Çarşamba, Ocak 7, 2026

Yeni Dünya Düzeni Değil, Yeni Bir Küresel Yağma Düzeni

Bugün Venezuela üzerinden tartışılan mesele ne Trump’tır, ne Maduro’dur, ne de iki “sorunlu lider” arasındaki kişisel bir güç kavgası. Yaşananlar çok daha büyük, çok daha tehlikeli ve çok daha sistematiktir. Bu, ABD emperyalizminin dünyaya karşı devreye soktuğu yeni bir makro işgal, ilhak ve sömürgeleştirme stratejisidir.

Bu saldırganlığın başlangıç noktası, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle açılan Pandora’nın kutusudur. Ukrayna işgali yalnızca bir bölgesel savaş değil, emperyalist güçlere “fiili ilhakın yeniden meşrulaştırılabileceğini” gösteren bir eşik olmuştur. Rusya bu eşiği geçti, ABD ise bu yeni dönemi küresel ölçekte fırsata çevirmektedir.

Venezuela’ya yönelik ABD baskısı; uyuşturucu, göç ya da “demokrasi” söylemleriyle açıklanamaz. Bunlar yalnızca kamuoyunu uyuşturmak için kullanılan klasik bahanelerdir. Gerçek gerekçe son derece açıktır: enerji, petrol, kritik yer altı kaynakları ve jeopolitik hakimiyet.

Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahiptir. 303 milyar varillik bu rezerv, özellikle Çin ile kurulan enerji ilişkileri nedeniyle ABD açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir tehdit olarak görülmektedir. ABD’nin sorunu Maduro’nun “diktatör” olması değil; ABD’nin denetimi dışında kalan bir enerji havzasının varlığıdır.

Bu tabloyu yalnızca Venezuela ile sınırlı görmek büyük bir hata olur. Aynı saldırgan zihniyet Kanada’dan Grönland’a, İran’dan Suriye’ye kadar uzanan geniş bir hatta kendini göstermektedir. Enerji yolları, nadir toprak elementleri ve stratejik coğrafyalar, yeni dönemin savaş gerekçeleridir. Demokrasi, insan hakları ya da özgürlük söylemleri ise bu yağmanın süslenmiş ambalajından ibarettir.

Rusya’nın Ukrayna’daki işgaline karşı çıkmaktaki ikircikli tutumu, bugün ABD’nin Venezuela hamlesine karşı güçlü bir itiraz geliştirememesinin de temel nedenidir. Emperyal suç ortaklığı, sessizlik üretir. Avrupa Birliği ise hâlâ ABD–Rusya–İngiltere üçgeninde hangi tarafa yaslanacağını hesaplamakla meşguldür; ilkesizlik, strateji diye pazarlanmaktadır.

İngiltere her zamanki gibi sessizdir. Çünkü klasik İngiliz sömürge aklı, doğrudan bağırmaz; bekler, izler ve sonuçtan payını alır. “Uzaktan bombanın sesi hoş gelir” anlayışı, bugün de geçerlidir.

Bu tablo bize şunu açıkça göstermektedir: Dünya, yeni bir düzen değil, yeni bir barbarlık çağına sürüklenmektedir. Sınırlar, hukuk, uluslararası anlaşmalar ve halk iradesi; enerji şirketlerinin, askeri-endüstriyel komplekslerin ve küresel sermayenin çıkarları uğruna yok sayılmaktadır.

Bu nedenle çözüm, devletler arası diplomatik manevralarda ya da yeni ittifak oyunlarında değildir. Çözüm; halkların, emekçilerin, kadınların ve insan hakları mücadelesi verenlerin küresel ortak direnişinde yatmaktadır.

Emperyalizmin küresel olduğu bir dünyada, adalet mücadelesi de küresel olmak zorundadır. Aksi halde bugün Venezuela’da başlayan yangın, yarın başka bir coğrafyada, başka bir halkın hayatını kül edecektir.

Bu mesele ne Trump meselesidir, ne Maduro meselesi. Bu, insanlık ile küresel yağma düzeni arasındaki tarihsel hesaplaşmadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları