Ana Sayfa Blog Sayfa 828

Kadın özgürlükçü ve ekolojik bir yaşam örülüyor

Hatay’da kolektif bir emekle depremzedelerin yaralarını saran kadınlar, ekolojik ve kadın özgürlükçü bakışına sahip bir yaşamı inşa ediyor

Depremin etkisini en yıkıcı biçimde hissettirdiği Hatay’da, engellemelere rağmen Sevgi Parkı ve Sabri Emlak’ın bulunduğu alanlarda dayanışma ağı örülüyor. Bu ağlarda Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, bulundukları alanlarda kadın ve çocuklar için canla başla çalışıyor.

Kadınların kolektif emeği

Kadınlar, gece geç saatlere kadar hem kırsal mahalleler, hem de kendi komün alanları için hijyen kitleri ve diğer temel ihtiyaçları paketliyor. Her gün farklı mahallelere doğru yola çıkan kadınlar, hemcinslerinin ihtiyaçlarını karşılıyor. Kimi elbise dağıtırken, kimi yemek yapıyor, kimi çocuklarla oynuyor kimi de psikolojik olarak destek sunuyor. Gece nöbeti de tutan kadınlar, yaktıkları ateş etrafında yeni yaşamın hangi temeller üstüne nasıl kurulacağı yönde tartışmalar yürütüyor.

Onlara dokunuyor temas ediyoruz

Hatay’da yaraları saran yüzlerce kadından biri olan TJA aktivisti Figen Ovat, alana geldiklerinde özgün alanları olmadığını ve hemen bunun için işe koyulduklarınıi kolektif olarak özgün bir alan yarattıklarını söyledi. Kadınların sadece ihtiyaçlarını karşılamadıklarına dikkat çeken Ovat, “Onlara dokunuyor, temas ediyoruz. İletişim bağı kuruyoruz. Neredeyse bir haftadır buradayım, yaklaşık 500 kadınla temas ettim. Dayanışma malzemeleri temin etmekten ibaret değil, moral verme, sohbet etme de dayanışmanın bir parçası. Sadece çayımızı içmek ve sohbet etmek için gelen kadınlar da var. Kadınlar özgün alanlarda kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. Çok sevgi dolu bir enerji alıyoruz birbirimizden” diye konuştu.

Ortak bir yaşam örüldü

Her alanda olduğu gibi deprem bölgesinde de kadınlarının öz gücünün ortaya çıktığına işaret eden Ovat, bu alanın yaratılmasında en büyük öznenin kadınlar olduğunu, kadınların birlikte bir yaşam ördüğünü söyledi. Hatay’da ortak bir yaşamın örüldüğünün altını çizen Ovat, “Dayanışma hem ekolojik, hem de kadın özgürlükçü bir yaşam örneğini bize gösteriyor. Geldiğimizden beri bu ortak yaşam alanında para harcamıyoruz, ihtiyaçlar dayanışma ile karşılanıyor. Bu da yeniden doğaya dönüşün ve yeniden birbirimizle iletişimin gücü oluyor. İletişimde olmayı yeniden öğreniyoruz. Bu sürekliliği olan bir süreç ve dolayısıyla bu sürece uzun soluklu bakmak gerekiyor. Bu şehri yeniden inşa etmek için burada kadınlarla dayanışarak, demografik yapının da değişmesine müsaade etmeden ortak ekolojik bir yaşam alanını inşa etmek istiyoruz” diye konuştu.

Kaynak: MA / Eylem Akdağ

 

#Kadın #özgürlükçü #ekolojik #bir #yaşam #örülüyor

Suriyeli depremzedeler kayıplarını arıyor

Suriyeli depremzedeler Whatsapp üzerinden ‘Kayıp İnsanları Bulma’ grubu kurdu. Kayıpları bulmaya çalışıyor

Mereş merkezli depremin ardından hala birçok depremzede, yakınından haber alamıyor.

