Yezit ve Muaviye’nin Torunları: Suriye’deki Alevi Soykırımı

Suriye’de 2011’de patlak veren iç savaş, yalnızca bir ülkenin yıkımına dair bir hikaye değil, aynı zamanda mezhepçi nefreti körükleyen ve tarihten gelen intikam duygularının nasıl günümüze taşındığının bir örneğidir. Bugün Suriye’de Alevilere yönelik uygulanan zulüm, geçmişin kanlı izlerinin bir devamı olmaktan çok daha fazlasıdır; aynı zamanda uluslararası politikanın kirli oyunlarının bir sonucudur. Yezit ve Muaviye’nin ideolojilerini benimseyen gruplar, Kerbela’dan günümüze kadar devam eden nefretin modern versiyonunu sahneliyor. Diğer yanda, bu katliamları izleyen, fakat harekete geçmeyen bir uluslararası toplum var.

Yezit’in Torunları: Kerbela’nın Modern Yüzü

Suriye’deki Alevi katliamı, sadece mezhepçi bir öfkenin dışa vurumu değil, aynı zamanda tarihsel bir hesabın peşinden gitmektir. Yezit’in torunları, Kerbela’dan bu yana süregelen kinle, Alevileri hedef alıyor. Fakat bu defa, söz konusu olan sadece bir inanç katliamı değil, bir halkın kültürüne, kimliğine ve varlığını sürdürme hakkına yapılan sistematik bir saldırıdır. Her gün Alevi köyleri hedef alınmakta, Alevi kadınları, çocukları ve yaşlıları zulme uğramaktadır. Bu soykırımsal şiddet, uluslararası toplumun gözleri önünde yaşanmaktadır ve buna rağmen sesini çıkaran pek yoktur.

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası İki Yüzlülük: Savaş Suçlarına Göz Yummak

Birleşmiş Milletler (BM), Suriye’deki dram karşısında sürekli olarak kınama açıklamaları yapmaktadır. Fakat bu kınamalar neyi değiştirmektedir? BM ve Batılı güçler, sadece masum halkları korumakla kalmamış, aynı zamanda Suriye’deki diktatör rejimlerine, bölgesel aktörlere ve yerel işbirlikçilerine de dolaylı destek sunmuşlardır. Uluslararası toplum, çıkarları uğruna Alevi katliamlarına göz yummakta ve bu tutum, açıkça bir suç ortaklığıdır. Bu, tarihsel bir cinayetle işbirliği yapmakla eşdeğerdir.

Suriye’deki vahşet devam ederken, BM’nin “insani yardım” adı altında yaptığı yardımlar da büyük ölçüde çıkar odaklıdır. Gönderilen 300 milyon Euro’luk yardım, savaşın tarafları olan rejim güçlerine ve onlara yakın bölgelere gitmektedir. Bu yardımlar, savaşın büyümesine ve Alevilere yönelik kitlesel katliamların devam etmesine katkı sağlamaktadır. Batı’nın insan hakları söylemleriyle çelişen bu durum, savaşın sürdürülebilirliğine zemin hazırlayan bir iki yüzlülükten başka bir şey değildir.

Aleviler: Savaşın Görünmeyen Kurbanları

Aleviler, Suriye’de yalnızca bir inanç grubunun mensupları değildir. Tarihsel olarak marjinalleşmiş ve dışlanmış bir halktır. Ancak son yıllarda, özellikle Suriye muhalefetinin radikal unsurlarının hedefi haline gelmişlerdir. Sadece inançları yüzünden, devletin ve muhalefetin farklı gruplarının elinden ölüm ve katliamlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bugün, Kerbela’dan bugüne kadar süregelen bir öfkenin, Alevilere yönelik şiddette tezahür ettiğini görmekteyiz. Aleviler, sadece dini kimlikleriyle değil, aynı zamanda etnik kimlikleriyle de yok edilmek istenmektedirler.

Uluslararası Yardımlar ve Savaşın Ekonomik Boyutu

Suriye’ye gönderilen yardımlar, birçoğumuzun göz ardı ettiği çirkin bir gerçeği gözler önüne sermektedir: Yardımların büyük bir kısmı, savaşın ve şiddetin devamını sağlayan rejimlere ve terörist gruplara gitmektedir. Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler, Suriye halkına yardım gönderdiklerini savunsa da, bu yardımların nereye gittiği sorgulanması gereken bir başka trajikomik gerçektir. Alevi halkı, bu yardımlardan hiçbir şekilde faydalanamazken, Suriye’deki siyasi ve ekonomik çıkarlarını korumak isteyen güçler, ellerindeki bu yardımların “yanlış ellere” gitmesini umursamadan işlerine devam etmektedirler.

Sonuç Olarak Gelinen Nokta: Tarihsel Bir Trajedi, Uluslararası Bir Skandal

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Diğer Yazıları