Ana SayfaGüncel HaberlerIPPNW Direktörü: Tecrit bir...

IPPNW Direktörü: Tecrit bir işkence

IPPNW Direktörü Gisela Penteker, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride ve uluslararası kurumların sessizliğine değindi: Tecrit bir işkence

İmralı Adası’nda ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında tutulan ve yaklaşık 28 aydan bu yana da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’tan hiç bir haber alınamıyor. Sayısız aile ve avukat başvurusu yapılırken diğer yandan da uluslararası çağrılar ve başvurular yapılıyor. Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin kırılması ve fiziki özgürlüğü için yapılan başvuru ve çağrılar ise Adalet Bakanlığı tarafından görmezden geliniyor. Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (International Physicians for the Prevention of Nuclear War-IPPNW) Direktörü Gisela Penteker, yıllardır sürdürülen ağırlaştırılmış tecride dair JİNNEWS’ten Melek Avcı’ya değerlendirmelerde bulundu.

Hukuka aykırı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik 28 aydır sürdürülen mutlak tecridi ve haber alamama halini bir işkence olarak nitelendiren Gisela, Türkiye’nin bu tecrit ile halka olan kibrini de gösterdiğini söyledi. Gisela, “Bence bu zalimce ve Türk yetkililerin tutukluya, ailesine, avukatlarına ve halka karşı olan kibrini ve hafife alma halini gösteriyor. Sayın Öcalan’ın ve diğer tutsakların İmralı’da öncesinde ve son 28 aydır bu şekilde tecrit edilmesi işkenceden başka bir şey değildir. İnsan haklarına ve uluslararası hukuka aykırıdır. Bu tecrit hiçbir anlam ifade etmiyor, çünkü Sayın Öcalan’ın destekçileri arasında spekülasyonlara ve endişelere yol açmaya çalışmak dışında bir işe yaramıyor” diye belirti.

Fikrinden korkuyorlar

Binlerce başvuruya rağmen görüşlerin engellenmesi ve sessizliğin iktidarın farklı bir toplum tahayyüllünü tehdit olarak görmesinden kaynaklandığını söyleyen Gisela, “Türkiye’de ve uluslararası arenada kimileri Sayın Öcalan’ı bir ‘suçlu’ ve ‘terörle bağlantılı’ olarak görüyor. Türkiye kendisini ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Çünkü kendisini bir tehdit olarak görüyorlar. Gerçek anlamda onun kitaplarını okuyan ve temelde eşitlikçi, ekolojik ve katılım anlayışı üzerinden bir toplum tahayyülü fikrini anlayan çok az kişi mevcut. İktidardakiler için bu fikir ve sistem sahip oldukları ayrıcalıklara, koltuklarına ve birçok şeye yönelik bir tehdit. İkincisi ise batılı ülkeler doğuya ve Rusya’ya karşı NATO’nun siperi olarak Türkiye’ye ihtiyaç duyuyorlar. Ortada bir çıkar var ve sürekli olarak Türk hükümetinin şantajına açık haldeler. Uluslararası adım atılmaması bundan kaynaklanıyor diye ifade edebilirim” dedi.

CPT görevini yapmıyor

Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) Eylül ayında İmralı’ya yaptığı ziyaret raporlarını açıklamamasını ilişkin tutumunu eleştiren Gisela, “Bu, Birleşmiş Milletler’in organlarının kurallarına göre işletiliyor. Bu kurumlar için ulusal egemenlik çok yüksek bir önceliktir ve uluslararası antlaşmaların ve anlaşmaların bir ön koşuludur. Bu nedenle, çok açık ve net Türk hükümetinin izni olmadan rapor hakkında bilgilendirme yapmıyorlar. İmralı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlali ortada. Tecrit, uluslararası düzeyde işkence olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak farklı siyasi koşullarda uluslararası hukukun iktidardakilerin çıkarlarına göre göreceleştirildiğini görüyoruz. Yine de tutsaklara ve onların insan haklarına saygı gösterilmesini tekrar tekrar istemek zorundayız. Her fırsatta dile getirmek durumundayız” sözlerini kullandı.

Mesajlar umut oldu

Abdullah Öcalan’ın çözüm sürecinde ve Kürt halkı üzerindeki büyük etkisine değinen Gisela, iktidarın bu süreci kendi eliyle sonlandırdığını belirterek şöyle konuştu: “Sayın Öcalan’ın birçok Kürt üzerinde hâlâ sahip olduğu etkiye dair örnekler mevcut. 2013/14’teki kısa süreli barış sürecinden, Dolmabahçe anlaşmasına kadar o ve PKK liderleri barış görüşmelerinin tarafıydı. Görüşmeler oldukça başarılı geçti ve birçok kişiye umut verdi. Ama cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin istediklerini vermedi ve bu yüzden barış süreci iktidar tarafından durduruldu. İki kez ölümcül açlık grevini durduran da Sayın Öcalan’ın İmralı’dan verdiği mesajlar olmuştur.”

Savaş çözüm değil

“Savaşların ve çatışmaların şiddet ve baskıyla çözülemeyeceği bir gerçektir” diyen Gisela, son olarak şunları belirtti: “Tüm taraflar aynı masada oturmalıdır. Bu davadaki tüm taraflar, Sayın Öcalan, Türk hükümeti, farklı Kürt grupları ve onların temsilcileri anlamına geliyor. Bu süreç Birleşmiş Milletler kontrolünde olmalıdır. Sayın Öcalan’ı ve destekçilerini tecritte bırakmak işkencedir. Uluslararası toplum, Türkiye cumhurbaşkanını kendisine muhalif olanları hapse atmak ve susturmak yerine reformlara, barış sürecine ve demokratik kurallara geri dönmeye çağırmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#IPPNW #Direktörü #Tecrit #bir #işkence

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Alevi Kurumları Avrupada Siyasi Rolünü Tartıştı

Strazburg'da Alevi Kurumları, CHP Milletvekili Ali Öztunç'un katılımıyla Avrupa'daki Alevi toplumunun rolü ve Türkiye'deki siyasi gelişmeler hakkında bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Alevi hakları, yerel yönetim uygulamaları ve yaklaşan seçim süreci gibi konular ele alındı.

Gülistan Doku davasında gözaltılar gerçekleşti!

Gülistan Doku davasında, 2020 yılından beri kayıp olan Doku'nun akıbetiyle ilgili olarak 7 ilde düzenlenen operasyonda 13 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Dersim valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de bulun

Zeynep Cansız, Alevilik mücadelesinin simgesi olarak

Zeynep Cansız, 13 Nisan 2026'da İzmir Şehir Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Alevilik mücadelesinin simgesi olarak tanınan Cansız, oğlu Sakine Cansız'ın katledilmesinin ardından halkın haklarını savunma konusunda önemli bir figür haline gelmişti

Zeynep Ana, Alevi mücadelesinin simgesi olarak anılacak

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Zeynep Cansız'ın yaşamı boyunca Alevi mücadelesine katkı sağladığını belirterek başsağlığı mesajı yayımladı. Cansız'ın Alevi inancındaki ölüm anlayışına vurgu yap
spot_img