Ana SayfaHABERLERKızılca Yürür: Doğaya gitmek...

Kızılca Yürür: Doğaya gitmek başka bir mücadele alanı

Dersim’in Şifa Geleneği Sempozyumu’nu hayata geçirenler arasında olan Kızılca Yürür Gülşen İşeri’ye konuştu. Yürür; “Çatışmalı süreçte, gerçekten hareket alanımız kültür. Hatırlarsan 90’larda da dergicilik canlanmıştı. Biz ne zaman siyaset yapamasak Kültür işlerine kayıyoruz…” diyor.

 

Dersim’de Şifa Geleneği Sempozyum’u bu yıl yoğun katılımla gerçekleşti. İki yıldır devam eden sempozyum bu yıl bir birinden değerli konukları da ağırladı. Köylerden gelen lokman hekimler bitkileri tanıttı, botanikçiler sunumlar yaptı ve avukatlar da HES ve barajlara karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Dersim’de HES ve baraj projeleri sadece doğayı tahrip etmiyordu kuşkusuz. İnanç merkezileri ve şifalı bitkiler de tehlike altındaydı. O yüzden de Dersim kutsal topraklarına sahip çıkmak için bu mücadele geleneğini sürdürüyordu. Bu sempozyum da da yeniden dile geldi, inanç, Alevilik öğretisi, dağ keçileri vs sempozyumun önemli başlıklarıydı.

Bu sempozyumun ilk yola çıkanları müzisyen Metin Kahraman, Kızılca Yürür’dü.  Bu yıl da yine aynı ekip ve Dersim Arıcılar Birliği ve Dersim Ekoloji Meclisi’nin de katıldığı sempozyumu inatla devam ettiren Kemerburgaz Üniversitesi öğretim üyesi ve antropolog Kızılca Yürür böyle bir çalışmayı nasıl hayata geçirdiklerini şöyle anlatıyor:  “İlki yaptığımız sempozyum daha çok bizim çalışmamıza dönüktü. Bu ise topluma dönük bir sempozyum oldu. Çok fazla kişi katıldı. Aradaki fark geçen yıllar içinde çok daha fazla kişiyle tanıştık. Farklı tarım yöntemleri, bahçeler vs canlandı. Biz de bütün bu ilgi alanlarımızı bir araya toplarsak verimli olur diyerek önce Tunceli Üniversitesi ile görüştük. Sonra onların farklı bir kafada olduğunu gördük ve vazgeçtik. Uzun bir süre yapmayalım, Pertek’te kalsın dedik ama sonra bunun bir ihtiyaç olduğunu düşündük, ortak bir enerji vardı çünkü….  Kazım Gündoğan, Hilal Yorgancı, Metin Kahraman her biri bir ayağını tamamladı bu sempozyumun. “

Üç gün boyunca süren sempozyum Dersim Ticaret Odası’nda gerçekleşti. Türkiye’nin pek çok yerinde, bölgesinde böyle bir sempozyumun olabileceğini söyleyen Kızılca Yürür neden Dersim sorusuna da yanıt veriyor:  Dersim çünkü civelek bir coğrafya, işveli ve nazlı, insan bu coğrafyada kendini umut içinde buluyor.

Ama şu bir gerçek, bu topraklar çok değerli… Böyle bir girişim, Tokat’ta da, Adıyaman’da da Mersin’de de olmalı. Sadece Dersim’e sıkışmamalı diye düşünüyorum.

Yoğun katılımla gerçekleşen sempozyum elbette çatışmalı sürecin de gölgesinde gerçekleşti. Kızılca Yürür bu konuya ilişkin de “böyle bir dönemde siyasete yapamıyoruz ve kültüre yöneldik” diyor.