Depremzedeler deprem sonrası kayıplarını bulmak için birçok yola başvururken, yakınlarından haber alamayan Suriyeli mülteciler de sanal medya hesapları ve Watsapp grupları üzerinden çeşitli çağrılar yaparak, yakınlarını arıyor.

MA’dan Hamdullah Yağız Kesen’in haberine göre Suriye’deki savaştan ötürü 5 yıl önce Humus’tan Türkiye’ye gelen Bedir el Derviş ve Badr Aldarwesh Whatsapp üzerinden “Kayıp İnsanları Bulma” grubu kurdu. Bu gurup sayesinde birinci derece yakınlarını bulan iki Suriyeli daha sonra 8 kişilik bir ekiple kayıpları ailelerine ulaştırmaya çalışıyorlar.

Kimsesiz cenazeler var

Depremde yakınlarından bilgi alamadıkları için 8 kişiyle beraber Whatsapp üzerinden “Kayıp İnsanları Bulma” grubu kurduklarını anlatan Derviş, kayıpları hastanelerde ve adliyelerde aramaya başladıklarını ifade ederek, bu şeklide kayıp kişilerin ailelerine ulaştıklarını, kayıplar arasında hem çocuk hem de yetişkinlerin olduğunu dile getirdi. Derviş, ayrıca çok fazla kimsesiz cenaze bulunduğunu, onların da yakınlarına ulaşmaya çalıştıklarını belirtti. .

Irkçı saldırılar

Badr Aldarwesh da, deprem sonrası ırkçılığa maruz kaldıklarını belirterek, tüm saldırılara rağmen hem Suriyeli hem de Türkiyeli kayıpları ailelerine, yakınlarına ulaştırmayı amaçladıklarını belirtti.

Aldarwesh, şimdiye kadar 150 kişiyi ailesine kavuşturduklarını ifade ederek, kayıpların bulunması için çalıştıklarını, devletin de kendilerine yardımcı olması gerektiğini belirtti.

ADANA

#Suriyeli #depremzedeler #kayıplarını #arıyor

Hataylı kadınlar: Hatay’ı terk etmeyeceğiz

Çadır, hijyen ve su ihtiyacının önemli bir sorun olduğu Hatay’da depremzedeler, yaşanan her zorluğa rağmen Hatay’ı terk etmeyeceklerini söyledi

Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Toygarlı ve Maşukiye mahallerinde yaşayan kadınlar, evleri hasarlı olduğu için çadırlarda yaşam mücadelesi verirken bir yandan da açlığa rağmen Hatay’ı terk etmeyeceklerini söylüyorlar. Çadırlarda 10 kişiden fazla insan barınırken kadınların en büyük ihtiyacı ise hijyen kitleri ve su olarak görülüyor.

Hiçbir yere gitmeyeceğim

Maşukiye Mahallesi’nde yaşayan Cida Taktuk, deprem nedeniyle hayatlarının değiştiğini ve artık çadırlarda yaşadıklarını, bebek, hasta sayısının fazla olduğunu belirtti. 7 kişi aynı çadırda kaldığını söyleyen Taktuk, yaşam koşulları gittikçe ağırlaşsa da burada kalacağını belirterek; “Burada kalacağım, burada öleceğim, hiçbir yere gitmeyeceğim. Devlet ister baksın, ister bakmasın. Gerekirse ot yiyeceğim, burada öleceğim” dedi.

En büyük ihtiyaç hijyen ve su

Toygarlı Mahallesi’nde yaşayan Nursel Sümer de, bir çadırda 12 kişi ile kalıyor. Çadırların gönüllüler tarafından verildiğini söyleyen Sümer, çadır sayısı az olduğu için 12 kişinin aynı çadırda kaldığını, su olmadığı için depremden bu yana sadece iki defa banyo yapabildiklerini söyledi. Sümer, en büyük ihtiyaçlarının hijyen ve su olduğunu, çünkü havaların ısınması ile haşerelerin ortaya çıktığını belirtti.

