12 Eylül 1980'deki askerî darbe, Türkiye'de demokrasiyi askıya alarak hukuku susturmuş, toplumda korku ve işkenceye yol açmıştır. Cunta rejimi, bireylerin özgürlüklerini kısıtlayarak derin yaralar açmıştır.
12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askerî darbe, Türkiye’de demokrasiyi askıya almış ve hukuku susturmuştur. Bu dönemde, toplum üzerinde korku, işkence, idamlar ve yasaklar etkili olmuştur. Cunta rejimi, sadece ülkenin yönetimine el koymakla kalmamış, aynı zamanda bireylerin özgürlüklerini kısıtlayarak birçok hayatı olumsuz etkilemiştir.
Darbenin ardından, insanlar cezaevlerinde işkenceye, sürgüne ve ölüme maruz kalmış, aileler parçalanmış ve toplumda derin yaralar açılmıştır. Bu dönemde yaşananların sorumluları, gerçek anlamda hesap vermeden toplumdan çekilmiştir. Ancak, darbe sonrası oluşan baskıcı ve antidemokratik zihniyet, tamamen ortadan kalkmamıştır.
Geçmişle yüzleşmeden ve mağdurların hatırasına sahip çıkmadan gerçek bir demokrasi sağlanamayacağı ifade edilmektedir. 12 Eylül, sadece bir tarih değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi mücadelesi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu bağlamda, darbeleri ve antidemokratik anlayışları kınamak gerektiği vurgulanmaktadır.
12 Eylül’ün hatırasını yaşatmak ve bu karanlık dönemi unutturmamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu etkinliklerde, geçmişte yaşananların unutulmaması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızanın canlı tutulması gerektiği dile getirilmektedir.
📌 GAZETENİN NOTU
12 Eylül 1980'deki askerî darbe, Türkiye'de demokrasiyi askıya almış ve hukuku susturmuştur. Bu dönemde toplumda korku, işkence, idamlar ve yasaklar yaygınlaşmış, bireylerin özgürlükleri ciddi şekilde kısıtlanmıştır. Cunta rejimi, yalnızca yönetimi ele geçirmekle kalmamış, birçok kişinin hayatını olumsuz etkilemiştir.
— Alevi Gazetesi Editör