Ana Sayfa Blog Sayfa 830

31 yıl sonra gelen özgürlük

Çewlik’te tutuklanan Aydın Elçi, 31 yıl 2 ay 20 gün sonra tahliye oldu

Balıkesir Bandırma E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Aydın Elçi (55) tahliye oldu. Elçi’yi cezaevi önünde akrabaları ve Ege Tutuklu Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği (EGE-TUHAYDER) yöneticileri çiçeklerle karşıladı.

23 Aralık 1991’de Çewlik’te gözaltına alınan ve 18 gün boyunca işkenceye maruz kalan Elçi daha sonra tutuklanarak Elazığ Cezaevi’ne gönderildi. Elçi’ye Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)’de yapılan yargılama sonucunda “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Daha sonra Kayseri DGM’de aynı davadan yaptığı savunmadan dolayı 3 yıl daha ceza verildi. Toplamda 31 yıl 2 ay 20 gün tutuklu kalan Elçi, Eleziz, Gümüşhane, Erzingan, Nevşehir, Yozgat, Muş Erzorim Tokat, Kandıra son olarak Bandırma Cezaevi’nde tutuldu.

BURSA

#yıl #sonra #gelen #özgürlük

Kılıçdaroğlu ile Akşener görüşecek

Millet İttifakı’nın 12’nci toplantısı sonrası yaşanan krizin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener bir araya gelecek

Altılı Masa’yı terk eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, talebini kendisini ziyaret eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş ile iletti. İmamoğlu ve Yavaş, Akşener’in Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı isimleri talebini önce Millet İttifakı toplantısına ev sahipliği yapacak olan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, daha sonra CHP Genel Merkezi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’na iletti.

Taleplerin iletilmesinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in görüşeceği belirtildi.

ANKARA

#Kılıçdaroğlu #ile #Akşener #görüşecek

Bursa Barosu’ndan ırkçı saldırı için açıklama

Bursa Barosu,  Amedspor’a yapılan ırkçı saldırıya dair  iletişime geçtikleri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın maç öncesi gerekli önlemlerin alındığı bilgisi verdiğini paylaştı 

Bursa Barosu, dün oynanan ve ırkçı saldırıların yaşandığı Bursaspor- Amedspor maçına ilişkin açıklama yaptı. Sanal medya hesabından paylaşım yapan baro konunun takipçisi olacaklarını belirtti.

Amesdpor oyuncuları ve yöneticilerine yönelik geçen başlayan saldırılara karşı maç öncesi önlem alınması için Cumhuriyet Başsavcılığı ile iletişime geçtiklerini ifade eden baro, yetkililerin kendilerine tüm önlemlerin alındığı bilgisini paylaştığını duyurdu.

Pankartlara değinildi 

Baro açıklamasında tribünlerde açılan ırkçı ve saldırgan pankartlara dair ise, “Tüm bunlara rağmen Bursa’mızı ve Bursaspor’umuzu temsil etmeyen kişilerce, stada 90’lı yılların karanlık faili meçhul cinayetlerine gönderme yapan afişler açılmıştır. Ülkemizde yaşanan deprem afeti nedeniyle milletimizin kenetlenmeye en çok ihtiyacı olan bugünlerde, deprem bölgesinden gelen misafir bir takıma münferit kişilerce gerçekleştirilmiş bu tür eylemlerin karşında olduğumuzu belirtmek isteriz” denildi.

Baro son olarak konun yasal takipçisi olacaklarını belirtti.

BURSA

#Bursa #Barosundan #ırkçı #saldırı #için #açıklama

Gazetecilerin Nagihan Akarsel’in cenazesini takip etmesi suç sayıldı

Silêmanî ‘de katledilen Nagihan Akarsel’in cenazesini takip ettikleri sırada gözaltına alınan gazeteciler  Dilan Babat ve Fırat Can Arslan hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı 

Federe Kurdistan’ın  Silêmanî kentinde 4 Ekim 2022’de katledilen gazeteci ve akademisyen Nagihan Akarsel için Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Xelikan (Gölyazı) Mahallesi’nde 13 Ekim’de düzenlenen cenaze törenini takip eden JINNEWS muhabiri Dilan Babat ve Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Fırat Can Arslan hakkında dava açıldı.