Burayı terk etmek istemiyoruz

Kızının üniversite hazırlık sürecinde olduğunu belirten Sümer, “Kızım üniversiteye hazırlanacak. Çocuklarımın eğitim görmesini istiyorum. Ama imkanımız yok dışarı çıkmaya ve burayı da terk etmek istemiyoruz. Evimiz her şeyimiz burada. Burayı bırakmak gerçekten çok zor” diye konuştu.

Haber: MA / Eylem Akdağ

 

#Hataylı #kadınlar #Hatayı #terk #etmeyeceğiz

İşkence sonucu kaburgaları kırıldı: 250 bin lira ameliyat parası isteniyor

Wan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların işkencesi sonucu 2 kaburgası kırılan tutuklu Ahmet Kaya’nın ameliyatı için ailesinden 250 bin TL isteniliyor

Colemêrg’te (Hakkari), 2014 yılında “tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma ve el değiştirme” ve “örgüt üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanan Ahmet Kaya’ya, hakkında açılan davada 15 yıl hapis cezası verildi. 9 yıldır tutuklu olan Kaya’nın kaldığı Wan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki koğuşa 4 ay önce baskın yapıldı. Koğuş baskınında 15 kişilik gardiyan tarafından kaburgaları kırılan Kaya, gördüğü işkencenin ardından Wan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Erzurum Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edildi.

Dumlu Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan Kaya’nın annesi Hüzeyca Kaya, aylardır çocuğunu görmediğini ve büyük bir endişe içerisinde olduğunu söyledi.

İşkenceye uğradı

Anne Kaya, “Oğlumla 4 ay önce telefon görüşmesi gerçekleştirirken gardiyanların gece yarısı koğuş baskını yaptığını ve baskında koğuş arkadaşı ile darp edildiklerini söyledi. Gardiyanların yaptığı işkence sonrası oğlumun kaburgaları kırılmış. Diğer koğuşlarda bulunan tutukluların tepki göstermesi ile gardiyanlar işkenceyi sonlandırmış. Oğlum hastaneye kaldırılmış ve raporda 2 kaburgasının kırıldığı kaydedilmişti. Yaşanan işkence sonrası oğlum Erzurum Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sürgün edildi” diye konuştu.

250 bin lira istediler

Oğlunun nefes darlığı, diş eti sorunu, kemik erimesi ve mide rahatsızlıklarının olduğunu dile getiren Kaya, “Kırılan kaburgaları için de ameliyat olması gerekiyor. Cezaevi yönetimi oğlumdan Ankara’da yapılacak ameliyat için 250 bin TL para istiyor. Ben bu kadar parayı nerden getireyim? Hem oğlumu darp ettiler, kaburgalarını kırdılar, hem de bizden para istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Oğlunun Erzurum’a sevk edilmesi ile birlikte ekonomik sorunlardan kaynaklı aylardır görüşüne gidemediğini kaydeden Kaya, “Aylardır oğlumun ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Oğlumun sağlık durumundan endişe duyuyoruz. Yaşadığı nefes darlığından kaynaklı doktor tarafından verilen ilaçları kullandıktan sonra bizimle konuşabiliyor” dedi.

HABER MERKEZİ

 

#İşkence #sonucu #kaburgaları #kırıldı #bin #lira #ameliyat #parası #isteniyor

Demirtaş Sancar’ın sözünü paylaştı, Kılıçdaroğlu’na çağrı yaptı

Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar’ın sözlerini paylaşarak Kılıçdaroğlu’na seslendi: Kendisini HDP’ye bekliyoruz

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nu tebrik etti.

Demirtaş’ın Twitter hesabından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun. Kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” sözleri paylaşıldı.

