Ana Sayfa Blog Sayfa 809

Samur ailesine işkence: Annemin ağzını kapatıp soba şişiyle dövdüler

Pirsus’un Mishecerk Mahallesi’ne bağlı Karacurun mezrasında 24 Şubat’ta yaşanan çatışmanın ardından 2 Mart’ta gözaltına alınıp tutuklanan Samur çiftine yapılan işkenceyi anlatan kızları Mizgin Samur, ‘Annemin ağzını kapatıp işkence etmişler’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsus (Suruç) ilçesinin Mishecerk (Gönen) Mahallesi’ne bağlı Karacurun mezrasında, 24 Şubat sabahı PKK’li olduğu iddia edilen Sıtkı Kurtoğlu (Xebat Xelat) ile askerler arasında çatışma yaşandı. Yaşanan çatışmanın ardından 2 Mart’ta mezrada yapılan baskınlarda 5 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 50 yaşındaki Reşat Yıldız ve 61 yaşındaki Mehmet Samur ile eşi 60 yaşındaki Adle Samur’un işkenceye maruz kaldı.

İşkence cezaevinde devam etti

İşkencenin ardından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan Adle Samur tutuklanarak Urfa 2 Nolu T Tipi Cezaevine, eşi Mehmet Samur ise Urfa 1 Nolu T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Samur çiftine yönelik işkence ve kötü muamele, cezaevinde de çıplak arama dayatılarak devam etti. Samur çiftinin çocukları Mizgin Samur ve Faruk Samur ailelerine yapılan işkenceyi anlattı.

‘Sürekli bize hakaret ettiler’

Evlerine yapılan baskını anlatan Mizgin Samur, “Kapıyı açtığımda beni iterek yere yatmamı söylediler. Daha sonra annem de yanıma geldi. İkimize doğru silah tutular. Dama çıkmak istediler. Sırtıma silah dayayarak beni de yanlarında dama götürdüler. Evde ben, annem ve anneannem vardı. Sürekli bize bağırıyorlardı. Babamı soruyorlardı” dedi.

Kamerayı kapatıp evleri talan ettiler

Polislerin kamerayı açıp “arama yetkimiz var” diyerek, kendilerine bir kağıt okuttuklarını ardından kamerayı kapatıp evi talan etmeye başladıklarını ifade etti. Samur, “Evdeki bazı eşyaları kırdılar, hakaretler ettiler. Daha sonra annemi alıp odaya götürdüler, kapıyı kapattılar. Anneme vuruyorlardı, annemin çığlıklarını duyuyordum. Ben de köy muhtarına seslendim anneme vuruyorlar diye, ancak muhtar bakmadı bile. Biran annemin sesi kesildi, çok korktum. Annemi oklava ve soba şişiyle dövmüşler. Omuz, ayak ve kollarına vurmuşlar” sözleriyle anlattı işkenceyi.

Ağzını kapatıp işkence yapmışlar

Gözaltı sırasında anne ve babasının ölümle tehdit edildiğini vurgulayan Samur, “Babam o sırada evde değildi, tarladaydı. Babamı götürürlerken gördüm. Ayağında ayakkabı yoktu, gömleği yırtılmıştı, elleri arkadan kelepçelenmişti. Üstü başı toz içindeydi, yerde sürükledikleri çok beliydi. Savcı, bomba ekibi uzmanı ve olay yeri inceleme vardı. Beni evden çıkarıp odama olay yeri inceleme ekibi soktular, evde ben ve annemi ölümle tehdit ettiler, ‘sizi öldürürüz’ dediler. Sonrasında annem söyledi, bezle annemin ağzını kapatıp işkence yapmışlar. Aynı şekilde babamı da incir ağacının altına götürüp kafasına silah dayayıp ‘seni öldürürüz’ demişler” şeklinde belirtti.

Ajanlık teklif ediyorlar

TEM şube de görevli ismi Eren olan bir polisin kendisine ajanlık teklif ettiğine de değinen Samur, sürekli kendisine mesajlar atılarak rahatsız edildiğini söyledi. Kendisine para teklifi yaptıklarını da belirten Samur, “Ajanları olmam için biz sana yardımcı oluruz dediler. Bundan bir iki gün öncede tekrardan mesaj attılar. Ben de bir daha aramamalarını ve numaramı değiştireceğimi söyledim. Bunun üzerine ‘biz seni buluruz’ dediler. Ev baskınında telefon ve bilgisayarımı almışlardı. Telefonumdan elde ettiklerini belirttikleri ancak bana ait olmayan bazı belgeler gösterdiler, ‘iyiliğin için bunları sileceğiz ama iyi niyet göstermezsen seni tutuklarız’ dediler. Bana ‘Sana burs bağlarız’ dediler” şeklinde konuştu.