Gazeteciler Babat ve arslan haber takibi sırasında askerlerce gözaltına alınmıştı. Bir süre köyde tutulan ve ardından götürüldükleri Cihanbeyli İlçe Jandarma Karakolu’nda ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılan gazeteciler hakkında Konya Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma tamamlandı.

Babat ve Arslan hakkında tamamlanan soruşturmanın  iddianamesi, Konya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma tarihi ise 25 Mayıs oldu.

Haber yapmak suç sayıldı

Akarsel’in “örgüt üyesi” olarak gösterildiği iddianamede, Babat’ın Medya Haber’e yaptığı haber aktarımı “suç” olarak lanse edilirken,  gazetecilerin çekim yapmaları  ise suç olarak gösterildi. İddianamede ayrıca  Akarsel’in cenazesini dijital medyada canlı yayın JINNEWS’in  “örgüt güdümünde yayın yaptığı” öne sürüldü.

Kadraja girmek suç sayıldı

İddianamede gazetecilerin için cenaze defin işlemini kitlesel bir eyleme dönüştürmeyi amaçladığı iddiasında bulunulurken,  cenaze takibi sırasında canlı yayına yansıyan görüntüde jandarmanın olması ise “hedef gösterildi “olarak yer aldı.

İddianamede, hazetciler hakkında Terörle Mücadele Kanun’nun (TMK) 6’ncı maddesi uyarınca bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

HABER MERKEZİ

#Gazetecilerin #Nagihan #Akarselin #cenazesini #takip #etmesi #suç #sayıldı

Yeşil Sol Parti: Bir linç girişimine tanık olduk

Amedspor’a yapılan ırkçı saldırıyı kınayan Yeşil Sol Parti Eşsözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın, ‘Linçlere karşı durmaya ve ırkçılığa dönüşen bu çizgiye karşı mücadele etmeye kararlıyız’ diyerek herkese duyarlılık çağrısı yaptı

Amedspor’a dün yapılan ırkçı saldırıya karşı yazılı açıklama yapan Yeşil Sol Parti Eşsözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın, ırkçılığa karşı mücadele edeceklerini belirtti.

6 Şubat’ta yaşanan depremin acısının hala yaşandığı belirterek, “Dün Bursa’da Amedspor’a karşı maç akşamı gece kaldıkları otelden başlayarak sahaya kadar devam eden alışık olduğumuz bir linç girişimine tanıklık ettik. Otelin önünde toplanan ırkçı güruh, ikinci bir Madımak vahşetine neden olabilirdi. Akşam önlem alınmayınca saldırılar ertesi gün çok daha örgütlü bir şekilde sahaya yansımıştır. Baskıya, şiddete ve faşizme rağmen maç iptal edilmemiş ve sporcuların can güvenliği tehlikeye atılmıştır. Özellikle stadyumda 90’lı yıllarda binlerce Kürt’ün katili olan büyük suç örgütü JİTEM artıklarının resimlerinin taşınması ve maç boyunca tehditlerin bu fotoğrafların etrafında devam etmesi, linçin ne kadar örgütlü olduğunu gösteriyordu” ifadeleri kullanıldı.

Kürt halına saldırının devamıdır

Amedspor üzerinden hangi kötülüğün organize edilmek istendiğini çok iyi bildiklerini vurgulayan Yeşil Sol Parti Eşsözcüleri, “Amedspor’a yapılan linç, Kürt halkı başta olmak üzere tüm ülkenin zenginliklerine karşı yıllardır yapılan geleneksel devlet refleksinden kaynağını almaktadır. Bizler bu gelenekten kaynağını alan tüm linçlere karşı durmaya ve ırkçılığa dönüşen bu çizgiye karşı mücadele etmeye kararlıyız” diye belirtti.

Maçı iptal etmeyen yetkililer linçe ortak

İlgililer hakkında soruşturma başlatılmasını isteyen Eşsözcüler, “Linç atmosferine rağmen maçı iptal etmeyen yetkililer linçin ortağı olmuştur. Bir daha böyle bir olayın yaşanmaması için linçi örgütleyen, linçe katılan ırkçı kesimler derhal yargılanmalı, linçe seyirci kalan mülki amirler görevden alınmalı, kolluk kuvvetleri hakkında soruşturma başlatılmalı ve en kısa sürede sonuçlanmalıdır” diyerek, kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini ve halkı seçim sathı mailinde gelişebilecek bu tip olaylara karşı duyarlı olmaya davet etti.

