Ana Sayfa Blog Sayfa 839

‘Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesindeki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz’

Gazi Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi depremlerin ardından Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da Rıza Şehri dayanışma ağları kurdu. Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesinde bulunan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını vurgulayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, “Rıza Şehri mantığıyla el ele, omuz omuza durarak gücümüzü birleştirme yaklaşımını açığa çıkarmak istiyoruz” dedi.

11 ili etkileyen ve on binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüz binlercesinin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan depremlerin üzerinden günler geçmesine karşın, ortaya çıkan maddi, manevi hasar hala giderilmedi.

Alevi kurumları ve cemevleri, bulundukları her alanda deprem felaketinden etkilenen yurttaşlar için seferber olmuş durumda. Alevi kurumları ve deprem bölgesindeki yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamak için çadır kentler kurup, yardımları organize ediyor.

Dünyanın ve ülkenin bir çok merkezinden gelen yardımlara AFAD el koyarken, Alevi kurumlarının çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da kurdukları Rıza Şehri dayanışma ağı hakkında PİRHA’ya konuştu.

“İNSANLARIN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesinde bulunan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını vurgulayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, ” Kurduğumuz alanlarda Adıyaman’da 45’e yakın çadırla birlikte çalışmalarımıza başladık. Ailelerin sağlık, çadır, gıda ve konteyner talepleri var. Konteyner taleplerini karşılamak için de bazı remi makamlarla da görüşmeler yürütülüyor. OHAL ilan edildiği için kurumsal olarak çalışmalar zahmetli engellenebiliyor. İnsanların taleplerinin kayıt altına alınması ve bunların fizibiliteye dönüştürülmesi konusunda formlar oluşturduk ve bu formlarla talepleri yazılı bir şekilde alarak karşılamaya çalışıyoruz. Rıza Şehri mantığını hem duygu hem de düşünce fikriyle toplumumuza anlatabilmek ve yıkımla birlikte her şeyin sıfırlandığı bir süreçte Rıza Şehri’nin ve dayanışmanın geleceği öreceği yaklaşımını anlatmaya, paylaşmaya ve yaşam tarzımızla ve dayanışma gücümüzle göstermeye çalışıyoruz” diye ifade etti.

“CEMEVLERİ BU SÜREÇTE İNSANLAR İÇİN BİR DAYANIŞMA ALANINA DÖNÜŞTÜ”

Bölgede sivil toplum örgütleri boyutuyla çok ciddi bir dayanışma seferberliği olduğunu belirten Bülent Felekoğlu, “Gönüllü insanlar depremin ilk gününden itibaren canla başla günlük hizmetleri yürütmeye çalışıyorlar. Rıza Şehri bu süreçte bir deneyime dönüşebilirse ve bunu insanlara anlatabilirsek depremde olduğu gibi kriz süreçlerinde Alevi toplumunun dayanışma ağlarını kurarak toplumla ortaklaşarak kriz anlarından çıkabilmek açısından önemli bir deneyim olacağını düşünüyoruz. Alevi örgütlülüğü açısından Rıza Şehri’nin görünür olması bizim için çok önemli” dedi.

“RIZA ŞEHRİ MANTIĞINDA SANA YARDIM EDECEK İLK KİŞİ SENİN YAKININDIR”

Deprem sürecinde üstten emir bekleyen bir halin çözüm üretemediğini fark ettiklerini söyleyen Felekoğlu, “Bunun yerine her canın bulunduğu alanda çözüm üretebilecek gücü oluşturmasını önemsiyoruz. Bunun içinde bir yaklaşıma ve bir düşünceye ihtiyaç var. Aslında toplumun kendi dayanışma yaratıcılığının açığa çıkabilecek baskı ortamlarından sıyrılmış dayanışma ve küçük komlara ihtiyaç var. Bu komlar ancak hızlı çözüm üretebilir. Çünkü diğer kısım karar verme yetisini yitirerek müdahale etme yetisini kaybediyor, Adıyaman’da ikinci günden itibaren alandaydık ve gördüğümüz buydu, devasa kurumların hareket edemediği ve karar veremediğini gördük. Bu yüzden Rıza Şehri mantığında sana yardım edecek ilk kişi senin en yakınındır, komşundur. Bu nedenle en yakınınla bir dayanışma Rıza Şehri mantığıyla el ele, omuz omuza durarak gücümüzü birleştirme yaklaşımını açığa çıkarmak istiyoruz” diye konuştu.

