Saray Güven
Jılia B.
Tek bir kişi daha eksilmeyeceğiz
Almanya’nın Frankfurt/Bockenheim kentinde yaşayan 3 çocuk annesi 47 yaşındaki Saray Güven’den 20 Ağustos günü çalıştığı işyerinden mesaisi bittikten, yolda çocuklarını arayarak eve geleceğini telefon görüşmesinden sonra kendisinden haber alınamamıştı.
Frankfurt Bölgesi Emniyet Müdürlüğü tarafından kayıp ilanı ile aranan Saray Güven arama süreci içerisinde basın aracılığı ve Saray’ı sahiplenen kadın örgütlenmeleri tarafından, Frankfurt başta olmak üzere Almanya ve Avrupa genelinde ortak bir çalışma yürütülerek ”Bir kişi daha eksilmek istemiyoruz” sloganıyla herkes dayanışmaya çağırılmıştı.
Güven ile birlikte en son Frankfurt yakınlarında görülen Hayrettin Tandoğan adlı kişi Fransa’da yakalanmış ve Psikolojik tedavi gördüğü belirtilmişti. Cinayetle ilgisi olduğu düşünülen fakat susma hakkını kullanan Tandoğan önümüzdeki günlerde Almanya polisine teslim edilecek.
Arama çalışmalarının yapıldığı süre zarfında, her gün bulunacağı ümidi ile beklerken 1 Eylül Barış günü Saray’a ait olduğu düşünülen kadın cesedine ulaşıldı. Polisin verdiği bilgiye göre Frankfurt’a 37 km uzaklıkta ormanlık bir alanda kadın cesedi bulunulmuştu. Soruşturmanın sağlığı açısından kesin bir bilgi verilmemiş olmasına rağmen aile yakınlarının beyanı ile Saray olduğu kesinleşti.
Yaşama sinmiş her türlü şiddetin ve kadınları nefessiz bırakma politikalarının mevcut bir göstergesidir ki; Saray’ın cesedinin bulunduğu yere yakın bir mesafede ayrı bir Kadın cesedinin bulunduğu haberlerini alıyoruz. Erkek egemen devlet sisteminden beslenen zihniyetin, Avrupa’nın göbeğinde iki ayrı kadını hedef almış olması, kadını özel mülkiyeti olarak düşünüp kadınların yaşam alanlarına girerek yaşam haklarını ellerinden alabilecek kadar korkutucu olmaktadır. Almanya Heidelberg şehrinde yaşamını sürdüren ve ağustos ortasından itibaren kayıp olduğu belirtilen JULIA B.’ye ait olduğu düşünülen cesedin üzerinde de araştırmalar devam etmekte.
Ülkemizde ve tüm dünyada erkek şiddeti ile yaşamak zorunda kalan ve katledilen kadınlar gündemden düşmezken Almayanın merkezinde iki kadının, kadın düşmanı kişiler tarafından katledilmesi özel mülkiyet rejiminden beslenen ataerkil zihniyeti ve mevcut politik sistemi sorgulamamız gerektiğini hatırlatıyor bizlere.
Kadına yönelik erkek şiddeti denildiğinde maalesef ilk akla gelen fiziksel şiddet yani dayak, yaralama ve cinayet olsa da erkek şiddeti çok çeşitlidir. Kadına ev dışında çalışmasına izin vermemek, gelirine el koymak, ailesi veya arkadaşları ile görüşmesine izin vermemek, hakaret etmek, kadını aşağılamak, küçük görmek ya da istem dışı cinsel ilişkiye zorlamak.
Bugün fiziksel, duygusal, psikolojik, ekonomik, cinsel erkek şiddetleri ve tehditleri yüzünden her kesimden, her coğrafyadan milyonlarca kadın baskı altında yaşıyor, toplumsal ve kamusal alanlardan uzaklaştırılıyor, zorla evlendiriliyor, sakat bırakılıyor ya da öldürülüyor.
Yaşam alanlarından kopartılan ve kendi kabuğuna çekilmesi beklenen kadınların şiddetten sonra sessiz kalmasını ve şiddetin en yakınlarından gelmiş ise bunun da aile içinde kalmasını ve halledilmesini düşünmek, hukuki süreçte de iyi hal indirimleri uygulaması ile kadınlar ERK egemen devlet işbirliği ile şiddet ve ölümlerle yaşamaya alıştırılmaya çalışılmaktadır.
Fıtratında kadını ve erkeği yan yana görmeyen, sokakta yürümesinden, gülmesinden rahatsız olan, kürtaj yasalarıyla yatak odalarımıza kadar giren ve müftülere nikah kıyabilme yasaları ile beslenip cesaret alıyor kadın düşmanları. Bu sistem ve politik söylemler sonucunda kadın cinayetlerinde artış oluyor.
Gerek ülkemizde, gerek yaşadığımız coğrafyalarda, gerekse bugün Frankfurt’ta iki kadını erkek şiddetine karşı koruyamamış olsak da, Frankfurt’tan Saray’ı ve Julıa’yı sahiplenen tüm kadın örgütleri ile dünyaya;
”Sokakları terk etmeyeceğiz”
”Erkek şiddetine teslim olmayacağız ve biat etmeyeceğiz” mesajları veriliyor.
Dünyanın neresinde olursa olsun kadın cinayetlerine karşı sesler ve eylemler çoğaltılırken, kadın hareketi bileşenleri tek bir kadın dahi eksilmemek istediklerini Saray şahsında tüm katledilen ve şiddete uğrayan kadınların sesi olacakları sözünü veriyorlar.
Saray Güven şahsında Frankfurt’taki tüm uluslar arsı kamuoyu ve demokratik kurumlar olarak ”haksız tahrik” ya da ”hastalık” gibi hafifletici sebepler kullanılmayarak suçlunun en ağır ceza ile yargılanmasını ve bu olayların polis kayıtlarında tozlu raflarında unutulmasına izin vermeyeceklerini tekrarlıyorlar.
Savcılıktan gelecek haber sonrası Saray Güven devrimci, demokrat, Alevi ve Kürt kadın kurumlarınca sahiplenilerek cenaze erkanından sonra aşığı olduğu Dersim topraklarına gönderilecek.
Ve o dakikalarda kadın kırımına karşı Arjantinli kadınların sloganı Saray Güven ve tüm katledilen yaşamlarından ve sevdiklerinden kopartılan kadınlar için atılacak.
”Tek bir kişi daha eksilmeyeceğiz.”
Nİ UNA MENOS!