İSTANBUL

#Yeşil #Sol #Parti #Bir #linç #girişimine #tanık #olduk

İstanbul’dan yola çıkan kadınlar Mereş’te: Yan yana durmak için geldik

8 Mart kapsamında depremzedelerle dayanışmak için İstanbul’dan gelen TJA, HDK ve HDP’li kadınlar Mereş’e ulaştı. Kadınlar, dayanışma dileklerini ileterek, kadınları yalnız bırakmayacakları belirtti

Deprem kentlerine 8 Mart dolayısıyla kadınların ziyaretleri sürüyor. İstanbul’dan dün yola çıkan Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi ve Kadın Zamanı Derneği de “Kadın dayanışması yaşatır” şiarı ile hazırladıkları yardım malzemeleri ile beraber depremin merkez üssü olan Mereş’in (Maraş) Bezarcix ilçesine ulaştı.

Yardımları halk yerine tarikatlara verdiler

Aralarında HDP milletvekilleri Dilşat Cambaz, Züleyha Gülüm ve Oya Ersoy’un yanı sıra HDK Eşsözcüsü Esengül Demir’in de olduğu 40 kişilik kadın grubu depremzede kadınlarla bir araya gelerek açıklama gerçekleştirdi. Açıklamada söz alan TJA aktivisti Remziye Alparslan, depremzedelerin yaralılarını ve cenazelerini enkaz altına çıkartmaya çalışırken iktidarı gelen yardımlara engel koyduğuna dikkat çekti.Alparslan, yadımların kurumların tarikatların eline teslim edildiğini dile getiren Remziye acil durum ve yardım kurumlarının da “şirket” mantığıyla yönetildiğini sözlerine ekleyerek, “Halkın verdiği yardımlar onların umurunda değil. Deprem bölgelerinde halka dağıtılması gereken bu yardımları fahiş fiyatlarla halka sattılar” ifadelerini kullandı.

Yan yana olmak için geldik

Kadınların rant ve sermaye düzenine karşı çıkacağını söyleyen Alparslan, “Kadın Özgürlük Zamanı” ruhuyla bu sisteme karşı direneceklerini ve kadınları yalnız bırakmayacaklarını belirtti. Sözlerine depremzede kadınlara dayanışma dileklerini ileterek başlayan HDK Eşsözcüsü Esengül Demir ise, “Biz halkları düşünmeyen, ötekileştiren, halkların ihtiyaçlarını değil ama sermayenin ihtiyacını önceleyen bir yaklaşım karşısında, Türkiye’nin bütün halkları devletin ayrımcı politikalarına rağmen dayanışmayla yan yana olmak için yola çıktık” şeklinde konuştu.

Zincir oluşturuldu

Kadınlar açıklamanın ardından zincir oluşturarak İstanbul’dan depremzede kadınlar için getirdikleri başta temizlik ve hijyen malzemesi olmak üzere kadın ihtiyaçlarının olduğu aracı boşalttı. Kadınlar sonrasında bu ihtiyaç malzemelerini dağıtmak üzere köylere dağıldı.

MEREŞ

 

#İstanbuldan #yola #çıkan #kadınlar #Mereşte #Yan #yana #durmak #için #geldik

İmamoğlu ve Yavaş, Akşener ile görüşmek için İYİP’e gitti

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’tan kendilerini Cumhurbaşkanlığı adaylığı için öneren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e ziyaret

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığın kabul etmeyerek Millet İttifakı’nın 12’nci toplantısında masadan uzlaşmazlıkla kalkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı için isimlerini önerdiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş İYİ Parti’ye gitti.

Geri dönüş sinyali

Günlerdir siyasetin ilk gündemi olan Akşener, şartlı olarak masaya dönüş sinyali verirken, Akşener’in adaylık çağrılarına karşı “Kılıçdaroğlu’nun yanındayız” mesajı veren İmamoğlu ve Yavaş, İYİ Parti’ye gitti. İmamoğlu ve Yavaş’ın Akşener ile görüşeceği belirtildi.

