Ana SayfaGüncel HaberlerErdoğan: 16 Nisan'dan sonra...

Erdoğan: 16 Nisan’dan sonra sistem değişecek

Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yıldönümü etkinliklerine katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sözü referandum sürecine getirerek, “16 Nisan’da Türkiye, yönetim sistemini değiştiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 102’nci yıldönümü dolayısıyla 18 Mart Stadı’nda düzenlenen anma töreninde konuştu.

15 Temmuz darbe girişiminde yaşananlara değinen Erdoğan, “Dün analar ‘Ya şehit ol, ya gazi’ diye Çanakkale’ye gönderiyorlardı. Bugün terör örgütlerinin üzerine, Suriye’ye gönderiyorlar. 15 Temmuz’da sokaklara, meydanlara inip darbecilerin karşısına aslanlar gibi dikilen bu milletin önünde kim durabilir. Hep ne diyoruz? Korkaklar, zafer anıtı dikemez diyoruz. Milletimiz, cesaretini 15 Temmuz’da F16’lara, tanklara, helikopterlere direnerek gösterdi. ‘Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma sakın. Siper et gövdeni bu hayasızca akın…’ İşte, bu millet, bu gençlik, bizler milletimize şükran borcumuzu ödemek için 14 yıldır gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık, çalışıyoruz” dedi.

‘MEVCUT SİZTEMLE İLERİ GİTME İMKANI YOK’

Gelinen noktada mevcut sistemle daha ileri gidebilme imkanının olmadığını savunan Erdoğan, sözü referanduma getirerek şunları söyledi: “Türkiye’nin en reformcu, en ilerici projelere imzasını atmış kadro olarak, milletimize tarihi bir değişim teklif ediyoruz. 16 Nisan’da Türkiye, yönetim sistemini değiştiriyoruz. Sistemin esası, istikrar ve güven ortamını garanti altına almaktadır. Çok partili hayata geçtiğimiz günden beri hükümetlerin ortalama ömrünün 16 ay olduğu bu sistem, milletimize ağır bedeller ödetti. Madem dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek istiyoruz, bu ülkelerle rekabet edebilmemizi sağlayacak bir yönetim sistemine ihtiyacımız var. Darbe üreten mevcut sistem yerine, dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki yönetim sistemine geçiyoruz. Ve işte milletimizin huzuruna getirdik. Bu sistem öyle tercüme falan da değildir, yerlidir, millidir. Onun için de anayasa değişikliği ile gelen cumhurbaşkanlığı sistemini milli, yerli, demokrat olan herkes sahiplenmiştir. İnanıyorum ki, sahiplenecektir. Kardeşlerim, bizim gayemiz Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan, dönemin en modern ordularını dize getiren ecdadımıza layık olabilmektir. Çanakkale Savaşları nedeniyle oradaki ruhu, kararlılığı kalbinde hissetmeyen kimsenin yüreği, bu ülke için, bu millet için çarpmaz. Ülkemizde böyle bir kesim her zaman olmuştur. Çanakkale sırtlarında milletimiz canını feda ederken, birileri ne gerek var havasındaydı. Fırsat bulsalar anahtarı kendi elleriyle teslim ederlerdi. Tıpkı bugün Suriye’de ne işiniz var, Kafkasya’da ne işiniz var diyenler gibi. O zaman da milletimizin verdiği mücadeleyi sorguluyorlardı. Ama bu millet, Kurtuluş Savaşı’nı da kazandı, kendine devlet de kurdu. Türkiye Cumhuriyeti bizim ilk değil, son devletimizdir. Osmanlı da bizimdir, Selçuklu da bizimdir. Devleti yaşatmanın yolu, insanı yaşatmaktan; insanı yaşatmanın yolu da kendini güven içinde hissetmesini sağlamaktan geçiyor. Bu ülke önceliğini insanı yaşatmak yerine, kendi saplantılarına esir olmuş bir anlayış yüzünden çok bedel ödedi.”