Tek kişilik hücrede tutuluyor

Faruk Samur da, anne ve babasının cezaevinde çıplak aramaya maruz kaldığına dikkat çekerek, “Annem çıplak aramayı kabul etmemesine rağmen, zorla elbiselerinin çıkarıldığını söyledi. Annem sürekli hakaretlere maruz kalmış, onu adlilerin koğuşuna götürmek istemişler, ancak annem kabul etmemiş. Omuz ve kollarında halen işkencenin izleri var. Babamı adlilerin koğuşuna götürmek istemişler, kabul etmeyince tek kişilik hücrede bir gün tutup, ondan sonra siyasilerin olduğu koğuşa götürmüşler” dedi. Samur, geri kalan aile bireylerinin de köyden baskı sonucu çıkarılmak istendiğine dikkat çekerek, “Amaçları bizi köyümüzden, uzaklaştırmak ama biz toprağımızı asla bırakmayacağız, kendi toprağımızda öleceğiz” diye belirtti.

Haber: Mahmut Altıntaş / MA

#Samur #ailesine #işkence #Annemin #ağzını #kapatıp #soba #şişiyle #dövdüler

İstanbul’da Newroz’un startı verildi

İstanbul’da HDK, Emek ve Özgürlük İttifakı ile sivil toplum örgütleri, Newroz deklarasyonunu açıklıyor

“Her der Newroz, her dem azadî” şiarıyla düzenlenecek ve Mereş merkezli depremde yaşamını yitirenlere adanan bu yılki Newroz’a ilişkin, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü, Taksim’de bulunan Elit World Otelde toplantıda bir araya gelerek, deklarasyon acıkılıyor. Toplantıya, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve çok sayıda kişi katıldı.

Ayrıntılar geliyor…

#İstanbulda #Newrozun #startı #verildi

Sağ eli ve ayağı olmayan tutukluya şiddet

Sağ eli ve ayağı olmayan yüzde 90 engelli Şaban Kaygusuz’un, hastaneye sevk edilirken şiddete maruz kaldığı belirtildi

Şirnex’te 2018 yılında yaşanan bir çatışmada yaralanan Şaban Kaygusuz (26), daha sonra tutuklanarak Siirt Cezaevi’ne konuldu. Bir ay sonra Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne sevk edilen Kaygusuz’a, hakkında açılan davada müebbet hapis cezası verildi.

Kaygusuz, Diyarbakır’dan 20 Ekim 2021 tarihinde Kayseri Bünyan 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Sağ eli ve sağ ayağı bulunmayan Kaygusuz’a, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından “cezaevinde kalabilir” raporu verildi.

Görüşü zorlaştırdılar

MA’dan Delal Akyüz’ün haberine göre Dîlok’ta yaşayan Kaygusuz’un annesi Durri Kaygusuz ve kardeşi Azat Kaygusuz, 9 Mart’ta görüşmek üzere Kayseri Bünyan Cezaevine gittiklerini belirterek, gördükleri hak ihlallerini anlattı. Durri Kaygusuz, 3 aydır görüşüne gidemediği oğlunu görmek için Kayseri’ye gittiğini söyleyerek, “Oğlumun görüşüne saat 09.00’da gittik. Bizden önce görüşe giden aile görüş saatinin 16.00’ya alındığını söyledi. O sırada oğlumun cezaevinde bulunan bir arkadaşı ailesini arayarak oğlunun hastaneye götürüldüğünü, görüşün olmayabileceğini söyledi. Ben de buraya kadar gelmişken oğlumu görmeden dönmeyeceğimi söyledim. Saat 16.04’da cezaevine gittik, daha oğlumun gelmediğini söylediler. Saat 17.00’ye doğru oğlumun geldiğini söylediler. O arada biz gittik ama sadece 20 dakika ayakta görüş yapabildik” dedi.

Fiziki saldırı var

Oğlu ile görüşürken durumunun hiç iyi olmadığını kaydeden anne Kaygusuz, 2018 yılında oğlunun gördüğü işkencede bile durumunun bu kadar kötü olmadığını söyledi. Kaygusuz, “Oğlumun üzerinde büyük bir tecrit var. Oğlumu heyete götürüyorlar, saatlerce ringlerde bekletiyorlar. Heyete göstermemişler. Oğlum bunlara tepki gösterince, kötü küfürler, hakaretlerde bulunuyorlar, fiziki şiddet uyguluyorlar. Oğlum buna rağmen ‘Beni hastaneye getirmeye mecbursunuz. Bu benim hakkımdır. İrademi teslim etmeyeceğim’ diyor” diye belirtti.

Barış dedikçe tecrit uyguluyorlar

Yaşananları vicdansızlık olarak nitelendiren Kaygusuz, “Bu şiddeti kabul etmiyorum. 6 yıldır oğlum cezaevinde kolu, ayağı yok. Tek başına hayatını sürdüremiyor. Buna rağmen şiddet, baskı uyguluyorlar. Bu nereye kadar sürecek. Barış istedikçe, şiddet, tecrit uyguluyorlar. Çocuklarımızın üzerindeki tecrit kaldırılsın. Çocuklarımız sahipsiz değil. Ölüme kadar biz çocuklarımızı bırakmayacağız” diye konuştu.

DÎLOK

 

#Sağ #eli #ayağı #olmayan #tutukluya #şiddet

Enkazdan kendileri çıktı, çadırı gönüllüler getirdi, su sorunu devam ediyor

Depremde yakınlarını kaybeden depremzede Fehmi Ün bir çadırda 9 kişi kaldıklarını ve hala su sorunu yaşadıklarını söyledi

Depremde yıkılan Semsûr’da (Adıyıman) her sokaktaki enkazlarda trajik bir insan hikâyesi var. Depremde ağabeyini, yengesini ve 2 yeğenini kaybeden Fehmi Ün, yaşadıklarını anlattı.

Çaresizlik sözlerine yansıdı

MA’dan Zerrin Sargut’a konuşan Ün, ağabeyinin Semsûr merkezde yaşadıkları evlerinin yerle bir olduğunu söyledi. Ün, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Deprem olduğu sırada ne yapacağımızı bilmiyorduk. Evden hızlıca çıktık. Deprem olduktan hemen sonra abimler aklıma geldi, binaları çok eskiydi. 5 katlı binanın 1’nci katında oturuyorlardı. Binalarının önüne geldiğimizde, evleri yerle bir olmuştu. İlk saniyelerden beri onlara hiçbir şekilde ulaşamadık. Abim, eşi ve 4 çocuğu enkazın altındaydı. 4 gün boyunca uğraştık ama bizim gücümüz yeter mi o koca kolonları almaya?”

AFAD 3 gün sonra geldi

AFAD’ın enkaz alanına gelmediğini vurgulayan Ün, “AFAD enkazları kaldırmak için geldiğinde 3 gün geçmişti. Kendileri geç geliyor diye, kepçe istedik fakat kepçe de vermiyorlardı. Bilek gücümüzle çalışıyorduk, fakat onları kurtaramadık. Depremin 5’inci günü, enkaz altından çıkarabildik. Ölenlerin hepsi bizim yakınımızdır. Sadece abim ya da ailesine değil, bütün insanlara günlerce ağladık. Çok büyük bir acı” diye anlattı.

Çadırı gönüllülerden bulduk

4 bine yakın çadırın Semsûr’a geldiğini söyleyen Ün, günlerce çadır istediklerini, fakat 15 gün sonra kızının çalıştığı yerde gönüllüler tarafından çadır verildiğini belirtti. Ün, “AFAD’ın ismi çadırların üzerinde var ama bir şey yaptıkları yok. Şu anda bize verilen çadır da kızımın iş yerinden gönüllüler tarafından verildi. AFAD bize çadır vermedi. Çadırı kurduk, fakat içerisinde hiçbir şey yok. Herhangi bir gıda almadık. 2 günlük yiyecekle kim dayanabilir? Yardım geliyor, ‘2 gün sonra dağıtacağız’ diyorlar. Yaşadıklarımızın yarını mı var? Mesele çadır kurup gitmekte değil” dedi.

Su sorunu devam ediyor

Deprem bölgelerinde yaşanan sorunlara dair devletin çözüm bulması gerektiğinin altını çizen Ün, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz enkazın altındayız, korkan yine bizleriz. Devlet çadırlarda yaşadığımız sorunlara dair çözüm olmalı. Eşim de rahatsız, aynı çadırda 9 kişi kalıyoruz. Devlet bir an önce yardım yapmalı. Su sorunu devam ediyor. Güneş enerjileri yok, duş alamıyoruz. Bu süreç böyle giderse, insanların sorunları çözülemez. Anne babaları artık yok. Bize bir an önce yardım etmeliler.”

SEMSÛR

#Enkazdan #kendileri #çıktı #çadırı #gönüllüler #getirdi #sorunu #devam #ediyor

‘Belediye gelip tapulu arsamıza kondu’

Osmaniye’de acil yıkıma kararı verilen üç katlı bir binanın arsasına belediyenin el koyduğunu ifade eden mülk sahibi avukat Umutcan Küçükoğlu, kendi arsalarına girişin de yasaklandığını belirtti

Peş peşe 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerden etkilenen Osmaniye’de arama kurtarma çalışmaları Şubat’ta biterken, kentte 877 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 220 kişi yaralandı. Kentte depremde 306 bina yıkılırken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ise 352 bina hakkında da “acil yıkım” kararı verildi.

Mülk sahibi mülküne giremiyor

Acil yıkım kararı verilen ağır hasarlı binalardan biri de Bahçe ilçesine bağlı İslam Mahallesi Ali Farsakoğlu Caddesi’nde bulunan 3 katlı bina. Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Hamdullah Yağız Kesen’in haberine göre, Bahçe Belediyesi, binayı yıktıktan sonra mülk sahiplerine bilgi vermeden, alana kendi iş makinelerini yerleştirirken, mülk sahiplerinin alana girişleri ise yasaklandı.

Zemini düzeltiyorlar

Kesen’e binanın durumu hakkında bilgi veren avukat Umutcan Küçükoğlu, binanın bir katının ailesinin mülkü olduğunu, depremde ağır hasar alması sebebiyle 2 Mart tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince yıkıldığını belirterek, “7 Mart 2023 sabah saatlerinde Bahçe Belediyesi’ne ait ekiplerin arsamıza izinsiz girdiği haberini aldık. Araziye toprak dökmeye ve zemin düzeltmeye başlamışlar. Durumu sormak istedik ama hiçbir yetkiliye ulaşamadık” dedi.

Mağduriyetimiz arttı

Bahçe Belediye Başkanı İbrahim Baz’ın arsa sahiplerine “OHAL yetkilerime dayanarak buraya el koydum” dediğini aktaran Küçükoğlu, “Belediye başkanı devamında ‘Hiçbir şekilde arazinizi telle çevirmenize ve kullanmanıza izin vermeyeceğim. Ben buraya belediyeye ait iş makinelerini yerleştireceğim’ dedi. Hem kendi ailem hem de diğer aile fertlerimin acilen barınma ihtiyaçlarını karşılamaları gerekiyor, ancak belediye başkanının keyfi tutumu sebebiyle mağduriyetimiz günden güne artıyor” diyerek yaşananları anlattı.

Tapulu arsaya kamulaştırma olmaz

Belediye Başkanı ve diğer ilgili kişiler hakkında “Görevi kötüye kullanma”, “Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf ve hakkı olmayan yere tecavüz” suçlarından Bahçe Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını belirten Küçükoğlu , “İmarlı ve tapulu arsamız üzerinde herhangi bir kamulaştırma kararı ve hukuki dayanak olmadan bu işlemi gerçekleştiriyorlar” dedi.

Zabıta izin vermedi

Arsa sahiplerinin alana konteyner ya da çadır temin edip kuramadıklarını ifade eden Küçükoğlu, “Araziyi çevirmek için işçi gönderdik. O sırada zabıta, kendi arsamızda bu işlemin yapılmasına izin vermemiş. İşçiye hakaret etmiş. Gerekçe olarak da zabıta amirinin emri olduğunu, araziye belediye tarafından el konulduğunu ve tel çekme işlemi yapamayacağını söylemiş” diye konuştu.

