Herdu Çawe We Derkewi..! (İki Gözünüz Çıksın..!) Evet, bu şehir unutmayacak. Bu dağlar, bu dereler, bu taşlar ve bu topraklar ne sizi ne de yaptıklarınızı unutacak.
Var olduğunuz günden bu yana kadim coğrafyamızda taş üstünde taş bırakmadınız. Dilimizi yasakladınız, inanç ve itikat yolumuzu inkâr ettiniz. Köylerimizin kadim isimlerini değiştirdiniz; nenelerimizden ve dedelerimizden miras kalan isimleri hafızalardan silmeye çalıştınız.
Ama bununla da yetinmediniz.
Nenelerimizi, dedelerimizi, gençlerimizi ve çocuklarımızı makineli tüfeklerin karşısına dizdiniz. Kurşunladınız. Sağ kalan olmasın diye cesetlerin arasında dolaşıp süngülerle yok etmeye çalıştınız.
Yetmedi; bütün bu vahşetin ortasında ganimeti de unutmadınız. Öldürdüğünüz insanların üzerindeki takıları, yüzükleri ve değerli ne varsa topladınız.
Xece nenemizin anlattıkları hâlâ kulaklarımızdadır.
1938 yılında Hozat’a bağlı İn köyünde gerçekleştirilen katliam sırasında, kurşuna dizilenlerin arasında Perihan Xatun da vardı. Yaralı hâlde cesetlerin altında kalarak hayatta kalabilmişti. Daha sonra askerlerin, sağ kalan olup olmadığını anlamak için yaralı bedenleri süngüleyerek kontrol ettiklerini anlatırdı. Aynı askerlerin, özellikle kadınların boyunlarındaki takıları ve parmaklarındaki yüzükleri topladıklarını da söylerdi.
Perihan Xatun’un parmağında da bir yüzük varmış. Asker yüzüğü çıkarmaya çalışmış ancak çıkaramamış. Bunun üzerine yanındaki asker:
“Parmağını kes, öyle çıkar.”
demiş.
Perihan Xatun o günü yıllar sonra şöyle anlatırdı:
“Öyle bir korktum ki kendimden geçtim.”
Asker son bir kez daha denemiş. Yüzük, yağ gibi parmağından çıkmış. Böylece Perihan Xatun hem parmağını kaybetmekten hem de yaşamına son verilmesinden kurtulmuş.
Biz Dersimliler bu hikâyeleri kitaplardan okumadık. Nenelerimizin ve dedelerimizin dilinden dinleyerek büyüdük. Acılarımızı da hafızamızı da onlardan devraldık.
Bugün ise çıkıp bizleri kurtaracağınızı söylüyor, geleceğimize dair vaatlerde bulunuyorsunuz.
Hakkımızda özel kanunlar çıkardınız.
Dersim olan ismimizi zorla Tunceli yaptınız.
Çocuklarımızı açtığınız okullara, kurumlara ve üniversitelere gönderdik. Nice acılar yaşandı, nice yaralar açıldı. Buna rağmen halkın iradesiyle seçtiğimiz belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine kayyumlar atadınız. Kayyumları olağanüstü yetkilerle donattınız. Ardından ortaya çıkan usulsüzlükleri, yolsuzlukları ve skandalları açığa çıkarmayı bir başarı hikâyesi gibi sunmaya çalıştınız.
Oysa bugün eleştirilen birçok uygulamanın ve yolsuzluğun sorumluları; Türkiye Cumhuriyeti adına yetkilendirilen, Dersim’i yönetmek ve denetlemek için görevlendirilen mülki amirlerdi.
Bütün bunları görmezden gelip ardından sosyal medyada “Tunceli sizi unutmayacak, iki gözüm.” diye paylaşım yapmanız; bu halkın hafızasını yok saymaktır.
Hayır…
Bu halk unutmayacak.
Bu topraklar unutmayacak.
Bu hafıza unutmayacak.
Çünkü unutmak, yaşananları inkâr etmektir.
Dersim ise hafızasıyla vardır.
Acılarıyla, direnişiyle, kaybettikleriyle ve hakikatiyle vardır.
Herdu çawe we derkewi…
Bahçeleriniz bahar görmesin.
Çekin kirli ellerinizi Dersim’den.
Çünkü Dersim, dün olduğu gibi bugün de size ve sizin ağalarınıza, beylerinize, efendilerinize boyun eğmedi.
Ve bilin ki…
Dersim yarın da boyun eğmeyecek.
Ne size ne de bize cilalayıp yutturmaya çalıştığınız efendilerinize…
