“…Buyruk kesindi
Ölüm buyruğunu uyguladılar
Mavi dağ dumanını ve uyur
uyanık seher yelini
Kanlara buladılar…”
Ahmed Arif’in şiirine konu 33 Kurşun’un yıldönümü. Kürtçe adıyla Geliyê Sefo Katliamı. 74 yıl önce 28 Temmuz 1943 tarihindeki katliam resmi kaynaklarda farklı geçse de Wan’ın Qelqelî ilçesinde 33 köylü iki müfreze tarafından katledildi.
Yargısız kurşuna dizildiler
Hayvan kaçakçılığı iddiasıyla evlerinden bir gece yarısı toplatılıp karakola götürülen ve yargılama ardından suçsuz oldukları anlaşıldığı halde Sefo Deresi diye adlandırılan İran sınırında yargısız, sualsiz kurşuna dizilmişlerdir. Yukarı Koçkıran Köyü, Sefo Deresi yakınında yer aldığı için buradaki köylü silah seslerine ve çığlıklarına tanıklık etmişlerdir. Aradan geçen 74 yıla rağmen katliamın tanıklarının hala var olması bile katliamın sıcaklığını hissettiriyor.
Halen yaşayan tanığı var
Katliamın olduğu sene askerliği yeni bitirdiğini söyleyene 95 yaşındaki Rüstem Uyar, ilerleyen yaşına rağmen katliamın sıcaklığını dün gibi hissediyor. Katliamın bir iftira ile başladığını ifade eden Uyar, Mehmet adında birinin katledilenlerin isimlerini yüzbaşıya verdiğini ve bunun üzerine tutuklandıklarını söylüyor. Uyar, “Gelip hepsini aldılar ve sonra da Sefo deresinde onları öldürdüler. Biri bacağından yaralanarak, kurtuldu. Onu görmemişlerdi, İran’a kaçtı. Sonra Avrupa’da öldü” diye aktardı.
33 Kurşun adalet bekliyor
Katledilen 33 köylüden Memê Demirbacak’ın kızı Bedile Demirbacak (Bedo Ana) ise olay yaşandığında henüz 10 yaşındadır. Bedo Ana biriken öfkesini dile getirirken sesi titriyor ve katliamın yapıldığı yerin halen yasaklı olduğunu ve kemiklerine dahi ulaşamadıklarını söylüyor. Köylülerin bir gun gözaltına alınıp Seray’a (Saray) götürüldüklerini belirten Bedo Ana, “Biz Seray’a hapse gittik. Müdür bize ‘Koçkıran’a götürüp bugün öldürecekler’ dedi. ‘Koçkıran’a gidelim’ dedik ama askerler izin vermedi. Muğlalı aldı öldürdü onları” diye anlattı.
‘Yasa dahi izin vermediler’
Katliamdan sonra yaslarının yaşanmasına dahi izin verilmediğini belirten Bedo Ana şunları söyledi: “Katledilenlerden bir daha haber alamadık. Heso Çavuş köye geldi. Bırakmıyordu kimse yas dahi tutsun. İnsanlar gece gelip gizli gizli bir fatiha okuyorlardı ve gidiyorlardı. Heso Çavuş bırakmıyordu” şeklinde konuştu. Babası katledildikten 66 yıl sonra bu kez de Bedo Ana’nın oğlu Cemil Demirbacak sınırda Türk askerlerince katledildi.
WAN-dihaber