‘1991 YILINDA BU SİSTEME GEÇSEYDİK…’

“1991 yılında bu sisteme geçseydik, 2023 hedeflerimize çoktan ulaşmıştık” diye devam eden Tayyip Erdoğan, “14 yılda ülkemizi götürebileceğimiz kadar ileri götürdük. Ne yaparsak yapalım, iş bir yere gelince tıkanıyor. 2007’yi hatırlayın, gayet güzel ilerlerken karşımıza olmadık bir engel çıkardılar. 367 gibi akıl dışı bir bahaneyle Meclis’i kilitlediler. Biz de çözümü millete gitmekte bulduk. Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi açısından hayata geçirilmiş bir reform oldu. Bunun bedeli olarak partime kapatma davası açtılar. Küçük çaplı anayasa değişiklikleriyle, yamayla da işler bir yere kadar yürüdü. 2013 yılından bu yana yaşadığımız hadiseler, değişikliğin kaçınılmaz olduğunun habercisiydi. 17-25 Aralık saldırısını milletimizin desteğiyle püskürttük. Bu defa diğer terör örgütlerini devreye soktular. Bir yandan DEAŞ, bir yandan PKK kanlı eylemlere girişti. Benim vatandaşlarımın yaşam özgürlüğünü ellerinden aldılar. Güvenlik güçlerimiz, çukurlarla ülkemizi böleceğini sanan teröristleri, o çukurlara gömdü” diye konuştu.

’16 NİSAN’DAN SONRA GEREĞİ YAPILACAKTIR’

“Fırat Kalkanı” operasyonuna da değinen Erdoğan, şöyle devam etti: “Kardeşlerim, sınırlarımız dışından saldırarak ülkemizi hedef alan teröristleri ise Fırat Kalkanı operasyonu ile bulundukları yerde imha ettik. Bu ülkenin teröristlere ya da arkasındaki güçlere verilecek tek bir karış toprağı; feda edilecek tek bir insanı yoktur. Bölünmeyeceğiz, bölünmeyeceğiz, bir olacağız. İri olacağız. Diri olacağız. Beraber olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte, Türkiye olacağız. Ülkemize yönelik tüm saldırıları boşa çıkanlar, 15 Temmuz’da bu defa kanlı bir darbe girişimiyle hedeflerine ulaşmak istediler. Bu millet, tankı topu görünce kaçar, evine saklanır, onlar da ellerini kollarını sallayarak ülkeyi teslim alır sandılar. Öyle olmadı. Milletimiz, o gece tarihinin en büyük kıyamlarından birini gerçekleştirerek FETÖ ihanet çetesi mensuplarını derdest etti. Yakalandıklarında itiraf ettikleri ne varsa, hepsini inkar ediyorlar. İstedikleri kadar inkar etsinler, ortada 249 insanımızın şahadeti, işgal edilmek istenen bir ülke var. O gece dökülen yüzlerce kanın sorumlusu kim? Silah arkadaşlarına kurşun sıkan kim? Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Özel Harekat Merkezimizi bombalayanlar kim? Milletimiz müsterih olsun, o katiller ve onları destekleyen kim varsa hak ettikleri cezayı alacaklar. Şu anda karşımda şehit aileleri var. Gazi aileleri var, hiç merak etmeyin. 16 Nisan’dan sonra parlamento inanıyorum ki, inşallah onlarla ilgili idam talebinizin de gereğini yapacaktır.”

‘AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE’

Başta Hollanda olmak üzere Avrupa ile olan referandum krizini de hatırlatan Erdoğan, şöyle dedi: “Bu bana geldiği zaman, tereddütsüz onaylarım. George ne diyecek, Hans ne diyecek? Bunlar bizi ilgilendirmez. 15 Temmuz musibeti bize, ülkemizin uzun zamandır ihtiyacı olan bir değişimin artık kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Hem bu tür musibetlerle bir daha karşılaşmamak, hem de 2023 hedeflerimize ulaşmak için. Meclis üzerine düşeni yaptı, şimdi sıra milletimizde. Yeni yönetim sistemini yurt içinde ve yurt dışında anlatmak için çalışmalara başladığımızda karşımızda garip bir tablo bulduk. Terör örgütleri karşı çıkıyor. Ana muhalefet partisi karşı çıkıyor. Hollanda’nın yönetimi baktık ki, benim Dışişleri Bakanımın uçuş iznini iptal ediyor, benim bayan bakanımı Hollanda’ya sokmuyor. Atlarını, itlerini benim oradaki vatandaşlarımın üzerine sürüyor. Almanya’nın Şansölyesi de onların yanında yer aldığını söylüyor. Yazıklar olsun size. Bunların birbirlerinden farkı yok, al birini vur ötekine. Ne yaparsanız yapın, bu milleti yolundan çeviremeyeceksiniz. 16 Nisan’da benim milletim, Batı’nın bu yanlış cevabına en güzel cevabı sandıklarda, demokratik bir şekilde verecektir. Bütün bu olanlar, herkesi bir yere doğru sevk ediyor. Yurt dışında üç milyona yakın seçmenimiz var. Bunları engellediler, varsın engellesinler. Almanyasıyla, Belçikasıyla, Danimarkasıyla… Kim olursa olsun, biliniz ki cumhurbaşkanınız her zaman dik durdu. Bundan sonra da dik duracaktır. ‘Hayır’ diyenlere sonuna kadar açtıkları kapıları, ‘Evet’ diyenler için sıkı sıkı kapattılar. Öyle ki bakanlarımız, sürekli salonlarının iptalleriyle dışlandılar. Kendi konsolosluk binamıza giremedik. Siz bakana kapı kapatamazsınız, uluslararası hukukta bunun yeri yok. He, böyle giderseniz bunun karşılığını da bulacaksınız.”

