gittiğini doğruladı. Recep Korkmaz, saldırıda kullanılan silahı Muhterem Bedir’den satın aldığını söyledi. Silahın saldırıda kullanılmadığını iddia etti.

Avukatlardan tepki

Parti avukatlarından Ferdi Yamar, saldırının gerçekleştiği tarihlerde Beşiktaş’ta polise yönelik saldırı gerçekleştiğini, sonrasında saldırının sorumlusunun HDP olarak lanse edildiğini ve HDP’ye çok sayıda saldırı düzenlendiğine işaret etti. Sanık Taylan Çakal’ın arabası hakkında ihbar olduğunu ve elinde atış artığı tespit edildiğine dikkat çeken Yamar, “Saldırıyı gerçekleştiren Recep Korkmaz’ın silahı Muhterem Bedir’den satın alması ve Bedir’in aynı zamanda diğer saldırgan olan Serkan Bedir’in amcası olması tesadüf değildir” dedi.

İddia makamı, eksik hususların giderilmesini istedi. Mahkeme, saldırgan Süleyman Yıldırım’ın bir sonraki duruşmada hazır edilmesine, saldırıya şahit olan Sinem Öngel ve Erol Dengizo’nun dinlenmesine karar verdi. Duruşma 11 Ekim’e ertelendi.

İSTANBUL

#HDP #ilçe #örgütüne #saldıranların #Ülkü #Ocaklarında #resmi #çıktı

Kerkük’te 2 DAİŞ üyesi yakalandı

Güvenlik güçlerinin düzenlediği bir operasyonda 2 DAİŞ çetesinin yakalandığı öğrenildi

Irak İstihbarat Kurumu tarfından ypaılan açıklamada, Irak ordusuna bağlı 33’üncü Tugay güçlerinin desteğiyle, Kerkük’ün Multeqa ve Kopri Altun kasabalarında düzenlenen operasyonda 2 DAİŞ üyesinin yakaladığı duyuruldu

DIŞ HABERLER

 

#Kerkükte #DAİŞ #üyesi #yakalandı

Yedikule’de sağlıkçılar eylemde: Tacizlerin üstü örtülüyor

Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi çalışanları hastanede yaşanan taciz olaylarının üstünün örtülmesine karşı açıklama yaptı

İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi çalışanları, hastanede yaşanan taciz ve cinsel saldırı olaylarının üstünün örtülmesine karşı açıklama yaptı.

Hastanede son olarak bir kadın çalışan doktor Semih Erduhan tarafından cinsel saldırıya uğramıştı.

Hastane önünde yapılan açıklama metnini kitle adına sağlık çalışanı Yasemin Bakır okudu.

Doktor teşhir edildi

Hastane çalışanlarından olan bir kadının asistan doktor Semih Erduhan tarafından cinsel saldırıya uğradığını ifade eden Bakır, kadınların adil bir yargılama için her alanda mücadele verirken cezasızlık politikaları ile kadına yönelik her türlü saldırının büyüdüğünü söyledi.

2 yıldır olayların üstü örtülüyor

Hastanede 2 yıllık zaman dilimi içerisinde yoğun bakım servisinde yatan bir hastanın, hasta bakıcı tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığını dile getiren Bakır, fail hakkında tutanak tutulduğunu ancak idarecilerin sorumluların cezalandırılması için herhangi bir çalışma yürütmediğini belirtti.

Mükâfatlandırıldılar

Bakır, hastanede çalışan güvenlik personelinin birden fazla kadını taciz ettiğini söylerken, bu olayın da üstünün örtüldüğüne işaret etti. Taciz failinin adeta ödüllendirilerek terfi aldığına dikkat çeken Bakır, “Bir hasta yakını, gece nöbetçi hemşire tarafından kandırılarak duygusal ilişkiye sürüklendiğini ve olayın cinsel ilişkiye kadar vardırıldığını kurum amirleri ile paylaştı. Yine ilgili fail gözden uzağa alınarak üstü örtüldü, hatta mükâfatlandırıldı denilecek kadar rahat bir yerde çalıştırıldı” şeklinde konuştu.