PİRHA/İSTANBUL

Yavaş ve İmamoğlu Akşener ile görüşecek

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile görüşecek

Millet İttifakı’nda Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda yaşanan uzlaşmazlık sonrası CHP ve İYİ Parti’de artarda toplantılar sürüyor. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) toplantısının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, İYİ Parti Genel Merkezi’nde Meral Akşener ile bir araya gelecek.

CHP’li belediye başkanlarının Akşener ile görüşeceğine dair haberleri yalanlayan CHP, şu açıklamayı yaptı: “Sayın Genel Başkanımız, ismi zikredilen iki Büyükşehir Belediye Başkanımızın Sayın Meral Akşener’i İYİ Parti Genel Merkezi dışında ziyaret etme talebine olumlu yaklaşmıştır. Sayın Genel Başkanımız, kendisi de daha önce belirttiği gibi, Halil İbrahim sofrasının küçülmesini değil, bilakis büyümesini arzulamaktadır. İki Büyükşehir Belediye Başkanımız bu görüşmede ‘iradelerinin Sayın Genel Başkanımıza bağlı olduğunu, aday olarak da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu görmek istediklerini’ iletecekler ve ittifakın devam etmesini talep edecekler. Meselenin Türkiye olduğu ve Genel Başkanımızın herkesin oyunu alacak, her rengi temsil edecek bir aday olacağı herkesin malumudur.”

ANKARA

#Yavaş #İmamoğlu #Akşener #ile #görüşecek

İran’da eylemlere katılan şair Sara Motaghi tutuklandı

İran’da eylemlere katıldığı gerekçeyise gözaltına alınan şair ve aktivist Sara Motaghi tutuklandı

İran’da Jîna Êminî’nin katledilmesi ardından başlayan isyan devam ederken, ülkede şair ve aktivist Sara Motaghi’nin “İslami değerlere hakaret ettiği” iddiasıyla iki gün önce gözaltına alındığı belirtildi.

2 günlük gözaltı süresinin ardından Motaghi’nin tutuklanarak Lakan Cezaevi’ne gönderildiği bildirildi.

WAN

 

#İranda #eylemlere #katılan #şair #Sara #Motaghi #tutuklandı

İran’da kadın öğrencilerin zehirlenmesine karşın genel grev çağrısı

Tahran Devrimci Öğrenciler Örgütü, son süreçte protestolara öncülük eden kadın öğrencilerin peş peşe zehirlenmelerine karşı genel grev çağrısı yaparak, öncülük yapan öğrencilerden intikam alındığı belirtildi

İran ve Rojhilat’ta devam eden halk ayaklanmasında rejimin hedefinde olan kadın öğrenciler için genel grev çağrısı yapıldı. Kadın öğrenciler birçok protesto gösterisinde öncülük rolünü üstlenirken, son 3 aydır öğrencilerin okuduğu okullarda zehirlenme vakaları yaşanıyor.

Buna karşı açıklama yapan Tahran Devrimci Öğrenciler Örgütü, kadın öğrencilerin zehirlenmesine karşı okulları boykot edeceklerini ve İran genelinde genel grev ilan edeceklerini duyurdu. Devrimci Öğrenciler Örgütü, öğretmenlere de genel greve katılmaları yönünde çağrıda bulundu.

İntikam alınıyor

Açıklamada, “Tahran, Kum ve birkaç kentin okul ve üniversitelerinde zehirlenme vakaları yaşanmıştır. Bununla intikam almak istiyorlar. Kadınlar öncülüğünde kız öğrencilerinin mücadelesine son verilmek isteniyor. Bu kimyasal saldırılar, son devrimde devrimci öğrencilerden ve öğrenci hareketinden intikam almak anlamına geliyor” denildi.

Öğrenciler sağlığına kavuşuncaya dek

Açıklamada bu saldırının planlı olduğunu ve bu saldırılara derhal son verilmesi ile bu saldırılarda yer alanların cezalandırılması ve kamuoyuna açıklanması gerektiği ifade edildi. Öğrenciler açıklamalarının devamında ise şu çağrıda bulundu: “Öğrencilerin durumu sağlıklı bir sürece kavuşuncaya dek biz öğrenciler olarak okulları boykot edeceğiz ve ailelerimizle tepkilerimizi ortaya koyacağız. Öğretmenlere de bizlere destek vermesini ve genel grevlere katılması çağrısında bulunuyoruz. Bütün öğrencilere ise kimyasal saldırılara karşı tepkilerini dile getirmeye ve genel greve katılmaya çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#İranda #kadın #öğrencilerin #zehirlenmesine #karşın #genel #grev #çağrısı

28 yıllık tutuklu yüzde 94 engelli ve serbest bırakılmıyor

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, yüzde 94 engelli ağır hasta tutuklu Ali Kurban’ın sağlık durumuna dikkat çekti

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için her hafta düzenlediği “F Oturumu” eyleminin 571’incisini dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, İzmir Aliağa 3 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan yüzde 94 engelli ağır hasta tutuklu Ali Kurban’ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Birçok kişinin katıldığı açıklamada, pankartlar açıldı, sloganlar atıldı.

28 yıldır tutuklu

Eylemde açıklama yapan İHD üyesi Mukaddes Şamiloğlu, deprem bölgesindeki 70 cezaevinde bulunan tutuklulara ilişkin hala resmi bir açıklama yapılmadığını söyledi. İzmir Aliağa 3 No’lu T Tipi Cezaevinde bulunan yüzde 94 engelli hasta tutuklu Ali Kurban’ın durumuna dikkat çeken Şamiloğlu, 28 yıldır tutuklu olan Kurban’ın kronik böbrek yetmezliği, kalp, hipertansiyon, tüberküloz, mide ülseri hastası olduğunu ve 22 Şubat’ta kalp krizi geçirerek ameliyat edildiğini hatırlattı.

Serbest bırakılmalı

Kurban’ın düzenli olarak bakıma ve tedaviye ihtiyacı olduğunu kaydeden Şamiloğlu, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK), Kurban için  “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini kaydetti. Şamiloğlu, bu ağır tabloya rağmen cezaevinde tutulmasının Kurban’ın sağlık ve yaşam hakkına ağır tehdit oluşturduğunu belirterek, Kurban’ın serbest bırakılması çağrısını yaptı.

İSTANBUL

#yıllık #tutuklu #yüzde #engelli #serbest #bırakılmıyor

Kobanê’nin köylerine bombardıman

Türkiye Kobanê’nin doğusundaki köylere hava saldırısı düzenledi

Türkiye tarafından Kobanê’nin doğusundaki köyleri bombalıyor. Bombardımanda çok sayıda yurttaş yaralandı.

Bölgedeki ANHA muhabirinin aktardığı bilgilere göre, Kobanê’nin doğusundaki Kûltep ve Bexdikê köylerini obüslerle bombalıyor.

Bombardımanda çok sayıda yurttaş yaralanırken, Bexdikê köyünde bazı evler hasar gördü.

HABER MERKEZİ

#Kobanênin #köylerine #bombardıman

4 cezaevinde 32 hasta kadın tutuklu bulunuyor

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu haftaki eylemlerinde 8 Mart dolayısıyla cezaevindeki hasta kadın tutukluların durumuna dikkat çekti

Ankara’da bir araya gelen Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasına girilmiş olması sebebiyle hasta tutsak kadınların durumuna dikkat çekmek amacıyla eylemlerinin 443’üncü haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde açıklama yaptı.

Cezaları ertelenmediği gibi bırakılmıyorlar da

Grup adına konuşan İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen, cezaevlerinde çok sayıda hasta tutuklu bulunduğunu belirterek, “Hasta ve ağır hasta mahpuslar infazları ertelenmediği için tahliye olamıyor ve mahpusların İdare Gözlem Kurulu Kararlarıyla da koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik hakları da ihlal ediliyor. Hasta mahpusların haklarının korunmasını garanti altına alan yasalara ve uluslararası sözleşmelere de uyulmuyor, hakları ihlal eden kamu görevlileri hakkında da cezasızlık politikasının hakim olması ihlalleri süreklileştirmektedir” diye konuştu.

32 hasta tutuklu kadın var

Hasta kadın tutukluların sağlık kontrollerinin ve tedavilerinin aksatılmadan yapılması gerektiğini vurgulayan Çevrimen, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde 14, Kayseri Kadın Kapalı Cezaevi’nde 15, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi’nde 2, Afyon E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1 olmak üzere İç Anadolu Bölgesinde 32 hasta tutuklu kadın olduğunu belirtti.

ANKARA

#cezaevinde #hasta #kadın #tutuklu #bulunuyor

Şenyaşar ailesi: Gittiği yere kadar mücadele edeceğiz

Adalet Nöbet’leri 712’inci güne giren Şenyasar ailesi sanal medya hesaplarından, ‘Yaşanmaması gereken ne varsa yaşıyoruz. Yolu sırat-ı müstakîm olanların enerjisi tükenmez, gittiği yere kadar mücadelemize devam edeceğiz’ paylaşımı yaptı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattıkları Adalet Nöbeti 712’nci gününde.