ANKARA

#İmamoğlu #Yavaş #Akşener #ile #görüşmek #için #İYİPe #gitti

Ekolojistlerden ‘yeniden inşa’ kararına tepki

Erdoğan’ın deprem bölgelerini yeniden ‘inşa’ için çıkardığı kararnamenin ranta dayalı olduğuna dikkat çeken Ekoloji Örgütleri, AYM’ye taşıma çağrısı yaptı

Mereş’te (Maraş) yaşanan de 11 kentin etkilendiği depremlere dair AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir yıl içinde deprem bölgelerinin yeniden inşası sözlerine ve inşa için çıkarılan 126 sayılı Kararname karşı açıklama yapan Ekoloji Örgütleri, kararnamenin iptalini istedi.

Kar ve rantın sonucu

Yaşanan deprem felaketinin iktidarın rant politikasından kaynaklandığını aktaran ekoloji örgütleri açıklamalarında, “Ülkemizin her il ve ilçe merkezinin imar planlarının olduğunu ve bu imar planları yapılmadan önce planlanacak alanların yer bilimsel etüt raporlarının hazırlanması gerektiğini biliyoruz. Ülkemizde inşaat ruhsatı alınarak yapılan her bir binanın oturduğu alanda inşaat öncesinde zemin ve temel etüdü yapılması gerektiğini biliyoruz. Tüm bu bildiklerimize rağmen doğa olaylarının afete, felakete dönüşmesi bilimsel, ekolojik ilkelere, toplumsal yarara göre değil, kâr ve ranta göre davranılmasının sonucudur” diye belirtti.

Yaşanacaklar sıralandı

Ekoloji Örgütleri, çıkarılan bu kararnamenin de aynı mantıkla hazırlandığını yine bu anlayışla bölgede bir inşa programının hayata geçirilmesinin planlandığına dikkat çekerek, plan doğrultusunda yaşananları şöyle sıraladı:

*Kentlerin inşası ile ilgili yetkiler tek bir elde merkezileştirilerek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na veriliyor.

* Yürütülen işlemlere itiraz edilemeyecek, sürece halk katılımı hiçbir şekilde sağlanmayacak, yargısal denetim engellenecek, yargı devre dışı bırakılacak.

* Kurum görüşleri, detaylı analizler gibi planlama çalışmasına altlık olacak veriler olmaksızın yapılan yer seçimleriyle yeni afetlere, felaketlere zemin hazırlanacak.

* Deprem bölgesindeki tüm illerde orman ve mera alanları herhangi bir engelle karşılaşılmadan yapılaşmaya açılabilecek. Çoğunlukla tarım faaliyetiyle geçinen yurttaşların geçim kaynağı olan doğal alanlar da betona boğulacak

*Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreciyle üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak.

* Planlamayı devre dışı bırakan, mülkiyet hakkına sınırlamalar getiren, alelacele kararlarla yaşam alanları, doğal ve kültürel varlıklar telafisi mümkün olmayacak derecede tahribata uğratacak.

*Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreci ile üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak.

* Planlamayı devre dışı bırakan, mülkiyet hakkına sınırlamalar getiren, alelacele kararlarla yaşam alanları, doğal ve kültürel varlıklar telafisi mümkün olmayacak derecede tahribata uğratacak.”

Birleşik mücadeele çağrısı

Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerine de çağrı yapılan açıklamada “Bu kadar hukuksuzluk, pervasızlık ve umursamazlığa karşı emek, ekoloji ve kent hakları için mücadele eden tüm demokratik örgütler, partiler birleşik mücadeleyi büyütmelidir” denilerek, birleşik mücadele çağrısı yapıldı.

İmzacılar
Çağrıda imzası bulunan ekoloji örgütlerinin isimleri şöyle: Adana Ekoloji Platformu, Artur Çevre Platformu, Bakırtepe Çevre Platformu, Büyük Menderes İnisiyatifi, Çekerek Irmağı, Özgür Akacak Platformu, Çevre Mühendisleri Odası, DİSK, Dev Yapı-İş, Divriği Yaşam ve Doğa Platformu, Ekoloji Birliği, Gaia Dergi, İklim Adaleti Koalisyonu, Kuşadası Çevre Platformu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Muğla Çevre Platformu, Munzur Çevre Derneği, Polen Ekoloji Kolektifi, Samandağ RES Karşıtı Mücadele, Turgutlu İşçi Hakları Derneği Ekoloji Komisyonu, Umut-Sen, Validebağ Gönüllüleri, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Ve Geliştirme Derneği, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi, Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu, Yeşilırmak Çevre Platformu.

İSTANBUL

#Ekolojistlerden #yeniden #inşa #kararına #tepki

Gazi ve Ümraniye katliamları paneli: Devlette cezasızlık kültürü var

Gazi ve Ümraniye katliamlarının 28. yılı dolayısıyla AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde panel düzenlendi. Panelde konuşan Avukat Efkan Bolaç, “Devlette cezasızlık kültürü var. Devlet için bir suç işliyorsan mutlaka seni koruyor. Bir şekilde Sünni-Alevi çatışmasını körüklemek istediler. Ama Gazi halkı faili doğru olarak tespit ederek, karakola doğru yürüyüşe geçti. Polisler hiçbir şey söylemeden insanların üzerine ateş açmaya başladılar” dedi.

Gazi ve Ümraniye katliamlarının 28. yıl dönümü yaklaşırken, Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkı bugün bir panel düzenledi. “Gazi’den Ümraniye’ye adalet istiyoruz” başlığıyla düzenlenen panel Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde gerçekleştirildi.

Gazeteci Dilek Odabaş Bakır’ın moderatörlüğünde yapılan panelde Gazi Şehit Aileleri’nden Cemal Poyraz, Müşerref Bingöl, TAYAD’lı aileler, Avukat Keleş Öztürk, Av. Efkan Bolaç, dönemin Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun, Yazar Bülent Felekoğlu ile 12 Mart Platformu adına Ali Dursun Ağdoğan konuşmacı olarak katıldı.

“GAZİ MAHALLESİ’NE YÖNELİK BASKI 28 YILDIR SÜRÜYOR”

Açılış konuşmasını yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Gazi ve Ümraniye şehitlerini saygıyla anıyorum. Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Unutursak başka katliamlar da yaşatacaklar. Deprem sürecinde de alanlardaydık. İnsanları ölüme terk edildiler. Birbirimizin Hızır’ı olduk” dedi.

Dönemin mahalle muhtarı Nevzat Altun katliamın yaşandığı güne ilişkin bilgiler verirken, şunları söyledi:

“Gazi Mahallesi sisteme muhalif olanların yerleştiği bir yer. Burada kolluk güçlerine güven hiç yoktu. Her insana düşman olarak bakıyorlardı. 1995’te kahvehaneler, iş yerleri tarandı. Emniyet güçleri ise tepki gösteren halkın önüne geçti. Gazi halkı, şehitlerine sahip çıktı. Emniyet güçlerinin bir kısmı olayların büyümesini istiyordu. 28 yıldır asıl sorumlular ortaya çıkmadı. Gazi Mahallesi’ne yönelik baskı 28 yıldır hala sürüyor.”

“HALA ADALET ARIYORUZ”

Gazi Şehit Aileleri’nden Cemal Poyraz ise dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in sözlerini hatırlatırken, şöyle konuştu:

“Çocuklarımızı vurdurtan bence bellidir. Tansu Çiller ne demişti zamanında? “Bu devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir” demişti. 28 senedir acı çekiyoruz. Hala adalet arıyoruz. Bu nasıl adalettir? Bilinçli olarak davamızı Trabzon’a sürdüler. Hangi hukuk devletinden bahsediyoruz?”

Gazi Şehit Aileleri’nden Müşerref Bingöl de Maraş merkezli depremlere değinerek, “On binlerce insanın hayatını kaybettiği bugünlerde kendi acımdan bahsetmeyi doğru bulmuyorum. Yaşanılan her felakette acımızı diri tutuyoruz. 12 Mart’ta herkesi alanlara bekliyoruz” dedi.

TAYAD’lı Aileler adına yapılan konuşmada “28 yıl boyunca Gazi halkı şehitlerine sahip çıkarak bugünlere geldi. Aleviler tarihin her döneminde katledilmiştir. Halklar ise zalimin zulmüne boyun eğmemiştir. 12 Mart’ta oligarşi Alevi ve Sünnileri birbirine kırdırmak istemiştir. Ama halklar buna izin vermemiştir. Gazi’nin devrimci ruhu yitirilmemiştir. Depremler konusuna geldiğimiz zaman ise gerekli önlemler alınmayarak halklar bilinçli olarak katledilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

“CEZASIZLIK SÜRECİ HEP DEVAM ETMİŞTİR”

