Cehaleti Devlet Politikası Yapan Rejim

21.yüzyılda Afganistan, Taliban yönetimi altında sadece geri bırakılmıyor; bilinçli olarak karartılıyor. Bu artık bir “kültür”, “gelenek” ya da “inanç yorumu” meselesi değil. Bu, cehaletin devlet politikası hâline getirilmesidir.
Taliban’ın kız çocuklarını ortaokuldan itibaren okuldan men etmesi, üniversiteleri kadınlara kapatması ve kadınları kamusal hayattan sistemli biçimde silmesi; açık bir siyasi tercihtir. Bu tercih, eğitimi değil itaatkâr cehaleti esas alır. Çünkü bilgi güçtür. Gücü paylaşmak istemeyen her otoriter yapı gibi Taliban da ilk önce eğitimi hedef almıştır — özellikle de kadınlarınkini.
Bugün Afganistan’da bir kız çocuğu defter taşıdığı için suçlu sayılıyor. Bir kalem, bir yönetim için tehdit olarak görülüyorsa, orada devlet yoktur; korku vardır. Taliban, dini referansları iktidarını mutlaklaştırmak için bir kalkan olarak kullanıyor. Oysa bu uygulamalar ne dini temsil eder ne de ahlakı. İnancı baskının aparatı hâline getiren her rejim, sonunda inancı da kirletir.
Asıl utanç verici olan ise uluslararası sistemin bu tablo karşısındaki edilgenliğidir. “Endişe duyuyoruz” açıklamalarıyla geçen her gün, Afganistan’daki kız çocuklarının geleceğinden bir yıl daha çalıyor. Dünya sessiz kaldıkça Taliban yalnızca baskıyı artırıyor, yasakları kalıcılaştırıyor, karanlığı normalleştiriyor. Sessizlik, bu rejimin en büyük müttefikidir.
Afganistan’da yaşananlar bir iç mesele değildir. Eğitim hakkının cinsiyet üzerinden gasp edilmesi, evrensel insan haklarına karşı açık bir meydan okumadır. Bugün kız çocuklarının susturulmasına göz yumanlar, bu karanlığın sınır tanımayacağını görmek zorundadır. Coğrafya, kız çocukları için kader olmamalı. Eğitimden yoksun bırakılan her çocuk, yalnızca kendi geleceğini değil, bir ülkenin geleceğini de kaybeder.
Taliban yönetimi Afganistan’ı yönetmiyor; Afganistan’ın geleceğini rehin alıyor. Kız çocuklarını okuldan uzaklaştıran bir rejim ne meşrudur ne de sürdürülebilirdir. Tarih, cehaleti iktidar aracı yapanları affetmez.
Ve unutulmamalıdır: 21. yüzyılda, bir çocuğun defteri bile bu kadar tehlikeli olamaz. Coğrafya, kader olamaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Bolu Yangını: Devletin Sorumluluktan Kaçışı ve Halkın Acısı

Türkiye, tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan 6 Şubat depremini hâlâ unutamadı. Resmi açıklamalara göre 53 bin 537 yurttaşımız hayatını kaybetti, milyonlarca insan evsiz...

Roboski Katliamı: Adaletin Peşinden 13 Yıl

28 Aralık 2011, Roboski: 34 can, çoğu genç ve çocuk, yitirildi. Bir köyün kalbi kırıldı, bir halkın yarası kanadı. O kara günden bu yana...

Aleviliği Siyasetin Kirli Pazarlıklarına Alet Etmek

Son günlerde yeniden gündeme gelen tartışma: Kılıçdaroğlu’nun CHP içindeki siyasi tavrı tartışılırken, kimi çevrelerin onun Alevi kimliğini referans alarak söz söylemesi hadsiz ve kabul...