Anayasa Mahkemesi, 12 yıl süren Sivas Madımak Katliamı davasında “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” kararını vererek, Türkiye’de adalet ve cezasızlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. 1993 yılında Sivas’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine de hükmedildi. Bu karar, otuz üç yıl süren hakikat ve adalet mücadelesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) önceki dönem Eşit Başkanı Nevin Kamilagaoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin kararını hukuki ve sembolik bir dönüm noktası olarak niteliyor. Kamilagaoğlu, devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ortaya koyan bu kararın, Alevi toplumunun “Madımak için adalet istiyoruz” talebini anayasal bir zemine taşıdığını belirtiyor. Ancak, katliamın azmettiricileri ve ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında yeni bir yargılama yolunu doğrudan açmadığını da vurguluyor.
Kamilagaoğlu, Sivas Katliamı ile tam anlamıyla bir yüzleşme sağlanamadığını ifade ediyor. Yargılama sürecinde sanık avukatlarının devletin en üst makamlarında görev alması ve cezasızlık algısının güçlenmesi, adalet duygusunu derinlemesine zedeledi. Alevi kurumlarının Madımak Oteli’nin müze olması yönündeki taleplerinin karşılık bulmadığını da ekleyerek, devletin Alevilere yönelik nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadelede etkin bir rol oynamadığını belirtiyor.
Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü talepleri arasında, Anayasa’nın 10. ve 24. maddelerinin eşit biçimde uygulanması yer alıyor. Kamilagaoğlu, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, ders kitaplarındaki ötekileştirici dilin düzeltilmesi ve inanç temelli ayrımcılığı suç sayan mekanizmaların kurulması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, geçmişte yaşanan katliamların araştırılması için TBMM’de bir komisyon kurulması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’de yeniden gündeme gelen barış sürecinin kalıcı, onurlu ve demokratik bir şekilde sağlanabilmesi için Alevi taleplerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Kamilagaoğlu, barışın adaletle ve hatırlamayla kurulabileceğini ifade ediyor. Alevi toplumunun taleplerinin bu süreçte net bir şekilde ortaya konması gerektiğine dikkat çekiyor.
Son olarak, Kamilagaoğlu, Avrupa’da yaşayan Alevilere ve Türkiye’deki Alevi toplumuna şu mesajı iletiyor: “33 yıldır kaybettiklerimizi geri getiremeyiz. Ama onların adını yaşatmak ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadele etmek boynumuzun borcudur. Sivas, yalnızca Alevilerin değil, demokrasinin de meselesidir. Adalet yerini bulmadan ne barış kalıcı olur ne de demokrasi.”
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Anayasa Mahkemesi’nin Sivas Katliamı davasındaki kararı, Alevi toplumunun yıllardır süren adalet arayışının yeni bir aşamasını temsil ediyor. Ancak bu karar, yalnızca bir simgesel kazanım olup, katliamın faillerinin ve sorumlularının yargılanmasını sağlamadığı için eksik kalmaktadır. Alevilik inancının özünde barış ve adalet yatarken, cezasızlık kültürünün sona ermesi için daha etkin adımlar atılmasını bekliyoruz. Bu süreçte, adaletin tesis edilmesi ve hakikatle yüzleşme, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.
— Alevi Gazetesi Editörü