Avukat Keleş Öztürk de Gazi Katliamı’na ilişkin açılan davalara dair konuşurken, şunları kaydetti:

“Devletin cezasızlık süreci hep devam etmiştir. Her dönem kendi görevlilerini korumuştur. Gazi katliamı üç, beş kişinin yaptığı bir katliam değildir. Yaşananlar devletin planıydı. Faillerin ortaya çıkarılmasına yönelik bir çabası da olmadı. Katliama tepki gösterenler gözaltına alındı, tutuklandı. Tepki gösterenler cezalandırıldı. Burada 20 polise dava açıldı. Ümraniye’de ise hiç kimseye dava açılmadı. Takipsizlik verildi. Sonuç olarak bir devlet organizasyonuydu ve fail de doğrudan devletti. Bunu unutmamak gerekiyor.”

“ADALETİ DEVLET BİZE BAHŞETMİYOR, DİRENEREK ALACAĞIZ”

Dönemin tanıklarından Avukat Efkan Bolaç da devletin cezasızlık politikasına dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Devlette cezasızlık kültürü var. Devlet için bir suç işliyorsan mutlaka seni koruyor. Bir şekilde Sünni-Alevi çatışmasını körüklemek istediler. Ama Gazi halkı faili doğru olarak tespit ederek, karakola doğru yürüyüşe geçti. Polisler hiçbir şey söylemeden insanların üzerine ateş açmaya başladılar. Ortada bir çete vardı. Dönemin iktidar ortaklarına baktığımızda zaten bir katliamın çıkmaması şaşırtıcı olurdu. Cenazeler teslim edilmezken, insanlar sürekli provoke ediliyordu. Nihayetinde talepler kabul edildi. Asker geldiğinde, o da polisten farksızdı. Cenazeler morgdan alınıp, mezarlığa götürülürken yine insanlara saldırdılar. Ne ölümüz, ne de dirimize saygıları vardı. 15 Mart’ta bir haber daha geldi. Ümraniye’de de insanlar öldürüldü.

Şu anda da benzeri bir provokasyonun yapılmasının zemini var. Demokratik bir alanın açılmasını istemiyorlar. Maraş depremlerinde de gördük ki, devlet yoktu. İnsanlarımız katledildi. Devleti hiçbir zaman yanımızda görmedik, hissetmedik. Adalet her şeyin temelidir. Bunu bize devlet bahşetmiyor. Bunu ancak direnerek alacağız. Devletin ceberut bir yüzü var. Ne yaparsak kendimiz yapacağız. Yürüyecek yine biziz. Bir arada olduğumuz sürece bizi belki de provoke edemeyecekler. Dayanışma içerisinde olmalıyız.”

“YENİ BİR CUMHURİYET İNŞA EDEBİLİRİZ”

12 Mart Platformu adına konuşan Ali Dursun Ağdoğan ise “Devletlerin tarihi katliamlar tarihi. Devletin karşısındaki güç toplumun kendisi. Bu ülkede bu kadar çok katliam işleniyorsa toplum olarak bizim de suçumuz var. Katliamın amacı toplumu bölmekti. Katliam bir direniş ve ayaklanmaya dönüştü. Gösterilen direniş bu zamana kadar taşınamadı ne yazık ki. Bu nedenle AKP-MHP gibi faşistler tarafından yönetiliyoruz. Demokratik bir toplum yaratabiliriz. Koşulları yavaş yavaş oluşuyor. Toplumu bölmeden tüm kesimler ile birlikte yeni bir cumhuriyeti inşa edebiliriz” ifadelerini kullandı.

Panelde son olarak konuşan araştırmacı, yazar Bülent Felekoğlu da şunları dile getirdi:

“İnancımız tarih boyunca rıza toplumlarını örgütlemeye çalışmıştır. Bizi nereye sürerlerse orada bir nur açığa çıkarıyoruz. Çünkü bu iman etme tarzımızın bir sonucu. Yüzyıldır devşirme İslam, devşirme Türklük ve devşirilmiş sermaye ile mücadele ediyoruz. Bugün halkları bir araya getirmeye çalışan ruhumuz var. Dünya bizi görüyor. Bir eşikteyiz. Savunmamızı güçlendirmekle mükellefiz. Toplumların vicdanları sayesinde bu dünya çarkı pervaz ediyor.”

