21 Mart’ta tahliye edilen KJA üyesi Sara Aktaş, Kandıra Cezaevi’nin kadın mücadelesi açısından Türkiye’nin profilini yansıttığını söyledi. ‘Orada eşbaşkanlarımız, vekillerimiz, kadın mücadelesi yürüten onlarca kadın tutsak. Siyaset alanında ilk hedef kadınlar oldu’
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kürt kadınlarının çatı örgütü Kongreya Jinên Azad (KJA) Koordinasyon Kurulu üyesi Sara Aktaş, 14 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. 21 Mart’ta adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Aktaş, cezaevi sürecini ve maruz kaldığı hukuksuzluğu anlattı.
İddianame komedi
“Çok temelsiz ve hiçbir anlamı olmayan bir ihbarla, istihbarati bilgiyle gözaltına alınıp tutuklandım” diyen Aktaş, hakkında hazırlanan iddianameyi “skandal” olarak nitelendirdi. Google’dan isim taraması ile hakkında çıkan tüm haberlerin iddianamede yer aldığını söyleyen Aktaş, bir haberde PKK’nin kurucu kadrolarından Sakine Cansız için kullanılan Sara isminin kendisiymiş gibi iddianamede yer almasını şu sözlerle değerlendirdi: “Sakine Cansız olmam durumunda benim 2 yaşında örgütün kurucu üyelerinden biri olmam ve Paris’te katledilmiş olmam gerekiyordu. Bu kadar komediye varan bir skandal iddianame hazırlığı vardı.”
‘KJA illegalize ediliyor’
KJA’nın kapatılmasının ardından gözaltına alındığını söyleyen Aktaş, bu operasyonun baştan sona hukuksuz olduğunu ve KJA’nın tüm faaliyetlerinin illegalize edilmeye çalışıldığını ifade etti. Toplamda yaklaşık 17 yıllık bir cezaevi sürecinin olduğunu vurgulayan Aktaş, “Bütün ömrümü kadın mücadelesine adayarak çalışma yürüten birisiyim. Defalarca gözaltına alındım, defalarca böyle hukuksuz ve adaletsiz yargılamalara maruz bırakıldım. Benim açımdan kadın mücadelesinin varlıksal bir anlamı var. O yüzden böyle hukuksuzluklarla illegalize edilmeye çalışılarak irademin kırılması isteniyor ancak bu söz konusu bile değildir” dedi.
Siyasette ilk hedef kadınlar oldu
Bir hafta Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde kaldıktan sonra Kandıra Cezaevi’ne sevk edildiğini dile getiren Aktaş, Kandıra Cezaevi’nin kadın mücadelesi açısından Türkiye’nin hukuk profilini yansıttığını söyledi: “Orada eşbaşkanlarımız, vekillerimiz, belediye başkanlarımız, kadın mücadelesi yürüten onlarca kadın arkadaşımız tutsak edilmiş durumda. Siyaset alanında ilk hedef alınan kadınlar oldu. Belediye eşbaşkanlarımız, kadın vekillerimiz ve her şeyden önce HDP Eş Genel Başkanı Sayın Figen Yüksekdağ’ın tutuklanması da tamamen bu stratejiden kopuk değildir.”
Kürt kadınları bedel ödedi
KJA’nın kapatılmış olmasının kadın mücadelesi açısından bir sonu ifade etmediğini belirten Aktaş sözlerine şöyle devam etti: “Kürt kadınları onlarca yıldır mücadeleyi en ağır koşullarda, baskı altında ve büyük bedeller ödeyerek yürüttü. KJA da bu zincirin bir halkasıydı. Elbette şöyle bir hakikat var; derneğimizin kapatılmış olması bizim çalışmalarımızın durduğu ya da duracağı anlamına gelmez. Böyle olmadığını kadınlar TJA’nın kuruluşu ile yeniden deklare etmiş oldu.”
Cezaevlerine duyarlılık çağrısı
Cezaevlerinde yaşananlara ve açlık grevlerine de dikkat çeken Aktaş, ciddi hak ihlallerinin yaşandığını belirterek, “Bunların ortadan kaldırılması, yine dışarıda OHAL ile birlikte yürütülen hukuksuzluğun, soykırım politikalarının ortadan kaldırılması için cezaevlerinde ciddi bir direniş sergileniyor” dedi ve tüm kamuoyunu cezaevleri ile ilgili duyarlı olmaya çağırdı.
İSTANBUL/ŞÛJIN