Ana Sayfa Blog Sayfa 86

Büyük Ozan Feyzullah Çınar, 42. Yılında Sevgiyle Anılıyor

Ankara – 23 Ekim 2025: Alevi-Bektaşi müziğinin önemli temsilcisi halk ozanı Feyzullah Çınar, Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde düzenlenecek etkinlikle anılacak. 1 Kasım Cumartesi günü saat 19.00’da gerçekleştirilecek anma programında Çınar’ın eserleri seslendirilecek, yaşamı ve sanatsal mirası üzerine söyleşiler düzenlenecek. Cemevi yönetimi, “Büyük ozan Feyzullah Çınar’ı saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz. Tüm canlarımızı bu anlamlı buluşmaya bekliyoruz” diyerek katılım çağrısında bulundu.

Feyzullah Çınar, 1937 yılında Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Çamşıhı köyünde doğdu. Yüzyıllardır süregelen âşık ve ozan geleneğinin izlerini taşıyan Çınar, halkın inancını, dilini ve duygularını müziğine yansıttı. Onun müziği, yalnızca melodik bir ifade değil, aynı zamanda Anadolu’nun sosyokültürel kimliğinin bir yansıması oldu. Çınar, sazını halkın kolektif hafızası haline getirerek, her tınıda tarih ve kültürün derinliğini taşıdı.

Feyzullah Çınar, sadece bir ozan değil, aynı zamanda bir derleyici olarak da önemli bir rol üstlendi. Anadolu’nun sözlü kültürünü kayıt altına alarak, birçok Alevi-Bektaşi nefesinin ve halk türküsünün en eski örneklerini TRT arşivlerine kazandırdı. Bu yönüyle, sözlü gelenekten kayıtlı kültüre geçişin sembolü haline geldi. UNESCO’nun “somut olmayan kültürel miras” tanımının en somut örneklerinden biri olarak, gelenekleri modern dinleyiciye ulaştırdı.

Çınar’ın deyişleri, aşk, inanç ve adalet temaları etrafında şekillenirken, halkın vicdanında derin bir etki bıraktı. “Kınamayın Beni Hakkı Sevenler”, “Pirim Pirsultan” gibi eserleri, halk müziğinin etik ve toplumsal boyutunu ifade eden önemli eserler arasında yer aldı. Onun sanat anlayışı, müziği ticari bir araç olmaktan öte, hakikate ve toplumsal sorumluluğa adanmış bir yol sanatı olarak benimsedi.

Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde düzenlenecek anma etkinliği, Feyzullah Çınar’ın müzik mirasını yaşatmanın yanı sıra Alevi halk kültürünün sürekliliğine vurgu yapacak. Çınar’ın eserleri, halkın vicdanındaki izleri yeniden görünür kılacak ve onun anısını yaşatacak bir buluşma fırsatı sunacak.

Alevi Kurumları, BK Diplomasi Ofisi’nde Ortak Stratejileri Gözden Geçirdi

Strazburg’da 23 Ekim 2025 tarihinde gerçekleşen toplantıda, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Diplomasi Ofisi’nde Alevi kurumlarının temsilcileri bir araya geldi. Toplantının gündemi, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve güncel sorunları üzerineydi. Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu ve diğer Alevi kurumlarının üst düzey temsilcileri katıldı.

Görüşmelerde, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi toplumunun karşılaştığı hak ihlalleri ve baskı politikaları üzerinde duruldu. Katılımcılar, Alevi kurumları arasında dayanışma ve ortak mücadele stratejisi geliştirilmesi gerektiği konusunda hemfikirdi. Bu bağlamda, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar ve kadın-çocuk hak ihlalleri de gündeme alındı. Katılımcılar, bu durumlara karşı uluslararası kamuoyunu harekete geçirecek bir ses oluşturmanın önemini vurguladı.

