Suriye yönetiminin ani çöküşü MİHRAÇ URAL

Biz bunu Beşar Esad’ın yanılgısı ya da tutsaklığı diyebileceğimiz bir şekilde düşünüyoruz. Sahil bölgesi tek bir kurşun dahi atmadan teslim edildi. Her taraf teslim edildi. Teslim! Bu teslimat olmasaydı HTŞ İdlib’ten bir adım öteye geçemezdi. Ama devlet aniden yok oldu, aniden. Hatta oradan boşalan insanlar “yahu ne oluyor, böyle bir şey olur mu” diye hayret ve tepki içerisindeydi.

Sabahleyin yoldaşlarımız kontrol yapıyorlardı. Evimizin yakınında bahriyeliler vardı. Bahriyeliler aniden ortadan kayboldu. Silahını alan aldı, atan attı. Dev bir mekanizma boşaldı. Ortalık silah, mazot çalanlara kaldı. Öyle bir pozisyon.

Acaba Beşar Esad kendi iradesiyle mi yarattı bu pozisyonu, yoksa şu ana kadar konuşmamış ve kimi söylentilere göre tutsak olduğu için mi? Mümkün! Ama artık Esadlar’dan geriye bir şey kalmadı. Esadlar geriye bir şey bırakmadı. Ne kendileri için ne de halkı için bir şey bırakabildi.

Bunlar ister kendi iradeleriyle ister zorla, öyle yanlış bir şey yaptılar ki, tarihsel bir hata. Aleviler için de tarihin en büyük hatasını işlediler.

Oysa bir ay direnseydiler, HTŞ ne Halep’e girebilirdi ne Şam’a. Zaten Sahil’e giremediler. Sahil’de çatışacak güç vardı. Hepimiz buradaydık. Hepimiz direnir, savaşırdık. Ama buna imkan tanımadılar.

Ortada büyük bir hata var. Bu, ya iradi bir hataydı ya da baskı sonucunda yapılmış bir hataydı. Bunu artık tarih irdeleyecek ve açıklayacaktır. Öyle olmaz. Öyle devlet terk edilmez. Savaşsız terk edilmez. Savaşın olmadığı bir şekilde devlet teslim edilmez.

Teslim ettiler. Devleti teslim ettiler. Kim yapar bunu? Bunu yapanlar işte burada. Bu kararı ya Beşar Esad aldı ya da alttaki kadrolar aldı. Yahu, 4. Ordu var! 4. Ordu’nun kuruluşu bu amaçlar için. Aniden karar alınıp silahlar terk edilir mi? Terk edilmez.

7 Aralık’ta Saray’da bazı karışıklıklar olduğu, çatışma yaşandığı şeklinde bazı söylentiler oldu. Bu doğru olabilir. Çünkü böyle bir karar çıkartılamaz. Orduyu terhis etmek diye bir şey yapılamaz. Ordu savaşmaya hazırdı. Savaşıyordu. Ama o Katar’daki 4’lü Zirve nasıl kararlar almışsa, bu kararlar orduya nasıl yansımışsa, nasıl olmuşsa olmuş, nereden kaynaklıysa, yanlış! Yanlışların en büyüğü!

Sahil bölgesindeki Alevi toplumu

Aleviler büyük bir bozgun halinde. Çok büyük bir bozgun. Toparlanmaya çalışıyorlar. Şimdi yavaş yavaş birlik oluşturmaya, dernekler kurmaya başladılar. Ama bu, savaşacaklar anlamına gelir mi gelmez mi artık zamanla ortaya çıkacak bir şey. Vuruşmadan, kendini savunmadan hiçbir hak savunulamaz.

Suriye’de değişik adlarda direniş örgütleri kendilerini göstermeye başladı ve bunlar gerek HTŞ’ye gerekse de diğer terör örgütlerine karşı ciddi eylemler yapmaya başladı. Ve bunlar Suriye’nin bütünlüğünü hedeflediklerini beyan ettiler. Bu durum Suriye’nin bütünlüğünü hedefleyen ciddi bir direnişin ortaya çıkmasını sağlayabilir mi diye bir umut var. Ama şu an bu çok güç. Biraz zaman gerekiyor. Zamana ihtiyaç var. Zaman! Bu sorunları aşabilecek tek şey zamandır. Bu çatışmalar henüz yeterince olgun hale gelmedi. Yeterince aktif değiller. Alevi halkını toparlayacak yeterli güçte değiller. Bir de “Dır-el Sahil”(Sahil Kalkanı) diye bir oluşum var. Bu oluşum, bilmiyorum, ne yapabilir. Böyle küçük küçük gruplar halinde buluşmalar yapıyorlar. Bakalım!

Bu süreçte iki eğilim ortaya çıkmaya başladı: Biri, Türkiye’nin himayesini, hatta Sahil bölgesinin Türkiye’ye ilhakını isteyen bir eğilim, diğeri de İsrail’in himayesini isteyen bir eğilim. Her iki eğilim de yanlış eğilimler. Her ikisi de uluslararası güçler tarafından kullanılmakta olan eğilimler. Bu eğilimlerle Suriye’de Alevilerin kazanabileceği hiçbir şey yoktur. Suriye’de Aleviler kendi örgütlenmelerini yaratmalıdır.

Bu her iki eğilim de çok zayıf ve elit kesimlerce işleniyor. Bunun herhangi bir sonuç getireceğini sanmıyorum. Suriye’deki Aleviler daha çok Suriye’nin birliğinden yana tavır takınır. Sonuna kadar bunun mücadelesini verir. Şimdiki eğilimler geçerli eğilimler değildir. Hele Türkiye’deki Kemalistlerin önerdiği Alevilerin Türkiye himayesine girmesi hikayesi tamamen yanlış bir hikayedir. Diğerlerinin İsrail’le ilişkiler kurulması anlamındaki eğilimi ise çok tehlikelidir ve yürümez.