Yürür;  “Bu konuyu konuştuk, Mardin Müze müdürü Nihat Erdoğan’nın sunumu bizi nasıl etkiledi… Mardin bu çatışmalı sürecin ağırını yaşayanlardan. Ama nasıl umutla izledik orada gerçekleştirdiği müze etkinliklerini… Şu dönem gerçekten hareket alanımız kültür. Hatırlarsan 90’larda da dergicilik canlanmıştı. Biz ne zaman siyaset yapamasak Kültür işlerine kayıyoruz. Aslında daha da yaratıcı dönemler yaşıyoruz bir anlamda. Çevre hareketinde bir şey yapamıyoruz, işçi hareketinde bir şey yapamıyoruz… Yapabilsek eminiz hepimiz yaparız… “ diyor.

Bu sempozyumun bir kaçış alanı olduğunu vurgulayan Yürür, bir yanıyla da kimsenin dokunmadığı bir alan olduğunu, özellikle de siyasetin girmediğini söylüyor.

“Bu biraz kendim adıma bir kaçış alanı, ama çok güzel bir kaçış alanı, yaşamsal bir şey çünkü diyen Yürür, “Asıl gerçeklik doğa, besleniyorum. Kaosun içinde kendimize bakar olduk, doğaya gitmek başka bir mücadele alanı bence,  bitkiler bizi sarıp sarmalıyor,arınıyoruz. “ diyerek mücadele alanının başka bir boyutuna değiniyor.

Her ne kadar iki yıldır süren bir sempozyum da olsa elbette tartışmalar da çıkmıyor değil. İlki Pertek’de gerçekleşmişti sempozyumun, ikincisi biraz daha büyüdü ve Dersim merkeze doğru kaydı, sempozyum büyüdükçe de tartışmalar başladı…

Kızılca Yürür bu tartışmalara pek de değinmiyor ama söyleyecek bir iki cümlesi de yok değil:  Burada bir tartışma yürüdü…  ‘Kimse kafasına göre bir şey yapamaz’ algısı hakim. O yüzden de gelmeyenler oldu ama bu çoğunluk değildi… Arkamızda şirketler varmış vs… Madem şirketler var, açıklasınlar! Ben bunu istedim. Hala da bilmek istiyorum.

Dersim şifa geleneği sempozyumu önümüzdeki yıllarda da yapılacak hatta kent bahçelerinde birer örnek teşkil ederek. Üretim bahçelerinin yanına bir de şifa bahçeleri eklenerek Türkiye’de kentlere uygulanan bir model olarak da tarihe geçecek…

GÜLŞEN İŞERİ/ gulseniseri81@gmail.com

 

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Suriye’de Alevilere yönelik soykırım anması yapıldı!

Almanya'nın Neuss kentinde, Suriye'deki Alevilere yönelik soykırım girişiminin birinci yıl dönümünde uluslararası bir anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, soykırım mağdurlarının anısına adalet talep edilirken, insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığın artırılması gerektiği vurg

Kaçırılmış, tutuklanmış ya da öldürülmüş olabilir mi?

Suriye'nin kuzeyinde 18 Ocak'tan beri kayıp olan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann'ın, Demokratik Suriye Güçleri tarafından gözaltına alınmış olabileceği belirtiliyor. Ailesi ve avukatı, gazetecinin akıbeti konusunda endişeli ve öldürülme ihtimalinin de bulunduğunu ifade ediyor.

Berlinde 2. Alevi Festivali Başbakan Wegner ile!

Berlin Alevi Toplumu, Başbakan Kai Wegner ile bir araya gelerek bu yıl ikincisi düzenlenecek Alevi Festivali'nin onun himayesinde gerçekleştirileceğini duyurdu. Görüşmede, ağaç dikme projesi ve üniversitelerde Alevilik üzerine akademik çalışmaların teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Devlet inançlara müdahale etmemeli!

Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Şube Başkanı Tahsin Akpınar, Alevi köyü Bademler’de cami yapılmasının inanç özgürlüğüne zarar vereceğini ve devletin inançlara müdahale etmemesi gerektiğini vurguladı. Akpınar, devletin A
spot_img