Alevi Gazetesi – Yazar Hasan Hayri Ateş, Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı’nda “Şer Zamanıydı” romanını tanıttı. Ateş, edebiyatın halkların dünyaya açılan penceresi olduğunu belirterek, Dersim Soykırımı’nın daha geniş kitlelere anlatılmasına katkı sunulacağını ifade etti.
Frankfurt Belediyesi Yabancılar Meclisi’nin (KAV) davetlisi olarak etkinliğe katılan Ateş, moderatörlüğünü Hüseyin Çatal’ın üstlendiği sunumda, romanın Almancaya çevrilmesi için yürütülen çalışmalara da değindi. Darmstadt Literaturhaus Yönetim Kurulu Başkanı Rainer Vollmar’ın Almanya PEN üzerinden bu konuda girişimlerde bulunduğunu aktaran Ateş, bu çalışmaların fuarla birlikte sonuçlanmasını umduğunu belirtti.
Ateş, romanın Almancaya kazandırılmasının Dersim Soykırımı’nın daha geniş bir okur kitlesine ulaşmasına yardımcı olacağını vurguladı.
Sırada ne var: Romanın Almancaya çevrilmesi için yürütülen çalışmalar devam etmektedir.
Dersim: Soykırımlar (1914-18 & 1937-38) — Dersim, Sultan II. Abdülhamit döneminde (1895, 1896) gerçekleşen katliamlardan da, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İ.T.C.) öncülüğünde Osmanlı Ermenilerine yönelik ülke çapında yürütülen soykırımdan da muaf kalmamıştır. Ancak İ.T.C. rejimi tarafından Dersim’de yürütülen soykırımın seyri hakkında tutarlı bir tablo çizmek zordur. Bunun başlıca sebebi, bu sürecin farklı iktidar koşulları altında ve özellikle yerel aşiret liderlerine bağlı şekilde yürütülmesidir. Fransız-Ermeni araştırmacı Raymond Kévorkian’ın da belirttiği üzere, Dersim’deki fiili tehcir uygulamaları ile İstanbul’a sunulan raporlar arasında sayılar ve olaylar bakımından belirgin çelişkiler göze çarpmaktadır. Aşağıda, ağırlıklı olarak Ermenilerin yaşadığı dört kazanın belirgin özelliklerine dair kısa bir özet yer almaktadır:
Soykırım — Soykırımlar, öncelikle sivillere karşı gerçekleştirilen aşırı derecede asimetrik ve kolektif şiddet olayları olarak anlaşılmaktadır. Çoğu araştırma alanında olduğu gibi, burada da konu ile terim arasında bir fark vardır. Bu şekilde tanımlanan şiddet biçimleri binlerce yıl öncesine kadar izlenebilse de, terimin kendisi ve dolayısıyla soykırımın neyi kapsadığına dair tanım görece yenidir. Bu konu pek çok kez anlatılmış olduğundan, burada yalnızca sonucu ele alınacaktır. 1948 yılından bu yana, soykırımın uluslararası hukuk çerçevesinde ne olarak değerlendirileceğini ayrıntılı biçimde tanımlayan bir BM sözleşmesi (Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi) bulunmaktadır. Bu tanım üç temel unsur içerir.