Toplantıda, Alevi hareketinin geleceği, uluslararası tanınırlık ve Avrupa kurumlarıyla iş birliği olanakları da değerlendirildi. FUAF Eşit Başkanı Erhan Aydın, Avrupa’daki Alevi kurumları arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sonuç olarak, toplantıda Alevi kurumlarının hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde birlik ve dayanışma vurgusu öne çıktı. AABK Diplomasi Ofisi, bu buluşmanın dayanışmayı pekiştirdiğini ve ortak mücadele hattını güçlendirdiğini belirtti.

Genç Alevi, Colânî Hapishanelerinde İşkenceyle Hayatını Kaybetti

Tartus kırsalındaki Safsafa bölgesinden genç Alevi Tahir Shaddoud, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Colânî’ye bağlı gruplar tarafından gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Yerel kaynaklar, Shaddoud’un ağır işkenceye maruz kaldığını ve cezaevi içinde hayatını kaybettiğini bildirdi.

Colânî’ye bağlı selefi grupların, son dönemde Alevi kimliğine sahip gençleri keyfi olarak gözaltına aldığı ifade ediliyor. Gözaltına alınan birçok kişinin akıbetinin belirsiz olduğu, bazı tutukluların işkence altında yaşamını yitirdiği kaydediliyor. Shaddoud’un ailesine, ölümünden günler sonra cezaevi yönetimi tarafından bilgi verildiği, cesedinin üzerinde işkence izlerinin bulunduğu belirtildi.

HTŞ, Suriye iç savaşı boyunca özellikle Alevi, Dürzi ve Hristiyan topluluklara yönelik sistematik şiddet ve infazlarla gündeme geldi. Uluslararası insan hakları kuruluşları, örgütün kontrol ettiği bölgelerde yargısız infazlar ve mezhepsel temizlik politikalarına dair çok sayıda belge yayımladı.

Yerel insan hakları savunucuları, Tahir Shaddoud’un ölümünün münferit bir olay olmadığını, Colânî’nin cezaevlerinde işkencenin “rutin bir yöntem” haline geldiğini vurguluyor. Alevi kurumları, uluslararası toplumun bu ihlallere karşı sessiz kalmasını eleştirerek, “Alevi kimliğine yönelik sistematik nefret ve infaz politikaları artık görmezden gelinemez” açıklamasında bulundu.

Büyük Ozan Feyzullah Çınar, 42. Yılında Sevgi ve Saygıyla Anılıyor

Ankara – 23 Ekim 2025

Alevi-Bektaşi müziğinin önemli ismi halk ozanı Feyzullah Çınar, Hakk’a yürüyüşünün 42. yılında Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anılacak. 1 Kasım Cumartesi günü saat 19.00’da gerçekleştirilecek etkinlikte, Çınar’ın eserleri seslendirilecek ve yaşamı üzerine söyleşiler yapılacak. Cemevi yönetimi, “Büyük ozan Feyzullah Çınar’ı saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz” diyerek tüm canları bu anlamlı buluşmaya davet etti.

1937 yılında Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Çamşıhı yöresinde doğan Feyzullah Çınar, halkın inancını ve duygularını müziğinde ustaca harmanladı. Saz, onun elinde yalnızca bir enstrüman değil, halkın kolektif hafızasını taşıyan bir araç haline geldi. Çınar’ın müziği, teknik bir icradan öte, bir kimlik ifadesi olarak öne çıktı.

Çınar, sadece bir ozan değil, aynı zamanda Anadolu’daki sözlü kültürü kayıt altına alan önemli bir derleyiciydi. TRT arşivlerine birçok Alevi-Bektaşi nefesi ve halk türküsü kazandırdı. Bu yönüyle, 20. yüzyılın ortasında sözlü gelenekten kayıtlı kültüre geçişin köprüsü olarak kabul edilmektedir.

Feyzullah Çınar’ın deyişleri; aşk, inanç, insan sevgisi ve adalet temalarını işlerken, halk müziğini etik ve toplumsal bir vicdan alanına taşıdı. “Kınamayın Beni Hakkı Sevenler”, “Pirim Pirsultan” ve “Kerbela’da Uçan Dertli Turnalar” gibi eserleri, halkın vicdanında derin izler bıraktı. Onun müziği, yalnızca bir sanat değil, aynı zamanda bir toplumsal sorumluluk ifadesidir.

Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde düzenlenecek anma programı, Feyzullah Çınar’ın müzik mirasını yaşatmak ve Alevi halk kültürünün sürekliliğini vurgulamak amacı taşıyor. Etkinlikte seslendirilecek eserler, Çınar’ın halkın vicdanındaki yerini yeniden görünür kılacak ve onun unutulmaz mirasını yaşatacaktır.

Alevi Kurumları Diplomasi Stratejisi İçin Bir Araya Geldi

Strazburg’da, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Diplomasi Ofisi’nde Alevi kurumlarının önemli temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Alevi toplumunun güncel sorunları ve uluslararası diplomasi alanındaki girişimler ele alındı. Toplantıya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Erhan Aydın gibi önemli isimler katılım sağladı.

Görüşmede, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi toplumunun maruz kaldığı hak ihlalleri, eşit yurttaşlık talepleri ve inanç özgürlüğü sorunları geniş bir şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, Alevi toplumunun karşı karşıya olduğu baskı politikalarına karşı dayanışma odaklı bir ortak stratejinin oluşturulması gerektiği konusunda fikir birliğine vardı.

Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi ise Suriye’deki Alevilere yönelik sistematik saldırılar oldu. Katılımcılar, bu saldırılara karşı uluslararası diplomatik alanda gerçekleştirilebilecek girişimlerin önemine dikkat çekerek, Alevi toplumuna yönelik soykırım girişimleri ve mezhepsel nefret politikalarına karşı ortak bir ses oluşturmanın gerekliliğini vurguladı.

Toplantıda, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi hareketlerinin geleceği üzerine diplomatik iş birliği olanakları ve Alevi kimliğinin uluslararası tanınırlığı konularında ortak bir yol haritası belirlendi. FUAF Eşit Başkanı Erhan Aydın, Fransa’daki örgütlenme deneyimlerini paylaşarak, Avrupa’daki Alevi kurumları arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesinin önemine değindi.

Sonuç olarak, Avrupa Alevi kurumları, birlik ve dayanışma temelli hak mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak, AABK Diplomasi Ofisi aracılığıyla hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesini ulusal ve uluslararası platformlarda kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.

Cem Vakfı’ndan ayrılışın nedenleri dede ve yöneticilerle masaya yatırıldı!

Şarköy ilçesinde yaşayan Alevi yurttaşlar, belediye tarafından inşa edilen ve Cem Vakfı’na tahsis edilen cemevine karşı itirazlarını dile getirdi. Dede Mert Ali Erdoğan, Cem Vakfı’nın demokratik bir yapıya sahip olmadığını belirterek, “Bunlarda demokrasi ve adalet yok. Tepeden inme, tek adam yönetimi mevcut” dedi. Şarköy Alevi Bektaşi Derneği yöneticisi Hüseyin Kerimoğlu ise, “Kendi kendimizi yönetmek istiyoruz. Başkaları tarafından yönetilmek istemiyoruz” diyerek Cem Vakfı’nı eleştirdi.

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen cemevi, Cem Vakfı’nın yönetiminde yedi yıldır süren bir tartışmanın merkezinde yer alıyor. Protokolün 5 Ekim 2025 itibarıyla sona ereceği belirtilirken, yerel halk yeni protokolün Cem Vakfı yerine kendileriyle yapılması konusunda ısrarcı. Cemevinin yönetimi için Şarköy Alevi Bektaşi Derneği çatısı altında birleşen yurttaşlar, Cem Vakfı’nın demokratik bir yönetim anlayışına sahip olmadığını vurguladı.

Dede Mert Ali Erdoğan, Cem Vakfı ile yaşadığı sorunları aktararak, “Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, cemevi için kimseden para almadan hizmet verdi. Ancak Cem Vakfı’nın yönetim biçimini araştırmadık ve bu nedenle yanıldık” ifadelerini kullandı. Erdoğan, Şarköy’deki cemevinin yerel halk tarafından yönetilmesini talep etti. “Cem Vakfı’nın tabelasını cemevimizin duvarından indirsinler” diyerek, uzaktan yönetim sistemine karşı olduklarını dile getirdi.

