Dersim’de yaşayan Gevher Adır, çocukluğuna dair Hızır orucu ve Hızır ayında pişirilen qavut geleneğini anlattı. Hızır orucunun köyde üç gün boyunca tutulduğunu belirten Adır, bu günlerin sadece aç kalmakla geçmediğini, aynı zamanda manevi bir atmosferin oluştuğu, dua ve niyazlarla dolu günler olduğunu ifade etti. Oruç açma ritüelinde herkesin evinde bulunan yemeklerle sofralar kurulduğunu, durumları iyi olanların daha çeşitli yemekler hazırladığını aktardı.
Hızır ayının en dikkat çekici geleneklerinden biri olan qavut yapımı ise Adır tarafından detaylı bir şekilde anlatıldı. Qavut, buğdayın yıkanıp kurutulması, sacda pişirilmesi ve el değirmeninde öğütülmesiyle hazırlanıyordu. Ancak bu gelenek yalnızca bir yiyecek yapımından ibaret değildi; aynı zamanda Hızır’ın izinin qavut üzerinde belireceğine dair bir inanç da taşıyordu. Adır, geçmişte qavut üzerinde çıkan işaretlerin o yıl ne tür olayların yaşanacağına dair yorumlandığını vurguladı.
Adır, dedelerinin cem erkânlarındaki rolüne ve onların keramet sahibi olduğuna inançlarına da değindi. Dedelerinin köydeki olayları önceden hissedebildiğini, ateşe girip çıkarken bir zarar görmediğini aktaran Adır, bu inancın köylüler arasında derin bir bağ oluşturduğunu belirtti. Ancak günümüzde bu geleneklerin ve inançların unutulmaya yüz tuttuğunu, insanların eski pratikleri yaşatmadığını dile getirdi.
Gevher Adır, geçmişte büyük bir inançla yapılan ritüellerin günümüzde aynı şekilde yaşatılmadığını ve köydeki birlik duygusunun zayıfladığını ifade etti. Hızır ayı, yalnızca bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda paylaşım ve umudun canlı tutulduğu bir dönemdi. Adır’ın paylaştıkları, bu değerlerin yeniden hatırlanması gerektiğinin altını çiziyor.