Son yaşanan cinsel saldırı

Kadınların tacize ve cinsel saldırıya uğramasına rağmen yaşadıkları korkudan ve tedirginlikten dolayı suç duyurusunda bulanamadıklarına değinen Yasemin, “Bizler Yedikuleli kadınlar olarak, elimizde cinsel tacize dair ilk defa beyanda bulunmayı kabul eden bir kadın arkadaşımız üzerinden, kamuoyuna bu olaylar silsilesini ve ihmalleri tüm boyutlarıyla paylaşmayı düşünürken, aynı günün saatler sonrasında hemşire arkadaşımızın DR. Semih Erduhan tarafından cinsel saldırıya uğradığı bilgisiyle sarsıldık” dedi.

Açıklamanın ardından hastane yönetiminde yer alan bazı doktorların fail Semih Erduhan’ı savunmaya çalışmasına alanda bulunan sağlık çalışanları tepki gösterdi.

İSTANBUL

 

#Yedikulede #sağlıkçılar #eylemde #Tacizlerin #üstü #örtülüyor

Tıp Bayramı’nda deprem bölgelerinden açıklama: Sağlık sistemi enkaz altında kaldı

14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle deprem bölgelerinden yapılan açıklamada ‘sağlık sisteminin enkaz altında kaldığı’ belirtildi. Riha’da konuşan Fincancı, ‘Neden her şehirde 10 ASM’den 9’u yıkılır?’ diye sordu

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Bazarcix’ta kurdukları sağlık çadırının önünde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla açıklama yaptı.

Açıklamaya KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mereş Eşbaşkanı Fahri Demiroğlu, HDP Silopiya (Silopi) Belediye Eşbaşkanı Süleyman Şavluk ve depremzede yurttaşlar katıldı.

Açıklamayı yapan SES Sêrt Şubesi yöneticisi Ayhan Mete, 14 Mart Tıp Bayramı’nı işkolunda uzun zamandır mücadele haftası olarak gördüklerini ve talepleri için alanlarda olduklarını kaydetti. Bu yıl depremden kaynaklı onlarca insanın acılarını yüreklerinde hissettiklerini belirten Mete, “Bu yılki mücadele haftasının startını Adıyaman, Pazarcık ve Hatay’daki sağlık çadırlarımızın önünden veriyoruz. Önümüzdeki günlerde ise tüm işyerlerimiz önünde halk için ve sağlık emekçileri için taleplerimizi dile getiriyoruz” diyerek, taleplerini şu şekilde sıraladı:

“ *Çadır kentler ve konteyner kentlerin toplama kampı gibi görülmesi ve dizayn edilmesinden derhal vazgeçilmelidir. Buraların yaşam alanı olduğu, uzun süre kalınacağı görülerek bir düzenleme yapılmalıdır. Mevcut çadır kentler bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlamakta, yangın tehlikesi ile yeni felaketlere yola açabilecek ve yakıt olarak kullanılan kömür zehirlenmelerinden kaynaklı ölüm sayılarının artmasına neden olacak şekildedir. Bu konuda uluslararası standartlar bellidir. Sendikamız SES ve TTB’nin önerileri dikkate alınmalıdır.

* Çadır kentler ve konteyner kentlerde kurulan tuvaletler kadınlar açısından daha güvenilir, aydınlık ve yaşam alanlarına yakın olacak şekilde yeniden ele alınmalı, hijyen sorunu çözülmelidir.

* Çadır kentler de özellikle kadınlar ve çocuklara yönelik psiko-sosyal destek çalışmaları acilen başlatılmalıdır. Birçok çadır kentte kadınların çadır dışına çıkmadığı gözlemlenmektedir. Her kentin kültürel durumunu da gören bir yerden kadınların çadır kentteki toplumsal yaşama katılımı için tedbirler alınmalıdır. Çadır kent yönetimlerinde yaşayanların aktif katılımını sağlayan mekanizmalar geliştirilmelidir.

* Temiz ve ulaşılabilir su sorunu ivedilikle çözülmelidir. Çadır kentlerde dağıtılan yemekler günlük besin ihtiyacını karşılamaya yetecek derecede olmalıdır. Özellikle çocuklara çok sayıda abur cubur yiyecekler dağıtılmakta ve sağlıkları için sorun teşkil edecektir.

