Suriye’de emperyalist bir konsept vardır. Şam’a ciddi bir savaş vermeden, yürüyerek geldiler; kuru gürültü ve kelle kesme anılarıyla özdeşleşen sloganlar eşliğinde ilerlediler. Kim oldukları bilindiği hâlde “Şam hükümeti” olarak tanımlanıp, adına “huzur” denilerek diplomatik turlara başladılar.
Başta Türkiye olmak üzere birçok güç Suriye’de oyun kurucu olmaya çalıştı. “Huzur geldi, ülke diktatörden kurtuldu” korosuna neredeyse hepsi dâhil olurken Alevi katliamı baş gösterdi. Dünya bunu görmezden geldi. Ardından Dürzilere bir soykırım dayatıldı; bu da duyulmamaya çalışıldı. İsrail’in baskısı ve inadıyla konu duyulur kılındı.
Şimdi Halep’te Kürtlere bir ölüm dayatılıyor; sonun sonu! Dünya fazlasıyla kör, sağıra yatmış durumda. Halep’te kan akarken onlar birlik ve bütünlükten bahsediyorlar.
Bunak, yaşlı ve menfaat dünyamızın birkaç yüzü vardır. Demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlükten bahseder; dilinden bunu düşürmezken esas hedefi karanlıktır. Çünkü sermayesi cehalet, karanlık ve kötülüktür.
HTŞ, bu çıkarcı dünyanın karanlık yüzüdür. Suriye halkları nezdinde hiçbir meşruiyeti olmayan bu katiller sürüsüne yönelik diplomatik görüşmeler ve HTŞ’nin güzellenmesi manidardı.
Birinci Paylaşım Savaşı’nın ve İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkımı biliriz. Şimdi dünyamız üçüncü bunalım aşamasını yaşıyor; yüzü karanlığa dönüktür. Suriye’de HTŞ’ye verilen gizli ve açık destek de bu konseptin karanlık yüzüdür.
Suriye’de çözüm, Trump doktrininin Ortadoğu temsilcisi ve uygulayıcısı olan Tom Barrack’tan gelmez. O; kötülük, sömürü ve pastanın hepsinde gözü olan bir sistemin adamıdır. Onun derdi Suriye halkları değil, Suriye’deki kavgadan ve çözümsüzlükten elde ettiği paydır.
Ortadoğu’ya monarşiyi öngören bir akıl, çözüm isteyen bir akıl değildir. Eski elbiseyi yamalayarak yeniden giydirmektir.
Bu, Suriye halklarının çözümü değildir. Suriye’de çözüm; demokrasiye ve özgürlüğe ihtiyacı olan tüm güçlerin ve farklılıkların (Aleviler, Kürtler, Dürziler vb.) ortak mücadelesidir.
Ortadoğu’da ne kadar ipini koparmış, anakronik, şeriatçı, milliyetçi ve faşist örgüt varsa Türkiye hepsiyle ilişkilidir; hepsiyle dosttur. Halep’teki çatışmanın tetikleyicisi değil, komuta merkezi Türkiye’dir.
Tüm gerici faşist güçleriyle, medya ordusuyla birlikte günlerdir iki Kürt mahallesine saldırmaktadırlar. Türkiye’nin “kardeşlik” maskesi düşmüş; kin, öfke ve kara yüreği ortaya çıkmıştır.
Türkiye’nin devlet aklı budur. Eğer Kürt’seniz, devletin ötekisiyseniz; Hitler’in generali Hermann Göring’le yüz yüze olduğunuzu unutmayın. Suratlar değişse de geleneksel faşizm aynıdır.
