Ayazağa Cemevi Dedesi İbrahim Erdoğan, cemevlerinin Alevilikteki geleneksel ocak sisteminin yerini tutamayacağını belirtti. Erdoğan, kentleşme süreciyle birlikte Alevi toplumundaki pir-talip ilişkisinin zayıfladığını ve mevcut cemevi-federasyon yapısının bu boşluğu dolduramadığını ifade etti. Bu açıklamalar, 15 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen bir röportajda yapıldı.
Erdoğan, Alevi toplumunun kendi sorunlarını çözme kapasitesinin ocak sistemi aracılığıyla işlediğini, ancak bu sistemin Dersim Katliamı sonrasında büyük bir darbe aldığını söyledi. 1993 Sivas Katliamı’nın ardından Alevilerin cemevi ve kurumlar kurarak kentlerde daha fazla görünür hale geldiğini ifade etti. Ancak, bu kurumsallaşmanın ocak sisteminin etkisini azalttığını savundu.
Ocak sisteminin tarihsel olarak Alevi toplumu için önemli bir dayanışma ve sorun çözme mekanizması olduğunu belirten Erdoğan, “1935’e kadar hiçbir Alevi devlet mahkemesine gitmemiştir” dedi. Bu sistemin, Alevi toplumunun kendi içindeki sorunları çözme yeteneğini sağladığını vurguladı. Erdoğan, ocak sisteminin zayıflamasıyla birlikte Alevilerin devletle daha fazla iç içe geçtiğini ve bunun toplumsal bütünlüğü tehdit ettiğini ifade etti.
Erdoğan, cemevlerinin ocak sisteminin işlevini yerine getiremediğini belirterek, “Cemevleri asla ocak sisteminin yerini tutamaz” dedi. Cemevlerinde katılımcıların sorgulanmadan ceme alınmasının inancın özünden uzaklaşma anlamına geldiğini savundu. Ayrıca, mevcut cemevi modelinin Alevilik inancının temel unsurlarını yeterince yansıtmadığını ifade etti.
Ocak sisteminin kentlerde yeniden kurulup kurulamayacağına dair Erdoğan, inanç sistemini bilenlerin öncülük etmesi durumunda bu mümkün olabileceğini belirtti. Ancak mevcut cemevi yapısının bu ihtimali zayıflattığını ifade etti. Erdoğan, Alevilikte bireysel değil, kolektif bir anlayışın hakim olduğunu ve bu anlayışın korunması gerektiğini vurguladı.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
İbrahim Erdoğanın açıklamaları, Alevi toplumunun köklü ocak sisteminin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Cemevlerinin, Alevilikteki bu geleneksel yapının yerini tutamayacağı gerçeği, modernleşme sürecinin getirdiği zorlukları da ortaya koyuyor. Alevi toplumu, tarihsel dayanışma mekanizmalarını kaybetmemeli; aksi halde, devletle daha fazla iç içe geçmek zorunda kalacak ve bu durum toplumsal bütünlüğü tehdit edecektir. Alevi inancının öz değerlerine sahip çıkmak, her bireyin sorumluluğudur.
— Alevi Gazetesi Editörü