* Salgın hastalıklara karşı tedbir alınmalıdır. Kronik hastalıkları olanlar, bakıma muhtaç ve engelli olanların tedaviye erişimleri için tedbirler alınmalıdır. Hiçbir depremzededen tedavi süreçleri ve tüm kentler normale dönünceye kadar ücret (muayene, ilaç katılım vb.) alınmamalıdır.

* Üniversite eğitim sürecini aksatmayacak şekilde depremzedelerin yurtlar yerine kamu misafirhanelerinde barınmaları sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki böylesi dönemlerde psiko-sosyal destek açısından en iyi sağaltım yolu toplumsallaşmadır. Okullar da toplumsallaşmanın araçları olarak değerlendirilerek bir an önce yüz yüze eğitime geçilmelidir.

* Köylere yönelik sağlık taramaları kamusal olarak başlamalı ve köylerde uygun fosseptiklerin kurulması, banyo sorununun çözülmesi ve koruyucu sağlık bilgisinin verilmesine çalışılmalıdır. Çöplerin bertaraf edilmesi sağlanmalı ve köylerde yaşayanlar da bu konuda bilinçlendirilmelidir.

* Enkazların kaldırılması sırasında insanların sağlığını olumsuz etkilememesi için toz yaratmayacak şekilde enkazlar sulanmalı, enkaz kaldırmada çalışan personel için işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmalı, yeni sağlık sorunlarına ve çevre felaketlerine yol açmayacak şekilde uygun yerlere taşınması sağlanmalıdır. Enkaz kaldırma işini üstlenen şirketler çalışmayı yürütürken her aşamada denetlenmelidir.

* Depremin yıkıcı etkilerinin en fazla yaşandığı Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş başta olmak üzere deprem bölgesinde görevli kamu emekçilerinin hiçbir koşul aranmadan tayinleri istedikleri yere yapılmalıdır.

* Tayin istemeyen sağlık ve sosyal hizmet emekçileri en az 3-6 ay ücretli izinli sayılmalıdırlar. Bir şekilde deprem bölgesinden ayrılıp çeşitli kentlerde çocuklarını okullara yerleştirilenler, kendilerine barınma koşulları bulanlar deprem bölgesinde durum normalleşinceye kadar 3-6 aylık ücretli izin süreleri bittikten sonra bulundukları illerde 1 yıllığına geçici görevle çalışmaları sağlanmalıdır.

* Hiçbir şekilde deprem bölgesinden ayrılmayan ve geçici görevlerle dönüşümlü olarak deprem bölgelerine gönderilen sağlık ve sosyal emekçileri personeli için uygun barınma, beslenme ve hijyen koşulları sağlanmış yaşam alanları oluşturulmalı ve çocuklar için 24 saat süreyle hizmet verecek kreşler açılmalıdır.

* Depremzede sağlık emekçileri için istediğimiz talepler Üniversite hastaneleri personeli için de hayata geçirilmelidir. Üniversite hastanesi personeline uygulanan ayrımcılıktan vazgeçilmelidir.”

Riha

Riha Tabip Odası ve SES Şubesi, tabip odası binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Kurur Fincancı ve Riha Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri katıldı. Açıklamada, deprem değerlendirme raporu Riha Tabip Odası Başkanı Bulut Ezer tarafından okundu. Ezer, deprem sonrası Riha’da Haran Devlet Hastanesi’nin ağır hasarlı olmasına rağmen depremin ilk gününden itibaren sağlık çalışanlarının çalıştırıldığını belirtti.

Fincancı ise, Xarpet (Elazığ), Amed, Riha’da (Urfa) TTB’ye bağlı odalarla bir araya geldiklerini belirterek, yarın da Semsûr’de (Adıyaman) olacaklarını söyledi. Fincancı, yaşanan depremle birlikte sağlık sisteminin enkaz altında kaldığına vurgu yaparak, “Neden her şehirde 10 ASM’den (Aile Sağlık Merkezi) 9’u yıkılır?” diye sordu.

Fincancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü özelleştirmelerle bizi merdiven altlarına ve apartmanların giriş katlarına mahkum ettiler. Böyle ortamlarda sağlık hizmetinin verilemeyeceğini söylemiştik. Rantta dayalı sistemin içinde gıcır gıcır diye övündükleri şehir hastaneleri hasar aldı ve yıkıldı. Sağlık sistemi enkaz altında kalmıştır.”