Demirtaş da “Sayın Kılıçdaroğlu’na hayırlı olsun diyoruz. Kendisini HDP’ye de bekliyoruz” yorumu yaptı.

HABER MERKEZİ

#Demirtaş #Sancarın #sözünü #paylaştı #Kılıçdaroğluna #çağrı #yaptı

Masanın sol ayağı

Deprem paraları konusunda şaibeli olan bir iktidar, daha enkazından hâlâ dumanlar tüterken, düzenlenen bir TV şovuyla yeniden para toplayabilmiş ve paranın akıbetinin meçhullüğünü gizlemiştir

Meriç Gök

Pandemiden bu yana toparlanmak şöyle dursun bir türlü belini doğrultamayan ülke ekonomisi zaten son bir yıldır giderek derinleşen bir krizin içine girmiş bulunuyordu. Erdoğan iktidarı tam da bu krizin içinde debelenirken 6 Şubat’ta yaşanan Büyük Felaket, 20 yıllık AKP iktidarının devralıp daha da katmerleştirdiği bütün ekonomik-toplumsal (özelleştirmeler, imar afları ve ‘Yap İşlet’ ve ‘kentsel dönüşüm’ adıyla yürütülen, aslında büyük sömürü ve rant olan müteahhitlik işlerini ve kâr amaçlı şehirleşmeyi, merkezi-yerel idari ve kurumsal vb.) sorunları tümden faş etti.

Büyük Felaket yukarıda kabaca belirttiğimiz birçok şeyin yanı sıra Erdoğan’ın ‘yeni Türkiye’ retoriğinin de nesnelliğini gözler önüne serdi: Ordu birlikleri artık afet zamanında en azından ilk 48 saatte, yani kelimenin gerçek anlamında hayati saatlerde enkaz altından kurtarılmayı bekleyerek sonunda ölen on binlerce afetzedenin yanında değildi‒ Akar’ın bu konuda yapılan haklı eleştirileri savuşturmaya yönelik “Uzaktan böyle ahkâm kesmekle olmuyor. Hududu kim koruyacak, Suriye’de kim kalacak? Suriye’yi mi boşaltacağız, Irak’ı mı boşaltacağız?” şeklinde inandırıcı olmaktan büsbütün uzak açıklamasıyla bırakın ülkenin başka yerlerinde konuşlanmış olan birliklerin acilen deprem bölgesine sevk edilmesi gereğini, sözgelimi sadece İskenderun’da bulunan 6 bin deniz askerinin neden gemilerde bekletilmiş olduğu dahi izah edilemez. İlkokul çocuklarının içine çoğunlukla harçlıklarını koyup teslim ettikleri sarı zarflarıyla ve afetzedelere dağıtılan beyaz çadırlarıyla hatırladıkları Kızılay, çoktan yatırımlarıyla ve bir yardım derneği yöneticisinden çok bir holding CEO’sunu andıran başkanıyla tam bir şirket olmuştu.  Bir deprem ülkesinde bekçi kadrosunun ancak üçte biri kadar bir personeli olan AFAD’ı bünyesinde bulunduran içişleri bakanlığı,  STK’ların dayanışma ve yardımını özellikle ilk günlerde engellemeyi öncelikli bir görev olarak görebiliyor ve abuk sabuk konuşmalarıyla her daim gündemde olan bakanı “biz bu depremi İstanbul’da bekliyorduk, Maraş’ta bizi hazırlıksız yakaladı” mealinde herhalde sadece hâlâ AKP’ye inanan saf tarikat müritleri tarafından kale alınabilecek laflar edebiliyordu. Ve ilginçtir depremle ilgili en saçma sapan açıklamaları yapan bakanlar, aynı zamanda Maraş depremlerinin böylesine büyük bir felakete dönüşmesinde en çok sorumluluğu olan bakanlar oluyordu ve bunların bazılarının da sakal tıraşı olmayarak hiç soluk almadan fasılasız çalıştıkları izlenimi vermek istedikleri anlaşılıyordu.

