Ana SayfaGüncel Haberler'Kızımın resmine değil mezarına...

‘Kızımın resmine değil mezarına sarılmak istiyorum’

Sur’da yaşamını yitiren Zehra Oruç’un cenazesini isteyen aile, emniyet ve savcılık arasında mekik dokuyor. Yaşananlara tepki gösteren anne Bezo Oruç, “Kızımın resmine değil, mezarına sarılmak istiyorum” dedi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı sırasında 2016 yılının Mart ayında yaşamını yitiren YPS JİN üyesi Zehra Oruç’un (Tamara Şilan Sipan) cenazesi ailesine verilmiyor. Kızının cenazesini almak isteyen anne Bezo Oruç’un Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığı tüm başvurular ise sonuçsuz kaldı.

Kızının cenazesini almaya çalışan anne Oruç, bu süreçte yaşadıklarını anlattı.

POLİS: KIZIN ÖLSÜN MÜ?

Sur’da operasyonların sona ermesi ardından 2016 yılının Ağustos ayında kızının yaşamını yitirdiğini duyduğunu ve ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne giderek, akıbetini sorduğunu anlatan Oruç, emniyette 8 saat boyunca sorgulandığını söyledi. Anne Oruç, “Emniyette polisler bana bazı fotoğraflar gösterdiler. Baktığım fotoğraflardaki şehit olan kadın, kızım değildi. Polis bana, ‘Kızının cenazesi ya Malatya ya Elazığ ya da Gaziantep’tedir’ dediler. Birkaç saat sonra kızımın fotoğrafını gösterince polis bana, ‘Bu kişi ölmemiş. Sana kızının kimin dağa götürdüğünü söylesek ne yaparsın. Kızın ölsün mü, yoksa sağ mı yakalansın’ dediler. Ben de onlara, ‘ne ölsün ne de sağ yakalansın. Sağ yakalansa sizin ne yaptığınızı iyi biliyoruz’ diyerek tepki gösterdim. Daha sonra ise kan örneği verip, Adana’ya geldim” dedi.

‘3 HAFTA BOYUNCA YOLLARI AŞINDIRDIM’

Bir yıl boyunca kızının ne sağ olduğu ne de yaşamını yitirip yitirmediğine dair bilgi alamadıklarını söyleyen Oruç, geçtiğimiz Haziran ayında kızının yaşamını yitirdiğinin açıklandığını ve bunun üzerine Diyarbakır’a gittiğini aktardı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne cenazeyi almak için başvuru yaptıklarını dile getiren Oruç, ” Üç hafta boyunca Savcılığın ve Emniyetin yollarını avukatımız ile aşındırdık. Savcıya gittik bize, ‘Emniyete gidin kan örneği verin’ dedi. Daha sonra Emniyete gittik ve onlar da bize, ‘Kan örneğiniz var. Ama başvuru dilekçeniz kayıp. Gidin savcıya başvuru yapın’ dediler. Biz de Savcıya tekrar gittik. Zaten Savcıyı biz görmüyoruz; dilekçeyi katibine veriyoruz. Dilekçeyi verdik, tekrardan, ‘Emniyette gidin’ dediler. Emniyete gittik, bize, ‘Size bilgi vereceğiz. Gidin’ dediler. Ben de Diyarbakır’da kaldım. İki gün sonra Emniyete yeniden gittim; bana, ‘Siz Lice için başvuru yapmışsınız. Gidin, Savcılığa Sur için başvuru yapın’ dediler. Gittik Savcıyı bulamadık. Sur için hazırladığımız dilekçeyi katibine verdik” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

‘EMNİYET TOPU SAVCIYA, SAVCI İSE EMNİYETE… ‘

Emniyet ve Savcılık arasında 3 hafta boyunca mekik dokuduklarını ifade eden Oruç, avukatın da girişimleri ile savcıyla bir görüşme ayarladıklarını belirterek, şunları anlattı: “Avukat, savcının yanına gitti. Savcı bize ‘Kimse bana bilgi aktarmadı. Bundan kaynaklı bizim bilgimiz yoktur. Emniyete gidip kan örneği verin’ dedi. Biz de Emniyete gittik. Polisler, ‘Kan örneğiniz var. Biz Savcıya bilgi vereceğiz’ dediler ve yine bir şey yapmadılar.”

“Savcı topu emniyete, emniyette topu savcıya atıyor” diyen Oruç, Savcının kendilerini bir daha ondan kabul etmediğini söyledi. Avukatlarının tüm adli tıp kurumu morglarını arayıp; kan örneğinin gelip gelmediğini sorduğunu söyleyen anne Oruç, “Kimse ‘burada kan örneği var’ demedi. Polis kan örneğini adli tıpa bilerek göndermiyor. Şu anda Diyarbakır Emniyeti’nde kızımın kan örneği bekliyor” dedi.

‘KEMİKLERİNDEN KORKUYORLAR’

Kendisi gibi onlarca ailenin bu durumu yaşadığını söyleyen anne Oruç, devletin ailelere yaptığı bu uygulamayı “zulüm” olarak değerlendirdi. Oruç, son olarak şunları söyledi: “Biz cenazemizi istiyoruz. Bir mezarının olmasını istiyoruz. Neden vermiyorlar? Cenazelerden korktukları için vermiyorlar. Çocuklarımızın kemiklerinden korkuyorlar. Allah’tan korksunlar biz anneyiz, biz aileleriyiz, cenazemizi istiyoruz. Biz barış istiyoruz. Kimsenin ölmesini istemiyoruz. Ben kızımın resmine değil, mezarına sarılmak istiyorum. Cenazesi nerede ise oradan almak istiyoruz.”

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Newroz Ceminde barış ve birlik mesajları verildi

Antalya'da gerçekleştirilen Newroz Cemi'nde barış ve birlik mesajları verildi. Cemde, herkesin inancını ve dilini özgürce yaşaması gerektiği vurgulanarak, savaşların utanç verici olduğu ifade edildi.

Sultan Nevruz, Alevilikte diriliş ve umut simgesi!

Alevi Bektaşi Federasyonu, 21 Mart 2026'da kutlanan Sultan Nevruz Bayramı'nın Alevilikte diriliş, umut ve eşitlik simgesi olduğunu vurgulayarak, bu günün birlik ve dayanışma değerlerini temsil ettiğini belirtti. Ayrıca, mevcut eşitsizlikler ve ayrımcılıklara karşı durmanın

Newroz Ateşi Garip Dede Cemevinde Yakıldı

21 Mart 2026 tarihinde Garip Dede Cemevi'nde kutlanan Newroz etkinliğinde birlik, barış ve dayanışma mesajları verildi. Etkinliğe katılan önemli isimler, Newroz'un her halkın bayramı olduğunu vurgulayarak adalet ve özgürlük çağrısında bulundular.

Cuma Erçe: Newroz, umut ve kardeşlik bayramıdır!

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Newroz Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamada, bu özel günün umut, kardeşlik ve özgürlüğün sembolü olduğunu vurgulayarak zulmün sona ermesi çağrısında bulundu. Alevi toplumu ve diğer halklarla birlikte kutlanan Newroz'un, mazlum halklar için bir umut ış
spot_img