Gittiği yere kadar mücadele edeceğiz

Hafta sonu adliyenin kapalı olmasından dolayı nöbet eylemini Pirsûs’daki evlerinde sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya hesaplarından “OyumuzAdalete” hashtagıyla yaptıkları paylaşımda, “Barışı, insan haklarını ve adaleti savunan tüm mücadelelerde yer alacağız. Yaşanmaması gereken ne varsa yaşıyoruz. Yolu sırat-ı müstakîm olanların enerjisi tükenmez, gittiği yere kadar mücadelemize devam edeceğiz” paylaşımı yaptı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Gittiği #yere #kadar #mücadele #edeceğiz

Riha Barosu: Gözaltına alınan 3 kişi işkence gördü

Riha Barosu, kentte gözaltına alınan Mehmet Samur, Adle Samur ve Reşat Yılmaz’ın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını duyurdu

Riha Barosu İnsan Hakları Merkezi (İHM), Pîrsûs ilçesinde gözaltına Mehmet Samur, Adle Samur ve Reşat Yıldız’ın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını duyurdu.

Baro İHM’nin sanal medya hesaplarından yaptığı duyuruda, kendilerine yapılan ihbar sonucunda gözaltındaki kişilerle görüştüklerini ve iki kişiye fiziksel işkence yapıldığını belirtti.

İşkence belgelendi

Baronun İHM açıklaması şöyle:  “2 Mart Perşembe günü yapılan ihbarlar neticesinde merkezimiz tarafından işkence ve kötü muameleye uğrayan yurttaşlar Ömer Şahin, Ahmet Taş, Fatih Düzgör ile  görüşmüştür. 2 erkek ve 1 kadın gözaltıma alınmış. İki kişiye fiziksel olarak işkence yapıldığı görülmüştür. Kişiler kendilerine işkence yapıldığını beyan etmişlerdir. Yapılan gözlemler neticesinde yurttaşlarda morluklar ve şişlikler görülmüştür. İşkence ve kötü muamele gözle görünür şekilde görülmesine rağmen doktorlar tarafından İstanbul Protokolü uygulanmadığı ve polisler tarafından hastane sürecinin yürütüldüğü beyan edilmiştir.”

Suç duyurusunda bulunuldu

Gözaltına alınırken işkence ve kötü muameleyi tutanak altına aldıklarını kaydeden İHM, Urfa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Şüpheli kolluk personellerinin ve kamu görevlilerinin ayrı ayrı tespit edilerek hakların da soruşturma açılmasını talep eden İHM, şüpheliler hakkında etkili soruşturma yürütülmesini, haklarında kamu davası açılmasını talep etti.

Kaba dayak, falaka, boğma girişimi..

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Riha Şube üyesi ve gözaltında bulunan kişilerin müdafisi Avukat Ali Aslan da, sanal medya hesabında, “Urfa TEM’de, 60’lı yaşlarında bir anne ve baba işkenceden geçirildi. Kaba dayak, falaka, boğma girişimi, çukura atıp kafaya silah dayama… Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi en yakın zamanda raporunu deklare edecektir” paylaşımında bulundu.

Köy baskını

Pirsus’un Mishecerk (Gönen) Mahallesi Karacurun mezrasında 24 Şubat sabahı PKK’li olduğu iddia edilen Sıtkı Kurtoğlu (Xebat Xelat) ile askerler arasında çatışma çıktığı belirtilmişti. Kurtoğlu’nun yaralı yakalandığı basına yansırken, arkasından mezraya jandarma tarafından baskın düzenlemiş ve şahıslar gözaltına alınmıştı.

Kaynak: MA

#Riha #Barosu #Gözaltına #alınan #kişi #işkence #gördü

Kayıp yakınları: Can, Kaya ve Sanır’ın failleri nerde?

Amed ve Elîh’te yapılan ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ eylemlerinde Ahmet Sanır, Av. Metin Can ile Dr. Hasan Kaya’nın akıbeti soruldu

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed ve Êlih (Batman) şubeleri ile kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemleri bu haftada devam etti. Amed’de 734’üncü haftasına giren eylemde Şirnex’in Merkeze bağlı Ara Köyü’nde 1994’de gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Ahmet Sanır’ın, 570’incisine giren Elîh’teki eylemde de 21 Şubat 1993 tarihinde Elâzığ merkezde JİTEM tarafından kaçırıldıktan sonra katledilen Av. Metin Can ile Dr. Hasan Kaya’nın akıbeti soruldu.