Yönetimde olduğu yirmi yıl boyunca çıkarılan imar aflarıyla, şehir merkezlerinde rant uğruna çok katlı yapılaşmalara izin vererek, özellikle toplanan 37 milyar dolar tutarındaki deprem vergilerini depreme hazırlık için kullanmak yerine yandaş müteahhitlere peşkeş çekerek ve 2013 yılında Gezi başkaldırısından duyduğu öfkeyle apar topar TMMOB’den intikam alırcasına meslek odaları tarafından yapılan bina denetimini özel şirketlere vererek 6 Şubat depremlerinin büyük bir felaketle sonuçlanmasından birinci derecede sorumlu olan Erdoğan ve bakanları, yani siyasal iktidar, depremden sonraki ilk 48 saatte gereken müdahaleyi yap(a)mayarak belki de kurtarılabilecek binlerce insanın ölümünden de sorumludur. Kaldı ki depremi izleyen saatlerde ve sonraki ilk günlerde alabildiğine ağır davranılmış olmasını Erdoğan da kabul edecek ve üçüncü günü “İster istemez bazı gecikmeler, eksiklikler de yaşanabiliyor” diyecek ve arama kurtarma çalışmalarına zamanında ve gerektiği gibi müdahale edilmediği eleştirilerinin haklılığını zımnen de olsa kabul edecekti. Elbette bu itiraf, onun bu felaketteki sorumluluğunu ne ortadan kaldırabilir ne de hafifletebilir. Depremin üçüncü gününde, deyim yerindeyse can pazarı şartlarında ‘bant daraltması’ denen yöntemle twitter haberleşmesini ağırlaştırarak bir iletişim suçu da işleyen bu faşizan kleptokratik iktidarın adeta suç delillerini yok edercesine var gücüyle ve palas pandıras enkazın kaldırılması işine girişmiş olması dikkat çekicidir.

Yukarıda belirtildiği gibi deprem paraları konusunda şaibeli olan bir iktidar, daha depremin yıktığı binaların enkazından hâlâ dumanlar tüterken düzenlenen bir TV şovuyla yeniden para toplayabilmiş ve İçişleri Bakanı da, sivil toplum kuruluşlarına ayar verme babından paranın akıbetinin meçhullüğünü gizlemekten başka bir anlamı olmayan (“Yardım kampanyası AFAD tarafından gerçekleştiriliyor, onun için toplanan bağışlarla ilgili ne harcandı, ne kadar harcandı, bunun tamamen geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de aynı istikamette olacağını söylemek isterim. Bu konuda devletle eş koşmaya çalışan varsa da gereği yerine getirilecektir”) sözler edebilmiştir. Pandemi döneminde, bir yandan gerçek verileri gizlerken bir yandan da attığı lüzumsuz tweet’leriyle sağlık bakanından çok bir PR elemanı gibi çalışan Koca da şehir hastaneleriyle övünen bir iktidarın bakanı olarak, yıllardır boşaltılması için raporlar verilmiş olan devlet hastanelerinde bu raporların gereğini yerine getirmeyerek yüzlerce hastanın ölümünün ve yaralanmasının sorumluluğunu taşımaktadır.

