2 Temmuz 1993’te, Sivas’ın Madımak Oteli’nde sadece Türkiye’nin aydınları ve sanatçıları değil, aynı zamanda Alevilik inancını ve Anadolu’nun kadim kültürünü anlamak üzere Hollanda’dan gelen genç antropolog Carina Thuijs de katledildi. O gün, otelin duvarlarını saran ateş, sadece fiziksel bir mekanı değil, insanlığın ortak vicdanını da yaktı.
Carina Thuijs, Türkiye’ye bir turist olarak değil, öğrenmek ve tanıklık etmek amacıyla gelmişti. Alevilik ve Anadolu kültürü üzerine derin bir saygıyla araştırmalar yapıyor; insanları anlamak, yargılamak değil, birbirleriyle insani bir köprü kurmak istiyordu. Ancak, o talihsiz günde, nefretin hedefi olarak otuz üç canla birlikte yaşamını yitirdi.
Yıllar geçmesine rağmen Carina’nın adı Türkiye’de sevgi ve özlemle anılmaya devam ediyor. Ancak, onun doğduğu ülkede yeterince hatırlanmadığını düşünenlerin hüzünleri de hala var. Çünkü insanlık adına yaşamını yitirenlerin anısı, yalnızca bir ülkeye değil, tüm dünyaya aittir ve bu anı yaşatmak herkesin sorumluluğudur.
Carina Thuijs, insan olmanın milliyetlerden çok daha büyük bir değer olduğunu hatırlatıyor. Hakikati arayanların yolu bazen uzak diyarlara uzanabilir; ancak geride bıraktıkları iz, sınırları aşar ve vicdanlarda yaşamaya devam eder. Bugün, onu ve 2 Temmuz’da kaybettiğimiz tüm canları saygıyla anıyor; adlarını hafızamızda ve yüreğimizde yaşatıyoruz.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Carina Thuijs’in hatırası, insanlığın ortak vicdanının simgesi olarak yaşatılmalıdır. Alevilik ve Anadolu kültürüne duyduğu derin saygı ile hayatını kaybeden Thuijs, farklılıkların zenginliğini savunarak, toplumsal barışın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Unutulmamalıdır ki, nefret ve ayrımcılığın hedefi olan her birey, insanlığın ortak acısını taşır ve bu acıyı paylaşmak, hepimizin sorumluluğudur.
— Alevi Gazetesi Editörü