Ana SayfaGüncel HaberlerRuanda raporu: Fransa öngörülebilir...

Ruanda raporu: Fransa öngörülebilir soykırımda ağır sorumluluk taşıyor

1994 yılında ülkedeki Hutu çoğunluğun ve ordu birliklerinin katıldığı soykırım nisan ayından temmuz ayına kadar sürmüş ve en az 800 bin Tutsi katledilmişti. O dönemde ülke sınırları içerisinde bulunan Tutsilerin yüzde 90’ının soykırımdan geçirilmesinde dönemin Hutu yönetimiyle askeri ve siyasi ilişkileri olan Fransa’nın sorumluluğu tartışılmaya devam ediliyor.

‘SOYKIRIMCI NİYETLERİ AŞİKAR OLMASINA RAĞMEN DESTEK SÜRDÜ’

Son olarak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından tarihçi Vincent Duclert’e hazırlatılan raporda da dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterand ile hükümetinin sorumluluğuna dikkat çekilmişti. Ancak soykırımı sona erdiren Ruanda Yurtsever Cephesi (FPR) lideri ve şimdiki Devlet Başkanı Paul Kagame tarafından hazırlatılan bir raporda daha ağır suçlamalar yer alıyor.

ABD’deki bir hukuk bürosuna yaptırılan ve 4 yıl içinde hazırlanan bir raporda da Fransa’nın ‘öngörülebilir’ olan Tutsi soykırımında ‘ağır sorumluluk taşıdığı’ savunuluyor. Dönemin Hutu halkından Devlet Başkanı Juvénal Habyarimana’nın destekçisi olan Fransa’nın bir soykırım hazırlığı olduğunu bildiği savunulan raporda, “(Fransa’nın) bu desteği (Hutu yönetiminin) soykırımcı niyetleri artık aşikâr olmasına rağmen sürdü” deniliyor.

‘DAVACI OLUNMAYACAK’

1994 nisan ve temmuz ayları arasındaki soykırımda Fransız sorumlular veya personelin yer aldığına dair herhangi bir kanıt bulunamadığına dikkat çekilen raporda, ayrıca Fransa’nın hazırladığı rapordaki ‘yaşananlara karşı kör olunduğu’ iddiası reddedildi. Ruanda hükümetinin raporunda, “Fransa, öngörülebilir olan bir soykırımı mümkün kıldı” denilirken, soykırımda yer alacak kurumların oluşmasında katkısı olduğunun altı çiziliyor.

“İKİ ÜLKE ARASINDAKİ BARIŞA KATKI SUNACAK”

Rapora dair konuşan Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Fransa’nın soykırımın planlamasında payı olduğu veya Fransızların infazlarda yer aldığını düşünmediğinin altını çizdi. Biruta, ülkesinin bu konuda Fransa’yı herhangi bir şekilde mahkemeye vermeyi planlamadığını yinelerken, Fransız hükümetinin yaptırdığı raporun da önemli olduğunu belirtti. Biruta, söz konusu raporun ‘Fransa ile Ruanda arasında barışa katkı sunacağını’ vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan (Elysée) yapılan açıklamada da Ruanda’nın hazırlattığı raporun iki ülke arasında ‘ortak bir gelecek kurmak için’ yeni bir siyasi alan açtığı savunuldu.

27 YILDIR TARTIŞILAN SORUMLULUK

Ruanda’daki soykırımın başladığı dönemde büyük oranda ülke dışında silahlanmış olan FPR harekete geçmiş ve neredeyse sadece Tutsi katliamına odaklanan Hutu yönetiminin emrindeki orduyu yenmeyi başarmıştı. Tutsiler ve demokrat Hutuların ağırlıkta olduğu FPR’nin yönetimi ele geçirmesi ardından soykırıma son verilmiş, ancak kimi yerlerde Hutulara yönelik intikam katliamlarının yapıldığı da iddia edilmişti.

Aradan geçen 27 yıla yakın süreçte Fransa’nın soykırımdaki rolü iki ülke arasındaki ilişkilerdeki en önemli sorun olarak duruyor. Son olarak Ruanda’nın Tutsi asıllı Devlet Başkanı Paul Kagame, Emmanuel Macron’un hazırlattığı raporun ‘geleceğe doğru atılmış önemli bir adım’ olduğunu söylemişti.

 

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

DAD’lı kadınlar Yenikapı’da onurlu barış için

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, 19 Mart 2026'da Yenikapı'da Newroz kutlamaları kapsamında inanç özgürlüğü ve anayasal eşitlik talep ederek toplumsal barış için bir araya geleceklerini duyurdu. Etkinlik, Alevi kadınların hak talepler

Ortadoğu savaşları Alevi ve Kürtleri hedef alıyor mu?

Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Ortadoğu'daki savaşların Alevi ve Kürtleri hedef aldığını, bu çatışmaların hem Alevilerin hem de Kürtlerin varoluş mücadelesini etkilediğini belirtti. Kete, Kürtlerin özgürlük mücadelesinin diğer et

Cemevleri kültürel tesis mi, inancımızı kim tanımlar!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın cemevlerini "kültürel tesis" olarak tanımlaması, Alevi toplumu arasında büyük tepkiye yol açtı. Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, cemevlerinin ibadethane olarak tanın

Alevi kadınlardan Berlindeki iddialara sert tepki!

Almanya Alevi Kadınlar Birliği ve diğer kadın kuruluşları, Berlin'deki çocuk istismarı iddialarına sert tepki göstererek, mevcut koruma mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve kamu otoritelerinin hesap verebilirlik sağlaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, istismar vakalarında sessizliğin sorunu derinleştire
spot_img