Ana Sayfa Blog Sayfa 82

Pir Zeynel Kete: Alevilerin sesi dinlenmeliydi!

Pir Zeynel Kete, Alevi kurumlarının Meclis’te kurulan komisyonda dinlenmemesini eleştirerek, Alevilerin bu süreçte yer almasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Kete, Alevilerin birlikte yaşamanın tarihsel kök hücrelerini sürekli dile getiren bir topluluk olduğunu belirtti ve barış sürecinin kapsayıcı bir hukuk anlayışıyla inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

Kete, Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin Aleviler için son derece önemli olduğunu söyleyerek, bu süreçte Alevilerin yeterince temsil edilmediğini dile getirdi. Alevilerin, tarih boyunca en fazla mağduriyet yaşamış inanç topluluklarından biri olarak barışın ve eşit yurttaşlığın savunucuları olduğunu hatırlattı.

Alevilerin barış sürecinde yalnızca bir inanç topluluğu olarak değil, aynı zamanda toplumsal barışın sağlanmasında önemli bir özne olduklarına dikkat çeken Kete, “Aleviler barış sürecinde daha etkin olmalı, barışı yaşamın her alanında örgütlemelidir” dedi. Kete, barışın yukarıdan verilmediğini, talep edilmesi gerektiğini vurguladı.

Son olarak, Alevilerin kapsayıcı hukuk içinde yer aldıklarında Türkiye’nin ve bölgenin demokratikleşmesinde büyük bir potansiyele sahip olduklarını belirten Kete, barışın inşası için Alevilerin aktif rol oynaması gerektiğini ifade etti.

Alevi kurumları birleşti: Artık Yol’un sesi yüksekte!

Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları, İstanbul Küçükçekmece’deki Garip Dede Dergâhı’nda düzenlenen çalıştayın ardından ortak bir sonuç bildirgesi yayımladı. “Alevilerin Örgütlenme Manzarası: Sorunlar, İmkânlar ve Arayışlar” başlıklı çalıştayda, Alevi toplumunun kendi iradesiyle örgütlenmesi, kadın ve genç temsiliyeti ile şeffaf karar mekanizmalarının öncelikli olduğu vurgulandı. 4-5 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen etkinliğe, 26 Alevi kurumunun temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar ve Alevi inancının önde gelen isimleri katıldı.

Sonuç bildirgesinde, Aleviliğin kendi iç iradesiyle örgütlenmesi gerektiği ifade edildi. “Artık kurumlar değil, Yol konuşacak” ifadesiyle devlet müdahalesine kapalı yapılar içinde inancın özgürce yaşatılacağı mekanizmaların inşa edilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, cemevlerinin sadece ibadet alanı değil, hakikatin yaşandığı mekânlar olması gerektiği vurgulandı.

Bildirgede, kadınların ve gençlerin karar alma süreçlerinde eşit temsiliyeti sağlanacağına dikkat çekildi. Gençlerin aktif katılımı ile geleceğe dönük sürdürülebilir bir örgütlenme hedefleniyor. Çalıştayda kadın ve genç temsilciler, görünürlük talep ederek karar mekanizmalarında yer almak istediklerini ifade ettiler.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik konuları da bildirgede öne çıktı. Tüm karar süreçlerinin belgelenmiş ve erişilebilir olması gerektiği vurgulandı. Ayrıca Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin kurulması planlanıyor. Bu meclis, tüm kurumların katılımıyla çalışacak ve kadın ile gençlerin eşit temsili sağlanacak şekilde karar alma süreçlerini yönlendirecek.

Sonuç bildirgesi, Alevi toplumunun kendi kimliğini ve iradesini koruma kararlılığını yansıtırken, devletin Aleviliğe müdahale girişimlerine karşı net bir mesaj verdi. “Alevilik, Diyanet’in gölgesinde değil; Yol’un ışığında yaşar” denilerek, Alevi örgütlerinin birlik içinde hareket etmesi gerektiği ifade edildi. Bu ortak sonuç bildirgesi, Alevi hareketinde yeni bir dönemin başladığını ve uzun süredir süren kurumsal ayrışmalara karşı yeniden örgütlenme iradesini simgeliyor.