2021-2022 yıllarında Şarköy Cemevi yönetiminde yer alan Hüseyin Kerimoğlu, Cem Vakfı’nın cemevine hiçbir katkı sağlamadığını belirtti. “Özgürce hareket edemiyorduk, emirler dikte ediliyordu” diyen Kerimoğlu, Cem Vakfı’nın cemevinde elde edilen bağışlardan yüzde 20 pay talep ettiğini, ancak bu taleple karşılaşmadıklarını ifade etti. “Cemevinin yönetimini, Şarköy’de yaşayan Alevi canlar seçsin” diyen Kerimoğlu, kendi kendilerini yönetme arzusunu yineledi.

Alevi Kültür Merkezi’nden Birlik ve Dayanışma Üzerine Anlamlı Panel

Fransa’nın Haguenau kentinde bulunan Alevi Kültür Merkezi, Türkiye’den gelen Alevi kurum temsilcilerini ağırlayarak anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan’ın katıldığı etkinlikte, Alevi kurumları arasındaki birlik ve dayanışmanın önemi vurgulandı.

Etkinlik öncesinde, Alevi kurum başkanları Strasbourg Alevi Kültür Merkezi’nin yeni cemevi binasını ziyaret etti. Ziyaret sırasında, ortak emek ve dayanışmanın Alevi toplumu için taşıdığı anlam bir kez daha dile getirildi. Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Erhan Aydın, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Diplomasi Komisyonu üyeleri Marc Aslan ve Taner Boyraz da panele katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Haguenau Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ersan Boyraz, dayanışmanın Alevi kurumlarının en güçlü yönü olduğunu belirterek, etkinliğe destek veren herkese teşekkür etti. Moderatörlüğünü Eğitim ve Araştırma Komisyonu Sorumlusu Ahmet Yıldırım’ın üstlendiği panelde, Alevi kurumlarının Türkiye ve Avrupa’daki ilişkileri, yaşanan hak ihlalleri ve gençlik çalışmaları üzerine derinlemesine tartışmalar gerçekleştirildi.

Soru-cevap bölümünde katılımcıların yönelttiği sorular doğrultusunda, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının ortak mücadele alanları ve dayanışma stratejileri üzerine verimli bir tartışma ortamı oluştu. Panel, katılımcıların yoğun ilgisiyle coşkulu bir atmosferde sona erdi. Haguenau Alevi Kültür Merkezi yönetimi, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları arasındaki işbirliğinin güçlenmesinin gelecekte daha büyük birlikteliklerin önünü açacağı mesajını verdi.

Alevi Kurum Başkanları’ndan Strasbourg Cemevi’ne Anlamlı Ziyaret

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan, Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan Strasbourg Alevi Kültür Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında, cemevinde yürütülen tamirat ve yenileme çalışmaları hakkında bilgi alındı.

Ziyarete, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Eşit Başkanı Erhan Aydın ve AABK Diplomasi Komisyonu üyeleri Marc Aslan ve Taner Boyraz da katıldı. Strasbourg Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanı Yaşar Güler, konuk başkanlara cemevindeki yenileme süreci hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

Başkanlar, Strasbourg Cemevi’nin coğrafi konumu ve toplumsal potansiyeli açısından Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ziyaret sonrası gerçekleştirdikleri değerlendirmelerde, cemevinin tamiratının kısa sürede tamamlanarak inanç topluluğuna hizmete sunulmasının önemine dikkat çektiler.

Alevi kurumları arasındaki dayanışma ve ortak çabanın, inanç merkezlerini geleceğe taşıma kararlılığının güçlü bir göstergesi olduğunu belirten başkanlar, bu tür ziyaretlerin toplumsal birlikteliği pekiştireceğini ifade ettiler.

