Ana SayfaGüncel HaberlerTürkiye’de Kişisel Verilerin Takibi...

Türkiye’de Kişisel Verilerin Takibi ‘Büyük Birader’ Yolunda mı?

Türkiye’de turizm gerekçesiyle cep telefonlarındaki konum bilgisiyle kimin nerede konakladığını kayıt altına alma düşüncesi, George Orwell’ın “1984” kitabındaki “Big Brother (Büyük Birader)” kavramıyla anlattığı devletin her şeyi takip etmesine doğru gidildiği endişesi yaratıyor.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2020 yılı için öngördüğü programında “iç turizm takip sistemi” adı altında cep telefonu operatörü şirketlere vatandaşlara ait konum bilgilerini bildirme zorunluluğu getirilmesi gündemde. Taslak programa göre; 2020’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından vatandaşlar ile ilgili bir veri toplama sistemi oluşturulması planlanıyor. Bu sistem gerekçesiyle cep telefonu işletmecisi (GSM operatörü) şirketlere müşterilerine ait konum bilgisini devlete bildirme zorunluluğu getirilmesi öngörülüyor. Böylece vatandaşlarca hangi şehirlere seyahat edildiği ve hangi otellerde kalındığı yönünde bilgi toplanacağı belirtiliyor. Bu taslak programdaki konum bilgisi takibi önerisi ise, Türkiye’de insan hakları ve özel hayat bağlamında tartışma yarattı.

Turizm gerekçesiyle vatandaşları cep telefonlarındaki konum verileriyle takip etmeyi planlayan bu önerinin yanı sıra Türkiye’de şirketler tarafından cep telefonları ve e-posta adreslerine reklam amaçlı mesajlar gönderilmesi ile bu iletişim bilgilerini üçüncü şirketlere aktarma tartışması da sürüyor. Oysa Türkiye’de 2016 yılı Mart ayı tarihli, 6698 sayılı “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu” mevzuatı yürürlükte ve bu konuda bir kurul da oluşturuldu. Ancak uygulamada bu kanunun tam tersine kişisel verileri toplama amacıyla kullanıldığı endişesi de var.

Kişisel verilerle ilgili gelişmeler hakkında VOA Türkçe’nin sorularını, Alternatif Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Çayır yanıtladı. Aynı zamanda hukukçu kimliğine sahip Çayır da, Türkiye’de kişisel verileri korumaktan ziyade kullanmak yönünde adım atıldığını söyledi.

“Türkiye’de vatandaşlara ait profil çıkarma işlemi yapılıyor”

Avukat Çayır, kanun kapsamında kurulmuş Kişisel Verilerin Koruması Kurumu kapsamında “verileri kaydetmeyin değil verimli şekilde kullanmak için kaydedin anlayışı” bulunduğunu ifade etti. Çayır, “Profil çıkarmaya ilişkin bir yöntem uygulanıyor. Bu profil çıkarma aslında Avrupa Birliği (AB) Genel Verileri Koruma Tüzüğü’ne göre yasak. Kişilerin tüm hayatlarıyla ilgili verileri toplayabilirsiniz sosyal medyadan ancak bu verileri kullanamazsınız, bunlar hassas ve kişisel verilerdir. Dolayısıyla burada veri kaydetmeyelim gibi bir husus yok. Efektif kullanalım gibi bir husus var. Yani birazcık ‘Büyük Birader bizi izliyor’ izlenimini uyandırıyor. İşin açığı da öyle bir konuma doğru gidiyoruz. Yaşadığımız hayatta dijital veriler, sosyal medyada paylaştığımız verilerden tutun da e-devletteki bilgilerimize kadar profil oluşturmaya yönelik işlemler olarak görüyorum. Devlet bizim verilerimizi korumaya yönelik değil izlemeye takip etmeye ve bizim profilimizi çıkarma konusunda çaba sarf ediyor diye düşünüyorum” dedi.

O veriler ile hırsızlık bile artabilir mi?

Gündemdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizm gerekçesiyle kişisel verileri kaydedecek olmasını da değerlendiren Çayır, özel şirketlere ekonomik politikaları yönlendirmek için böylece veriler sağlanacağını işaret etti. Çayır, “Çünkü hangi otelde kalındığından tutun da hangi yemeği yediği dahil bir sürü bilgiyi ortaya çıkarma hususu oluyor. Dolayısıyla GSM operatörleri bu verileri paylaştığında bu bilgiler nerede tutulacak, kimlerle paylaşılacak, nerede kaydedilecek bilmiyoruz. Verilerin güvenliği ne kadar sağlanabilecek. Hırsızlar bile bizim verilerimizi evde olmadığımızı görüp hırsızlık olaylarının artacağına da düşünebiliriz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2020 Yıllık Planı’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile GSM operatörlerinin arasında bir planlama yapıldığı bilgisi yer aldığını ancak detaylı şekilde bu sisteme ilişkin bilgi bulunmadığını anımsatan Çayır, “Bu konuyla ilgili GSM operatörlerinin hangi verileri paylaşacağı, nasıl bir yapı oluşturacağı, kime ve nereye bağlı olacağına ilişkin belirli bir durum ortada yok. Ama bu oluşturulacak yapının da neye göre kime göre doğru bilgiyi paylaşacağını bilemiyoruz işin açığı. Ve bu veriler ne için kullanılacak bunda da bir netlik yok” dedi.

“Anayasaya aykırı ve bireysel itiraz da yapılabilir”

Kişisel veriler konusunda hukuki çerçeve bakımından Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) vermiş olduğu kararlar olduğunu söyleyen Çayır, eğer hayata geçirilirse turizm gerekçesiyle konum bilgisini kayıt altına almanın Anayasa’nın 20’nci maddesine aykırı olacağını dile getirdi.

Çayır, 2016 yılında hayata geçirilmiş kanunu da değerlendirerek, “Aslında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre konum verilerinin paylaşılması, kaydedilmesi yasak. Açık rıza verilmediği takdirde, hassas veri niteliğinde bir veridir bu ve bu veriler için kişilerde izin alınması gerekiyor, kiminle paylaşılmasının bildirilmesi gerekiyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla paylaşılsa bile kişilerin rıza olmadan paylaşılması mümkün gözükmüyor. Ki bakanlık da veri paylaşımı konusunda istisnalar kapsamında değil. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda 11’nci madde ilgili kişinin haklarını düzenliyor. GSM operatörleri verilerinin kimlerle paylaşıldığını kişilerin bilme hakları var. GSM operatörlerine başvurarak bu bilgileri alabilirler. Bu bilgiler 30 gün içerisinde verilmezse ya da yanlış olarak verilirse açık rızasına ilişkin bir husus varsa kişiler Kişisel Verilerin Koruma Kurumu’na başvurabilirler. Kurul da bu konuda harekete geçip kendiliğinden inceleme yapabilir. Ama kişilerin böyle bir durum varsa bireysel olarak harekete geçmelerinin daha doğru olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Uluslararası hukuka da aykırı mı?

AB Genel Verileri Koruma Tüzüğü’nü (CDPR) vurgulayan Çayır, “CDPR’de bu verilerin konum verileri olduğu, paylaşılamayacağı, hassas veri olduğu açık olarak belirtilmiş, 7’nci maddesinde de aynı verilerin güçlendirilmiş ve onaylanmış açık rıza olmadan paylaşılamayacağı düzenlenmiş. Dolayısıyla GSM operatörlerinin bu kapsamda paylaşım yapamayacağını düşünüyorum. Özel olarak uluslararası sözleşmelere ve kanuna aykırı bir işlem yapmış olurlar diye düşünüyorum” uyarısında bulundu.

 Yıldız Yazıcıoğlu 

VOA

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Sultan Nevruz, Alevilikte diriliş ve umut simgesi!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 21 Mart 2026'da kutlanan Sultan Nevruz Bayramı'nın Alevilikte diriliş, umut ve eşitlik simgesi olduğunu vurgulayarak, bu günün birlik ve dayanışma değerlerini temsil ettiğini belirtti. Ayrıca, mevcut eşitsizlikler ve ayrımcılıklara karşı durmanın

Newroz Ateşi Garip Dede Cemevinde Yakıldı

21 Mart 2026 tarihinde Garip Dede Cemevi'nde kutlanan Newroz etkinliğinde birlik, barış ve dayanışma mesajları verildi. Etkinliğe katılan önemli isimler, Newroz'un her halkın bayramı olduğunu vurgulayarak adalet ve özgürlük çağrısında bulundular.

Cuma Erçe: Newroz, umut ve kardeşlik bayramıdır!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu özel günün umut, kardeşlik ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak zulmün sona ermesi çağrısında bulundu. Alevi toplumu ve diğer halklarla birlikte kutlanan Newroz'un, mazlum halklar için bir umut ış

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz
spot_img