OSMANİYE

 

 

#Belediye #gelip #tapulu #arsamıza #kondu

Elbistan’da ‘Deprem Mezarlığı’nda 9 ‘kimsesiz’ cenaze

Depremin ardından Elbistan’da kimlikleri netleşmeyen onlarca kişi belediye tarafından yeni belirlenen ‘Deprem Mezarlığı’nda 9 kimsesiz mezar bulunurken, hastane morglarında ise 10’dan fazla cenaze teşhis için bekletiliyor

Mereş’te (Maraş) yaşanan ve binlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerin üzerinden bir ay geçmesine rağmen rağmen halen hayatını kaybedenlerin cenazeleri defnediliyor. Elbistan’da depremin ardından enkazların altından cansız bedenleri çıkarılan ve kimlikleri tespit edilemeyen yurttaşlar halen hastane morglarında tutuluyor.

Morgda bulunan cenazeler, 15 gün boyunca yakınlarının gelmesi için bekletilirken,  ardından belediye tarafından belirlenen yeni “Deprem Mezarlığı”na defnediliyor.

‘Kimsesiz, kız çocuğu’

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Adnan Bilen ve Yüsra Batıhan’ın haberine göre, depremde hayatını kaybedenlerin birçoğu köylerde defnedilirken, belediye tarafından belirlenen yeni mezarlıkta şimdiye kadar 160 kişi toprağa verildi. Hastanede otopsi yapılarak defnedilenlerin sayısı ise 927 olarak kayıtlara geçti. Kimliği tespit edilemeyen 9 kişi “Kimsesiz” olarak mezarlığa defnedilirken, hastanede yakınları tarafından başvuru yapılan 10’dan fazla cenaze ise morgda bekletiliyor. Son olarak mezarlığa, “Kimsesiz, kız çocuğu” yazıldı. Deprem mezarlığında birçok Suriyeli mültecinin mezarı da bulunuyor.

MEREŞ

#Elbistanda #Deprem #Mezarlığında #kimsesiz #cenaze

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı insanlar enkaz altındayken bin 506 projeyi işleme aldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, arasında depremden etkilenen kentlerinde olduğu bin 506 proje için ÇED kararı verdi. Bakanlık 506 proje için ÇED’i gerekli görmedi

Mereş merkezli deprem on binlerce yurttaşın ölümüne neden olurken, 11 kentte de büyük bir yıkıma neden oldu. Kentlerde halen enkazında çalışma yapılmayan binlerce bina bulunurken, iktidar da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle ekolojik talana devam ediyor.

MA’dan Tolga Güney’in haberine göre depremin olduğu 6 Şubat ile 10 Mart arasında bakanlığın duyuru sitesinde bin 506 proje kararı ilan edildi. Bin 506 projenin 592’si için “ÇED gerekli değil” kararı çıkarken, hiçbir proje için ise “ÇED olumsuz” raporu verilmedi.

Bu sayı içerisinde yine maden ve enerji dosyaları öne çıkarken, 646 enerji projesinin 208’i, 313 maden projesinin 124’ü için “ÇED gerekli değil” kararı verildi.

ÇED gerekli değil kararı verilen konutlar

Depremin yarattığı yıkım ve binaların doğru zemine, denetimlerin yapılıp yapılmadığı tartışma konusu olurken, bakanlık 24 konut projesi için de süreç başlattı. Bu projelerin 14’ü için ise “ÇED gerekli değil” kararı verdi. Yine bu 24 projenin 16’sı da Toplu Konut İdaresi ile birlikte bakanlığın projesiyken, bakanlık 8 projesi için de ÇED’i gerek görmedi. Artvin, Kocaeli, Bursa, Antalya, Bolu, Muğla, Denizli, Yalova, İstanbul, Manisa, Çewlîg (Bingöl) ve Wan gibi deprem riskinin bulunduğu bölgelerde yapılacak olan bu konutlar için ÇED’i gerekli görmeyen bakanlık, binaların yapımını da yandaş müteahhitler eliyle TOKİ’ye bırakacak.