Alınıp işkence ile katledildi

Amed’de Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen grup adına söz alan ve Ahmet Sanır’ın hikayesini anlatan Amed İHD Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Akdeniz de, Şirnex’e bağlı Ara köyünde ikamet eden Sanır’ın, Mart 1994’te köye gelen Beyaz Toros marka bir araçtan inen silahlı sivil üç kişi tarafından kardeşi Ömer Sanır’ın gözleri önünde işkence yapılacak gözaltına alındığını söyledi. Karakollara ve savcılığa başvurularda Sanır’ın gözaltına alınmadığının iddia edildiğini kaydeden Akdeniz, “Ahmet Sanır kaybedildikten iki gün sonra, Silopi ilçesine bağlı bir köyde yaşayan köylüler, ‘Bir kişinin Beyaz Toros marka bir araçla Sinan Lokantası’na getirildiğini, sürüklenerek lokantanın içine götürüldüğünü ve iki-üç dakika sonra içeriden silah sesleri geldi. Köylülerin anlattığına göre daha sonra aynı kişiler geldikleri araca binerek oradan uzaklaştı’ dedi. Bunun üzerine köylüler Sinan Lokantası’na girer ve orada bir kişinin cansız bedeniyle karşılaşır. Köylüler, cesedi alarak köy mezarlığına defnederler. Bu olayı duyan Sanır’ın ailesi köye gelir. Köylülerin aileye gösterdikleri elbiselerden gömülen kişinin Sanır olduğunu teşhis eder. Sanır’ın, dosyası o tarihten günümüze faili meçhul olarak kalır” ifadelerine yer verildi.

Evlerinden kaçırıldılar

Êlih’de İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan eylemde konuşan İHD Êlih Şube Yöneticisi Ercan Kanar, 21 Şubat 1993 tarihinde JİTEM tarafından Av. Metin Can ile Dr. Hasan Kaya’nın Xarpet (Elâzığ) il merkezindeki evlerinden kaçırıldığını söyledi.

Birçok eylem yapıldı

Kanar, “Kaçırılışlarından bir gün sonra arabaları Elâzığ Yazıkonak (Vartatil) beldesinde bir besici ahırı yakınlarında bulundu. Sonradan bu ahır içinde Metin Can ve Hasan Kaya’ya vahşice işkenceler yapıldığı anlaşıldı. Arabanın bulunmasıyla, en başta yakın akrabaları ve dostları olmak üzere, halk tarafından SHP Elâzığ il binasında açlık ve ölüm orucu eylemi başlattı. Ayrıca, bazı siyasi partiler, sendikalar, İHD ile birçok demokratik sivil toplum kuruluşları da bu ölüm ve açlık orucu eylemlerine gerekli desteği vermek için yoğun katılım sağladı. Bir taraftan bu eylemler devam ederken, diğer taraftan da Metin Can ve Hasan Kaya’yı kontraların elinden kurtarmak umuduyla, dönemin İçişleri Bakanı ve Aydın Milletvekili İsmet Sezginle görüşmek üzere, Metin Can’ın doktor eşi Fatma Can, İHD tarafından oluşturulan bir heyet ile birlikte Ankara’ya gitti. Bakan heyet temsilcilerini kabul ederek, heyette bulunan Doktor Fatma Can’a ‘Siz hiç endişe etmeyiniz aldığımız duyuma göre eşiniz bir-iki gün içinde evine dönecektir’ sözleriyle güvence verdi. Bu sözler üzerine heyet Elazığ’a geri döndü. JİTEM heyetle ve halkla alay edercesine, eylemin yapıldığı ve halkın kitlesel olarak bulunduğu SHP il binasının önündeki elektrik direğine bir poşet içinde Metin Can’ın ayakkabılarını astı. JİTEM bununla da yetinmeyerek, Metin Can ve Hasan Kaya’nın evlerine telefon açarak ailelerine işkence seslerini dinletti. Demokratik sivil toplum kuruluşlarının ve halkın tüm çabalarına rağmen, cenazeleri 26 Şubat 1993 tarihinde Dersim yakınlarında ve jandarma karakoluna çok yakın bir mesafede olan Dinar köprüsünün altında bulundu” dedi.

Açıklama oturma eylemi ile son buldu.

AMED/ÊLIH

#Kayıp #yakınları #Kaya #Sanırın #failleri #nerde