Semsûr

SES ile Türk Tabipler Birliği, Narlıkuyu Çadır Kenti’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya SES Denizli, Bursa, Mûş, Qers (Kars), Semsûr şubeleri ile Mêrdîn ve Riha Tabip Odaları üyeleri katıldı. Açıklamada konuşan SES üyesi Birtürk Özkavak, “Pandemide cilası dökülen, depremde enkaz altında kalan sağlık sisteminin yerine yenisini inşa kuracağız” dedi.

Kaynak: MA

#Tıp #Bayramında #deprem #bölgelerinden #açıklama #Sağlık #sistemi #enkaz #altında #kaldı

Kılıçdaroğlu’ndan HDP açıklaması: Değerli Eş Genel Başkanlarla görüşeceğiz

Kılıçdaroğlu HDP ile görüşeceğini ‘Değerli Eş Genel Başkanlarla görüşmeyi planlıyoruz’ diyerek açıklarken Bahçeli’ye de Amedspor üstünden tepki gösterdi

Türkiye 14 Mayıs’ta düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor.

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu da seçime dair açıklamalar yapmaya başladı.

T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, Bursaspor-Amedspor maçında yaşananları ve HDP Eş Genel Başkanları ile olası görüşmeyi değerlendirdi.

HDP ile planlanan görüşmeye ilişkin soruyu “HDP’nin değerli Eş Genel Başkanlarıyla görüşeceğim. Arkadaşlarım planlamayı yapıyorlar” diyerek yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Yeşil ve Beyaz Toros pankartlarına ilişkin “Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez” dedi.

Kılıdçaroğlu “Eğer kazanırsanız devletin yeni değerler dizisinde neoliberal politikaları terk eden sosyal bir devlet mi göreceğiz?” sorusuna “Ülkemizde yaşanan çürümeyi ancak bir paradigma değişikliğiyle sonlandırabiliriz. Beşli çeteye tanınan imtiyazlar, devletin kasasından çalınan milyar dolarlar, kamuda yaşanan liyakatsiz atamalar, eğitim kurumlarının, üniversitelerin kimliksizleştirilmesi, topyekûn bilimden uzaklaşılması ve benzer adımlar Türkiye’yi bir felakete sürükledi” ifadeleri ile cevapladı.

Amedspor’a yönelik saldırı

Amedspor’a, taraftarına ve oyuncularına yönelik saldırıya ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, Türkiye Futbol Federasyonu, Bursa Valiliği ve Emniyeti’nin de dahil olduğu bir ihmaller zinciri olduğunu belirterek “Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez. Kim bu tehdidi yapıyor veya bu tehdide aracılık ediyor, göz yumuyorsa haindir, bölücüdür” dedi.

Bahçeli’nin bizim için Amed ve Amedspor yoktur sözlerine de tepki gösteren CHP Lideri, “Yıllar önce Türkiye Futbol Federasyonu onayladı bu ismi. Yaklaşık 10 yıldır, mücadele ettiği kümelerde yüzlerce maç oynamış, Türkiye’nin dört bir yanına deplasmana gitmiş; Türkiye’nin dört bir yanından Diyarbakır’a gelmiş takımlara ev sahipliği yapmış, Amedspor. Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #HDP #açıklaması #Değerli #Eş #Genel #Başkanlarla #görüşeceğiz

Mersin’de Newroz için start verildi: Değişimin ruhu alanlarda olacak

Mersin‘de Newroz’un startı verildi. Tertip Komitesi Sözcüsü Özgür Çağlar, ‘Newroz’un ruhu 14 Mayıs’ın büyük değişim ruhuna dönüşecek’ dedi

Mersin Newroz Tertip Komitesi, 19 Mart’ta Akdeniz ilçesindeki Tırmıl Meydanı’nda gerçekleştirilecek Newroz’un hazırlıklarına dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenledi. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenlerinin katıldığı toplantı ile Mereş merkezli depremde yaşamını yitirenlere adanan 2023 Newrozu’nun startı verildi.

