Çatışmalarda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin ailelerine teslim edilmemesine tepki gösteren eski Diyarbakır Müftüsü ve HDP Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş, AKP hükümetine ‘ölüler üzerinden siyaset yapılmaz’ diye seslendi. Erdoğmuş, ‘Hz. Muhammed’in savaş koşulları için ortaya koyduğu bir takım ilkeler var. Savaşta dini değerlere dokunmayın’ dedi
AKP Hükümeti’nin İmralı masasını devirerek yaptığı politika değişikliğiyle Temmuz 2015’den bu yana bölge kentlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren birçok HPG, YPS ve YPSJIN üyesinin cenazesi ailelerine verilmiş değil. Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatılan Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin (MEYA-DER) verilerine göre, farklı tarihlerde yaşamını yitiren en az 269 militanın cenazesi ya hastanelerde bekletiliyor ya da ailelere haber verilmeden kimsesizler mezarlığına defnediliyor. Ayrıca birçok cenaze de kayıp.
Cenaze merasimlerine de baskı yapılıyor
Ailelerine teslim edilmeyen cenazelerin yanı sıra uzun süre sonra teşhis edilen cenazelerin ailelerine teslim edilmesi sonrası yapılmak istenen defin işlemleri önünde de yine engeller sözkonusu. Zırhlı araçlarla mezarlıkları abluka altına alan polisler, kitlesel cenaze merasimlerini engellemeye çalışırken, cenaze merasimlerine katılan milletvekilleri, siyasetçiler ve yurttaşlar hakkında da soruşturmalar açılıyor.
Şiddet dalga dalga yayıldı…
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili ve Diyarbakır eski müftüsü Nimetullah Erdoğmuş, cenazelerin teşhis edilememesi ve teşhis edilen cenazelerin ise defnedilmesi önündeki engellemelere ilişkin Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Ülkede şiddetin bölge bölge yayıldığını ifade eden Erdoğmuş, OHAL’in Türkiye genelinde baskı olarak hissedildiğini, ancak baskının bölgede karanlığa dönüştüğünü söyledi.
Son iki yılda onlarca yılın şiddeti oldu
Şiddet politikalarının devlet ve iktidarın değişmeyen politikası haline geldiğini dile getiren Erdoğmuş, “Çatışmalar, yıkımlar, göçler yaşandı. Bölge son iki yılda onlarca yılın şiddetinin toplamına tanıklık etti. Şiddet sadece silahlı mücadele verenlere karşı değil, özellikle kadınlara ve çocuklara oldu. Savaşın kurbanları ise gençler oldu. Geçmişte tanrılar kurban istiyordu, bugünkü Türkiye’de de gençler tanrılar tarafından kurban olarak seçiliyor” diye konuştu.
Savaşın da dini değerleri var dokunmayın
Erdoğmuş, bölgede şiddet ve baskı karşısında kutsal yasaların olduğunun da altını çizdi. Erdoğmuş, “Savaşlarda dini değerlere dokunulmaması gerekiyor. Hz. Muhammed’in savaş koşulları için ortaya koyduğu bir takım ilkeler var. Yaşlılar, siviller öldürülmeyecek. Doğaya, hayvana dokunulmayacak, ekinlerin olduğu bölgelerde savaş olmayacak. Savaş ortamlarında barış imkanları sunuyor ve bu ilkeler savaşı derinleşmesi değil, barış içerisinde yaşamaya sevk eden ilkeler var” dedi.
Ölünün kimliği sorgulanmaz…
Savaş ve çatışmalarda yaşamını yitirenlerin kimliklerinin sorgulanamayacağını vurgulayan Erdoğmuş, şunları söyledi: “Ölüye düşmanca yaklaşımlar olmaz. Ölenle savaşabilirsin, öldükten sonra bütün hak ve hukuk kuralları kalkar, hakka yürüme noktasında insanlık kuralı vardır. Ölünün inancına göre defin hakkı vardır, dini vecibelerinin yerine getirilmesi hakkı var. Bizzat ölüyle savaşan taraf bu imkanları tanır. Ancak öyle bir noktaya geldik ki; teşhis edilen veya edilmeyen cenazeler var. Ölüye uygulanan siyaset; hiçbir dine sığdırılamayacak, vahşi ve ilkesiz bir yaklaşımla karşı karşıyayız.”
Bize yazıklar olsun….
Kuran-ı Kerim’de ve hadislerde geçen Habil ile Kabil örneği ile devam eden Erdoğmuş, “Habil çatışma istememesine rağmen, Kabil tarafından öldürülüyor. Aynı Kabil, öldürme konusunda pişmanlığı yok ama cenazesiyle ilgili kaygı taşıyor. O sırada bir karga bir yeri aşarak, Habil’i gömüyor. Kabil, ‘Bana yazıklar olsun, ben bir kargadan daha aciz kaldım’ der. Bugün yaşadıklarımızın bir özetidir. Bize de yazıklar olsun, bir Kabil kadar olamadık” diyerek, cenazelerini alamayan ailelere özeleştiride bulundu.
Ölüyü yargılamama ilkesi…
Cenazelerin defnedilmesi önündeki engellemelere de dikkat çeken Erdoğmuş, şöyle konuştu: “İnsanlığın gereği, hiçbir ayrım gözetmeksizin, ölüyü yargılamama ilkesine bağlı kalınmalı. Benimsenmeyen ve çok büyük zarar veren insan da olabilir. Düşmanlıkla karşı karşıya gelinebilir, öldükten sonra bütün hükümler sonuna kadar geçerlidir. Ölmüş insan üzerinden ilk defa siyasi hesapların yapıldığına şahit oluyoruz.”