Deprem kentlerinde rant arayışları

Depremin etkilendiği kentlerde de bakanlık tarafından projeler hazırlandı. Adana’da 18 proje için duyuru yapılırken, bunların 3’ü maden, 2’si enerji, 1’i ise atık tesisi kapasite artışıyla ilgili oldu. Diğer projeler kimya, gıda, hayvancılık gibi çeşitli sanayi kuruluşları için olurken, 7 proje için “ÇED gerekli değil” kararı çıktı. Riha’da da 17 proje için dosya yayınlanırken, bunların 16’sı Güneş Enerji Santrali (GES), 1’i ise karbon atık tesisi kurulmasına dairdi. Amed’te ise 7 proje için karar yayınlanırken, 1 petrol arama projesi için “ÇED gerekli değil”, bir atık tesisi için de “ÇED olumlu” kararı verildi. Amed’te 4 petrol arama proje içinde ÇED süreci başlatan bakanlık, bir tekstil fabrikası kurulumu için de İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı kararı aldı.

Hatay, Meleti, Dîlok..

Depremin büyük yıkım yarattığı kentlerden Hatay’da ise İskenderun ilçesinde bir demir çelik fabrikası için haddane kurulma projesi için ÇED süreci başlatıldı. Meleti Yeşilyurt’ta bir kablo fabrikasının ilave binası için “ÇED gerekli değil” kararı alan bakanlık, Dilok’un 4 farklı ilçesinde 10 farklı proje ilanı yayınladı. Bunların 5 GES olurken, 3 tanesi için “ÇED gerekli değil” kararı verildi. Yine kentte bulunan 1 maden ocağının kapasite artışı için “ÇED gerekli değil” denilirken, 4 ayrı sanayi kuruluşunun 3’ü için “ÇED gerekli değil” 1’i için ise “ÇED olumlu” kararı verildi.

Depremin merkez üssü de var

Ayrıca Mereş Pazarcık’ta bir çimento fabrikasının kapasite genişletme talebiyle ilgili İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı kararı verildi. Yine Osmaniye Kadirli ilçesinde de bir sıvı yağ atık tesisi ve 1 atık akü tesisinin kapasite artışıyla ilgili İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapılacak. Kilis’te ise merkez ilçede bir GES için “ÇED gerekli değil” kararı verilirken, Musabeyli’de de bir kalker ocağı için ise proje dosyası askıya çıkarıldı.

İZMİR

#Çevre #Şehircilik #Bakanlığı #insanlar #enkaz #altındayken #bin #projeyi #işleme #aldı

Önce sürgün sonra çıplak arama saldırısı

Erzincan T Tipi Cezaevi’nde bulunan Mehmet Şirin Acar, cezaevi yönetiminin talimatıyla gardiyanların saldırısına uğradıklarını ve çıplak aramaya maruz kaldıklarını belirtti

Tecrit, işkence ve sürgün haberlerinin eksik olmadığı cezaevlerinde tutuklulara yönelik saldırılar da devam ediyor. Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Mehmet Şirin Acar aile görüşünde saldırıya uğradıkları ve cezaevi yönetiminin talimatıyla zorla çırılçıplak soyulduklarını aktardı. Yeğeni Müslüm Acar ile yaptığı açık görüşmede yaşadıklarını aktaran Acar, karşı çıkmaları üzerine gardiyanların saldırısına uğradıklarını söyledi.

Gardiyanlar saldırdı

Amcasının Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinden 2 ay önce Erzincan Cezaevine sürgün edildiğini belirten Acar, amcasının verdiği bilgiyi aktararak, cezaevi girişinde çıplak arama dayatması yapıldığını, çırılçıplak zorla soyuldukları bilgisini verdi. Bu talimatın cezaevi yönetimi tarafından verildiğini belirten Acar, çıplak aramaya karşı çıkan amcası ve arkadaşlarının gardiyanlar tarafından saldırıya uğrayarak insan onurunu kıracak şekilde arama yapıldığını belirtti.

Keyfi cezalar veriliyor

Tutukluların hastaneye ve telefona götürüldüklerinde aynı muameleye maruz kaldıklarını belirten Acar, sürekli saldırgan dil kullandıklarını havalandırmada veya herhangi bir etkinlik yaptıklarında haklarında soruşturma açtıklarını, iletişim cezaları verdiklerini ifade etti. Cezaevi yönetiminin tutuklulara “Bağımsız” koğuşlara geçmeleri için dayatmalarda bulunduklarını dile getiren Acar, yapılanlar karşısında duyarlılık çağrısı yaptı.

Kaynak : MA

#Önce #sürgün #sonra #çıplak #arama #saldırısı

LeMan Kızılay’ı kapağına taşıdı: Parası olan var mı?