Toplantıda konuşan Newroz Tertip Komitesi Sözcüsü Özgür Çağlar, bu yıl ki Newroz’un önemine değinerek, “Tüm illerimizde olduğu gibi Mersin’de de gerçekleştireceğimiz Newroz’u depremde yaşamını yitirenlere adıyoruz. Newroz’u bayram havasında değil ancak direniş ruhuna uygun bir şekilde gerçekleştireceğiz. Yıllardır ağır tecrit altında tutulan Sayın Öcalan’ın tarihsel rolünü oynaması için tecridin bir an önce kaldırılmasını ve tüm siyasi tutsakların özgürlüğünü haykıracağımız 2023 Newrozu’nu aynı zamanda önümüzdeki seçimde mevcut iktidarı alaşağı etmenin müjdesi olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz” ifadelerini kullandı.

19 Mart’ta kutlanacak

Kentteki tüm halklara 19 Mart’ta bir araya gelme çağrısında bulunan Çağlar, şöyle dedi: “Demokrasi, adalet ve özgürlük karşıtları bu Newroz’a baktığında değişimin resmini, halkların umudunu, birliğini ve dayanışmasını görecektir. Newroz’un ruhu ve ortaya çıkaracağı büyük irade, 14 Mayıs’ın büyük değişim ruhuna dönüşecek ve ülkeyi mutlaka ama mutlaka değiştirecektir.”

MERSİN

#Mersinde #Newroz #için #start #verildi #Değişimin #ruhu #alanlarda #olacak

HDP PM: En çok milletvekili çıkarma hedefini gözeteceğiz

HDP PM, seçimlerle ilgili MYK’ya ‘tam yetkilendirme’ yapıldığını ve milletvekilliği ile ilgili ‘Tek bir oyun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edileceğini’ açıkladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi 12 Mart’ta gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildigesini açıkladı. Kürt sorunundan, depreme ve yaklaşan Newroz’a kadar birçok başlıkta değerlendirmenin yapıldığı sonuç bildirgesinde, “Milletvekili seçimlerinde, tek bir oyumuzun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edeceğiz” denildi.

Depremde yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve 12 Mart’ın Gazi ve Qamişlo katliamlarının kınandığı bildirgede özetle şu ifadelere yer verildi:

Afet komisyonu kuruldu

“Partimizin depremin ilk gününden itibaren seferberlik ruhuyla hızlı bir biçimde bölgeye ulaşarak halkla güçlü bir dayanışmayı geliştirebilmiş olmasında, etik ve politik zemine dayandırdığı yerel demokrasi ilkesinin etkisine ve önemine işaret edilmiştir. Hayatiyet arz eden bu etkili dayanışma çabalarının sürdürüleceği hususunda da kararlılığını ifade etmiştir. Bu kapsamda; Parti Meclisimiz merkezi düzeyde Afet ve Acil Durumlar Komisyonu’nun kurulmasını karar altına almıştır.

Erkek egemen iktidarı göndereceğiz

Afet sonrası halklarla geliştirdiğimiz ve büyüteceğimiz dayanışma çalışmalarımızın ve ardından 8 Mart’ta ortaya konulan iradenin değerlendirildiği toplantımızda, Newroz’un özellikle bu süreçteki anlam ve önemi ile birlikte seçim süreci ve ittifak politikamız birçok yönüyle tartışılmıştır.

Rantı, ayrımcılığı, cinsiyetçiliği, tekçiliği biz kadınlara gösterdiler. Afet zamanı hakkımız olanı bizden çalarak bize satmaya çalışan bu iktidara karşı öfkemiz büyük.

Kadın Meclisi olarak, isyanımızla sokağa çıktığımız ve mücadeleyi büyüttüğümüz 8 Mart’ta bu yıl, iktidara karşı öfkemizle ve acımızla hesap sormak için alanlardaydık. Erkek egemen, tekçi, rantçı, talancı bu iktidarı göndereceğiz. Mücadelemiz ve kararlılığımız büyük, yeni yaşamı kadınlarla birlikte kuracağız.

Eylemsizlik kararına rağmen savaşta ısrar

Depremin felaket halini almasında hükümetin rant politikalarının, liyakatsizlik ve tedbirsizliğinin, kamunun olanaklarını kurtarma ve yardım için kullanmamasının sorumluluğu karşısında toplumda biriken öfkenin “yağmacılık” ve “hırsızlık” suçlamasıyla mültecilere yönlendirilmiş olması; yine KCK’nin afet sebebiyle eylemsizlik kararı almış olmasına rağmen kara operasyonları ve hava saldırılarının sürdürülmüş olması, AKP-MHP iktidarının dayanışma değil ötekileştirmeyi, yaşamı değil ölümü öncelediği ve çözümde değil savaşta ısrarcı olduğunu ortaya koymuştur.