İlk toplantısını 12 Şubat 2022’de yapan 6’lı masanın, bundan tam bir yıl sonra, seçimlere iki ay kala Akşener’in, aday konusunda anlaşamadık diyerek masadan ayrıldığını duyurduğu dünkü açıklamayla bir darbe aldığı açıktır. Akşener’in bu çıkışı, altı parti tarafından oluşturulan masanın eninde sonunda dağılacağını, masanın devrileceğini söyleyip duran Erdoğan’ı doğrulamış olmasının ötesinde, özellikle depreme müdahalenin sevk ve idaresinde son derece yetersiz kaldığı için eleştirilen ve ilk yardım kuruluşlarının ‒AFAD ve Kızılay‒ etkisizliği nedeniyle kendi seçmen kitlesi nezdinde de ağır bir yara almış olan Erdoğan’a seçim öncesinde adeta bir hayat öpücüğü oldu. Ancak Akşener’in masayı terk etmesinden sonra Kılıçdaroğlu’nun sosyalist partileri ziyaret etmeye başlaması, Türkiye’nin geleceğini kurma iddiasıyla yola çıkan masadaki partilerin, solun sosyalist kesimleriyle ve demokrat Kürt hareketiyle aralarına koydukları duvarın da yıkılmış olduğunu göstermektedir‒ depremle birlikte sosyalist partilerin depremzedelerle daha ilk günden oluşturdukları güçlü dayanışmanın da bu duvarın yıkılmasında büyük payı olduğu söylenebilir. Kurulduğundan beri sosyalist ve demokrat Kürt hareketini içeren bir sol ayağı olmayan masanın bu önemli eksiğinin giderilmesi için Akşener’in ayrılışı masada kalanlar için ‒ böyle bir şey düşünüyorlarsa ‒ bir fırsat olabilir. Masanın sosyalist ve demokrat Kürt hareketiyle takviye edilip edilmeyeceği aynı zamanda önümüzdeki sürecin, her yönden ağır hasarlı ülkenin restorasyonuyla sınırlı mı kalacağını yoksa yeni bir ülkenin inşasına mı dönüşeceğini de gösterecektir. Kentleri yağmalayan ve doğayı talan eden bu beton/inşaatperest vahşi kapitalizmi dizginlemeye ve yol açtığı ekolojik yıkımı durdurmaya yönelik adımların atılabilmesi için, ekolojiye kesin öncelik verilerek izlenecek kamucu ekonomi-politikalarla ve her alanda devlet dışı sivil örgütlenmelere tabandan yukarıya dayanarak eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplumu tahayyül eden inisiyatiflere karar vericiler olarak yer veren politikalarla her bakımdan yıkılmış olan ülkede, gerçekten bir yeniden inşa sürecine başlayabilmek için ‒ tabii böyle bir derdi olanlar açısından‒  masanın sol ayağına mutlaka ihtiyaç vardır.

#Masanın #sol #ayağı

Kılıçdaroğlu: Değişimin temsilcisiyim

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi önünde yaptığı açıklamada ‘Değişimin temsilcisi olarak karşınızdayım’ dedi

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Genel Merkezi önünde eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte on binlere seslendi. Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan 2 dakikalık saygı duruşunun ardından Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcıları olacak olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş halkı selamladı.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. İki değerli arkadaşım, sayın Ekrem İmamoğlu ve sayın Mansur Yavaş ile bir yola çıktık. Yolumuz aydınlık olsun. Güzel bir gecedeyiz. Berat Kandili’ni andığımız gecedeyiz. Huzur içinde ve birlik içinde yaşamak istiyoruz. Değerli arkadaşlarım, bugün bir adaydan öte bir değişimin temsilcisi olarak karşınızdayım. Uzun zamana yayılan emeğin, özveriyle ilmek ilmek örülmüş bir ortak aklın sözcüsü olarak sizlerleyiz. Ben ve ittifakımız bu ülkeyi akılla, erdemle, liyakatle yönetmeye adayız. Ben sadece bir Cumhurbaşkanı adayı değilim, bereket, huzur ve adalet hasretinin de adayıyım. Gülümseyen yüzleri tekrar görmek için adayım. Bir seçimi kazanmaktan fazlasına adayım. Gönülleri kazanmaya, kaygıları gidermeye, korkuları aşmaya, küskünleri barıştırmaya ve sofralara bereketi getirmek için adayım. Sadece ben değil, her vatandaşım, oy vermeye gidecek herkes bu ülkeyi hak ettiği yaşam için değiştirmeye adaydır.”