Köln’de Alevi Birliği: “Gelin Canlar, Birlikte Güçlenelim!”

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), “Be One! – Gelin Canlar Bir Olalım!” temasıyla büyük bir açık hava festivali düzenleyecek. “Open Air Festival” adıyla gerçekleştirilecek etkinlik, 30 Mayıs 2026 tarihinde Köln Tanzbrunnen’de yapılacak.

Festivalin ana teması “Çeşitlilik, Birlik ve Özgürlük” olarak belirlendi. AABF, AAKB, BDAJ ve BDAS gibi çeşitli Alevi kurumlarının ortak organizasyonuyla düzenlenecek olan bu buluşma, Avrupa’da yaşayan Alevi toplumu, dost kurumlar ve sanatçıları bir araya getirmeyi hedefliyor.

Etkinlikte müzik, dans, söyleşi ve kültürel paylaşımların yanı sıra Alevi inancının barış, rızalık ve eşitlik değerlerini vurgulayan sahne performansları sergilenecek. Alevi kurumları, bu büyük buluşma için “Tarihi not edin” çağrısında bulunarak, katılımın önemine dikkat çekti.

AABF ve bileşen kurumlar, etkinliğin yalnızca bir müzik festivali değil, aynı zamanda Alevi toplumunun birliğini, dayanışmasını ve özgürlük mücadelesini simgeleyen önemli bir buluşma olacağını vurguladı. Köln’de gerçekleştirilecek olan festival, Avrupa’daki en geniş katılımlı Alevi etkinliklerinden biri olma potansiyeline sahip.

Alevi Toplumunun Çilesi: Enerji Savaşlarının Faturasını Arap Aleviler Ödüyor

Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan, Suriye’deki Arap Alevilerin hedef alınmasının mezhepsel düşmanlıklar ve siyasi planların bir sonucu olduğunu belirtti. Aslan, bu durumun insanlık dramına dönüştüğünü ve Türkiye ile uluslararası kurumların sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Suriye’de yaklaşık dört milyon Arap Alevi bulunduğuna dikkat çeken Aslan, Alevilerin ülkenin geleceğinde önemli bir rol oynaması için örgütlü bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Aslan, Suriye’de Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerin enerji ve maden rezervleri açısından zengin olduğunu belirterek, bu durumun dış güçlerin bölgeye yönelik politikalarını şekillendirdiğini söyledi. Enerji kaynakları üzerindeki rekabetin mezhepsel savaşlara dönüştüğünü vurgulayan Aslan, Arap Alevilerin bu çatışmaların kurbanı olduğunu dile getirdi. “Tarihten günümüze kadar aşırı dinci grupların Alevilere yönelik bir intikam duygusu var. Bu nedenle Suriye’de Alevilere yönelik bir kıyım sürdürülüyor” dedi.

Arap Alevilerin örgütsüzlük nedeniyle savunmasız kaldığını belirten Aslan, bu durumun katliamları beraberinde getirdiğini ifade etti. Arap Alevi örgütlerinin bir araya gelerek yasal bir yapı altında toplanmasının şart olduğunu vurguladı. Türkiye’deki Alevi kurumlarının bir araya gelme ve dayanışma örneğini Arap Aleviler için de model alması gerektiğini söyledi. Arap Alevilerin kültürel kimliklerini koruyamadığını ve dil kaybı gibi önemli sorunlarla karşılaştığını belirtti.

Aslan, Arapça’nın yeniden canlandırılması ve kültürün yaşatılması gerektiğini ifade ederek, “Aleviler orada örgütlenirse Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olurlar” dedi. Uluslararası örgütlerin, Avrupa Birliği ülkelerinin Suriye hükümetine baskı yapması gerektiğini vurgulayan Aslan, bu şekilde Alevilerin güçlenmesine destek olunabileceğini söyledi. “Bizim hedefimiz, Avrupa’daki kurumlarla iş birliği yaparak bu kıyımların durdurulması ve Arap Alevilerin yeniden güçlenmesine destek olmaktır” şeklinde konuştu.