Güzel, hoş, insanca yaşamanın haklı temennileri ve iyi niyetli sevecen dileklerde bulunmak, bizim coğrafyamızda kolay olmayan bir arzumuz, hatta çok zor kavuşulacak bir istektir diyebilirim.
Yüreği mutluluklar ve barış için atan herkesin en doğal istekleri bunlar değilmidir?
Bu temennileri Türkiyede elde etmek bir ütopya, bir hayal ve yine ne yazık ki bu istekleri asgari düzeyde talep etmek girişiminde bulunmak dahi büyük bir suç teşkil ediyor.
O coğrafyada farklı kültürel, inançsal özelliklere sahip kesimler, sistemin devamcılarının bilinçaltında kalmış tek tip düşünsel anlayışının yaratmış olduğu algılamaları yüzünden sevilmedi, sevilmiyorlar.
Hal böyle olunca eksik kültürel şekillenmenin hayat damarlarından bir kaçının kopuk ve doğal sonucu olarak her kesimde varlığını hissettiren ve bir türlü kendisi olamamış, ötekileştiren anlayışları, ön yargılar ile birlikte, yargısız infaz şekline dönüştürülmüş bir durumdadır.
Arzu ve isteklerimiz bütün olumsuz koşullara rağmen ağzımıza laf olsun diye doladığımız günümüz Türkiyesindeki yaşam koşullarına uymayan,”güneşli güzel günler göreceğiz” sloganını bir kez daha tekrarlamak olacak.
Fakat görünen kadarıyla daha şimdiden önümüzdeki yılın hiç de sandığımız, umut ettiğimiz gibi olmayacağı, olamayacağı çok net bir şekilde görünüyor.
Yine o coğrafyada kan ve gözyaşı ve ölen insanlara leş yakıştırması yapan, duygudan, sevgiden uzak kişilerin çoğunlukta olduğu bir yer olması itibarıyla bu güzel, duygu dolu temennilerimizin gerçek olabilmesi için daha çok uzun yıllar beklememiz gerekiyor.
Keza dünyanın nimetlerini daha çekici olarak gören ve bu yaşam anlayışını kendilerine yol çizmiş insanlar, çıkarları uğruna ihtiyaçlarından daha fazlasına sahip olabilmek için diğer insanlara kötülük yapmayı kendilerine mübah saymışlardır.
Uzun bir zaman süresi devam etmekte olan bu anlayışın haksızlık olduğunu, eşitlik ve insanca yaşamanın önünde bir engel olduğunu, bunun düzelmesi gerektiği isteğinde bulunan herkesi susturmak istemişlerdir.
Bu hakimiyet ve yaşamın hiç bir alanında güven vermeyen uygulamalar her an ne olacağı kaygısını taşıdığımız toplumsal bir gerçekliğimizdir.
Hakim olan kesim insanın doğuşundan itibaren kendisiyle beraber var olan ve yalnız kendisini düşünen bir varlık olduğunun farkındadır.
Onları küçük görmemizden dolayıdır bu kaotik ve yanılgılarla dolu yaşam’a mahkum edilişimiz.
Bu durumda onların koymuş olduğu kurallar çerçevesinde yine istemesekte onların sistemine hizmet eder gerçekliğimiz ortadadır.
Dolayısıyla yüreğini yitirmiş, insanlık adına ve değerlerinin ne olduğu konusunda en ufak bir fikri olmayan insanlar fazla uzakta değiller.
Hep söylemden öte bir anlamı olmayan büyük hatalarımızdır ve zaaflarımızdır onları üstün kılan.
İşte bunun içindir ki hemen yanı başımızda ve beyinlerindeki sevgiyi öldürmüş, histerik, kinleriyle bakıyorlar kendilerinden olmayanlara.
alevinet12
Hüseyin SÖYLEMEZ