ANKARA

#Kılıçdaroğlu #Değişimin #temsilcisiyim

Depremde hayatını kaybeden yurttaşlar anılıyor

Depremlerin birinci ayında yurttaşlar hayatını kaybedenleri pencerelerde ve kent meydanlarında yaktıkları mumlarla andı

Mereş merkezli depremlerde ailesini kaybeden avukat Eren Can, sanal medya hesabından yaptığı çağrı ile “Depremin üstünden neredeyse 1 ay geçti. Yasımızı yaşayamadık. Ortak kederimizi paylaşmak için 6 Mart akşamı 21.00’dan itibaren 10 gün boyunca penceremizde bir mum yakalım. #Pencerende1MumYak” dedi.

Çağrıya cevap veren on binlerce kişi sosyal medya hesaplarında #Pencerende1MumYak ve #PencerendeBirMumYak etiketleri ile paylaşımlarda bulunurken İstanbul ve İzmir başta olmak üzere bazı illerde sokaklarda da sessiz eylemler yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Depremde #hayatını #kaybeden #yurttaşlar #anılıyor

Sancar’dan ilk yorum: Kılıçdaroğlu’nu genel merkezimize bekliyoruz

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının duyurulmasından sonra HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, ‘Kılıçdaroğlu’nu genel merkezimize bekliyoruz’ dedi

Habertürk televizyonuna katılan Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili soruya “Hayırlı olsun. Kendisini ortak adaylık meselesini görüşmek için genel merkezimize bekliyoruz” dedi.

Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Sancar’ın konuşmasındaki ilgili bölüm şöyle:

“Bu sürecin sonunda aday çıkarır mıyız, çıkarmaz mıyız tabii ki kurullarımız ve ittifak güçlerimizle yapacağımız görüşmelerde karara bağlanacaktır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun diyeyim ve ekleyeyim, kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz. Bunu neden açık söylüyoruz. Zaten daha önce ilke ve yöntemi açıklamıştık. Eğer muhalefet ortak aday belirleyebilirse, o ortak adayla bizimle yapacağı açık, doğrudan görüşmeler sonucu bir ortak noktaya, uzlaşmaya varılırsa biz bu adayı destekleriz demiştik. Aksi takdirde seçenek bellidir, kendi adayımızı çıkarırız.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz.

Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeler üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız. Bir pazarlık, bakanlık münazarası, münakaşası bizim gündemimizde değil. Temel mesele Türkiye’de toplumun çoğunluğunun isteği olduğuna inandığımız demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı başarmak.

Demokratik dönüşüm, adalet, özgürlük için temel konularda geçiş sürecinin niteliğiyle ilgili ana hususlarda bir uzlaşma olursa bu çok memnuniyet verici olur. Bizim daha önce de söyledim, esas hedefimiz, tutumumuz bu ülkeye demokrasiyi, huzuru, adaleti, barışı getirmektir.”

HABER MERKEZİ

#Sancardan #ilk #yorum #Kılıçdaroğlunu #genel #merkezimize #bekliyoruz

Millet İttifakı toplantısı sona erdi: Açıklama bekleniyor

İYİ Parti lideri Akşener’in son dakika katıldığı Millet İttifakı’nın toplantısı yaklaşık 4 saatin ardından sona erdi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la görüştükten sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de bir görüşme gerçekleştirdi.

Akşener bu görüşmeler sonrası Millet İttifakı’nın toplantısı öncesi son dakika masaya katılma kararı aldı.

Saadet Partisi Genel Merkezi’nde saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4 saat sürdü. Masada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal yer aldı.

Liderlerin ortak metni imzaladığı öğrenildi. Az sonra Saadet Partisi Genel Merkezi önünde açıklama yapılması bekleniyor.

ANKARA

#Millet #İttifakı #toplantısı #sona #erdi #Açıklama #bekleniyor