DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, gazeteci Kemal Öztürk’ün Suriye’deki Arap Alevilerine yönelik yaptığı açıklamaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Koca, Öztürk’ün ifadelerinin nefret söylemi ve şiddeti meşrulaştırıcı nitelikte olduğunu belirtti.
Koca, TBMM’ye sunduğu soru önergesinde, Öztürk’ün açıklamalarının sadece Suriye siyasetine dair bir değerlendirme olarak görülemeyeceğini ifade etti. Koca, kullanılan dilin bir inanç ve kimlik grubunu hedef aldığını ve bu durumun toplumsal şiddeti meşrulaştırabileceğini vurguladı.
Alevi Haber Ağı’na göre, Koca, Öztürk’ün sözlerini Türkiye’deki geçmiş nefret söylemi ve cezasızlık politikaları bağlamında değerlendirdi. Koca, bu bağlamda Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas olaylarını hatırlatarak, Alevi kimliği üzerinden gerçekleştirilen hedef göstermelerin sonuçlarına dikkat çekti.
Koca, kamuoyuna açık televizyon yayınlarında bir inanç ve kimlik grubunu hedef alan ifadeler karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Kamu otoritesinin, farklı inanç ve kimlik gruplarının eşit yurttaşlığını ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etti.
Koca, Adalet Bakanlığı’na yönelik olarak beş soru yöneltti. Bu sorular arasında, Kemal Öztürk’ün ifadeleri hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı, Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesi kapsamında herhangi bir adli işlem yapılıp yapılmadığı ve Alevilere yönelik nefret söylemi konusunda Bakanlığın yürüttüğü politikaların olup olmadığı yer aldı.
Ayrıca, Koca, Cumhuriyet savcılıklarının resen soruşturma yetkisini kullanmamasının arkasında Adalet Bakanlığı’nın herhangi bir talimatı veya yönlendirmesi olup olmadığını da sordu. Koca, Alevilere yönelik nefret söyleminin cezasızlıkla geçiştirilmesinin bir politik tercih olup olmadığını sorguladı.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Perihan Kocanın Öztürkün nefret söylemini TBMM gündemine taşıması, Alevi toplumunun maruz kaldığı ayrımcılığın ve hedef göstermelerin yeniden hatırlanması açısından önemlidir. Alevilik inancının temel değerleri olan eşitlik ve adalet, bu tür söylemlere karşı durmayı gerektirir. Kamu otoritesinin, farklı inanç ve kimlik gruplarının güvenliğini sağlama yükümlülüğü, toplumsal barışın teminatıdır. Bu bağlamda, geçmişte yaşanan Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas olayları, unutulmaması gereken acı derslerdir ve bu tür söylemler karşısında sessiz kalmak, toplumsal şiddeti meşrulaştırmak anlamına gelir.
— Alevi Gazetesi Editörü