10 Ekim 1981 tarihinde, Türkiye’nin Dersim bölgesinde 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Behzat Firik, gözaltına alındı. Olay, 12 Eylül askeri darbesinin ardından gerçekleşti. Behzat Firik, Ovacık-Hozat sınırında bulunan Hülükuşağı köyüne bağlı Kale Deresi mezrasında askerler tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınmasının ardından, ormanlık bir alana götürülerek bir ağaca bağlandı.
Behzat Firik’in ağabeyi Ekber Firik, kardeşinin serbest bırakılması için askerler önünde yalvarmasına rağmen, bu talep kabul edilmedi. Ekber Firik de gözaltına alınarak bir ağaca bağlandı ve kardeşine yapılan işkenceleri izlemek zorunda kaldı. Askerlerin başındaki Yüzbaşı Aytekin İçmez, Behzat Firik’ten teröristlerin yerlerini öğrenmeye çalıştı. Ancak, Behzat ve Ekber Firik, bu konuda bilgi vermediler.
Behzat Firik, işkence sırasında ağır yaralandı. Vücudu kasaturayla kesildi ve ayakları ateşe maruz bırakıldı. Ardından, boğazına sıkılan bir kurşunla öldürüldü. Olayın ardından köylüler, baygın haldeki Ekber Firik’i ve işkence sonucu tanınmaz hale gelen Behzat Firik’in cansız bedenini buldu. Behzat Firik’in ölümü, ailesi ve toplumu derinden etkiledi.
Behzat Firik’in ağabeyi Ekber Firik, kardeşinin ölümünden sorumlu olanların yargılanması için Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvurdu. Dava süreci uzun bir zaman aldı. Mahkeme, Yüzbaşı Aytekin İçmez hakkında kasten adam öldürme suçundan ceza verdi, ancak sıkıyönetim dönemine ait düzenlemeler nedeniyle ceza uygulanmadı. Olaydan 28 yıl sonra, 30 Eylül 2009 tarihinde, emekli Albay Aytekin İçmez, Bursa’daki evinde ölü bulundu.
Behzat Firik’in babası Alevi Dedesi Seyfi Firik, oğlunun ölümünün ardından 26 yıl boyunca saçını ve sakalını kesmedi. Seyfi Firik, 10 Temmuz 2007’de 110 yaşında hayatını kaybedene kadar bu geleneği sürdürdü. Behzat Firik’in hikayesi, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan hak ihlalleri ve cezasızlık konularını gündeme getirmektedir.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Behzat Firik’in acı dolu hikayesi, Alevi toplumunun yaşadığı zulmün bir simgesidir. 1981de Dersimde yaşanan bu trajedi, devletin işkence ve ayrımcılığına karşı duruşumuzu pekiştiriyor. Zulme uğrayanların yanı sıra, bu olayın unutulmaması ve adaletin sağlanması için mücadelemizi sürdürmeliyiz, çünkü her acı, toplumsal hafızanın bir parçasıdır ve bizler mazlumların yanında durmaya devam edeceğiz.
— Alevi Gazetesi Editörü