Cumartesi Anneleri, 8 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul’da, Galatasaray Meydanı’nda 1115. hafta buluşmasını gerçekleştirdi. Bu eylemde, 45 yıl önce gözaltında kaybedilen öğretmen Süleyman Cihan’ın akıbeti bir kez daha gündeme getirildi. Kayıp yakınları, TBMM’ye sunulan çerçeve yasa teklifinin yeterli olmadığını vurgulayarak, adalet taleplerinin karşılanmadan kalıcı barışın sağlanamayacağını ifade etti.
Süleyman Cihan, 29 Temmuz 1981’de Edirne’den İstanbul’a gelirken sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Ailesinin yanı sıra avukatları da Cihan’ın akıbetini öğrenmek için çeşitli başvurular yaptı ancak emniyet, Cihan’ın gözaltında olmadığını bildirdi. O dönemde birçok tanık, Cihan’ın emniyette işkenceye maruz kaldığını dile getirdi. Gözaltında yaşananlar ve Cihan’ın ölümüne ilişkin çelişkili iddialar, hala belirsizliğini koruyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan, buluşmada yaptığı açıklamada, geçmişte yaşanan insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi gerektiğini belirtti. Arcan, hakikat komisyonlarının kurulması, zorla kaybetmelere dair cezasızlığın sona erdirilmesi ve devlet arşivlerinin açılması gibi taleplerin acil olduğunu vurguladı.
Arcan’ın aktardığına göre, aile ve avukatlarının 85 gün süren mücadelesi sonucunda Cihan’ın işkence sonucu öldüğü ve cansız bedeninin altıncı kattan atılarak intihar süsü verildiği ortaya çıkmıştı. Ancak, 2012 yılında dosyanın yeniden açılmasına rağmen, zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmıştır. Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının devam edeceğini belirterek, “Hakikat olmadan adalet, adalet olmadan barış olmaz” mesajını verdi.
Bu hafta buluşmasına katılan yazar Burhan Sönmez de Cumartesi Anneleri’nin mücadelesine destek vererek, iktidarların unutkanlığına karşı hatırlamanın ve hatırlatmanın önemine dikkat çekti. Eylem, kayıp yakınlarının Galatasaray Meydanı’ndaki anıta karanfil bırakmasıyla sona erdi.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Cumartesi Annelerinin adalet talebi, sadece Süleyman Cihan için değil, tüm kayıplar için bir ses olmalıdır. İnsan hakları ihlallerinin üstünün örtülmesi, toplumun barış içinde bir arada yaşama arzusunu zedeler. Geçmişle yüzleşmeden, adalet sağlanmadan kalıcı bir barış mümkün değildir; bu nedenle hakikat komisyonlarının kurulması ve cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi acil bir gerekliliktir.
— Alevi Gazetesi Editörü