“ALEVİ- BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI” VE “ÇEDES” SALDIRISI PÜSKÜRTÜLMELİDİR AZİZ TUNÇ

0

Türk devletinin Alevi düşmanlığını sistemli, çok yönlü ve etkili olduğu her coğrafyada sürdürdüğü bir politika olarak belirlediği bilinmektedir. Yani Alevi düşmanlığı Türk devletinin dönemsel gelişmelerden kaynaklanan, gelip geçici bir politikası değil, vazgeçilmez temel politikalarından birisidir. Türk devletinin sadece Türkiye ve kuzey Kürdistan’da değil, gücünün yettiği her yerde Aleviliğe ve Alevilere düşmanlık yapmasının nedeni bu politikadır.

Türk devleti, Alevilere yönelik bu düşmanlık ve yok etme politikasını, Suriye’de HTŞ ve doğrudan kendisine bağlı diğer DAİŞ’çi çetelerle sürdürmektedir. Suriye’de sadece Arap Alevilerine karşı değil, Türk devletinin işgal ettiği Afrin’deki Kürt Alevilerine de bu düşmanlık politikasını uygulamaktadırlar. Afrin’deki Alevileri topraklarından söküp sürgün eden, Afrin halkının emeğine, zeytinlerine el koyan aynı Türk devletidir.

Türk devletinin bitmeyen Alevi düşmanlığı, Türkiye ve Kuzey Kürdistan coğrafyasından da farklı yöntem ve araçlarla sürdürülmektedir. Yüzyıllardır Alevilere dayatılan asimilasyon ve yok etme politikası, bir süre önce kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı aracılığıyla bir adım daha ileri taşınmıştır.

Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’yla devlet, Alevi kurumlarını ve onların üzerinde Alevi toplumunu, denetim altına almak istemektedir. Böylece yüzyıllardır yapmak istediği “Aleviliği kendi gerçekliğinden kopartmak” isteğini bu yolla gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu kurum Alevi toplumu üzerinde etkili bir organ haline geldiğinde, gerçek anlamda Alevilik yok edilmiş veya temel özellikleri değiştirilmiş olacaktır.

Devlet, bu kurumu güç odağı haline getirmek ve etkili kılmak için ÇEDES adı altında bir proje geliştirmiştir. Bu proje için okullardan yararlanmak planlanmıştır.

ÇEDES uygulamasıyla Alevi veya farklı inançta ailelerin çocuklarının da içinde olduğu öğrenciler, camilere götürülerek ve aynı zamanda imamların derslere girmesi sağlanarak İslam’ın öğretilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Müslüman çocuklara böyle bir uygulamanın yapılması sorun olmayabilir. Ancak devletin zoruyla Alevi veya farklı inançta ailelerin öğrenci çocuklarına bu uygulamanın dayatılması hem zorbalıktır hem asimilasyondur. Böylece Alevi çocukları Alevilikten vazgeçmeye zorlanmaktadırlar.

Görüldüğü gibi hem Alevi – Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve hem de ÇEDES uygulaması, Alevi toplumuna karşı sürdürülen düşmanlık politikasının birer sonuçları ve araçlarıdırlar. Bu kurum ve uygulamayla, Alevilik yok edilmek, Aleviler, inançlarından kopartılmak istenmektedirler. Üstelik Alevi – Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES uygulaması, devletin bütün kurumlarının yoğun desteğiyle ve sınırsız imkânlarıyla ve fiziki zorbalığıyla yürütülmektedir.

Öte yanda Aleviliği ve Alevileri yok etmeyi amaçlayan bu köklü ve düşmanca saldırının Alevi toplumuna ve kurumlarına şirin gösterilmeye çalışıldığı bilinmektedir. Bunun için kesenin ağzını açan devlet, sanki sadaka veriyormuş gibi halklarda topladığı paralarla çeşitli kurum yöneticilerini satın alarak bu politikasını hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Alevi toplumu ve Alevi kurumları, Alevi- Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın ve ÇEDES uygulamasının, basit bir saldırı olmadığının farkındadırlar. Bu saldırıların devletin Alevilere ve Aleviliğe yönelik yüzyıllardır hız kesmeden sürdürülen saldırıların bir parçası olduğunun bilincindedirler. Gerek devletin doğrudan organize etmiş olması gerek yüklenen misyon ve gerekse ortaya konulan çabalar göz önüne alındığında, devletin bu saldırıya verdiği anlam ve önem çok rahat görülebilmektedir.

Alevi toplumu ve Alevi kurumları, devletin bu kapsamlı saldırısının, ilk andan itibaren, tarihi bir saldırı olduğunu ve Aleviliğe zarar verecek kalıcı sonuçlara yol açacağını tespit etmişler ve kararlı bir karşı duruş geliştirmişlerdir.

Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun bu tepkisi elbette haklı bir tepkiydi. Bir toplumu yok etmeyi amaçlayan bu politikaya ve bu uygulamalara sessiz kalmak mümkün de değildi doğru da olmazdı. Alevilerin bu karşı koyuşları demokratik kurum ve çevrelerden de destek gördü.

Ancak zaman içinde Alevilerin bu mücadelesi, aynı yoğunlukta ve aynı yaygınlıkta sürdürülemedi. Hatta zaman zaman mevzilerin terk edilerek devletle uzlaşma eğilimlerinin gelişmesi söz konusu olmuştur.

Toplumsal hayatın ortaya koyduğu bir dizi sorun, barış ve demokratik toplum süreci, Suriye’de HTŞ- DAİŞ çetelerinin alevi soykırımı ve daha başka bir dizi siyasal gelişmenin içinde bu sorunun ağırlığı daha az hissedilmiş olabilir.

Ancak Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES uygulamasına karşı mücadelenin, hiçbir gerekçeyle aksatılmaması gerekiyor. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na ve ÇEDES uygulamasına karşı mücadelenin aksatılması hem bugüne kadar sürdürülen mücadeleye karşı haksızlıktır. Hem de Aleviliğin tarihsel geçmişine ve inançsal özelliklerine aykırıdır.

Her şeyden daha önemlisi Aleviliğin bugün yaşadığı duruma, Alevi toplumunun ve Aleviliğin ihtiyacına da uygun değildir. Alevilik mevcut siyasal sosyal ortamda başta Türk devleti olmak üzere bölgenin bütün devletleri tarafında ya düşman kabul edilmekte veya dost görülmemektedir. O nedenle bu mücadele bugünün koşulları açısında Alevilerin varlık- yokluk mücadelesidir. Aleviler bu gerçeği dikkate almak ve ona göre kendilerini örgütlemek zorundadırlar.

Ayrıca barış ve demokratik toplum süreci, Alevilerin bu mücadelesini güçlendiren bir imkân yaratmakta ve uygun bir zemin sunmaktadır. Demokratik Kürt hareketinin ve diğer demokrasi güçlerinin sunacağı destek Alevilerin kazanmasının koşullarını artırmaktadır.

Böyle bir yönelimin doğal sonucu olarak, Alevi toplumunun da Alevi kurumlarının da devletin asimilasyon projesini uygulamak için ortaya koyduğu öneme denk bir önemle soruna yaklaşılmasını gerektirmektedir.

Bunun için öncelikli faaliyet, mevcut örgütlülüklerin tahkim edilmesi ve güçlendirilmesidir. Bütün Alevi toplumu, kurumları ve etkili kanaat önderleri, birlikte zulme karşı mücadeleyi geliştirmek, büyütmek, yaygınlaştırmak durumundadırlar.

Alevi Bektaş’ı Cemevi Başkanlığı’nın tasfiye edilmesi ve ÇEDES uygulamasının işlemez hale getirilmesi, bu birliğin zemini olarak değerlendirilmelidir. Çünkü birlik, tartışmalardan çok, mücadele alanlarında sağlanabilir, ancak. Alevi kurumları ve alevi toplumu hem geleceğini bugününü korumak hem geleceğini kurtarmak hem birliğini sağlamak için Alevi Bektaş’ı Cemevi Başkanlığı’nın tasfiye edilmesini ve ÇEDES uygulamasının iptal edilmesini sağlayacak bir mücadele geliştirmelidir. Yüzyılların zulmüne karşı direnerek varlığını korumuş olan Alevi toplumunun ve Alevi kurumlarının gücü, birikimi ve tecrübesi bu mücadeleyi başlatmaya ve sonuç almaya uygundur.

 

DAD İzmir Kadın Korosu: Susturulan kadınların sesi ezgilerle yükseliyor

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Kadın Korosu, kadınların sesini müzikle duyurmayı amaçlayan bir topluluk olarak, farklı dillerde ezgilerle toplumsal barış ve dayanışmayı destekliyor. Koro, gönüllü kadınların katılımıyla sadece müzik yapmaktan öte, inanç, kültür ve kadın hakları konularında da bir platform oluşturuyor. Koronun kurucularından Fadime Dapaklı, bu projeyi başlatma nedenlerini, kadınların seslerinin susturulmasına karşı bir duruş sergilemek olarak açıklıyor.

Başlangıçta birkaç kadından oluşan amatör bir grup olan koro, bugün onlarca kadın ve çocuğun katılımıyla sahne alıyor. Geçtiğimiz yıl Gaxan (Yeni Yıl) etkinliğinde büyük bir başarı elde eden koro, izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Dapaklı, koronun yalnızca şarkı söylemekle kalmadığını, toplumsal konuları da ele alarak kadınların bir araya gelmesine olanak sağladığını belirtiyor.

Koro, müzik çalışmalarının yanı sıra dayanışma etkinlikleri düzenleyerek, kadınların birbirlerine destek olmasını sağlıyor. Sakine Koğu, koronun bir parçası olmaktan duyduğu gururu paylaşarak, kadınların müzikle bir araya gelerek sorunlarını konuşabildiğini ifade ediyor. Kadına yönelik şiddet gibi önemli konuları burada tartıştıklarını vurgulayan Koğu, bu dayanışmanın önemine dikkat çekiyor.

DAD İzmir Kadın Korosu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için hazırlıklarını sürdürüyor. Koro üyeleri, etkinlikte “ezgi, dayanışma ve isyan” temalarını sahneleyeceklerini belirtiyor. Bu etkinlik, kadınların sesinin daha da yükseğe çıkmasına ve toplumsal sorunlara dikkat çekmesine olanak tanıyacak.

Aleviler, onurlu barışın öncüsü olmalı!

DAD Adana Şube Eş Başkanı Yaşar Aslan, Alevilerin Türkiye’de kalıcı bir barışın sağlanmasında tarihsel bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Yüzyıllardır kimlikleri inkar edilen ve inançları baskı altına alınan Alevilerin, barışın toplumsal zeminini güçlendirebilecek en önemli dinamiklerden biri olduğunu belirtti.

Aslan, Türkiye’nin çeşitli halklarının inkâr politikaları nedeniyle derin yaralar aldığını ifade ederek, “Bu coğrafya sadece Kürtlerden ve Türklerden oluşmuyor, birçok kadim halk ve inanç bu topraklarda yaşıyor. Barış olmazsa, hiçbir şey olmaz. Halkların kendini özgürce ifade edebilmesi ancak demokratik bir barışla mümkündür” dedi.

Kalıcı ve onurlu bir barış için cesur adımlar atılması gerektiğini dile getiren Aslan, hükümetin bir diyalog komisyonu kurarak Sayın Öcalan ile doğrudan görüşmelere başlaması gerektiğini kaydetti. “Barış, herkesin faydasına olacak; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, bütün halkların… Bu gemi batarsa hepimiz batarız. Ama barış gelirse herkes kazanır” şeklinde konuştu.

Aslan, Alevilerin, Kürtlerin, Türklerin ve tüm halkların ortak yaşamı savunması gerektiğini belirterek, “Bu ülkeye barış gelecek. Başka yolu yok” dedi. Alevi toplumunun, bu süreçte hem vicdani hem tarihsel bir sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Alevi-Bektaşi Cemevi’ne Yönelik Saldırılara Karşı Birlik Olmalıyız

Türk devletinin Alevilere yönelik sistematik düşmanlığı, tarihsel bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu düşmanlık, sadece Türkiye ve Kuzey Kürdistan ile sınırlı kalmayıp, Türk devletinin etkili olduğu her coğrafyada sürdürülmektedir. Devlet, Aleviliği yok etme politikalarını Suriye’de de uygulayarak, Alevi topluluklarına karşı saldırılarını devam ettirmektedir. Afrin’deki Kürt Alevilerine karşı gerçekleştirilen uygulamalar, bu düşmanlığın birer örneğidir.

Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın kurulması, Alevi toplumunun asimilasyonunu hedefleyen bir adım olarak nitelendirilmektedir. Bu kurum, Alevi topluluklarını denetim altına almak ve Aleviliği kendi gerçekliğinden kopartmak amacıyla devlet tarafından kullanılmaktadır. Devletin ÇEDES projesi aracılığıyla okullarda Alevi çocuklarına yönelik uygulamalar, bu asimilasyon sürecinin bir parçasıdır. Bu durum, Alevi ve farklı inançlara sahip ailelerin çocuklarına yönelik bir zorbalık ve asimilasyon politikası olarak değerlendirilmektedir.

Alevi toplumu, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES uygulamasının sadece basit bir saldırı olmadığının bilincindedir. Bu saldırılar, yüzyıllardır süregelen devlet politikalarının bir parçası olarak görülmekte ve Aleviliğe zarar verecek kalıcı sonuçlar doğurabileceği endişesi taşımaktadır. Alevi kurumları ve toplumu, bu politikaya karşı kararlı bir duruş sergilemekte ve mücadelelerini sürdürmektedir.

Alevilere yönelik bu köklü saldırılara karşı mücadelenin kesintiye uğratılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES uygulamasına karşı gösterilen tepkiler, Alevi toplumunun varlık mücadelesinin bir parçasıdır. Bu mücadelenin, mevcut örgütlülüklerin güçlendirilmesi ve toplumun bir araya gelmesi ile daha da etkili hale geleceği düşünülmektedir.

Bütün Alevi toplumu ve kurumları, devletin asimilasyon projelerine karşı birleşmeli ve mücadeleyi geliştirmelidir. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın tasfiye edilmesi ve ÇEDES uygulamasının iptal edilmesi için kararlı adımlar atılmalıdır. Yüzyıllardır süren zulme karşı direnerek varlığını korumuş olan Alevi toplumunun gücü, bu mücadeleyi başlatmaya ve sonuç almaya yeterlidir.

Çanakkale’de PSAKD’nin Dayanışma Etkinliği Coşkuyla Gerçekleşti

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çanakkale Şubesi, düzenlediği dayanışma etkinliğiyle halkın yoğun katılımını sağladı. Etkinlikte, toplumsal birlik ve mücadelenin önemi bir kez daha vurgulandı.

Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Örgütlenme Sekreteri Gülsev Kaya ve Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal gibi genel merkez yöneticileri de katıldı. Yöneticiler, şube yönetimine ve Çanakkale halkına başarı dileklerini ilettiler.

PSAKD Genel Merkezi, etkinliğe katkı sunan tüm kesimlere teşekkür etti. Açıklamada, “Çanakkale halkına, destek veren siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve derneklerimize çok teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi.

Bu tür etkinlikler, Alevi toplumunun dayanışma ruhunu güçlendirmekte ve inanç özgürlüğü ile eşit yurttaşlık anlayışının yaygınlaşmasına katkıda bulunmaktadır.

Hakemlerin ardından sıra futbolcularda… Bahis operasyonunda yeni perde!

Gündem Yazarlar Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet TV Reklamsız Cumhuriyet Cumhuriyete Özel 29°C Açık İstanbul Cumhuriyet’in Egesi Kültür Sanat Gurme Yerel Gündem Eğitim Bilim ve Teknoloji Sürdürülebilirlik eGazete Resmi İlanlar Dolar 42,05 Euro 48,73 Sterlin 55,38 Bitcoin 4.841.076,34 Gram Altın 5.304,81 Gündem Yazarlar Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet TV Reklamsız Cumhuriyet Cumhuriyete Özel Cumhuriyet Daily Cumhuriyet TV Cumhuriyet’in’ Egesi Cumhuriyet Kitap Cumhuriyet Pazar Pazar Yazıları Gurme Keşfet Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan.

  • Cumhuriyet Arşiv
  • 1930 Yılından Bugüne
  • 5.485.115+ Haber Kupürü

App Store Google Play 50 BİN +
İndirme Size En
Uygun Paketi
Seçin 4.5
değerlendirme Abonelik
Seçeneklerini
İnceleyin Edebiyatın ve Kültürün Nabzı

Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

İncele Hakemlerin ardından sıra futbolcularda… Bahis operasyonunda yeni perde! Takip Et: Paylaş: E-Posta Gönder Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet’in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri Hakemlerin ardından sıra futbolcularda… Bahis operasyonunda yeni perde! E-Posta Gönder Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap Cumhuriyet Daily Cumhuriyet TV Cumhuriyet’in Egesi Cumhuriyet Kitap Cumhuriyet Pazar Pazar Yazıları Gurme Keşfet eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet’in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Kitap Moda Cumhuriyet Pazar Gurme Bilim ve Teknoloji İş Dünyası Haberler Spor Takip Et: Paylaş: E-Posta Gönder E-Posta Gönder Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 152 hakemi bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk etmişti. İddiaya göre TFF, futbolcuları da PFDK’ye sevk edecek. 29.10.2025 16:16:00 Güncellenme: 29.10.2025 16:16:00 Cumhuriyet Spor Takip Et: Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 152 hakemi bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk etmişti. İddiaya göre TFF, futbolcuları da PFDK’ye sevk edecek. E-Posta Gönder

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, profesyonel liglerde görev yapan 571 hakemden 371’inin bahis hesabının olduğunu, 152’sinin ise aktif şekilde bahis oynadığını açıkladı.

Bu gelişmenin ardından 152 hakem PFDK’ye sevk edildi. Bu hakemler arasında Zorbay Küçük‘ün de yer alması dikkat çekti.

SIRA FUTBOLCULARDA

HT Spor’un haberine göre, hakemlerin PFDK’ye sevk edilmesinin ardından gözler futbolculara çevrildi.

Yargı süreci devam ederken bahis skandalında 3700 faal futbolcunun da yer aldığı gündeme geldi. Bu futbolcuların da PFDK’ye sevk edilmesi bekleniyor.

Futbolcularla ilgili sevkler için gözler gelecek haftaya çevrildi. Sevklerin önümüzdeki hafta açıklanması bekleniyor.

İlgili Konular: #TFF #hakem #bahis #Futbolcu En Çok Okunanlar Cumhur’da ‘KKTC’ çatlağı büyüyor mu? AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düzenlediği resepsiyona ve gün boyunca düzenlenen törenlere MHP lideri Devlet Bahçeli katılmadı. Bahçeli’nin katılmama nedeni merak edilirken, son zamanlarda Cumhur İttifakı arasında olan ‘KKTC’ anlaşmazlığı gündeme geldi. Tapu sahipleri dikkat: O süre geçerse haklarınızı kaybedebilirsiniz! Hisseli taşınmaz sahipleri, ortakların pay satışlarında ön alım haklarını kaybetmemek için dikkatli olmalı. Noter bildirimi sonrası süreç yakından takip edilmezse haklar geçersiz sayılabiliyor. Peki ortaklar pay satışında ne yapmalı? Haklar nasıl korunur? Süreyi kaçırılırsa ne olur? İşte tüm ayrıntılar… O olay kitaplaşıyor: ‘Söyleyecek, anlatacak çok şey var!’ Beyaz Saray’daki Netanyahu–Trump görüşmesi sırasında, habersiz kayda alınan konuşması sonrası işine son verilen gazeteci Hüseyin Günay, süreci kitaplaştırmak için yayınevleriyle görüştüğünü belirtti. Günay, “Söyleyecek, anlatacak çok şey var” dedi. Fed, faiz kararını açıkladı! Fed, politika faizini beklentiler dahilinde 25 baz puan düşürerek yüzde 3,75-4 aralığına çekti. İlgili Haberler TFF’nin bahis operasyonu sonrası Galatasaray’dan açıklama! ‘Artık herkes farkında’ Bahis skandalındaki hakemler PFDK’ye sevk edilmişti: UEFA’dan soruşturma hamlesi! Neden bahis hesabı var? MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu sebebini açıkladı! TFF’nin bahis operasyonu sonrası Galatasaray’dan açıklama! ‘Artık herkes farkında’ Galatasaray, resmi hesabından bahis skandalları hakkında açıklama yayımladı. Bahis skandalındaki hakemler PFDK’ye sevk edilmişti: UEFA’dan soruşturma hamlesi! Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun basın toplantısından sonra UEFA Hakem Komitesi Başkanı Roberto Rosetti’ye bilgi verdiği kaydedildi. İddiaya göre UEFA, 152 hakemin aktif bir şekilde bahis oynaması konusunda soruşturma açmaya hazırlanıyor. Neden bahis hesabı var? MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu sebebini açıkladı! Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun bahis hesabı açmasının sebebi ortaya çıktı. Hemen Reklam Ver Reklamsız Cumhuriyet eGazete Giriş Mesafeli Satış Sözleşmesi Teslimat ve İade Şartları Gizlilik Politikası Yayın İlkeler İletişim Künye © Tüm Hakları Saklıdır · 2010 Hemen Reklam Ver

App Store Google Play © Tüm Hakları Saklıdır · 2025 Gizlilik Politikası Yayın İlkeler İletişim Künye

Kaynak: cumhuriyet.com.tr

Kiel’de Kadına Yönelik Şiddete Karşı Faşizm Paneli: Birlik Vurgusu

Kiel – 28 Ekim 2025. Almanya’nın Kiel kentinde bulunan Alevitische Gemeinde Kiel e.V., faşizm ve kadın mücadelesini ele alan bir panel düzenliyor. Etkinlik, 7 Kasım 2025 Cuma günü saat 18:30’da Preetzer Str. 300 adresindeki Cemevi’nde gerçekleştirilecek.

PANELİN AMACI: Kadına yönelik şiddete karşı mücadele, evde, işte, sokakta devam ediyor. Bu mücadeleyi büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmek için katılım çağrısı yapılıyor. “Aşk ile” ifadesiyle, bir arada olmanın önemi vurgulanıyor.

PANELİN İÇERİĞİ: Etkinlikte, faşist ve sağcı hareketlerin kadınlar üzerindeki etkileri ele alınacak. Dünyada artan saldırılar ve bu baskıların kadınlar üzerindeki etkisi tartışılacak. Soru şu: Kadın, erkek, LGBTI bireyler olarak birleşik mücadele nasıl güçlendirilebilir?

ETKİNLİK DAVETİ: Panel, herkesin katılımına açık ve katılım ücretsizdir. Kadın örgütleri, demokratik kurumlar ve duyarlı yurttaşlar etkinliğe davet edilmektedir.

Abdal Musa Cemi’ne Çağrı: “Canlar, Birlikte Olmanın Zamanı!”

Neumünster Alevi Kültür Merkezi, Abdal Musa’nın ışığında birlik olma çağrısını tüm canlara duyurdu. 8 Kasım 2025 akşamı düzenlenecek cemde, gönüllerin bir araya geleceği ve lokmaların rızayla paylaşılacağı bildirildi. Cemi yürütecek olan Dede Celal Keykubat ile Zakir Hüseyin Sağ, erkânın Alevi geleneğine uygun bir şekilde sürdürüleceğini belirtti.

Cemevi yönetimi, diaspora koşullarında inançsal birlikteliğin önemine vurgu yaparak, “Birliğimizi pekiştirmek için tüm canlarımızı cemevimize bekliyoruz” mesajını paylaştı. Bu çağrıyla birlikte, Alevi toplumu içinde dayanışma ve kardeşlik duygusunu güçlendirmeyi hedefliyorlar.

Abdal Musa, Alevi inanç geleneğinde derin bir yere sahip olup, Hacı Bektaş Veli’den sonra Anadolu’daki yol neferlerinin öncülerinden biri olarak kabul edilmektedir. Sevgiyi, paylaşımı ve rızalık düzenini esas alan anlayışı, onu Alevi yolunun manevi rehberlerinden biri haline getirmektedir.

Etkinlik, 8 Kasım 2025 tarihinde Neumünster Cemevi’nde (Altonaer Str. 12) saat 17:00’de gerçekleştirilecektir. Bu özel günde, tüm canların bir araya gelerek, inançlarını ve değerlerini paylaşmaları bekleniyor.