Kürt sorunu: Barış tecridin kırılması ile mümkün

Türkiye’nin deprem felaketiyle birlikte çok daha kapsamlı bir boyut kazanmış olan çoklu kriz koşullarında olduğu, yaşanan yapısal-sistemik krizin aşılabilmesinin Kürt sorununun demokratik bir çözüme kavuşmasıyla mümkün olduğu tespiti yapılmıştır. Tüm halkların barış, adalet ve demokrasi içinde yaşayabilmesi, tecrit politikalarının sona ermesiyle ve Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıyla mümkündür. Savaşta ısrar eden AKP-MHP ittifakı, depremde ve sonrasında da savaştan vazgeçmeyerek rejimini ölümler üzerine inşa etmeye devam etmektedir.

Kayyum politikasının ağır sonuçları depremde görüldü

Bir önceki dönemde olduğu gibi son yerel seçimlerde de kazanmış olduğumuz belediyelerin tamamına yakınına AKP-MHP hükümeti tarafından kayyım atanmış olmasının en ağır sonuçlarını, deprem bölgesindeki halklarımız yaşamıştır. Aynı kayyımcı tutumun -Pazarcık örneğinde görüldüğü üzere- sürdürülmesi de kayyım atamanın bir önlem değil rejim haline geldiğinin somut kanıtı olmuştur.

Hükümet tarafından gasp edilen belediyelerimize şayet kayyım atanmamış olsaydı, çok daha kapsamlı bir dayanışma ağının örülebileceğini elimizde bulunan sınırlı sayıdaki belediyenin kısıtlı imkânlara rağmen sergiledikleri performans açıkça ortaya koymuştur. Bu vesileyle kayyım uygulamalarının yalnızca halkın politik iradesine değil yaşama hakkına da bir müdahale olduğu gerçeği kendisini kanıtlamıştır. Halklarımızla birlikte tanıklık ettiğimiz üzere; iflas etmiş olan otoriter merkeziyetçi kayyım rejimine son verilmesinin, yerel demokrasinin ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yaşamsal bir zorunluluk olduğunun altı önemle çizilmiştir.

Newroz ateşiyle özgürlüğe!

Depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımıza adanan önümüzdeki Newroz’u, acılarımızı ve yaralarımızı birlikte sararak halklarımızın barış ve dayanışma içinde olacağı özgür ve demokratik bir yeni yaşam baharının ön günü olarak karşılayacağız. Bugüne kadar direnişte ve acıda bir araya geldiğimiz halklarımızla bu Newroz’da da umutta yan yana, omuz omuza duracağız. Yaşanan afetin derinden acılara sebebiyet vermiş olmasından ötürü coşkulu kutlanmayacak olması yeni yaşam iddiamızı zayıflatmayacak, aksine mücadele azmimizi bileyecektir. Halklarımızla dayanışmayı büyütmeye, zalimlerden hesap sormaya ve Newroz ateşiyle özgürlüğe yürüyeceğiz.

Milletvekilliği seçimleri

Parti Meclisimiz, ülkenin içinde bulunduğu çoklu kriz koşullarında çözümün ilkesel düzeyde ele alınması gerektiğini bir kez daha ifade etmiştir. Bu kapsamda partimizin 2021 Eylül ayında ilan etmiş olduğu Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nun temel çerçeve olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu minvalde Üçüncü Yol stratejimizin, partimizin tarihsel ve ilkesel pozisyonu olduğu da hassasiyetle vurgulanmıştır. Seçim tarihinin netleşmesiyle birlikte partimizin ve geliştirdiğimiz ittifakların önemi daha belirgin bir şekilde görünür hale gelmiştir. Milletvekili seçimlerinde, tek bir oyumuzun heba olmaması perspektifiyle en çok milletvekili çıkarma hedefini gözeterek hareket edeceğiz.