Yürüyecek olan, Suriye’nin içinde Alevilerin etkin olduğu, Alevilerin yoğun olarak bir araya gelebildiği ve tavır alabildiği koşullardır. İşte bu koşullar Alevileri birliğe davet eder, Alevilerin iç bölünmesine son verir ve büyük bir çoğunlukla siyasal sahnede yer almaya çalışırlar. Ancak bu şekilde çıkış yolu mümkün olur. Tabii bunun nasıl oluşturulması gerekiyor? Suriye bütünlüğü içinde mi kalacaklar yoksa ayrı bir yapılanmaya mı yönelecekler? Bu, zamanla ortaya çıkacak. Alevi katliamları daha fazla devam ederse ayrı bir yapılanmaya gitmeleri kaçınılmaz olur. Bu günlerde Hama kırsalındaki Aleviler göçe zorlanıyor, Sahil kesimine gidip orada yerleşmeye zorlanıyor! Bu nasıl olabilir? Bu göç uygulaması ikame edilmeye çalışılıyor. Bu, zamanla sonuçlarını gösterecektir.

Ama önemli olan, Alevilerin henüz birlik olmadıkları bu koşullarda nasıl birlik olacakları sorunudur. Bunun çabası var. Bunun çabası verilmekte.

Emperyalist ülkelerin Suriye’yi 4-5 parçaya bölme projeleri olduğu görülüyor. Beş parça devlet kurma anlamında olmasa bile bölümler (kantonlar) halinde ele alınması mümkün. Aleviler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler şeklinde kantonlar oluşturulması mümkün.

HTŞ devlet yönetemez

Bizim gözlemimize göre HTŞ yönetimi, devlet yönetebilecek kadrolara sahip değil. HTŞ, bir küçük gruptur. Savaşta kazandığı zaferler de yok. 30’a yakın grup bir araya gelip Halep’te, Hama’da savaştı. Ama bu güçler, devlet yönetecek ne tecrübeye sahip ne de bilgiye. Karanlık ve zulüm günleri 2 aydır Suriye’de hala sürüyor. 2 aydır lağvettikleri onlarca kurum ve müessese atamasız duruyorken, seçimlere gideceğiz diyerek en az 4 yıl ülkenin idaresini sürdürecekler.

Buradan da anlaşılıyor ki diktatörlüklerini karanlık ve zulüm yöntemleriyle devam ettireceklerdir. Bir de şimdi her şeyi lağvettikten sonra… Anayasayı, orduyu, partileri, Baroları, her türlü birliği lağvetti. Peki onun yerine ne koydu? Hiçbir şey. Ne ordu var ne de siyasi birlik. Hiçbir şey! Bu durumda devlet nasıl yönetilir? Devlet yönetemezsin! Bunun için bu Colani, 4 yıl boyunca seçimler yapılmadan hakim olacağını söylüyor. Bu dört yıl içinde ordu mu kurabileceksin, yeni bir devlet mi kurabileceksin? Bunları yapamazsın. İşleri buraya getirerek şimdiden Sünnilerin tepkisini çekmeye başlıyor. Sünniler tepki gösteriyorlar. Bu tepkiler gittikçe artıyor. Alevi birlikleri buna dikkat çekiyor. Eğer Sünniler ayağa kalkarsa biz de ayağa kalkarız, gibi söylemler içindeler. Bu iç çatışma büyük bir ihtimalle kopacak. Çünkü HTŞ devlet yönetecek güçte değildir. Ne yaptılar? Kimi yerlerde yönetimi olduğu gibi bıraktılar, bazılarını değiştirdiler ama yerine atadıkları kimse yok… Öyle karmakarışık bir devlet yapısı ortaya çıktı.

Aleviler %12-13 nüfus oranlarıyla Suriye’de Sünni topluluktan sonra gelen en kalabalık topluluktur. Ama örgütlülük bakımından en zayıf kesimdir. Alevi halkının toparlanıp örgütlenerek kendilerini yeni yönetime dayatacak bir potansiyeli yakalamaları gerekir.

Bu potansiyel şimdiden belirmeye başladı. Yavaş yavaş toparlanıyorlar. Büyük Meclis kurma çabası var. Gazal Gazal gibi yakından tanıdığımız isimler var. Aleviler kendi aralarında da ayırımlar taşıyorlar, fakat bu aralar birliğe doğru bir gidiş seziliyor. Kuruluş çabaları var. Büyük bir dernek oluşturma çabaları var. Bu günlerde kısa sürede gelişmeler belli olacak. Bu gelişmeler, Sünnilerin kendi içlerindeki sorunları da göz önüne aldığımızda önemli bir rol oynar.

Kürt hareketi elini güçlü bir şekilde bu halka uzatmalı. Başka güçlerin, uluslararası güçlerin bu alanda rol çalmasına fırsat bırakmadan Kürt hareketi Alevi toplumuyla aktif dayanışma içine girmelidir.

Uluslararası güçler Alevi katliamları teşvik ederek bu topluluğu himayeye muhtaç bırakıyor gibi görünüyor. Böyle bir risk var. Çünkü katliamlar sürekli. Alevilere yönelik katliamlar sürekli gündeme geliyor. Aleviler bunu bir sığınma olarak algılayabilirler. Zamanla bu duygular gelişir, belirli bir emperyalist gücün yanında yer almaya ya da korumasına girmeye yönelik çıkışlar olabilir. Bu mümkün. Bunun önüne geçmek için Suriye içerisindeki toplulukların dayanışması ile sorunların çözümlenmesine gidilmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Diğer Yazılar