ALİ ERDOĞAN
Saygı ile andığımız edebiyatçı Salahattin Ali, Edebiyat dünyasına sayısız eserler bırakmıştı.
Halk TV’nin açtığı kitap kanpanyasında sekiz kitabını aldım. Doyumsuz bir hazla okuyorum.
“Sırça Köşk” adlı eserini, 1945 de kaleme almış.
74 yıl önce, bu eseri yazarken bu günün Türkiye’sini görür gibi olmuş sanırım…
Okumayanlara “Sırça Köşk’ü” özetlersek: Bir memleket varmış, tıpkı Alevilerin kurmak istediği “Rızalık Şehri” gibi… Bu memlekette bütün millet çalışır, herkes elinden gelen işi yapar, kendi başına buyruk, bey gibi yaşarmış. Tarlalarda, dükkanlarda insanlar arı gibi çalışır, kazanan kazanmayana destek olur, malını lüzumuna göre başkasıyla değişir, kavgasız dövüşsüz, efendısız, uşaksız, ömrünün sonunu bulurmuş. Gündelik işlerini gördürmek, nizalarını yatıştırmak için aralarından seçtikleri adamlar hemşehrilerine hizmet etmekten başka şey düşünmez, zorbalığı akıllarına bile getirmezlermiş.
Günün birinde, çalışmayı sevmeyen bedavadan yaşamak isteyen üç kişi gelmiş. Halka sizin sırça köşkünüz yok mu demişler. Şanınıza yakışır bir köşk yapalım demişler. Halkı buna inandırmışlar. Halktan topladıkları paralarla o bölgede eşi benzeri olmayan bir köşk (bin odalı) yapmışlar. Biri köşke oturmuş, ben ne dersem o olacak demiş ve aynen uygulamış. Memleketin tüm gelirini (fakir fukaranın alın terini, yetimin hakkını) köşke harcamış. Sonraları halk Köşkün giderini karşılayamaz olmuş. O zaman sırça köşkün adamları herkesin yiyeceğini, giyeceğini zorla almışlar. Köşkün başkanı ülkenin tek hakimi olmuş.
Sırça köşkten çıkan bir emirle herkes elindeki son koyunu da vermeye çalışırmış. Emirlere karşı çıkanları zindana atılırmış. Halkın baş vuracağı bir makam yokmuş.
Halkın vereceği bir şey kalmayıca homurdanmaya başlamış.
Köşkün başkanı: “Ey millet, birçok şeyler verdiniz, büyük sıkıntılara katlandınız, ama dostun düşmanın hayran olduğu bir sırça köşk elde ettiniz. Onun azameti, onun parlaklığı yanında üç beş çuval ekin, dört beş davar nedir ki? Biz sizin şanınıza, şerefiniz için çalışıyoruz, sizin iyiliğinizden başka bir şey düşünmüyoruz. Getirdiğiniz koyunların hepsini yemedik, boğazımızdan kıstık, bir kısmını size geri vereceğiz. Bütün koyunların kellerini halka dağıtılsın” demiş.
Dağıtılan kelleler, beyinsiz, dilsiz ve gözsüzmüş. Sadece kuru bir kemikmiş. Bunun üzerine halk canından bezmiş. Biri: “Böyle başın da bana lüzumu yok diyerek” boynuzundan tuttuğu gibi kelleyi sırça köşke fırlatmış. Sırça köşkte koskocaman bir delik açmış. Halk ellerindeki kelleri birbiri arkasına fırlatmış. Sırça köşk tuzla buz olmuş…. Ülke eski kardeşçe yaşamına kavuşmuş.
Günümüze dönersek: Ülkede kurulan sırça köşk, Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de ve…. verilen oylarla sırça köşkte gedikler açıldı. Önümüzdeki bir demokratik seçimde, halkın oyu ile Sırça köşk tuzla buz olacak. Ülke yeniden çağdaş demokratik parlamenter bir sisteme kavuşacak. Ülke dünyadaki saygınlığına yeniden kavuşacak.
Tüm halkların birlikte kardeşçe yaşadığı, halay da, horon da birlikte durduğu günlerde kavuşmak dileklerimle düşleriniz yaşamınız olsun saygılı okurlar.
elbistanliali1944@mail.com