HDP olarak; 14 Mayıs’ta kadınların, gençlerin, halkların, inançların, engellilerin, çocukların, emekçilerin, cinsiyet kimliklerinin ve tüm toplumsal kesimlerin yeni yaşamı birlikte örmesinde güvence olacağız.

Parti Meclisimiz, bu inanç ve iradeyle, 15 Mayıs sabahını; son halkasını AKP-MHP faşizminin temsil ettiği yüzyıllık merkeziyetçi, otoriter ve baskıcı rejim karşısında Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halkların demokrasisinin miladı ve yeni yaşamın inşasının ilk günü olarak işaretlemiştir.

MYK yetkilendirme

Parti Meclisimiz seçim sürecinde yürütülecek çalışmalarda ve alınacak kararlarda Merkez Yürütme Kurulu’na tam yetki vermiştir.”

ANKARA

#HDP #çok #milletvekili #çıkarma #hedefini #gözeteceğiz

Afyon Cezaevi’nde hak ihlalleri: Koğuşlarımız savaş alanına dönüştü

Afyon Cezaevi’ndeki hak ihlallerine karşı başlattıkları açlık grevini depremler nedeniyle sonlandıran tutuklular baskıların arttığına vurgu yaparak, ‘Taleplerimiz insani taleplerdir. Taleplerimizde ısrar edeceğiz’ dedi

Afyonkarahisar 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde koğuşlara yönelik baskın ve ayakta sayım dayatmasının yanı sıra tecrit sistemine karşı 3 Ocak’ta başlattıkları açlık grevini, Mereş depremleri ardından sonlandıran Habil Emen, Yusuf Birkan, Yusuf Erkek, Mehmet Emin Dal, Siraç Keskin ve Cumali Yıldırım’a dönük baskıların sürdüğü belirtildi.

Askeri düzende sayım dayatması

Yazdığı mektupta 3 yıldır bulunduğu Afyon Cezaevi’nde sistematik ihlaller ile karşı karşıya olduklarını aktaran Yusuf Erkek, “Getirildiğimizden beri ayakta askeri düzende denilebilecek bir şekilde sayım alınmaya çalışılıyor” dedi.

Cezaevinde hiçbir kültürel-sosyal ya da sportif faaliyetin düzenlenmediğine dikkat çeken Erkek, hastane sevklerinde ise dil çıkarma gibi insan onuruna aykırı uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Yaşadıkları sorunlara karşı birçok kez cezaevi idaresine, Adalet Bakanlığı’na ve ilgili kurumlara başvuruda bulundukları bilgisini veren Erkek, sonuç alamadıklarını belirtti.

Mayıs 2022 tarihinde bir grup tutuklunun ihlallere karşı süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını ve grevin 29’uncu gününde cezaevi idaresi tarafından kendilerine ayakta sayım dayatılmasının son bulacağına dönük söz verildiğini hatırlatan Erkek, buna karşın son dönemlerde bu gibi sorunların yeniden arttığını vurguladı.

‘Koğuşlarımızı savaş alanına dönüştürdüler’

Mektubunda 29 Aralık 2022 tarihinde bulundukları koğuşa sabah sayımının hemen ardından gardiyanlar tarafından baskın düzenlendiğini hatırlatan Erkek, “Sanki talana ve provoke etmeye gelmişlerdi. Kısmi arama adı altında koğuşumuz savaş alanına dönmüştü” dedi.

Baskın anında kendilerine yaşatılan işkencenin koğuşta bulunan kamerada kayıtlı olduğunu ifade eden Erkek, ertesi gün ise gardiyanların “sayım dışarıda olacak” talimatı verdiğini söyledi. Tutukluların itirazlarına rağmen işkence ile dışarı çıkarıldıklarına değinen Erkek, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı attıkları için de disiplin soruşturmasına tabi tutuldukları bilgisini verdi.

“Taleplerimiz insani taleplerdir” diyen Erkek, cezaevi 2’nci müdürünün, bir diğer tutukluya dönük sarf ettiği, “İnsana insan gibi, teröriste terörist gibi yaklaşmasını biliriz” söylemine dikkat çekerken, “Her şeye rağmen çözümden yanayız. Taleplerimizde ısrar edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Talepler

Erkek, mektubunun sonunda tutukluların taleplerini sıraladı:

“Hiçbir cezaevinde olmayan askeri bir düzende sayım alınmasının kaldırılması, hastaneye gidiş gelişlerde ağız içi aramaların yapılmaması, yasal olarak düzenlenen ziyaret saatlerinin bir buçuk saat olarak uygulanması, cezası bitip de bırakılmayan arkadaşlarımızın bırakılması.”

