Ana SayfaGüncel HaberlerSur raporu: Politik ve...

Sur raporu: Politik ve etnik demografi değiştirilmek isteniyor

“Kentsel Dönüşüm” adı altında yıkılmak istenen Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde yüz yüze görüşmeler yaparak rapor hazırlayan SAMER, elde edilen veriler ışığında, Sur’un politik ve etnik demografisi değiştirilmek istendiğine ve bir tür hafızasızlaştırmanın amaçlandığını vurguladı.

Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER), Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde başlayan “Kentsel Dönüşüm” projesine ilişkin hazırladığı gözlem ve araştırma raporunu yayınladı. Araştırma kapsamında her iki mahalle düzenli ziyaret edildi, gözlem ve izlenimlerde bulunuldu, mahalle sakinleri ile görüşmeler yapıldı. 3 bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümü, boşaltılacağı ve yıkılacağı duyurulan mahallelere yapılan ziyaretlerde edinilen izlenim, gözlem ve mahalle sakinlerinin beyanları, ikinci bölüm SAMER’in 2013, 2015 ve 2016 tarihlerinde ilgili bölgede yaptığı saha araştırmalarının ortaya çıkardığı demografik verilerdeki sosyal, ekonomik, etnik ve kültürel pozisyonu ortaya koydu. Üçüncü bölüm ise ilgili mahalleler ve dahil oldukları Suriçi’ne dair hükümetin “Kentsel Dönüşüm” ve “Acele Kamulaştırma” kararlarının içeriğini ve bu kararlara mahalle sakinleri adına muhatap olan TMMOB avukatlarının Danıştay’a yaptığı itirazın özetini içeriyor.

‘NE YAPILMAK İSTENİYOR?’

Raporda, mahalle sakinlerine ve konuyla ilgilenen sivil toplum temsilcilerine göre mahallelerin boşaltılarak şunların yapılmak istendiği vurgulandı:

1- Sur’un politik ve etnik demografisi değiştirilmek istenmektedir.

2- Yerleşkenin tarihsel ve kültürel dokusu değiştirilmek istenmektedir, bir tür hafızasızlaştırılmaya maruz bırakılmak istenmektedir.

3- Gelenekselleşmiş dayanışmacı yaşam kültürleri hedeflenmektedir.

4- Buradaki kamulaştırma ve kentsel dönüşüm uygulamasından ekonomik rant elde edilmek istenmektedir.

5- Mahallelerinin ve aslında tüm Suriçi’nin güvenlik konseptine uygun olarak yapılanacağı düşünülmektedir. Suriçi’ne kurulacağı söylenen yeni 6 karakol ve hâlihazırda cadde ve sokak aralarında bulunan çok sayıda polis ve zırhlı araç varlığı ve güvenlik uygulamaları buna kanıt olarak gösterilmektedir.

Raporun devamında Sur’da ev sahipleri ile yapılan görüşmelere yer verilerek, kimsenin evinden çıkmak istemediği, yaşananları kaygı ve tepkiyle karşıladığına yer verildi.

YIKIM SİYASAL EĞİLİMLE PARALEL

Sur sakinlerinin uygulamanın nedeni olarak ilk sırada gösterdiği Sur İçi’nin politik ve etnik demografisinin değiştirilmek istenmesi görüşünü destekler verilere de yer verilen raporda, YSK ve TUİK’in ilçeyle ilgili bilgileri aktarıldı. Buna göre sokağa çıkma yasakları uygulanmadan hemen önce 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan Genel Seçim Sonuçlarına göre Sur’da Halkların Demokrasi Partisi yüzde 81,56 gibi yüksek bir oy aldı. Sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar ortamında yapılan son genel seçimlerde ise (1 Kasım 2015) HDP için bu oran yine YSK verilerine göre yüzde 75,7 olarak gerçekleşti. Bu veriler ışığında şu değerlendirme yapıldı: “Her iki seçimde de ortaya çıkan yüksek oy oranlarından anlaşılacağı üzere Sur; büyük bir HDP seçmeni barındırmaktadır. YSK verileri geriye doğru incelediğinde en yüksek oyun, HDP’nin geldiğini ilan ettiği siyasal geleneğe ait olduğu görülmektedir. Bu durum ilçede bir siyasal eğilim kümelenmesinin varlığına işaret etmektedir. 22 Mayıs’tan bu yana boşaltılması istenen ve yıkımına tekrar başlanan Ali Paşa ile Lale Bey mahallelerinin siyasal eğilimleri de bağlı olduğu ilçe ile paraleldir.”

