Ortadoğu’da Faşist Şiddet ve Irkçılığın Dönüşümü

Ortadoğu, faşist şiddetin coğrafyası hâline geldi. Faşizmin sadece bazı ırkçı partilerden ibaret olmadığı bilinir. Öyle olsaydı Mussolini yok olur, Hitler’in partisi de tarihe karışırdı. Ancak ırkçılık ve faşizm değişime uğrayarak; kendini salgın virüsler gibi birçok bölgede göstermektedir.

MHP gider, AKP gider, mollalar gider ama yerlerine başkaları gelir. Esad gitti; yerine gelen kıl ordusu, Esad rejiminden 50 yıl geridedir. Esad’a diktatör diyenler, kanla abdest alanları; köle pazarında kadın satanları “şirin” göstermeye çalışıyor.

Sözde laik olan Türk devleti ise bakın: Tüm ideolojik ve politik araçlarıyla bu yamyamlara hamilik yapıyor. Çünkü faşisttirler, ırkçıdırlar ve ideolojik akrabalıkları vardır.

Kürtler, emperyalistlerin Ortadoğu’daki maskelerini düşürmüştür. Kelle kesenler gelince Kürtlere yanaşanlar, şimdi Kürtler üzerinde yeniden oyun kuruyor. Onların amacı diktatörlerle mücadele etmek değildi. Tek amaçları vardır: sömürü ve yayılma emelleri.

Ortadoğu kurak topraklardır. Diktatörlükler ise şiddet üreten bir düzenin adıdır. Emperyalistler bundan beslenir.

Esas sorun demokrasi güçlerinin ve emekçi sınıfların sorunudur. Faşizmi ve şiddeti ortaya çıkaran nedenleri iyi görmek gerekir. Faşizmi yaratan koşullar ortadan kaldırılmadıkça bu topraklara barış ve huzur gelmeyecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Ahlaki Üstünlük

Kürtler bugün büyük bir komployla karşı karşıyadır. Büyük güçlerin ve özellikle Türkiye’nin örgütlemek istediği ihanet, dünden beri ahlaksız bir biçimde sürdürülüyor. Bu, yalnızca askeri...

Öcalan’a Söylenen Söz Kime Söylenir?

İtibar suikastının anatomisi ve siyasi nefretin üretim zinciri "Bir toplumda kime hakaret edilebileceği, o toplumun siyasal iktidarının haritasını verir. Öcalan'a söylenen söz, yalnızca ona söylenmez,...

Suriye’de “Huzur” Yalanı, Katliamlar, Sessizlik ve HTŞ Gerçeği

Suriye’de emperyalist bir konsept vardır. Şam’a ciddi bir savaş vermeden, yürüyerek geldiler; kuru gürültü ve kelle kesme anılarıyla özdeşleşen sloganlar eşliğinde ilerlediler. Kim oldukları...