Kaynak: MA

#Afyon #Cezaevinde #hak #ihlalleri #Koğuşlarımız #savaş #alanına #dönüştü

Ferit Şenyaşar: İktidara talip olanlar adalet diyecek mi?

Adalet Nöbeti’nde konuşan Ferit Şenyaşar, ‘İktidara talip olanların vaatleri arasında adalet olacak mı?’ diye sordu

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021 tarihinde Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 721’inci gününde devam diyor.

Pirsûs’tan Urfa Adliyesi önüne gelen Şenyaşar ailesi, “Şenyaşar ailesi için Adalet” yazılı pankartın önünde nöbeti başlattı.

Burada konuşan Ferit Şenyaşar, geçen yıl Ramazan ayını adliye önünde geçirdiklerini hatırlatarak, adalet yerine gelmediği takdirde bu yılda iftarlarını adliye önünde açacaklarını aktardı. Bütün inançların temelinde adalet olduğu vurgusu yapan Şenyaşar, “Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Ülkeyi yöneten şahıslar namaz kıldıklarına göre, Müslüman olduklarını düşünüyoruz. Ama sadece namaz kılarak Müslüman olunmaz. İslamiyetin ve bütün inançların temeli adalettir. Bir anne iki yıldır adliye önünde oturuyor, tek istediği adaletin sağlanması. 10 gün sonra Ramazan ayına gireceğiz. Geçen yıl hergün iftarımızı adliye önünde açtık. Anne yoruldu, bu yıl iftarlarını evde yetim kalmış torunlarıyla açmak istiyor. Ama eğer adalet sağlanmazsa bu yıl da iftarımızı adliye önünde açacağız” dedi.

Adalet olacak mı?

Yaklaşan seçimlere işaret eden Şenyaşar, mevcut iktidarın tekrardan ülkeyi yönetmeye talip olduğunu belirterek, “İktidara talip olanların vaatleri arasında adalet olacak mı? Biz ‘yurttaşlara eşit ve adaletli yaklaşacağız’ diyecek mi? Eğer böyle bir cümle kullanacaksa ilk önce Urfa Adliyesi önüne baksın, ondan sonra böyle bir vaatte bulunsun” ifadelerini kullandı.

RİHA

#Ferit #Şenyaşar #İktidara #talip #olanlar #adalet #diyecek

Sünnet olacak çocuğa ‘yanlışlıkla’ bademcik ameliyatı yapıldı

Amed’de, hastaları karıştırıan doktor sünnet için Ergani Devlet Hastanesi’ne giden 2,5 yaşındaki A.Y.’ye bademcik ameliyatı yaptı

Beş çocuk annesi M.Y., 2.5 yaşındaki oğlu A.Y.’yi sünnet ettirmek için geçen hafta Ergani Devlet Hastanesi’ne götürdü. A.Y., giriş işlemleri yapıldıktan sonra ameliyathaneye alındı. Ancak ameliyathanede hastalar karışınca KBB doktoru, 2.5 yaşındaki A.Y.’yi kendi hastası sanarak ameliyata aldı. Ameliyatı yaklaşık bir saat süren A.Y., uyandırıldıktan sonra odaya götürüldü.

Amida Haber’in aktardığına göre; üroloji odasında bekleyen aile, çocuklarının gelmediğini görünce, görevlilere sordu. Görevliler, A.Y.’nin ameliyattan çıktığını, KBB’nin yatan hasta servisine alındığını söyledi. KBB servisine giden anne M.Y., oğlunu odada görünce yanlış ameliyata sokulduğunu anladı.

Listeleri kontrol eden doktorlar, hastaların karıştığını fark etti. Ürolog ile KBB doktoru, birbirini suçlayarak tartıştı. Hastane ve İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerince, iki doktor hakkında soruşturma başlatıldı.

AMED

#Sünnet #olacak #çocuğa #yanlışlıkla #bademcik #ameliyatı #yapıldı