Etnik kimliğe ilişkin verilere de yer verilen raporda, SAMER tarafından 2013 yılı Şubat ayında Sur ilçe merkezinde; yerel yönetim hizmetlerinin, hizmet alanlar tarafından algılanışını ve bunun seçmen davranışlarına etkisini ölçmek amacıyla yapılan araştırmanın sonuçları da işlendi. Yüzde 95 güven düzeyi, yüzde 2 hata payı gözetilerek 2 bin 357 hanede yüz yüze görüşmelerle yapılan araştırmaya göre katılımcıların yüzde 93,2’si kendini Kürt olarak tanımladığı vurgulandı.

Raporun bu bölümünde ilçede yaşayanların ekonomik durumu ile eğitim düzeyine dair veriler de paylaşıldı. Yine Sur’da yaşayanların pek çoğunun 90’lı yıllarda köylerinin boşaltılması sonucu göç ederek buraya geldiği vurgulandı.

Daha önce Danıştay’a yapılan itiraz başvuruları ve gerekçelerinin sıralanmasının ardından sonuç bölümünde şu maddelere yer verildi:

1) Ali Paşa ve Lale Bey sakinleri mahallelerini, evlerini ve işyerlerini terk etmek istememektedirler. Bu isteğin birinci nedeni; Sur dışında bir yerde yaşayamayacaklarına, buradaki gelenekselleşmiş dayanışmacı yaşam ilişkisini başka yerde göremeyeceklerine dair inanç gelmektedir. İkinci sırada doğup, büyüdükleri, evlendikleri yaşam anılarının ve kişisel öykülerinin mekânlarına sahip çıkma isteği, üçüncü sırada ise mülklerine biçilen bedelin düşüklüğüne itiraz gelmektedir.

2) Zorla çıkarılacakları ana kadar evlerinden mülklerinden ayrılmamayı bir direniş biçimi olarak benimsemektedirler. Büyük çoğunluğu yaşadıklarını daha öncede maruz kaldıkları ve 1990’lı yıllarda uygulanan zorla yerinden edilme politikasının devamı veya benzeri olarak görmekteler.

3) Evlerinin boşaltılması ve yerinden edilmelerine ilişkin karaların alınmasına giden sürecin hiçbir aşamasında görüşlerinin alınmadığı ve kararların kendilerine rağmen alındığını beyan etmektedirler.

4) Mahallelerine evlerine ne olacağına dair görüşlerinin alınmasını talep ediyorlar. 22 Mayıs itibariyle başlayan ve iki etap halinde yürütüleceği düşünülen yıkım çalışmalarının durdurulmasını, bir kısmı yıkılan yapıların mahallenin yapı dokusuna uygun hale getirilmesini, bunu devlet yapıları yapmazsa kendilerinin yapmasına olanak verilmesini istemektedirler.

5) Evlerini boşaltmaya ve göçe zorlamak amacıyla uygulanan su ve elektrik kesintisinin bir an önce ortadan kaldırılmasını, ilgili devlet kuruluşlarını toplum sağlığına dönük sorumluluklarını yerine getirmeye davet etmektedirler.

6) Mahalleleri ve genel olarak Suriçi için alınan “Riskli afet bölgesi” ilanı, “Kentsel dönüşüm Projesi” ve “Acele kamulaştırma” kararları ile yapılmak isteneni 5 ana başlıkta görmektedirler:

a) Sur’un politik ve etnik demografisi değiştirilmek istenmektedir.

b) Yerleşkenin tarihsel ve kültürel dokusu değiştirilmek istenmektedir, bir tür hafızasızlaştırılmaya maruz bırakılmak istenmektedir.

c) Gelenekselleşmiş dayanışmacı yaşam kültürleri hedeflenmektedir.

d) Buradaki kamulaştırma ve kentsel dönüşüm uygulamasından ekonomik rant elde etmek istemektedirler.

e) Mahallelerinin ve aslında tüm Suriçi’nin güvenlik konseptine uygun olarak yapılanacağı düşünülmektedir. Suriçi’ne kurulacağı söylenen yeni 6 karakol ve halihazırda cadde ve sokak aralarında bulunan çok sayıda polis ve zırhlı araç varlığı ve güvenlik uygulamaları buna kanıt olarak gösterilmektedir.

7) Tüm bunlardan da anlaşılacağı üzere ilgili kararları politik bir mesele olarak görmekteler. Bu nedenle başta ağırlıkta oy verdikleri parti olmak üzere siyasal partileri ve sivil toplumu yanlarında durmaya ve çözüme davet etmekteler.

8) Hukuki açıdan itiraz edilen noktalar özetle:

a) İlgili kararlar ve uygulamalar anayasanın ilgili maddelerine, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşme ve yasalara aykırılık taşımaktadır.

b) Bölgenin “Riskli alan” ve “Acele kamulaştırma” kararları alma koşullarına sahip olmadığı, bu tür kararların alınabilmesini sağlayacak koşullardan, inceleme, ölçüm araştırma ve raporlardan yoksun bulunmaktadır.

c) Bakanlıkça Bölgedeki yapıların sadece %6.04’ünün riskli olduğu belirtilmiş olmasına rağmen bölgenin tamamının riskli alan ilan edilmesi büyük bir sorundur. Bu gerçeğin göz ardı edilmesi hatalı kararlar zincirine de yol açmaktadır. “Riskli Alan kararı”, “Acele Kamulaştırma Kararı”na da dayanak oluşturan “Riskli alan Kararı” bu durumun bir göstergesidir.

d) Kararların ve uygulamanın Suriçi’nde bulunan tek yapı ölçeğinde; 147 adedi anıtsal yapı olan 595 tescilli taşınmaz kültür varlığının tahrip olmasına dönük ciddi riskler taşımaktadır. Bu tarihi alan, içindeki insanlar ve yaşam kültürüyle birlikte dünya mirası kabul edilmiştir. İnsanların yerlerini terk etmeye zorlanması, mülklerin yıkımı ve yerine neyin yapılacağına dair muğlaklıkların bir bütünü ilgili mirasın sonlanması anlamına gelecektir.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Sultan Nevruz, Alevilikte diriliş ve umut simgesi!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 21 Mart 2026'da kutlanan Sultan Nevruz Bayramı'nın Alevilikte diriliş, umut ve eşitlik simgesi olduğunu vurgulayarak, bu günün birlik ve dayanışma değerlerini temsil ettiğini belirtti. Ayrıca, mevcut eşitsizlikler ve ayrımcılıklara karşı durmanın

Newroz Ateşi Garip Dede Cemevinde Yakıldı

21 Mart 2026 tarihinde Garip Dede Cemevi'nde kutlanan Newroz etkinliğinde birlik, barış ve dayanışma mesajları verildi. Etkinliğe katılan önemli isimler, Newroz'un her halkın bayramı olduğunu vurgulayarak adalet ve özgürlük çağrısında bulundular.

Cuma Erçe: Newroz, umut ve kardeşlik bayramıdır!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu özel günün umut, kardeşlik ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak zulmün sona ermesi çağrısında bulundu. Alevi toplumu ve diğer halklarla birlikte kutlanan Newroz'un, mazlum halklar için bir umut ış

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz
spot_img