“Hasta Tutsaklar İçin Adalet Nöbeti” eylemine dahil olan tutsak yakını Rabia Ataş, devlet yetkilileri tarafından aranarak HDP Diyarbakır il binası önüne çağırdığını belirterek, “Bizim çocuklarımızı HDP götürmedi, bizim çocuklarımız zulümden kaçtı. Şu an cezaevinde de zulüm altındalar” dedi.
Tutsak yakınları cezaevlerinde hasta tutsaklar ve infazı yakılarak tahliye edilmeyen tutsaklar başta olmak üzere, tüm tutsaklar üzerinde uygulanan kötü muamele, hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla 16 Kasım’da Diyarbakır Barosu hizmet binasında “Adalet Nöbeti” eylemine başladı. Nöbetin başladığı günden bu yana tutsak yakınları İnci Güler Altındağ, Hasine Güler, Fevziye Kolakan, Reşayet Ada, Hakkı Boltan eylemde yer aldı. Tutsak yakınlarının başlattığı eylem 15’inci gününde devam ederken, dün itibariyle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan hasta tutsak Şivekar Ataş’ın annesi Rabia Ataş da eyleme dahil oldu.
6 yıla yakındır tutsak olan Şivekar Ataş, 5 yılda 3 kez açlık grevine dahil olurken, kalp rahatsızlığı yaşıyor.
Kızı Şivekar ve tutsakların serbest bırakılmasını talep eden Rabia Ataş, zulmün son bulmasını istedi.
‘Tutsaklar günlerce tek hücrede tutuluyor’
Kızının hastalığından bahseden Rabia, pandeminin başlamasıyla beraber tutsakların hastaneye götürülmediğine değindi. Hastaneye giden tutsakların daha sonra günlerce tek hücrede bırakıldığını ifade eden Rabia, “Kızım tek hücrede kalamıyor. Bundan kaynaklı da hastaneye gitmeyi reddediyor. Kızım daha 25 yaşında, eğer genç olmasaydı şu ana kadar yaşamını yitirmiş olurdu. Devlet, çetelerin hepsini bıraktı. Ancak bizim çocuklarımız suçsuz, sebepsiz yere cezaevlerinde tutuluyor. Benim kızım öğrenciyken, tutuklandı. Kızımın tutuklanmasının tek nedeni kendi dilinde, kendi kültüründe kendi haklarını yaşamak istemesiydi. Allah bizi yarattığı zaman bizi Kürt olarak yaratmış. Biz bu dille öleceğiz” dedi.
‘Çocuklarımızın mücadelesini asla yerde bırakmam’
Rabia, vicdanlı olan herkesin, “Adalet Nöbeti”ne sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Bizim çocuklarımız esir alınmış, bize hak bırakmamışlar. Açık görüşler yok. Madem salgın var diyorsunuz, neden o zaman çocuklarımızın bulunduğu koğuşlara gidip arama yapıyorsunuz. Çocuklarımız her gün farklı bir yere sürgün ediliyor. Bu şekilde aileler cezalandırılmak isteniyor. Biz çocuklarımız için gerekirse canımızı dahi veririz. Biz onlardan daha iyi değiliz, çocuklarımız için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Çocuklarımızın mücadelesini de her zaman taşırım, asla yerde bırakmam” diye kaydetti.
‘Bizim çocuklarımız zulümden kaçtı’
“Adalet Nöbeti”ne katılmasının nedenine dikkat çeken Rabia, adaletin bir an önce gelmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de adaletin kalmadığını söyleyen Rabia, “Devlet beni HDP Diyarbakır il binası önüne çağırıyor. Ben oraya gidip ne yapacağım? Çocuklarımı sen benden aldın. Sen onları alıp cezaevine koydun, onlara zulmettin. Bundan kaynaklı çocuklarım gidiyor. Ben HDP il binası önüne gidip ne yapayım, ne diyeyim? Diyorlar ki, ‘Gidin çocuklarınızı HDP’den isteyin’. HDP benim çocuklarımı götürmez, götüremez. Bizim çocuklarımız zulümden kaçtı. Benim kızım daha öğrenciydi, neden ona bu kadar ceza verdiler. Siz bize bunları yaparsanız biz de size öfke duyarız” ifadelerini kullandı.
‘Sonuna kadar eyleme gelmeye devam edeceğim’
“Devlet bizi bu duruma bile bile koyuyor” diyen Rabia, eyleme herkesin destek vermesi gerektiğini söyledi. Rabia, adalet istemekten başka bir taleplerinin olmadığını belirterek, “Çocuklarımızı bir an önce serbest bırakın. Cezaevlerinde bulunan birçok tutsağın cezası bitmesine rağmen tahliye edilmiyorlar. Cezaevini tutsaklar için birer mezara dönüştürülmüş. Herkes bize gelip destek versin. Çocuklarımızı bıraksınlar biz onları tedavi ederiz. Eğer çocuklarımız ölecekse de bizim yanımızda ölsünler. Ben sonuna kadar, taleplerimiz karşılanana kadar bu eyleme geleceğim. Benim çocuğum orada eziyet görüyorsa, ben dışarıda elimden gelen her şeyi yapmaya çalışacağım” şeklinde konuştu.