Kurmeş Köyü’nde bulunan Quncik, Alevi toplumu için barışın sembolü olarak kabul edilmektedir. Bu taş yığını, yaklaşık 200 yıl önce Alevi pirleri tarafından oluşturulmuştur. Haydar Ber, Quncik’ın hikayesini paylaşarak, bu taşların nasıl Barış Anıtı’na dönüştüğünü anlattı. Ber, köyün Alevi bir yerleşim olduğunu ve Ağuçan pirlerinin köye sık sık geldiğini belirtti.
Quncik’ın oluşum hikayesi, Aziz Dede’nin köye geldiği bir gün yaşanan bir olayla başlamaktadır. Köylüler, Aziz Dede’yi karşılamak için koşarken, atın ürkmesi sonucu Aziz Dede yere düşmüştür. Bu durum üzerine köylüler, Aziz Dede’nin düştüğü yere taşlar dizerek, o yeri koruma altına almışlardır. Bu taşlar, zamanla barışın sembolü haline gelmiştir.
Aziz Dede, köylüler arasında barışı sağlamak amacıyla toplantılar düzenlemiş ve sorunların çözümünü mahkemeye gitmeden gerçekleştirmiştir. Ber, bu toplantıların köylülerin sorunlarını çözme yöntemlerinden biri olduğunu ifade etti. Ayrıca, çocukken yaşadığı bir olayı paylaşarak, Alevi toplumunun sorunlarını nasıl barışçıl bir şekilde çözdüğünü anlattı.
Haydar Ber, 12 Eylül döneminde yaşanan bir olayı da aktardı. O dönem annesi, Quncik’ın etrafında dolaşan askerlerle karşılaşmış ve onlara Quncik’ın anlamını anlatmıştır. Bu olay, Quncik’ın barışın sembolü olarak nasıl algılandığını göstermektedir. Ber, Alevi pirlerinin barışı sağlamak için taşlarla bir araya geldiğini ve bu geleneğin günümüzde de devam ettiğini belirtti.
Quncik, barışın sağlanması için bir yöntem olarak köy halkı tarafından benimsenmiştir. Haydar Ber, Quncik’ın hikayesinin günümüzde de barış arayışında bir örnek teşkil edebileceğini ifade etti. Bu taşlar, Alevi toplumu için önemli bir kültürel ve sosyal simge olarak varlığını sürdürmektedir.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Quncik, Alevilikte barışın simgesi olarak köydeki toplumsal dayanışmanın ve hoşgörünün bir göstergesidir. Aziz Dedenin yaşattığı bu gelenek, Alevi toplumunun sorunlarını barışçıl yollarla çözme iradesini yansıtmaktadır. Bu tür semboller, sadece geçmişi değil, aynı zamanda Alevi inancının özünü ve toplumsal birliğini de temsil eder; dolayısıyla, ayrımcılığa ve dışlayıcı tutumlara karşı durmalıyız. Barışın ve kardeşliğin yeşerdiği bu topraklarda, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeli ve her daim mazlumun yanında olmalıyız.
— Alevi Gazetesi Editörü