Mizah ve karikatür dergisi LeMan, Kızılay’ın depremzedelere ulaştırması gereken çadır ve gıda ürünlerini satmasını kapağına taşıdı

Türkiye’de 11 kentte büyük yıkıma neden olan depremlerden kısa süre sonra Ahbap başta olmak üzere çeşitli STK’lere çadır ve gıda satışı yaptığı ortaya çıkan Kızılay’a yönelik tepkiler sürüyor.

Haftalık mizah ve karikatür dergisi LeMan, Kızılay’ın söz konusu faaliyetlerini kapağına taşıdı. Kapakta, enkazda hayatta olan kişi olup olmadığını anlamak için sorulan “Sesimi duyan var mı?” sorusuna gönderme yapılarak, “Parası olan var mı?” ifadeleri yer aldı.

İSTANBUL

#LeMan #Kızılayı #kapağına #taşıdı #Parası #olan #var #mı

Deprem yandaşlar için ‘Allahın lütfu’ oldu: Erdoğan’ın komşusuna milyonluk ihale

Semsûr’da yapılacak olan 614 konutun ihalesi, Erdoğan’ın komşusu ve TOKİ eski başkanının damadına ait firmaya verildi. Kazı yapılan arazi ise tarım arazisi

Binlerce insanı hayatını kaybettiği deprem yandaş firmalar için kazanç kapısı oldu. Mereş merkezli depremlerde yıkılan Semsûr’da, (Adıyaman) Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılması planlanan 614 konutun inşa edileceği alanın tarım arazisi olduğu ortaya çıktı.

TOKİ tarafından ihalesi yapıldıktan hemen sonra Örenli Mahallesi’nde halen buğday ekili olan tarım arazilerinde kazı çalışmaları başlatılırken, AKP’li Semsûr Belediyesi, sanal medya hesaplarından konutların yapılacağı alan ile ilgili paylaşım yaptı. Yapılan paylaşımda konutların tarım arazisine yapılacağı ortaya çıktı. Bu paylaşıma gelen tepkiler sonrası ise belediye paylaşımını sildi.

Deprem kar kapısı oldu

MA‘dan Ahmet Kanbal’ın haberine göre TOKİ tarafından yapılacak olan konutlara dair ihalenin verildiği firma da dikkat çekti. Ören Mahallesi’nde “1’inci Etap 614 inşaatı ile altyapı ve çevre düzenleme işi” adı altında “Pazarlık usulü” ve 21B maddesi kapsamında gerçekleştirilen ihalede, yaklaşık maliyet 1 milyar 32 milyon 624 bin 768 TL olarak belirlendi. Yapılan ihale 999 milyon 2 bin 53 TL karşılığında AHES İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’ne verildi.

Erdoğan’ın komşusuna ihale

İhalenin verildiği firma daha önce birçok Şehir Hastanesi ihalesinde kamuoyunun karşısına çıkan firmalardan olan AHES İnşaat, Mücahid Hamza Ekşi ve Ebubekir Ekşi kardeşlere ait. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gibi Rizeli olan Ekşi ailesinin firmalarının merkezi, Erdoğan’ın ailesine ait villanın da bulunduğu Üsküdar Kısıklı’da yer alıyor. Firma sahiplerinden Mücahid Hamza Ekşi, aynı zamanda TOKİ’nin eski başkan yardımcılarından ve halen AKP’li Fatih Belediye Başkan Yardımcısı olan Mehmet Özçelik’in damadı olarak tanınıyor.

Yandaşlar ellerini okşuyor

Semsûr’un Kolik (Kahta) ilçesine bağlı Çobanlı Mahallesi’nde yapılması planlanan 297 konut, 4 dükkanlı ticaret merkezi de yine 21B maddesi kapsamında “Pazarlık Usulü” ile 469 milyon TL bedelle Xarpêt (Elazığ) merkezli Halil Koç ve MFK Mühendislik İş Ortaklığı’na verilmişti. Halil Koç ve MFK Mühendislik firmasının sahibi Fevzi Koç’un AKP Elazığ Milletvekili ve Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar ile AKP’li isimlerle yakın oldukları ortaya çıkmıştı.

SEMSÛR

 

#Deprem #yandaşlar #için #Allahın #lütfu #oldu #Erdoğanın #komşusuna #milyonluk #ihale