Darbe üstüne darbe yememek için: Darbecilerle Hesaplaşalım!
12 Eylülcüler, anayasal parlamenter düzeni ortadan kaldırdılar.
Yasama, Yargı, Yürütme yetkilerini Mili Güvenlik Konseyi’nde topladılar.
Ülkeyi üç yıl anayasasız, parlamentosuz, yargısız yönettiler.
Ağızlarından çıkan her emir kanun oldu.
Milyon gözaltı ve tutuklama, sayısız işkence, işkencedeki ölümler. Nazi toplama kamplarına çevrilen askeri cezaevleri. 50 idam ve hâlâ bulunamayan kayıplar. Yasaklanan, yakılan milyonlarca kitap, dergi ve gazete. İşinden, okulundan atılan on binlerce işçi, memur, öğrenci ve öğretim görevlisi. Pasaport verilmeyen, vatandaşlıktan çıkarılan, fişlenen ve yaşamları altüst edilen, milyon mağdur insan.
12 Eylül sürüyor
Sözde demokrasiye geçildiği, 1983’den 2000’li yıllara kadar kurulan sözde sivil hükümetler, Milli Güvenlik Rejimi çerçevesinde iktidarı darbe rejimiyle bölüşürken;
Latin Amerika’dan Dünya’ya doğru halklar, kendi darbecileriyle hesaplaşarak demokratik topumun gelişme koşullarını hazırladılar.
Neticede, Türkiye toplumu ve halkı 12 Eylüldarbecileri ile hesaplaşma iradesini geliştiremedi.
Bu nedenledir ki 21. yüzyılın ilk çeyreğinin son yıllarındayız: 12 Eylül temel kurumlarıyla hala sürüyor.
Bu kadar mı?
12 Eylül darbeciliğinin güce göre şekillenen düşünce ve davranış kalıpları toplumda içselleşti.
12 Eylül darbecilerinin temel amacı; halkçı, demokratik, özgürlükçü, sosyal kazanımları tasfiye etmek, ipin askerin elinde olduğu şeklen demokrasi kisvesi altında, 1930’lardan kalma Tekçi rejimi yenilemek ve kurumsallaştırmaktı.
Baasvari Türk Tipi Tekçi rejim, böylesi bir zemin üzerinde gelişecekti.
Yeni Osmanlıcılık hayalleri adında, 1930’ların Tek Lider (Reis), Tek Millet (Türk- İslam Milleti), Tek Devlet (İslam-Türk Devleti) zuhur edecekti hem de yeşil bir görüntüyle zuhur edecekti.
12 Eylülcülerin yaptığı gibi anayasal parlamenter düzeni, ortadan kaldırılacaktı.
12 Eylülcülerden daha katmerlisi olarak, Yasama, Yargı, Yürütme yetkileri Tek Adam’da toplanacak;
Tek Adam’ın ağzından çıkan her emir kanun olacaktı.
İşçi ve emekçi kesimine yaklaşımları da aynıydı:
1980 darbesinin ilk aylarında Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) Başkanı Halit Narin, “Şimdiye kadar onlar (işçiler) güldü, şimdi sıra bizde.” diyerek, bu darbe ile neyi amaçladıklarını açıkça itiraf ederken;
Ege 78’liler Girişimi Derneği Hüseyin Habip Taşkının basın açıklaması.
alevinet12/İZMİR
ELİF KELEŞ O.