Alevi toplumu, tarih boyunca maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddet karşısında sessiz kalmayacağını vurguladı. Alevi inancının ve kültürünün yok sayılmasına karşı çıkan temsilciler, bu durumu bir soykırım olarak nitelendiriyor. Toplumun, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık talepleriyle sokağa dökülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Toplumun önde gelen isimlerinden biri, Alevilerin yıllarca süren ayrımcılığa ve baskılara karşı durarak, yaşadıkları acıların unutulmaması gerektiğini belirtti. Bu bağlamda, Alevi kimliğinin savunulması ve toplumun bir araya gelerek hak arayışını sürdürmesi gerektiği vurgulanıyor.
Alevi kurumları, bu süreçte dayanışmanın önemine dikkat çekerek, tüm inanç gruplarının eşit haklara sahip olması gerektiğini savunuyor. Alevilerin, kendilerine yönelik saldırılara karşı ortak bir sesle yanıt vermesi gerektiği ifade ediliyor. Bu bağlamda, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık talepleri, Alevi toplumunun öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Alevi temsilcileri, dünya genelindeki insan hakları savunucularını, bu soykırıma karşı duyarlılığa çağırarak, Alevi inancının ve kültürünün korunması için destek bekliyor. Toplumun, yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmesi için bir araya gelmesi ve ortak hareket etmesi gerektiği vurgulanıyor.