‘KÖPRÜNÜN AÇILIŞI ‘EVET’ DİYENLER İÇİN MÜJDE’

Erdoğan, konuşmasının devamında şunları belirtti: “Kardeşlerim, bugüne kadar yaptığım tüm ziyaretlerde anayasa değişikliğinin ülkemize neler katacağını uzun uzun anlatıyorum. Yalancıların ağzını kapatmak için, maddeleri teker teker izah ediyorum. Ziya Paşa’nın güzel bir sözü var; eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapıldığında birileri ‘Hayır’ dedi. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapıldığında ‘Hayır’ dediler. İzmit Körfezi’nde Osmangazi Köprüsü yapıldığında ‘Hayır’ dediler. Şurada 200 milyon insanın geçtiği Marmaray yapıldığında ‘Hayır’ dediler. Şimdi bugün, ‘Evet’, 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nün temelini atıyoruz, ‘Hayır’ mı ‘Evet’ mi? İnanın onlar yine ‘Hayır’ der. Beş yıl sonra inşallah bu köprünün açılışına gidiyoruz. Bu da cumhurbaşkanlığı sistemine ‘Evet’ diyenler için müjde, istemeyenlerin uykularını kaçıracak bir gelişme. Bu köprü, 102 yıl önce düşmanlarımızın şu boğazın dibine gömüldüğü, kıyıların mezarları haline getirildiği Çanakkale için yeni bir dönem anlamına geliyor.

Hani ne diyor o Çanakkale ağıdında; Çanakkale içinde vurdular beni, ölmeden mezara koydular beni… Çanakkale Köprüsü dardır geçilmez, şimdi en genişini yapıyoruz. Şimdi öyle bir köprü yapıyoruz ki, inşallah hem ecdada, hem gelecek nesillere layık bir eser olacak. Bunun bedeli 10 milyar 500 milyon Türk lirası. Değerli kardeşlerim, bu 17 yıl işletilecek, ondan sonra devlete bırakılacak. Böyle bir eser. İş bilenin, kılıç kuşananın. Bu köprü ile İstanbul, İzmir’e farkı bir şekilde yeniden bağlanmış oluyor. Ben burada, Çanakkale destanını yazan Gazi Mustafa Kemal ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. 15 Temmuz’da şehit olan vatandaşlarıma Allah’tan rahmet diliyorum. Biz kaderin üzerinde bir kadere teslim olmuş bir milletiz. Onun için, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Ve tekrar tekrar, bu anma törenlerinde bir araya gelme dileğiyle sizleri selamlıyorum.”

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Cuma Erçe: Newroz, umut ve kardeşlik bayramıdır!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu özel günün umut, kardeşlik ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak zulmün sona ermesi çağrısında bulundu. Alevi toplumu ve diğer halklarla birlikte kutlanan Newroz'un, mazlum halklar için bir umut ış

Erzincan Newrozunda barış ve eşitlik vurgusu yapıldı

Erzincan'da 2026 Newrozu, 'Demokrasi ve Özgürlük' temasıyla kutlandı; katılımcılar barış ve toplumsal eşitlik vurgusu yaparak, halkların eşit ve kardeşçe yaşayabileceği bir ortamın önemine dikkat çekti. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Newroz

Newroz, direnişin ve özgürlüğün simgesi olmalıdır!

Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz'u vesilesiyle yaptığı açıklamada, Newroz'un direniş ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak, halkların birlik ve dayanışma içinde savaş politikalarına karşı durmaları gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Newroz'un tarihsel kökleri ve Alevi in

Frankfurtta Sivil Darbeye Karşı Demokrasi Mitingi

Frankfurt'ta, Türkiye'deki sivil darbe sürecinin birinci yıl dönümünde CHP tarafından düzenlenen mitingde, demokrasi savunucuları bir araya geldi. Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şahin Karasu, Türkiye'deki baskılara karşı durarak, özgür basın ve bağımsız yargının önemini vurguladı
spot_img