“GAZİ KATLİAMI’NI BU DEVLETİN KONTRGERİLLASI YAPTI”

Konuşmacıların ardından söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz ise “Gazi katliamını bu devletin kontrgerillası yaptı. Deprem bölgelerinde bile Alevileri ölüme terk ettiler. Burada bile ayrımcılık yaptılar. Demokratik bir toplumu yaratamadığımız sürece bu böyle devam edecek. Gereken çabayı harcamak zorundayız” dedi.

Panelin ardından yapılan açıklamada lokmaların deprem bölgesine gönderileceği ifade edilirken, Zeynal Odabaş’ın yargılandığı davanın 7 Mart Salı günü Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülecek duruşmasına da katılım çağrısı yapıldı. Etkinlik, Grup Yorum’un seslendirdiği ağıt ile sona erdi.

PİRHA / İSTANBUL

Depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırılıp deyişler okundu

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAK) Antalya Şubesi’nde depremlerde yaşamını yitirenler için çerağ uyandırıldı. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan her akşam saat 21.00’de “pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturulduğunu söyledi. 

Video eklenecek

HBVAKV Antalya Şubesi, 6 Şubat’ta başlayan depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırdı.

Kızıl Arık Cemevinde yapılan anma töreninde konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Deprem bölgesinde yitirdiğimiz her can için ‘her akşam saat 21.00’de pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturuldu. Tüm sivil toplum örgütleri, bizim kurumlarımız, depremde Hakk’a yürüyen canları anmak için onlar adına siz de pencerelerinize bir mum yakıp çerağ uyandıralım. Depremde yaşamını yitiren tüm canların devirleri daim, ışıkları bol, yıldızlar yoldaşı olsun. Hızır yoldaşları olsun” dedi.

“UYANDIRDIĞIMIZ BU NUR HAKK’I TEMSİL EDİYOR”

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de çerağın anlam ve içeriğine ilişki söz alarak şu konuşmayı yaptı:

“Aslında biz buna ‘kudrette kandil’ deriz. Kudret, kandil, Hakk’ın, hakikatin nurunu temsil eder. Bize göre kâinat, hakkın nurundan var olmuştur. Cümle canlar, cümle mahlukat, cümle kâinat, Hakk’ın nurundan var olmuştur. Bu nedenle biz yaptığımız muhabbetlerde, cemlerde, erkanlarda; burayı da küçük bir kâinat olarak değerlendirdiğimizde Hakk’ın nuru olsun, kâinat tamamlansın diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına, Hakk’ın nurunu, yani çerağı uyandırırız. Çerağıdaki bildiğiniz o fitili yakmaya biz ‘uyandırma’ deriz. Erkan bittiğinde de sır ederiz. Onu bir tür kaybetme anlamında sır etme şeklinde kaldırırız. Yani erkan tamamlanmış olur. Bu daha çok gece yapılır. Çünkü gündüz Hakk’ın nuru zaten kâinatı aydınlatıyor. Biz burayı küçük kainat olarak değerlendiriyoruz. Bu küçük kainata bir nur olsun diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına Hakk’ın nurunu canlandırıyor, uyandırıyoruz ve uyandırdığımız bu nur hem Hakk’ı temsil ediyor hem hakikati temsil ediyor hem de ortalığı aydınlatıyor.

Bize göre her yer kainattır, küçük bir izdüşümüdür. İnsan da öyledir. ‘İnsan küçük bir kâinat, kainat büyük bir insandır’ deriz. İnsanların oluşturduğu her bir muhabbet meclisini, bir varlık meclisi, Hakk’ın tecelli ettiği yer olarak gördüğümüz için özellikle çerağlarımızı uyandırıyor, sonra yapacağımız tüm hizmetleri ona göre yapıyoruz. Bir muhabbet hizmetinde, sadece arkadaşlarımız deyiş söyleyecek olabilir. Nefesleri, dilleri bülbül ola, o da bir hizmettir. Onun için de çerağ uyandırmak lazım.”

Kemal Bülbül’ün konuşmasının ardından gülbengler okundu ve ardından çerağ uyandırıldı.

Abdal Musa Tanıtma ve Yaşatma Derneği Eş Başkanı ve aynı zamanda zakirlik hizmeti yapan Süleyman Demir ile Kızıldeli Seyit Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı’nın söylediği deyiş ve nefeslerle erkan tamamlandı.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA